2 HAZİRAN 2020 SALI

Hüseyin Yağmur

OSMAN BATUR HAN'I BİLİR MİSİNİZ?

Hüseyin Yağmur

Bu günkü yazımızda bundan 67 yıl önce 29 Nisan 1951 tarihinde Urumçi'de kurşunlanmak suretiyle şehit edilen Osman Batur Han'dan bahsedeceğim.

Ümmetin meselelerine gençlik yıllarından beri kafa yoran bir şahıs olarak ben de Osman Batur Han'ı biliyor ancak yakından tanımıyordum. Nitekim aynı duygularla İsa Yusuf Alptekin'in Fatih Camii'nde soğuk bir kış günündeki cenaze namazına rahmetli Prof. Dr. M. Esad Coşan Hocaefendi ile birlikte katılmıştık. O, bu hususlarda çok hassas olduğu için o gün bu sembolik cenaze namazına gelen az sayıda şahıstan biriydi.

Kazak kökenli dostum Ahmet Bey'in yönlendirdiği kaynakları dikkatle tarayarak Osman Batur Han ve mücadelesi hakkında kısa bir özet hazırladım. Şimdi onu sizlerle paylaşayım:

Kazak Türklerinin büyük kahramanı Osman Batur, Altay vilayetinde doğdu. Asıl ismi Osman İslamoğlu idi. Batur ise lakabıdır. Babası orta halli bir çiftçi olan İslam Bey idi. Dedesi ise bir din adamı idi. Osman Batur 40 yaşına kadar doğduğu bölgede tarımla uğraşarak hayatını sürdürür.

1940 yılında Çin zulmü dayanılmaz boyutlara ulaşmıştı. Camilere tecavüz edip, Kur'an-ı Kerim'i yakan Çinlilere karşı protestolar yapan Türkler, 'isyancı' olarak suçlanıp tutuklanmaya başlamışlardı. Çinliler, Türklerin ellerindeki silahları da toplamaya başladılar. Osman Batur'un babası ve ailesinden bazı kişiler de, silahlarını Çin askerlerine teslim ettiler. Bunun üzerine, Osman Batur: 'Bu gün silahımızı alanlar, yarın canımızı da alırlar. Ben silahımı Çinlilere vermem. İstiyorlarsa ve güçleri yetiyorsa, gelip alsınlar!' der. Direniş için dağlara çıkar. Kendiyle beraber birçok Türk'ü de direnişe ikna edip peşinden dağlara çıkarmıştır.

Dağa çıktıktan sonra, Osman Batur'un hayatı, Çin ve Rus kuvvetlerine karşı direnişle geçti. 2.Dünya Savaş'ı sırasında Doğu Türkistan'daki Çin zulmü iyiden iyiye artmaya başladı. Osman Batur, kurtuluşun topyekün bir savaştan geçtiğine inanıyordu. O ve silah arkadaşları Altay bölgesini yavaş yavaş Çinlilerden temizledi. Tam da bu sıralarda 'Batur' lakabını aldı.

Osman Batur ve silah arkadaşlarının mücadelesi, 1941 yılı Ekiminden 1943 yılı Temmuzuna kadar devam etti. 22 Temmuz 1943'te Altaylar, Çinlilerden tamamen temizlenmişti. Altay Türkleri artık bağımsızdı. Bulgun'da yapılan bir törende Osman Batur, Altay Kazak Türklerinin Han'ı ilan edildi. Bilahare Altay Geçici Halk Cumhuriyeti Başkanlığına seçildi.

1944-1945 yıllarında, Tanrı Dağları'nın kuzeyindeki Doğu Türkistan Kazak Türkleri'nin yaşadığı bölgeleri de Çin istilasından kurtardı. 1944 yılının Ekim ayından 1947 yılının Şubatına kadar üç vilayetten oluşan Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti'nin askeri ve mülki amiri olarak görev yaptı.

Daha sonra, Şubat 1947'den Eylül 1949'a kadar Doğu Türkistan Cumhuriyeti koalisyon hükümetinin asli üyesi olarak görev yaptı.

Tüm bunlardan sonra, Çinliler büyük bir orduyla Türklere saldırmaya karar verdiler. Osman Batur ve silah arkadaşları, sayıca kendilerinden 10 kat fazla ve modern silahlarla donanmış düzenli orduya karşı savaştılar. 1949 yılında Osman Batur dar bir dağ bölgesine sıkışmıştı. Başlangıçta 30 bin savaşçı olan kuvveti 1950'de kadın ve çocuklar dahil 3-4 bine inmişti. Son sığındığı yer Gez Kurt bölgesiydi.

