25 MAYIS 2020 PAZARTESİ

Hüseyin Yağmur

‘POLİTİKADA SİYASİ TEKAMÜLÜN TÜKENİŞİ’ NAZARİYESİ

Hüseyin Yağmur

31 Mart Yerel Seçimleri sonrası yapılan siyasi analizlerde gözlerden kaçan ya da üzerine gidilmek istenmeyen hayati bir sorun var. Bu sorun; ‘AK Parti'nin kuruluş felsefesine uygun siyasi aktörlerin sahnedeki yerlerini kaybetmesi yada yerlerine yenilerinin yetişmemesi' şeklinde kısaca özetlenebilir.

AK Parti'nin  kuruluş  günlerinde siyaset sahnesinde bu kuruluş felsefesiyle hayata ve olaylara bakan çok sayıda aktör vardı. Bunlar il ve ilçe yöneticisi, Belediye Başkanı, meclis üyesi, ve milletvekili olarak politik arenada yerlerini aldılar.3 Kasım 2002 seçimlerinin ve müteakip yerel seçimlerin ardından tarihi kayıtlara geçecek AK Parti başarısını ortaya çıkardılar.

Fakat zaman içerisinde iktidarın getirdiği nimetler ağır bastırıp yeni karakterler ve tipler ortaya çıkınca, kuruluş felsefesine uygun dava ve gönül adamı karakterli bu politik aktörler yavaş yavaş sahneden silinmeye başladılar. Onların yerine çilesiz, hırslı, egosu burnundan fışkıran, Rus hikayeci Nikolay Gogol'un ‘Burun' isimli  hikayesinde bahsettiği yeni politik aktörler türedi. Son 10 yıl içinde bu kişiler AK Parti'de hemen hemen her alanda söz sahibi olmaya başladılar. Durum böyle olunca Şerif Mardin'in yıllar önce bahsettiği ‘yöneten ve yönetilen arasındaki tarihi ikilik' bir kez daha ortaya çıkmış oldu. Çünkü artık AK Partili seçmen ve vatandaş yöneticilerini tanıyamaz hale geldi.

Ne yazık ki 17 yıllık Ak Parti tarihi boyunca kuruluş felsefesini taşıyan yeni siyasi aktörler yetiştirilmedi, yada bunların önü açılmadı. Bu konuda bir derdin izine  de rastlanmadı. Her kademeden Ak Partili Başkana, İl ve ilçe başkanlarına, belediye başkanlarına “Görev süreniz iki dönemdir. Bu dönem zarfında kendi yerinize en az beş dava ve gönül adamı yetiştirin” diyen olmadı.

Bu teorik iddiamızı 31 Mart Yerel Seçimlerine ait gözlemlerimize dayanarak somut örneklerle anlatmaya çalışalım. Mesela İstanbul'da Cumhurbaşkanımız R.Tayyip Erdoğan'dan sonra kuruluş felsefesine uygun ve onun karizmasında yeni bir Belediye Başkanı çıkmadı. Bunun için bir gayret içine de girilmedi. Kadir Topbaş'a “Yerine beş adam yetiştir!” denilmedi Bir uçağın otomatik pilota bağlanması gibi son dönemlerde her şey ‘Kadir abi'ye terk ve teslim edildi.

Bana göre  AK Parti İstanbul'u 2014 seçimlerinde Kadir Abi'yi 3. kez belediye başkan adayı yaptığı gün kaybetmişti. AK Parti'nin Dünyanın en önemli şehirlerinden biri olan Payitaht İstanbul'u; İstanbul konusunda hiçbir heyecanı kalmamış, İstanbul'u  yönetmeyi bir hoby gibi gören, yetmiş yaşına yaklaşmış Kadir Abi'yi İstanbul'dan 3.kez başkan adayı göstermesi, Ak Parti siyasetinin kendi içinden yeni aktörler yetiştirmemesi nazariyemizin en somut örneğidir.

Tıpkı İstanbul gibi Ankara'da da yetmiş yaşına yaklaşmış, spor kulübü ve televizyon gibi artık iyice başka meşgalelere dalmış Melih Gökçek dışında yeni bir aday çıkarılmadı, yeni siyasi aktörlerin önü açılmadı. Ankara siyasetinden aktörler yetiştirmek ve çıkarmak yerine Melih Gökçek'in Ankara'dan 3.kez başkan adayı gösterilmesi, son seçimlerde Başkent Ankara'ya Kayseri Büyükşehir Belediyesi'nin eski başkanın atanması, Ak Parti siyasetinin kendi içinden yeni aktörler yetiştirmemesi nazariyemizin bir başka somut örneğidir.

