26 EYLÜL 2017 SALI

PAKİSTAN ORDUSUNDA NÖBET DEĞİŞİMİ VE ORDU-SİYASET İLİŞKİLERİ (1)

Pakistan’da haftalar süren spekülasyonların ardından Tümgeneral Kamar Cavid Bacva, Pakistan Silahlı Kuvvetleri Komutanı olarak atandı. Aktif ve gerçek gücün Silahlı Kuvvetler Komutanında olduğu sistemde Tümgeneral Zübeyir Hayat da rütbesi yükseltilerek Genelkurmay Başkanlığına atandı.


PAKİSTAN ORDUSUNDA NÖBET DEĞİŞİMİ VE ORDU-SİYASET İLİŞKİLERİ (1)

Ömer Arslan / Polis Akademisi Başkanlığı Araştırma Görevlisi

Obama dönemi Savunma Bakanlarından Robert Gates'in anılarında belirttiği gibi ‘Pakistan'da gerçek gücün sahibi' olan ordu, her ne kadar rutin şekilde siyasete müdahil olsa da 1999 yılından bu yana yönetimi eline almadı. Aksine 2013 yılında ülke tarihinde ilk defa seçilmiş bir hükümet görev süresini tamamladı. ‘Pakistan'ın en sevilen adamı' olarak nitelenen General Rahil Şerif'in emekliliği sonrası yeni ordu komutanını terörle mücadele, Taliban'la müzakereler ve Afganistan, Hindistan, Çin ve ABD ile ilişkiler başlıklarıyla yoğun bir gündem bekliyor.

Ordunun devleti

Pakistan Ekim 1958'de üç hafta arayla meydana gelen iki darbeden günümüze dek beş askeri darbe geçirdi ve demokrasi tarihinin büyük bir kısmında askeri yönetimler hakim oldu. Ülkenin kuruluşundaki gelişmeler -özellikle güçlü sivil liderler olarak Cinnah ve Liyakat Ali Han'ın vefatı ve sonrasında devamlı istikrarsızlık- orduyu tek bütüncül ve en güçlü siyasi aktör olarak bıraktı.

Siyasi istikrarsızlık ve dizginlenemeyen entrikalar ortasında Genel-Vali İskender Mirza, Eyüp Han'ın da işbirliğiyle 7 Ekim 1958'de sıkıyönetim ilan etti, daha sonra yönetime el koyduğunu açıkladı. Ancak bu iki-başlılık çok uzun sürmedi ve sıkıyönetim ilanından sonra icra gücünü elinde bulunduran Eyüp Han, anlaşıldığı kadarıyla Mirza'nın telefonlarını dinleyen ordusu eliyle aynı ay içerisinde Mirza'yı görevden aldı ve yönetime el koydu. Pakistan ordusu bu darbelerden daha önce ekonomi gibi alanlara sızmaya başlamıştı ancak ülke siyasetine müdahalesi darbeden sonra kalıcı hale geldi.

Her askeri müdahale Pakistan ordusunu ekonomiden kamu yönetimine kadar sisteme daha fazla angaje etti. Zülfikar Ali Butto dönemi kısmen hariç tutulacak olursa, bu durum neredeyse Soğuk Savaşın tamamında devam etti. Ordu, 1971'de Devlet Başkanı, 1973 seçimlerinde Başbakan olan Zülfikar Ali Butto'nun ilk döneminde sessiz kalmayı tercih ettiyse de 1977 yılında Ziya ül-Hak liderliğinde Butto'yu devirdi. Ordunun içerisinden çıkıp askeri müdahaleyle yönetimi ele geçiren ve kendi yönetimlerinin tek rakiplerinin siyasetçiler değil “ordu” olduğunu bilen askeri liderler Pakistan ordusunun siyasi rolünü beslediler. Ordu, Devlet Başkanı Ziya ül-Hak'ın 1988'de uçak kazasında ölmesinden sonra da ülke siyasetinde güçlü olmaya, hükümetler oluşturup hükümet devirmeye devam etti.

ABD, ordu üzerinden ilişki kurdu

Pakistan'ın eski Dışişleri Bakanlarından Hina Rabbani Kar'ın (2011-2013) da dediği gibi, ABD birçok başka ülkede yaptığı gibi, Soğuk Savaş boyunca ve ardından Pakistan'da işlerini orduyla görmeyi tercih etti. Birçok ülkede ordular sivillere göre daha anti-komünistlerdi ve serbest seçimlerin yol açabileceği sürprizlere karşı güvenlik sibobuydular. Pakistan'ı ziyarete gelen üst düzey ABD'li heyetler, önce Karaçi'ye, başkent İslamabad'a taşındıktan sonra ise Genelkurmay Başkanlığının yer aldığı Ravalpindiyi de ziyaret etmeyi adet haline getirmişlerdi.

Kimin ordu komutanı seçildiği de bu bakımdan ABD hükümetleri için oldukça önemliydi. 1990'ların başlarıyla beraber Pakistan ordusunda İslamcı generallerin yükselmesinden endişe duyan ABD makamları, özellikle Saddam'ın Kuveyt'i işgaline destek veren ve İran'a yakın duran Ordu Komutanı General Mirza Aslam Bey'den (1988-1991) büyük rahatsızlık duymuştu.

Öyle ki, o dönem yine Başbakan olan Navaz Şerif, Pakistan Devlet Başkanı ve birkaç generalin de desteğiyle ve Amerika'nın da uygun gördüğü General Asıf Navaz'ın bir sonraki Genelkurmay Başkanı olacağını, teamüllerde pek de yeri olmayan bir biçimde Aslam Bey'in emekliliğinden tam iki ay önce açıkladı. Genelkurmay Başkanlığına aday olan diğer isim Hamid Gül'dü ve General Bey'in isteği de görevi ona devretmekti.

