1 HAZİRAN 2020 PAZARTESİ

Hüseyin Yağmur

POLİTİKADA SİMA, DEĞER VE EKSEN KAYMASI (2)

Hüseyin Yağmur

Geçtiğimiz Nisan ayında bu başlıktaki yazımın ilkini yazmıştım. Benim gözlemime göre bu süreç tıpkı çöldeki bir kum fırtınası gibi şiddetini artırarak sürdürüyor ve nice kum tepelerini yerinden alıp savuruyor, nice ulu ağaçları kökünden söküp atıyor. Bu savrulma yüzünden çöldeki şehir şimdilerde tanınmaz hale geldi.

Çünkü Türkiye'de son beş  yıldır  politik areneda bir değer ve eksen kayması ortaya çıktı. Partilerin kuruluş gayeleri ve bu zamana kadar seçmenlere vadettikleri taahhütler ile son zamanlarda yaptıkları ittifaklar örtüşmüyor.

Mesela dindarların cihat iddiasıyla ortaya çıkan bir partisi, teröristlerin partisi ile ittifak yapabiliyor. Bu ittifaktan dolayı bir vilayetimizde kendini şeriate adamış bir hacı amca, PKK'lı teröristlerle birlikte gayret edip bir kişiyi belediye başkanı seçtirmek için kendince cihat etti.. Ya da kendini şeriate adamış hacı amca, yıllarca dini değerlere karşı mücadele etmiş, ezanı ve Kuran'ı yasaklamış bir partinin başkanına doğrudan veya dolaylı destek verdi o partiyle işbirliği içerisinde İstanbul'u CHP'ye teslim etti.

HDP'li seçmenin durumu daha bir garip… Geçtiğimiz seçimlerde de kurucu rejimin partisi olan ve tarihinde Dersim Katliamı bulunan, İhsan Sabri Çağlayangil'in ifadesiyle 'Dersim halkını fareler gibi mağaralarda öldüren' icraatın sahibi CHP ile HDP ortak işbirliği  yapmışlardı. Bu ittifak bu seçimlerde de devam etti…Dedesi mağarada CHP İktidarı tarafından katledilen Dersimli, dedesinin katili CHP'ye oylarıyla destek verdi. ‘Stockholm Sendromu' denilen şey bu olsa gerek.

HDP'li ‘Laik seçmen' Genel Merkezlerinin talimatıyla bir vilayetimizde şeriatçı bir başkana oy verme seçeneği içine girdiler.

HDP'deki eksen ve değer kayması o kadar şaşırtıcı ki onlar kendilerine cumhuriyet tarihi boyunca baskı yapmış bir parti ile birlikte kendilerinin hiç hazzetmediği bir dindar partiyle ittifak halinde oldular.

MHP'nin milliyetçilik politikalarını beğenmeyerek ayrılan İYİ Parti kanadı da hem HDP ile hem CHP ile birlikte ortak hareket ediyor. Yani CHP ve HDP'ye ömrü boyunca karşı olmuş olan bir seçmen şimdi genel başkanın hatırı için HDP ile birlikte Kürdistanı ihya etmek için sandık başına gitmiş oldu.

Benzeri tespitler MHP için de söz konusu. MHP'li bir kısım seçmen de uzun yıllar boyunca eleştirdiği hükümeti ve onun belediye başkanlarını desteklemek için sandık başına gitti.

Bir başka zor imtihan da iktidar partisi seçmeni için söz konusu oldu. Onlar da ‘İktidarımızı devam ettireceğiz' diye MHP'ye destek verdi. Ak Partili seçmen, MHP'li başkanı ve MHP'li Belediye meclis üyelerini seçtirmek için sandık başına gitmiş oldu.

Politikada ortaya çıkan sima, değer ve eksen kayması seçmeni çaresiz bıraktı, kafasını iyice karıştırdı. Bütün bu yapılanları bir taraftar bağımlılığı içerisinde kabul eden seçmenler mevcut iken bu savrulmaya direnen seçmenler sandık başına gitmeyerek gelişmeleri protesto etmiş oldular. Bundan dolayı 31 Mart Seçimlerinden bir ay kadar önce Abdülkadir Selvi ‘Bu seçimlerde sonuçları kararsız seçmenler belirleyeceklermiş.' Diye yazmıştı. Seçmenin çoğu hem ortaya çıkan bu ittifaklarla oluşan kaymalardan dolayı hem de Partisi'nin belirlediği başkan adaylarını beğenmediği için sandık başına gitmedi.

