Hüseyin Yağmur

OSMANLI SALTANATI KALDIRILDI ÖYLE Mİ?                                                                    

Hüseyin Yağmur

Ülkemizde yaklaşık 100 yıldır 1 Kasım 1922 tarihi ‘Osmanlı Saltanatının Kaldırılması' günü olarak büyük nutuklar ve tekrarlanan ezberlerle kutlanıp duruyor.

Koca koca profesörler dahi ilkokul ezberlerini topluma birer masal gibi anlatıp duruyorlar. Sonra da “Cumhuriyet bizi teb'a olmaktan çıkardı, özgür yurttaşlar yaptı” diyorlar. Halbuki bu ezberciler sadece tabiyetlerini değiştirdiler. Osmanoğulları'nın teb'ası olmaktan çıkıp başka bir saltanatın birer sadık teb'ası oldular.

Bu gün bu vesile ile saltanat konusunda ezberler dışındaki bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Saltanatı Kaldıran Atatürk, Son Ana Kadar Saltanatçı Gözüküyordu

 Son Padişah Vahdeddin, Mustafa Kemal Paşa'yı Samsun'a gönderirken O'nun istikbale ait düşüncelerinden haberi yoktur. Sultan Vahdeddin, padişah yaveri yaptığı Mustafa Kemal'e çok güveniyordu.“Mustafa Kemal'in siyasetle-askerliği ayıran tutumlarını beğenmekte, ‘Hangi partidensin?' sorusuna ‘İslam hilafetinin kuluyum, meşruti saltanatın sadık bir bendesiyim. Saltanatın masumiyetini kainatta her muhabbetten üstün tutarım.' sözlerine güvenip itibar etmektedir.” (Gençoğlu,1998:39)

 Dönemin bazı devlet adamları ise Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'a gönderilmesine açıkça karşı çıkmış ve bunu Sultan Vahdettin'e söylemişlerdi. Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi de bunlardan biriydi. “Eğer mutlaka, bir zat, bir asker gönderilecekse, başka birini araştıralım. Bana da bir söz hakkı tanıyın. Siz bu dinin halifesi, ben de şeyhülislamıyım. Din cihetinden sizin kadar ben de mes'ulüm..” dedim. Baktım, padişahın Mustafa Kemal'e tam itimadı var. Bana“Yanlış anlıyorsunuz suizan ediyorsunuz, benim onunla teşrik-i mesaim oldu. Fikrine, zihnine, zekâsına güveniyorum. Bizi anlayan, memleketin dertlerini bilen insan… Âteşin bir zekâ, âteşin bir zekâ…”diyordu ısrarla.(Düzdağ,2014:52)

Mustafa Kemal Paşa Samsun'a çıkmasının ardından saltanatçılık yapmaya devam eder. Bütün tarihi kayıtlar bu yöndedir. Mustafa Kemal Paşa'nın Erzurum kongresine hitab ettiği nutuk şu cümlelerle son bulmaktadır: "-En son olarak niyazım şudur ki: Cenab-ı Vacib'ülâmâl Hazretleri, Habib-i Ekrem'i Makam-ı Saltanat ve Hilafet-i Kübra'yı masun ve mukaddesatımızı düşünmekle mükellef olan hey'etimizi  muvaffak buyursun. Amin!.."  (Kadirbeyoğlu,2007: 61-62)

 Hal böyle iken 1 Kasım 1922 günü Osmanlı Saltanatının kaldırılmasına dair kanun tasarısı Mecliste tartışılmaya başlanıldı. Osmanlı Devleti'nin sona erdirilmesi, yani saltanatın kaldırılması, Lozan görüşmelerinden çok kısa bir süre önce gerçekleştirildi. Saltanatın kaldırılmasının görünür anlamı dışında, sembolik bir anlamı daha vardı: Ankara hükümeti böylece Osmanlı mirasının davacısı olmayacağını net şekilde açıklamış olmaktadır. Böylece Türkiye Misak-ı Milliye dahil olmayan konulardan, müzakereye bile lüzum görmeden sarfınazar etmektedir.

 Saltanat, Hangi Demokratik Yöntemle Nasıl kaldırıldı?

 TBMM'ne saltanatın ilgası ve Hilafet makamıyla ayrılması yolunda verilen kanun tasarısı görüşülürken Mustafa Kemal Paşa bu iradenin açıkça ‘kılıç hakkı'ndan kaynaklandığını ifade etmişti. "Hâkimiyet ve saltanat hiç kimse tarafından hiç kimseye, ilim icabıdır diye müzakereyle, münakaşa ile verilemez. Hâkimiyet, saltanat kuvvetle ve zorla alınır.Türk Milleti bu mütecavizlerin hadlerini ihtar ederek, hâkimiyet ve saltanatına isyan ederek kendi eline bilfiil almış bulunuyor. Bu bir emrivakidir.”

