2 HAZİRAN 2020 SALI

Fahri Sarrafoğlu

PEYAMİ SAFA’NIN “AKŞEMSETTİN’İN “TORUNU OLDUĞUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?

Fahri Sarrafoğlu

Edirnekapı Şehitliği'ni adım adım gezmeye devam ediyoruz. 15 Temmuz Şehitlerimizi ziyaret ettikten sonra hemen Peyami Safa'nın da mezarını görebilirsiniz. Peki, bu ünlü edebiyatçımızın Fatih Sultan Mehmet'in hocası Akşemsettin'İn torunu olduğunu biliyor muydunuz?  İşte detaylar:

HAYATI HASTALIKLARLA GEÇTİ
02 Nisan 1899'da İstanbul'da doğdu, 15 Haziran 1961'de İstanbul'da yaşamını yitirdi. Psikolojik romanlarıyla tanınan yazar. Şair İsmail Safa'nın oğludur. Babası Sivas'ta sürgünde yaşamını yitirdi. Yoksulluk ve 9 yaşında yakalandığı kemik veremi nedeniyle düzenli bir eğitim almadı. Bir yandan çalışırken bir yandan da kendi kendini yetiştirdi. 13 yaşında hayata atıldı. Posta Telgraf Nezareti'nde memur olarak çalıştı. 1914-1918 arasında öğretmenlik, 1918-1916 arasında gazetecilik yaptı. Hayatını yazıları ile kazandı. Hastalıklar ömrü boyunca yakasını bırakmamıştır. Hastalıklı bir çocukluk dönemi geçirmiş ve bu, onun bedenini zayıf bırakmakla birlikte edebi kişiliğinin gelişmesinde etkili olmuştur. Hastalıkların ilerleyen yaşlarda da yakasını bırakmadığı Peyami, yakın dostlarına sürekli 'Bende her hastalık var' demiştir. Hayatının önemlice bir kısmı hastane köşelerinde geçen romancı, tıp konusunda Prof. Dr. Ayhan Songar'ın da belirttiği gibi birçok doktoru aşan bir birikim, uzmanlık ve tecrübe kazanmıştır. Bunu kitaplarında da görmek mümkündür.

AKŞEMSETTİN'İN TORUNUDUR
Peyami Safa'nın baba tarafından soyu, Fatih Sultan Mehmet'in hocası Akşemseddin'e kadar ulaşmaktadır. Bu durum soy kütüğünü okuyan tarihçi İsmail Hami Danişment tarafından tespit edilir. Peyami de bir süre öğretmenlik yaparak aile içerisindeki 'ulema' sınıfı geleneğini devam ettirir.

1960 DARBESİNİ DESTEKLEMEMİŞTİR
Peyami Safa, 1960 Darbesi'ni desteklememiş ve destekleyenleri eleştirmiştir. Bu eleştirilerden nasibini alanlar arasında o zamanların genç gazetecisi Çetin Altan da vardır. Durum, Milli Birlik Komitesi'ni rahatsız eder ve darbeyi yapan generallerden Çetin Altan'a sempati duyan bir tanesi Peyami Safa'yı makamına çağırtarak "Sen kim oluyorsun da Çetin Altan'a komünist diyorsun?" diyerek tehdit eder. Peyami, generalin elinden komitenin milliyetçi üyelerinden Yüzbaşı Ahmet Er sayesinde kurtulur.

OĞLU MERVE SAFA'NIN ÖLÜMÜ ONU YIKTI
Merve Safa, 1957 yılında teşhisi tam olarak konulamayan ama günden güne ilerleyen bir hastalığa yakalandı. 27 Şubat 1961'de Erzincan'da yedek subay olarak askerliğini yaparken vefat etti. Zaten hayatı boyunca hastalık ve acılarla boğuşmuş olan Peyami'ye bu ayrılık çok dokundu. Oğlunun ölümünden sonra sadece dört ay daha yaşadı ve 15 Haziran 1961'de bir gece yarısı hastalanarak hayata gözlerini yumdu.