1951 Şubatında Çin ordusu yine bir baskın hücumu yaptı. Osman Batur cephanesi bittikten sonra Kanambal Dağı'nda yakalandı.

Tung-Huang şehrine götürüldü. Ellerinden ve ayaklarından zincirlerle bağlanarak zindana atıldı. Her gün kesintisiz işkence görüyor, kendisine yardımcı olan Türk'leri ele vermesi için sıkıştırılıyordu. Çeşitli işkencelerden sonra bir atın üzerine bindirilip 'Türkistan'ı, Çinlilerden kurtaracağım diyen adamın haline bakın' diyerek sokak sokak dolaştırdılar.

Bu halde bile son sözleri, bağımsızlık için mücadele edenlerin yolunu aydınlatacak bir meş'ale idi: Osman Batur her sokakta “Ben ölebilirim ama dünya durdukça benim milletim mücadeleye devam edecek” diye haykırdı.

Çinliler, işe yarayacak bilgi alamayacaklarını anlayınca Osman Batur'u göstermelik bir mahkemeye sevk ettiler. Mahkeme, önceden verilmiş kararı, 19 Nisan 1951 tarihinde açıkladı: 'Devrim düşmanlığı suçundan idam...'.

Osman Batur'u 29 Nisan 1951 tarihinde önce kulaklarını, sonra kollarını keserek Urumçi'de kurşunlamak suretiyle şehit ettiler.

Hazreti Hamza geleneğinin son takipçilerinden olan Osman Batur'u bu vesileyle ben de rahmetle anıyorum.

Doğu dünyasının nedense çok yakından tanımadığı bu efsanevi kahramanı Batılılar uzun zaman yakından takip ettiler. Hakkında kitaplar ve makaleler yayınladılar.

Nitekim İngiliz yazar Godfrey Lias   'Osman Batur uçak ve motor çağından evvel yaşasaydı, Türkistan hür olabilirdi' şeklinde orijinal bir tesbitte bulunur.

1951 yılında şehit edilmesinden sonra Tayvan, ABD ve İngiltere gibi ülkelerinin arşivlerindeki Osman Batur hakkındaki binlerce bilgi ve belge araştırmacıların ilgisine sunuldu.

Osman Batur'un hayatı ve mücadelesine hasredilmiş ilk doktora tezi İstanbul Üniversitesi'nde Prof. Dr. Abdülkadir Donuk'un danışmanlığında Ömer Kul tarafından hazırlandı.

Osman Batur'un mücadelesinde en baştan sonuna kadar birlikte bulunan ve gördüklerini bir yazar, bir siyasi gözlemci ustalığıyla hatıratına yansıtan Nurgocay Batur'un Kazak Türkçesinde Almatı'da yayınlanan 'Hürriyetin Sönmez Ruhu Osman Batur ve Nurgocay Batur'un Hatıraları' isimli eseri de konu ve dönem ile ilgili önemli bir kaynak teşkil ediyor. Eseri yayına Mimar Sinan üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Abdulvahap Kara hazırlamış.

11 Kasım 2009 günü Kazakistan'da Osman Batur'unun doğumunun 110.yılı münasebetiyle 'Hürriyetin Sönmez Ruhu' konulu uluslararası bir konferans gerçekleştirildi.

Konferansta Doç. Dr. Abdulvahap Kara Amerikalı tarihçi Linda Benson tarafından Kazakların Altın Efsanesi olarak nitelendirilen Osman Batur'un sadece İle, Tarbagatay ve Altay bölgesindeki Kazakların değil Türk Dünyasının önemli bir kahramanı olduğunu ifade ettiğini bildirdi.. Osman Batur ve arkadaşlarının mücadelesini bastırmak için Chiang Kai-sheck, Stalin ve Mao gibi dönemin önemli siyasi liderlerinin büyük gayret sarf ettiği ifade edildi.

Konferansta bir 'Osman Batur Araştırmaları Merkezi'nin kurulmasının yerinde olacağı belirtildi..

Osman Batur hakkında uzman araştırmacıların katıldığı konferansın kitabı 'Osman Batur İslamoğlu: Doğumunun 110 Yılında' adıyla yayınlandı.

Son zamanlarda kendimize iyice yabancılaştığımızdan kendi kahramanlarımızı da tanımıyoruz maalesef. Bu yazı umarım Osman Batur'u daha geniş kitlelere taşıyacak yeni bir başlangıç olur.

 

 

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

  1. Osman Batur Han gerçek kahramanlardan, bizim kahramanımız Türk dünyasının kahramanı.. Onu ve mücadele arkadaşlarını rahmetle anıyorum. Osman Batur'u andığınız anlattığınız için teşekkürler.

Yorum Yaz

  353419

-