25 MAYIS 2020 PAZARTESİ

Hüseyin Yağmur

POLİTİKADA SİMA, DEĞER VE EKSEN KAYMASI

Hüseyin Yağmur

Zaman zaman doğduğum ilçenin haberlerini veren web sayfasına bakıyorum. Seçimlerden önceki son haberlerden biri şuydu: 2014 seçimlerinde seçilen meclis üyeleri, dönemin son toplantısı olması münasebetiyle kendi aralarında vedalaştılar. Çünkü seçimden sonra artık bir arada olamayacaklar.

Doğduğum ilçenin meclis üyelerinin simalarını tek tek inceledim. Ne yazık ki yaklaşık 40 kişi arasından kendime yakın bir sima göremedim. “Kötü para iyi parayı kovar” misali politikada da bir sima kayması olmuş. Eski fotoğraflar incelenip 1994 yılının politikacılarının simalarına bakıldığında politikadaki bu sima kayması çok belirgin bir şekilde kendini gösteriyor.

Öte yandan ilçemizin meclisi bu son veda toplantısında ‘bir bölgenin içkili yer olması talebini' görüşüp komisyonu havale etmişler. Bakalım komisyondan ne karar çıkacak?

Tıpkı seçtiğimiz milletvekillerinin ülke için kararlar alması gibi belediye meclis üyeleri de yerel yönetimler için kararlar alıyor. Mesela bir yerin içkili alan olması için karar verebiliyorlar. Halbuki o kişileri oraya seçen seçmenlerden birçoğu, içkinin haram olduğuna inanan ve böyle bir kararın verilmesine karşı çıkan insanlardan oluşuyor.

Mesela plaj açılmasına sıcak bakmayan çok sayıda Ak Partili seçmen tanıyorum. Ne varki Binali  Yıldırım, İstanbul'a tam 27 tane plaj sözü verdi. Adalar'a ulaşımı da ücretsiz yapacağını söyledi. Halbuki Adalar Türkiye'nin en zengin ilçesi.

Ankara Büyükşehir başkan adayı Mehmet Özhaseki de plaj konusundan geri kalmadı. O da deniz olmayan Ankara'ya plaj vaadinde bulundu.

Seçmenler oy verdikleri partinin seçim münasebetiyle hazırladığı reklamlarda da kendi simalarını ve değerlerini bulamadılar. Her bir parti adeta kendi seçmeni için değil başka partili seçmene şirin gözükme mesajları içeren reklamlar hazırlamışlardı.

İktidar partisinin seçim reklamlarındaki “Müzisyen kızımız Pelin'in  faaliyetleri  aman hız kesmesin!” şeklindeki değer kayması, bir büyükşehir belediyesinin başkan adayının çok izlenen reklamında muhalefetin değer ve simalarını öne çıkarması seçmende belirgin bir şekilde kafa karışıklığı ve kırgınlık oluşturdu. Eldeki seçmeni ‘çantada keklik' görüp başka partinin keklikleri peşinde koşmak  büyük bir strateji yanlışı oldu.

Savrulmalar çok ve çeşit çeşit. Yakın tarihli bir misal vereyim: Ankara Büyükşehir Belediyesi yaklaşık 5 yıl boyunca çalışarak Ankara'ya Avrupa'nın en büyük oyun Parkı'nı yaptı.

Bunun için 1 milyon metrekare alan kullandılar ve Yaklaşık 2 milyar TL harcadılar. Açılışını cumhurbaşkanımıza yaptırdılar.‘Anka Park' adıyla toplumun gündeminde konuşulmaya başlayan Parkın adı açılıştan sonra  küçük bir hokus pokus ile  'Wonderland' olarak ilan edildi.

