30 MART 2017 PERŞEMBE

PAKİSTAN ORDUSUNDA NÖBET DEĞİŞİMİ VE ORDU-SİYASET İLİŞKİLERİ (2)

Hiç şüphesiz yeni Ordu Komutanı’nın gündeminde Afganistan’la gerilen ilişkiler ve ABD’nin de Afganistan’ı istikrara kavuşturmak adına bugüne kadar desteklediği Taliban’la uzlaşı çabaları en önemli maddelerden olacaktır. Henüz kayda değer mesafe alınamayan görüşmelere Afgan Talibanı’nın da anlamlı şekilde katılması için Pakistan’ın, özellikle de ordu kontrolündeki Pakistan İstihbarat Servisinin eline bakılıyor.


PAKİSTAN ORDUSUNDA NÖBET DEĞİŞİMİ VE ORDU-SİYASET İLİŞKİLERİ (2)

Ömer Arslan / Polis Akademisi Başkanlığı Araştırma Görevlisi

Yeni komutan, yeni dönem?
Pakistan'da sivil yöneticilerin belli umutlarla komuta kademesini atadığı ancak bu umutların boşa çıktığı çok sayıda örnek var. Zülfikar Ali Butto'nun olası generaller arasında kıdem bakımından en altta yer almasına rağmen ordu içerisinde kimse tarafından tanınmadığı ve çok pasif durduğu için itaatkar olur umuduyla 1976 yılında Ordu Komutanı olarak atadığı Ziya ül-Hak tarafından devrilmesi ve darağacına gönderilmesi ise büyük bir ironiydi.

Bu açıdan Butto yıllar önce Genel Vali Gulam Muhammed'in ‘müteşekkir olur ve itaat eder' umuduyla seçtiği Eyüp Han'ı atarken yaptığı hatayı tekrarlamıştı. Yıllar sonra Navaz Şerif, ordu komutanlığı için olası adaylar arasında kıdem sıralamasında en altta yer alan Kamar Cavid Bacva'yı atamayı uygun gördü. Şerif hükümetinin yeni Ordu Komutanı Bacva'yı düşük profilde olduğu için atadığına dair iddialar ortaya atıldı. Ordunun kurumsal olarak bu kadar güçlü olduğu Pakistan'da, bunun pek olası olmadığı ortadadır. Ayrıca Bacva'nın bir general olarak silahlı kuvvetler bünyesinde ciddi bir itibarının olduğu görülüyor. Ayrıca, Pakistan-Hindistan sınırında yıllarca komutanlık yapmış olması da itibarını ve kendisine olan güveni arttırıyor.

Bacva ile ilgili göze çarpan bir başka husus kendisinin ABD'de eğitim almış olması ve Kongo'da uluslararası barış gücüne komutanlık etmesi. Bu bakımdan ABD askeri çevrelerinden son dönemde sıkça bahsedilen ‘Pakistan ordusunun kayıp Amerikan nesline' dahil değil. Bu çevrelerde özellikle 1990'lı yılların başlarında Pakistan'a uygulanan bazı yaptırımlardan ötürü yeteri kadar Pakistanlı subayın ABD'de eğitim alamadığı, dolayısıyla Pakistan ordusunun eskiden olduğu kadar iyi tanınmadığı söylenmekteydi. Ne Ordu Komutanı Bacva ne de yine Batı'da askeri eğitim almış olan Zübeyir Hayat bu ‘kayıp nesle' ait değiller.
ABD-Pakistan ilişkilerinin geleceği
Ancak son dönemde çok gerilmiş olan ABD-Pakistan ilişkilerindeki hayal kırıklığının devam etmesini bekleyebiliriz. ABD, parası uzun zaman önce ödenmiş olmasına rağmen Pakistan'a 1980'lerin ortalarında söz verdiği F-16 savaş uçaklarını hala teslim etmedi ve ödenen parayı da iade etmeyi reddetti. Clinton ve Obama yönetimleriyle bariz şekilde gelişen ABD-Hindistan ilişkilerinin Trump yönetiminde de devam edeceği görülüyor.
Trump yönetiminde Hindistan yanlısı tutumu törpüleyebilecek tek faktör, Afganistan'da ABD birliklerine komuta etmiş emekli General Petraeus gibi ABD'li komutanların yeni yönetimde önemli mevkilere gelmesi olacak. Trump yönetiminde adı dışişleri bakanları adayları arasında zikredilen Petraeus, son olarak, yaygın kanaatin aksine Pakistan istihbarat örgütünün Taliban teröristlerini desteklediği iddiasının doğru olmadığını söylemişti. Petraeus'un sözleri Pakistan'da çok olumlu yankılandı. Obama döneminde Pakistan-ABD ilişkilerinin önündeki en büyük engellerden birisi de Amerikan Kongresiydi. O dönem Savunma Bakanı olan Robert Gates bu durumu anılarında, ‘Pakistan'a askeri ve ekonomik yardım için bir paket hazırlamıştık ancak Kongredeki aptallar buna engel oldu' diyerek anlatır.
Zayıf siyaset, yoğun gündem
Diğer yandan ABD ile ilişkiler nasıl gelişirse gelişsin, Pakistan kendisini Çin çapasına teslim etmiş durumda. Önümüzdeki yıllarda Pakistan'a 46 milyar dolar yatırım yapmayı planlayan Çin'le stratejik ortaklık devlet politikası haline geldi. Pakistan'da günlük hayatı durma noktasına getiren ve ekonomiye zarar veren sürekli elektrik kesintilerinin bu şekilde halledileceğine inanılıyor.