 Bu sözler üzerine Ankara Mebusu Hoca Mustafa Efendi söz alarak Meclise kimsenin emrivaki yapamayacağını anlatmaya çalıştı.

 Mustafa Kemal Paşa tekrar söz alarak cevap verdi:"Burada içtima edenler, Meclis ve herkes meseleyi tabi görürse, fikrimce muvafık olur. Aksi takdirde, yine hakikat usulü dairesinde ifade olunacaktır. Fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir."

 Ankara Mebusu Hoca Mustafa Efendi'nin kayıtlara geçen cevabı şöyle olmuştu:-Efendim, biz meseleyi başka noktai nazardan mütalaâ ediyorduk; izahatınızdan tenevvür ettik.(aydınlandık) (Alkan, 2009:227)

 Osmanlı Saltanatı Kaldırıldıktan Sonra Ne Oldu?

 Saltanat Osmanoğulları'nın elinden çıkmış, Ülkede artık yeni saltanat kurulmuştu. Dönemin bir çok şahidi bu tesbiti yapmış ve yeni sürece itiraz etmişlerdi.

 Nitekim Erzurum Mebusu Hüseyin Avni Bey "Milleti yetiştirmezseniz saltanat yine gelecektir". Saltanatın kaldırılmış olduğunu söyliyen safdillere: "Saltanat bir heyülâdır” diye cevap vermişti, "O her taraftan gelebilir.” (Topçu,2001:12)

1. Meclis'in önemli kurmaylarından Hamidiye Kahramanı Rauf Bey'di. Rauf Bey'in ve bazı arkadaşlarının muhalefeti, ülkenin geleceğiyle ilgili önemli kararların kendilerine haber verilmeden alındığı noktasındadır. Meclis'de 1. Grup Milletvekilleri Rauf Bey'i sıkıştırmaya kalkınca Rauf Bey, bir konuşma yapar ve “Asıl endişesinin saltanatı ilga ederek iktidarı ellerine geçirenlerin yeni bir saltanat kuracakları olduğunu açıklar.” (Bila,1999:41)

 Osmanlı Saltanatı Mensuplarını Kim Affetti?

 4-5 Mart 1924 gecesi apar topar yurtdışına sürgüne gönderilen Hanedan üyeleri bir süre sonra yeniden ülkelerine dönmeye başlamışlardı.

 Osmanlı Saltanatına son veren Atatürk, sıradışı bir kararla Osmanlı ailesine sahip çıkmıştı. Son Sadrazam Tevfik Paşa ve Sultan Vahdettin'in torunu olan Hümeyra ile ilgili verdiği karar bunlardan biriydi. Ancak mevzuatın  aksine bazı fiili uygulamalar da olmuyor değildi: Örneğin; Sadrazam Tevfik Paşa'nın büyük oğlu İsmail Hakkı Okday'ın, Vahdettin'in kızı Ulviye Sultan'dan doğan, ancak 1924 yılında annesi ile birlikte yurt dışına çıkmak zorunda kalan ve 431 sayılı yasanın kapsamına da giren kızı Hümeyra; babasının, Yarbaylıktan emekli olduktan sonra Moskova Başkonsolosu iken, Atatürk nezdindeki girişimleri sonucunda ve yine bizzat Atatürk'ün talimatı ile herhangi bir özel af yasası çıkarılmaksızın, bir refakatçi pasaportu ile (hiçbir şekilde yasal sayılamayacak, bir yöntemle) 1933 yılında Türkiye'ye dönmüş ve İstanbul'da yaşamaya başlamıştı.(Koçak,1990:129)

 Yıllar sonra bu kez 2.Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, saltanatçılıkla suçlanmaktan korkmadan 20 yıl önce yurtdışına çıkması için oy verdiği kişilerin ülkeye yeniden girişi için onay vermiştir. 21 Kasım 1945 tarihli gazeteler, Halife Abdülmecid Efendi'nin kızı, Haydarabad Nizamı'nın gelini Prenses Dürrüşehvar'ın, bir hafta kalmak üzere Türkiye'ye geldiğini haber veriyorlardı. (Koçak, 1990:133) 

 İşin sosyolojik özeti şudur: Türkiye'de saltanat hiçbir zaman kaldırılmamış, sadece el değiştirmiştir. 1 Kasım 1922 ‘den sonra bütün yaşananlar bunu açıkça göstermektedir.

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  059735

-