Esasen Ankara ve İstanbul başta olmak üzere bütün şehirlerimizde Ak Parti'nin buralarda siyaset yapan binlerce emektarının arasından başkanlığa getirilecek aktörlerin çıkmamış veya çıkarılmamış olması, bir büyük yangın sireni olarak, 10 Kasımlarda çalan bir canavar düdüğü olarak dikkat çekmesi gereken büyük bir sorundu.

İzmir gibi önemli bir vilayetimizde yerel siyasetin içinden bir aday çıkmaması ve bu büyük vilayet için sürekli Binali Yıldırım, Nihat Zeybekçi gibi dışarıdan adaylar atanması, yeni aktörler yetiştirilmemesi tezimizin   bir başka somut örneğidir.

Hatırlıyorum yerel seçimler öncesi Ak Parti ‘şehirlerin ticaret odası başkanlarının aday yapılabilmeleri' için az kalsın teklif verecekti. Siyasete bu kadar emek vermiş binlerce Ak Parti mensubu dururken, ‘kendi ticaretinin peşinde koşmuş bir şahsa' bu makamın sunulması nasıl izah edilebilir?

Ak Parti'nin son seçimlerin sonuçlarını analiz ederken, sadece kazanamadığı vilayetlere odaklanması tarihi bir yanılgıdır. Esasen bu siyasi ortamdan kaynaklanan yeni politik aktörlerle kazanılmış şehirler, suni bir başarının ortaya çıkardığı bir ‘fecri kazip'ten başka bir şey değildir.

Ankara'nın kendince önemli işler başarmış başkanı olan Altındağ Belediye Başkanının yerinden alınıp onun yerine Ankara Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterinin konulması bu anlamda ortaya çıkan bir başka tezahürdür.Bu makama Ankara Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri yerine Ankara'nın il yönetiminden ya da Altındağ ilçe yönetiminden veya Belediye Meclisinden siyasete emeği geçmiş bir adayın konulması hakşinaslık örneği olmaz mıydı?

Trabzon gibi siyasetin çok canlı olduğu bir vilayetimize Trabzon siyasetinden bir aday çıkarılmaz iken buraya aslen Trabzonlu olan Van Valisinin belediye başkan adayı olarak konulması Ak Parti siyasetinin kendi içinden yeni aktörler yetiştirmemesi nazariyemizin bir başka somut örneğidir. O kadar ki Van Valisinin Başkan adayı olacağı haberi duyulunca Trabzon'da bir yerel basın mensubu “Trabzon'da iki vali olmasına gerek yok” diye ince bir eleştiri yapmıştı.

Diyarbakır'da sanki Diyarbakır siyasetinin ürettiği hiç bir aktör yokmuş gibi Diyarbakır'ı kayyum olarak yöneten vali yardımcısının buradan belediye başkan adayı gösterilmesi,

Kocaeli'ye her ne kadar daha önceden burada uzun süre bürokratlık yapmış olsa bile bir bürokratın başkan adayı olarak konulması,

maşeri vicdanda kabul görmemiş, Ak Parti siyasetinin kendi içinden yeni aktörler yetiştirmemesi nazariyemizin örnekleri olarak kayıtlarda yerini almıştır.

İstanbul'un ilçelerinden de bazı örnekler vereyim: Eyüp Sultan gibi İstanbul'un tarihi ve dini ruhaniyeti çok önemli olan bu ilçesinde İstanbul il yönetiminden ya da Eyüp Sultan siyasetinden sanki bir aktör yokmuş gibi uzun zamandır Eyüp sultan dışında yaşayan Gaziantep'te Antalya'da bürokratlık yapan bir kişinin Eyüp Sultan'a başkan olarak konulması,

İstanbul'un tarihi ilçelerinden biri olan Fatih'de bir bürokratın aday olarak konulması,

Ümraniye'de belediye bürokratlarından birinin başkan adayı olarak konulması, maşeri siyaset vicdanında kabul görmemiştir.

Yine İstanbul'un önemli merkezlerinden biri olan Beykoz'da Beykoz siyasetinden bir kişinin ortaya çıkarılmayıp üç dönem Zeytinburnu Belediye başkanlığı yapan bir kişinin  Beykoz'dan aday gösterilmesi Ak Parti siyasetinin kendi içinden yeni aktörler yetiştirmemesi nazariyemizin bir başka somut örneğidir.

“İstanbul'da Ankara'da Trabzon'da Diyarbakır'da Beykoz'da Ümraniye'de Eyüp'te Fatih'te neden kendi yerel siyasetimizden belediye başkan adaylarımızı çıkaramadık?” diye sormadan daha sağlıklı bir siyasi gelecek kurulamayacağı ortadadır.

 

 

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  202181

-