Soğuk Savaş döneminden kalma altyapı (köprüler, yollar, barajlar) Çin yatırımlarıyla yenileniyor ve yenileri yapılıyor. Birkaç hafta önce Pakistan'ın güneyindeki Gvadar limanı Çin yatırımıyla aktif hale geldi ve ilk sevkiyat devlet töreniyle yapıldı. Pakistan ordusunun ülkenin farklı yerlerinde (Karaçi'den Belucistan'a kadar) yürüttüğü terörle mücadelenin amacı ülkeyi Çin yatırımları için güvenli bir yer haline getirmek. Bu da demek oluyor ki ordu da kendisini bu politikaya adamış durumda. Soğuk Savaş döneminde Sovyetler veya Çin'in Pakistan'a herhangi bir yatırım planı veya askeri eğitim talebini kendisine ve hür dünyaya tehdit olarak gören ABD'de Obama yönetimi Çin'in Pakistan'daki varlığını şimdiye dek sessizce karşıladı.

Untitled-2_1

Hiç şüphesiz yeni Ordu Komutanı'nın gündeminde Afganistan'la gerilen ilişkiler ve ABD'nin de Afganistan'ı istikrara kavuşturmak adına bugüne kadar desteklediği Taliban'la uzlaşı çabaları en önemli maddelerden olacaktır. Henüz kayda değer mesafe alınamayan görüşmelere Afgan Talibanı'nın da anlamlı şekilde katılması için Pakistan'ın, özellikle de ordu kontrolündeki Pakistan İstihbarat Servisinin eline bakılıyor. Pakistan ise henüz bu konuda ciddi bir mesafe alabilmiş değil.

Pakistanlı Emekli Amiral Arşad Gilani'nin Soğuk Savaş sona ererken “güce sahip olan hiç kimsenin gücünden vazgeçmek istemeyeceğini kabul edelim. Eğer [Butto'nun partisi] PPP [aslında tüm siyasi partiler] gücünü muhafaza etmek istiyorlarsa yönetme konusunda ordudan daha iyi olduklarını ispatlamaları gerekir” demişti ancak Şerif ailesinin de adının karıştığı Panama belgeleri siyasete zaten az olan güveni büyük ölçüde sarstı. Muhalefetin en güçlü ismi olarak görünen eski kriketçi İmran Han ise eylemlerle hükümeti felç etmek ve ordu müdahalesine zemin hazırlamayı amaçlayan bir siyaset izliyor. İmran Han 2014 yılında ortaya çıkan protesto eylemleri sırasında Pakistan ordusunu bir hakeme benzetmiş ve hakemin her an elini kaldırabileceğini söylemişti. Hakem yani ordu elini kaldırdığında Şerif hükümetinin işi bitmiş olacaktı.

Kısacası, Pakistan'da sivil siyasetin elinin güçlendiği ve başta Afganistan ve Hindistan'la ilişkiler gibi belirli konu başlıklarında ipleri eline aldığı bir durum kısa vadede olası görünmüyor. Ordu ise istikrarsız, kırılgan, Afganistan'ın geleceği nedeniyle büyük bir belirsizliğin yaşandığı; Hindistan ve Amerika arasındaki stratejik ortaklığın derinleştiği ve ülke içinde terör şebekelerinin bulunduğu bir ortamda milli ve siyasete müdahil en güçlü kurum olarak varlığını sürdürmeye devam edecek gibi duruyor.

Yorum Yaz