Ankara Büyükşehir Belediyesi Türk milletinin parasıyla yaptırdığı parka, Türk milletinin diliyle değil İngiliz milletinin dili ile bir isim verdi. Şimdi  vatandaş soruyor: Hani ana dilimiz olan güzel Türkçemizi koruyup kollayacaktık? Sana bu hakkı kim veriyor? Hangi hakla ve yetki ile Türkçe ilan edilmiş bir parkın adını İngiliz milletinin diline çevirebiliyorsun?

…………………….

Türkiye'de son beş  yıldır  politik areneda bir değer ve eksen kayması ortaya çıktı. Partilerin kuruluş gayeleri ve bu zamana kadar seçmenlere vadettikleri taahhütler ile şu anda yaptıkları ittifaklar örtüşmüyor.

Politikada ortaya çıkan sima, değer ve eksen kayması seçmeni çaresiz bıraktı, kafasını iyice karıştırdı. Bütün bu yapılanları bir taraftar bağımlılığı içerisinde kabul eden seçmenler hala çoğunlukta gözüküyor. Ancak seçimlerden bir ay kadar önce Abdülkadir Selvi ‘Bu seçimlerde sonuçları kararsız seçmenler belirleyeceklermiş.'Diye yazmıştı. Yani bu şu demekti: Seçmenin çoğu hem ortaya çıkan bu ittifaklarla oluşan kaymalardan dolayı hem de Partisi'nin belirlediği başkan adaylarını beğenmediği için sandık başına gitmeyecek.

Nitekim seçimlerden sonra sonuçlara bakıldığında kararsız ve küskün seçmen öngörüsü doğru çıktı. Cumhurbaşkanımızın ilçesi olan Üsküdar'da bile 2014 yerel seçimlerine katılım oranı yüzde 90 dan yüzde 84'e düşmüş. Üsküdar'da 10.142 bin seçmenin oyu da geçersiz çıktı. Yani Üsküdar ölçeğinde yaklaşık 20 bin seçmen sandık başına gitmeyerek, binlerce seçmen de oyunu geçersiz atarak eksen sima ve değer kaymasını protesto etmiş oldu. Cumhurbaşkanımızın ilçesi olan Üsküdar'ın sadece 9 bin oy farkıyla kazanıldığı düşünülürse Üsküdar'da önümüzdeki seçimlerde durumun ne kadar kritik olduğu bu günden rahatça anlaşılabilir.

Bizlere emanet edilmiş Mübarek Belde Eyüp Sultan'da bile Ak Parti'nin son birkaç dönemden beri özensiz başkan seçimlerinden dolayı benzeri oranlarda sandığa gitmeme ve geçersiz oy direnci görüldü. Bunun sonucunda Ak Parti Eyüp Sultan'ı 4 bin oy farkıyla ancak kazanabildi. Eğer tedbir alınmazsa önünüzdeki seçimlerde Eyüp Sultan'ı CHP teslim alacak. Şimdiden uyarmış olayım.(Bir yazımızda “Eyüp  Sultan Tepesi ismine sahip çıkın, Piyer Loti ismini kaldırın” demiştik. Büyükşehir Belediyesi daha önemli işler peşindeydi. “Eyvah şimdi biz neden bu hale düştük? Diye soranlar var.)

Partiler kuruldukları günlerden itibaren birer ahlak derneği gibi seçmene vaatlerde bulundular. Fakat sonradan borsaya giren ve borsada haram helal demeden her türlü hisseyi satın alan hırslı oyunculara döndüler. “Ben yeter ki para kazanayım da nasıl kazanırsam kazanayım” diyen hırslı tüccarlar gibi  “Ben yeter ki oy kazanayım da sonuç ne olursa olsun” diye hareket eden partilere, bu partilere oylarıyla yatırım yaparak hissedar olan seçmenler küserek ve protesto ederek seslerini duyurmaya çalıştılar.

Parti yöneticileri vatandaşın duygu ve tepkilerini dikkate almadılar. Pazartesinin gelişi Cuma'dan belliydi halbuki…

 

 

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  753542

-