ATATÜRK'E NEDEN: “OLMADI PAŞAM” DEDİ?
Edebiyatçıları çevresinde toplayan Atatürk, Halit Fahri Ozansoy'a "Edebiyat sözünden ne anlamamız gerekir?" diye sorar. Ozansoy anlatırken sözünü keserek "Olmadı, efendi olmadı!" diyerek onu paylar ve yerine oturtur. Bu kez kendisi tanımlamaya başlar 'edebiyat' kavramını. Alkış ve iltifat beklerken Peyami'nin çıkışıyla şaşırır: "Olmadı Paşa Hazretleri olmadı!" Toplantının devamında Peyami'nin görüşlerini dinleyen Atatürk, edebiyat konusundaki yetersizliğini itiraf eder ve Peyami'ye teşekkür eder.

MUTSUZ VE ÇİLELİ BİR EVLİLİK
Karısı Nebahat Hanım... Annesini kaybeden Peyami, hayatına yeni bir yön çizmeye karar vermiştir. 1937 yılında amatör bir yazar olarak hikayesini göstermek üzere kendisini ziyarete gelen Nebahat Hanım'la tanışır ve evlenir. Evliliklerinin hemen akabinde Nebahat Hanım'ın bedensel ve sinirsel hastalıkları ortaya çıkar. Bu hastalıklar zaman içerisinde ilerler ve Nebahat Hanım yatalak hale gelir. Karısını, tedavi için yurtdışına götürmek de dahil her yolu deneyen Peyami'nin evliliği 'bir mutsuzluk mirası'na dönüşür.

 fahri30mart1

FAHRİ SARRAFOĞLU - TERCÜMEİHÂL

Gazeteci, Yazar, Manevi Şahsiyet Eğitim Uzmanı1966 yılında Aksaray’da doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini Aksaray’da tamamladı. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü’nü bitirdi. Bir yıl Londra’da dil eğitimi aldı. Daha sonra Anadolu Üniversitesi İlahiyat Fakültesini de bitirdi ve “Din Psikolojisi” alanında çalışmalar yaptı. Bu alanda İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde öncelikli olmak üzere birçok psikolojik eğitimlere katılarak Psikologlar ve Psikiyatristler Derneği’nin sertifkalarını aldı.Gazeteciliğe 1990 yılında İhlas Holding’de “Turkey” İngilizce ekonomi gazetesinde başladı. Aynı yayın grubu ile bir de dergi çalışmalarını yürüttü. İstanbul Kuyumcular Odası ile birlikte Gold News kuyumcu dergisini çıkardı. İHA’da Ekonomi Müdürü olarak çalışmaya devam etti. Çeşitli radyolarda haftalık programlar yaptı. Gazetecilik ve yazarlık mesleğine ara vermeden MÜSİAD basın danışmanlığı ve Basın ve Halkla İlişkiler Koordinatörlüğü görevini yürüttü. Aynı zamanda Akit Gazetesinde ekonomi yazıları yazdı ve röportajlar yaptı. 1998 yılından 2013 yılına kadar ise Yeni Şafak gazetesi ekonomi servisinde çalışmalarını sürdürdü.Bu süre içerisinde çeşitli internet sitelerinde sanat,iş, ekonomi ve akademik çevrelerle özel röportajlar yapmıştır. Aynı zamanda farklı dergilerde kişisel gelişim, İstanbul gibi konular başta olmak üzere çeşitli yazı ve röportajları yayınlanmıştır.Sarrafoğlu aynı zamanda İSTANBUL’un SIRLARI adıyla İstanbul’u tanıtan ve sevdiren sunumlar yapmakta, İstanbul’u farklı bir gözle gezmekte ve gezdirmektedir.Yine kişisel gelişim konusunda D.K.D (Düşün Konuş Dinle) eğitim seminerleri- Basın ve Halkla İlişkiler Semineri –Morİnek(Farkındalık) adıyla çeşitli eğitim seminerleri de vermektedir. Sarrafoğlu, evli ve dört çocuk babasıdır.Röportaj dalında MÜSİAD ödülü sahibidir.

FAHRİ SARRAFOĞLU DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  703319

-