Geçen yazımda şöyle yazmıştım: Nitekim seçimlerden sonra sonuçlara bakıldığında kararsız ve küskün seçmen öngörüsü doğru çıktı. Cumhurbaşkanımızın ilçesi olan Üsküdar'da bile 2014 yerel seçimlerine katılım oranı yüzde 90 dan yüzde 84'e düşmüş. Üsküdar'da 10.142 bin seçmenin oyu da geçersiz çıktı. Yani yaklaşık Üsküdar ölçeğinde yaklaşık 20 bin seçmen sandık başına gitmeyerek, binlerce seçmen de oyunu geçersiz atarak eksen sima ve değer kaymasını protesto etmiş oldu. Cumhurbaşkanımızın ilçesi olan Üsküdar'ın sadece 9 bin oy farkıyla kazanıldığı düşünülürse Üsküdar'da önümüzdeki seçimlerde durumun ne kadar kritik olduğu bu günden rahatça anlaşılabilir.

Nitekim İstanbul seçimleri yenilenince beklenen gelişme hemen orta çıktı. Cumhurbaşkanımızın ilçesi olan Üsküdar'da bu kez CHP'nin adayı Ekrem İmamoğlu Ak Parti'ye 10 puan fark atarak seçimleri kazanmış oldu. Vatandaşın Üsküdar ekseninde politik başkalaşmaya ve savrulmaya cevabı şimdilik bu miktarda oldu.

Geçen yazımda şöyle yazmıştım: Bizlere emanet edilmiş Mübarek Belde Eyüp Sultan'da bile Ak Parti'nin özensiz başkan seçimlerinden dolayı benzeri oranlarda sandığa gitmeme ve geçersiz oy direnci görüldü. Bunun sonucunda Ak Parti Eyüp Sultan'ı 4 bin oy farkıyla ancak kazanabildi. Eğer tedbir alınmazsa önünüzdeki seçimlerde Eyüp Sultan'ı CHP teslim alacak. Şimdiden uyarmış olayım.

İstanbul seçimleri yenilenince beklenen gelişme hemen orta çıktı.Mübarek belde Eyüp Sultan'da bu kez CHP'nin adayı Ekrem İmamoğlu Ak Parti'ye 9 puan fark atarak seçimleri kazanmış oldu. Vatandaşın Eyüp ekseninde politik başkalaşmaya ve savrulmaya cevabı şimdilik bu miktarda oldu.

…………………

Esasen partiler kuruldukları günlerden itibaren birer ahlak derneği gibi seçmene vaatlerde bulundular. Fakat sonradan borsaya giren ve borsada haram helal demeden her türlü hisseyi satın alan hırslı oyunculara döndüler. “Ben yeter ki para kazanayım da nasıl kazanırsam kazanayım” diyen hırslı tüccarlar gibi  “Ben yeter ki oy kazanayım da sonuç ne olursa olsun” diye hareket eden partilere, bu partilere oylarıyla yatırım yaparak hissedar olan seçmenler küserek ve protesto ederek seslerini duyurmaya çalıştılar.

Şimdiki zamanlarda turizm şirketleri bir garip oldu.Hepsinin adı Öz Huzur Turizm.

Lakin Mekke'ye umre'ye gideceğim diyenler bir bakıyorsunuz Kandil'e gitmişler.

Sultanahmet'e Süleymaniye'ye ziyarete gideceğim diyenler bir bakıyorsunuz Orhun Anıtları'na gitmişler.

Kandil'e gideceğim diyenler bir bakıyorsunuz kendilerini Mekke'de Umre'de  yahut Anıtkabir'de bulmuşlar.Anıtkabir'e gideceğim diyenler bir bakıyorsunuz kendilerini Kandil'de bulmuşlar.

İşler ve güzergahlar işte böylesine karıştı. Bazı yolcular şoföre “Yahu siz beni yanlış yere getirdiniz” diye çıkışınca şoför “Firma sahibi böyle uygun gördü. Sizi bundan sonra arzu ettiğiniz yere de götüreceğiz” diye cevap veriyorlarmış. Şimdiki zamanlarda turizm şirketleri bir garip oldu…

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  838010

-