Ama Amerikanın İslamabad Büyükelçisi Robert Oakley, Gül'ü ‘Saddam Gül' olarak adlandırmıştı. Ordu Komutanı olan Asif Navaz ise daha Genelkurmay Başkanı olarak atanmadan, General Bey'in ağırladığı üst düzey İranlı ziyaretçilere Bey'in ‘topal ördek' olduğunu ve onun yerini aldığında döneminde yapılan tüm faaliyetleri ve verilen sözleri gözden geçireceğini söylemişti.

Pakistan Cumhurbaşkanı Faruk Legari (1993-1997) Zülfikar Ali Butto'nun ABD'de okuyan ve ülkeye döndüğünde ABD büyükelçiliğince desteklenen Benazir Butto'yu ordunun talebi üzerine Kasım 1996'da görevden azletti. Ancak son kararı vermeden önce eski Dışişleri Bakanı Sahipzade Yakup Han ve Ziya ül-Hak'ın Kurmay Başkanı Seyyid Refakat Han, ABD'nin İslamabad Büyükelçisi Tomas Simons'u ziyaret ettiler ve kahve içerken ABD'nin Butto'yu ne kadar önemsediğini ve azledilmesi halinde büyük tepki verip vermeyeceğini anlamaya çalıştılar. Simons, yıllar sonra verdiği bir röportajda ziyaretin sebebini sonradan anladığını ve Butto'ya yönelik plan kendisine söylendiğindeki aldırmaz tepkisiyle verdiği sinyalin ‘istem dışı' olduğu iddia eder. Bu anekdotlar, ABD'nin İslamabad büyükelçisinin Pakistan siyasetindeki önemine işaret eder.

1999'da Başbakan Navaz Şerif'e darbe yaparak yönetime ele koyan Pervez Müşerref, 11 Eylül saldırılarıyla ABD desteğini yanına alsa da, ABD'nin Afganistan'ı işgali sonrasında Amerikan piyonu gibi görünmesi yönetiminin meşruiyetini azalttı.

Müşerref orduyu siyasete daha da angaje etti; askerler sokakta dükkan dükkan gezerek ödenmeyen vergileri toplamaya çalıştı ancak bu halkın askere olan tepkisini arttırdı.

Devlet Başkanı Müşerref, üniversitelere emekli generalleri rektör olarak atadı. Ordunun zaten fazla olan siyasi gücünü daha da arttırdı. Ancak ordunun siyasete dahlini öylesine barizleştirdi ki politikası geri tepti. Müşerref'in 2008 yılında çekilmesinden sonra Ordu Komutanı olan General Eşfak Kayani döneminde emekli generallerin üniversite yönetimlerinden çekilmesi sağlandı. Ancak General Kayani de görev süresinin 3 yıl uzatılması nedeniyle popülerliğini yitirdi.

ABD'nin Güney Asya politikalarını en yakından ve en üst düzeyde takip eden Bruce Riedel'e göre, General Kayani'nin görev süresinin uzatılmasını sağlayan da perde arkasından çalışan Washington yönetimiydi. Her ne olursa olsun, Müşerref döneminde yapılan yanlışlar ve ordunun sonradan kurumsal olarak pişman olduğu işlere sürüklenmiş olması, Pakistan ordusunun açık askeri darbelerden yüz çevirmesi sonucunu da doğurdu.

General Şerif dönemi

Geçen yıl Pakistan'da görüşme fırsatı bulduğumuz emekli generaller ve diplomatlar, Pakistan ordusunun halen çok güçlü olduğunu, Ordu Komutanı Rahil Şerif'in yönetimi devralmak istemesi halinde bunun serçe parmağını oynatmasına bağlı olduğunu söylemişlerdi. Ancak ordunun Müşerref döneminden dersini aldığını ve Pakistan'ın dertlerini onların bile çözemeyeceğini çok iyi anladıklarını not ediyorlardı.

Ordu askeri yönetimle işleri devralması halinde ilk dönemde büyük sevgi ve saygı göreceğini ancak orta ve uzun vadede sorunlar çözülemediğinde yine halkın öfkesine hedef olacağını çok iyi gördü. Kısacası, ordu son dönemde müdahale etme imkanı kalmadığı için, darbe yapmak istemediği için darbe yapmadı. General Rahil Şerif döneminde de ordu, Ziya ül-Hak'ın ölümünden bu yana hakim olduğu otonom alanlarında kontrolünü sürdürdü.

2014'te bir anda Pakistan'da beliren ‘alim' Tahir ül-Kadri'nin, Pakistan Adalet Hareket partisi lideri İmran Han ile birlikte başını çektiği protestolar İslamabad'ı felç ettiğinde de devreye General Şerif girmiş, taraflar arasında arabulucu olarak hükümeti felç eden eylemlere son verdirmişti. Pakistan ordusu bu dönemde de Afgan politikasını belirledi ve Hindistan'la gerilen ilişkileri kontrolü altında tuttu. Tüm ulusal güvenlik konularında kamu diplomasisini ordu yürüttü.

Peşaver'de orduya ait bir okula yapılan Taliban saldırısı sonrasında olduğu gibi ‘Ulusal Eylem Planı' ismiyle terörle mücadele politikasını Navaz Şerif hükümetine dayattı ve bazı yasaların çıkması geciktiğinde hükümeti uyardı. Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru ismiyle anılan Çin'in Pakistan'a yönelik devasa ölçekteki stratejik yatırım planını sahiplendi.

Devamı yarın...

Yorum Yaz

  635216