Selim Sözer

POSTMODERN DÜNYADA MAHALLE, KOMŞULUKLAR VE İLETİŞİM – IV

Selim Sözer

Derdi olan bir sosyal bilimcinin mahalle ve komşuluğa ait izlenimleri

Köksal Alver'den söz edeceğim. Konya Selçuk Üniversitesi'nde sosyoloji profesörü olarak görev yapan ve değerler konusunda derdi olan meslektaşım Köksal Alver'in Erzurum Narman'da başlayan, uzunca bir süre İstanbul'da eğleşen, Konya'da süren hayat hikâyesinde mahalle ve komşuluklar konusundaki gözlemlerine[1] göz atacağız.

“Çocukluğumun geçtiği Erzurum'un Narman ilçesi, komşuluk kültürünü ve komşuluk ilişkilerini ev, mahalle ve sokak denkleminde gözleme imkânı bulduğum ilk yaşama çevremdir.”

 “İlçenin kabaca iki büyük hayatından söz etmek yerinde olur: Biri, evlerin etrafında yani mahalledeki hayat, bir diğeri ise çarşıdaki hayat”.

“Çarşı uzun bir caddedir sadece; etrafında çeşit çeşit dükkânlar, kahvehaneler, bakkallar, kasaplar kümelenmiş bir cadde. Diğer hayat ise mahallelerde akıp giden hayattır. Evlerin ürettiği kültür ma­hallenin bel kemiğidir. Mahalle evdir çünkü. Sokak ve mahalle ev odaklıdır. Mahalle ne kadar ev ise ev de sanki bir o kadar kadındır. Çarşı insanıdır erkek; kadınsa mahalle insanı”.

 “Kadınlar bütünüyle mahalle ilişkilerinin merkezindedir. Ev ilişkilerinin ayarladığı komşuluk, büyük oranda kadınlar üzerinden yürür veya yok olur. Elbette o dönemlerin erkeği de hayli baskın bir figür­dür. Ancak erkeğin mahalledeki görünürlüğü kadına nazaran azdır. Bundan olsa gerek komşularla ilişkiler söz konusu olduğunda öncelikle annemi hatırlarım; annemin kurduğu komşuluk ilişkilerini. Hep komşu teyzeler vardır hatıralarda. Babamsa daha çok mesleki bir dayanışma ve ilişki içerisinde­dir. Mahalledeki erkek komşularla içli dışlı değildir.”

“Kadınlar yardımlaşma çemberi oluştururlar kendi aralarında. Temizlik işlerinde insanlar birbirlerine yardım ederler; özellikle bayram temizliğinde. Halı yıkama yün çırpma, ekmek pişirme, çapa yapma, hasır dokuma, den çekme (?), kilim dokuma işlerinde komşular hep birliktedir. Akşamları yapılan işler genelde bir muhabbet ortamına döner. Türküler söylenir, oyunlar oynanır, maniler söylenir dediko­dular yapılır. Bunun dışında dini bir ritüel olarak sürdürülen mukabele, mevlid, hatim gibi faaliyetler de komşuluk ekseninde önem kazanır. Dini ritüeller komşuluğun genel yapısını belirler”.

“Ne ki koşullar, göçler, yer değiştirmeler, kuşaklar arasındaki bağın zayıflaması ve yüz yüze ilişkilerin git gide azalması başka türlü komşulukların yaşanmasına sebep olacaktır. Elde kalan ise canlı, doyumsuz ve lezzetli komşulukların yanında yeni yaşam biçimlerinin geliştirip ilçeye sunduğu komşuluklar olacaktır”.

Artık Narman'a “elveda” denilmiş, İstanbul'a göçülmüştür. Çocukluktan ergenliğe adım atılan yıllardır. Artık yatay yaşamların değil dikey yaşamların yaşandığı bir evreye gelinmiştir. “Komşuluk ilişkilerini gözlemlediğim mahalle, Şirinevler Hürriyet Mahallesidir. Erzurum, Bayburt, Gümüşhane, Kars, Sivas, Erzincan kökenliler ağırlıktadır mahallede. Toplumsal ilişkiler hemşerilik temelli yürümektedir. Kültür buna göre şekillenir. Köy ve kasaba algısının beslediği ilişkiler, bu yeni şehir ortamında kendi yorumunu gerçekleştirerek yeni ve farklı bir kültür hayatı örmektedir. Evle ve evle kurulan yeni yaşam biçimleri değişirken evin eşyaları da değişmektedir.  Eşyaların bir kısmı statü sembolü iken bir kısmı sembol olmaktan çıkmış yerine yenileri gelmiştir. Tüp yerini doğalgaza, ev telefonu akıllı aygıtlara, bulaşık makinası akıllı ev ve türlü güvenlik sistemlerine bırakmıştır. Önce çoluk çocuğa karışmışlar, sonra da çocukları yuvadan gönderip dede ve nine olarak hayatlarını devam ettirmektedirler.

“Tıpkı Narman'da olduğu gibi İstanbul'da da komşuluk deneyimleri daha çok annem etrafında şekillenmektedir. Ama komşuluk evreni sürekli değişimler gösterir. İstanbul komşulukları bu değişimin en net çizgilerini barındırır. Apartmanlar sürekli farklı komşuları ağırlar, yer değiştirme alabildiğine hızlıdır bu otuz yıl içerisinde. Kalanlar ve gidenlerle birlikte onlarca aile tanımışızdır. Komşuluk kısmen zamana ve tanıdık olma derecesine göre şekillenmektedir”. Ve Konya…

“Konya meslek hayatımı sürdürdüğüm, kendime ait evimin olduğu şehir. Burası güvenlikli, 22 bloktan oluşan ve her blokta 24 dairenin olduğu siteleşmiş bir toplu konuttur. Bütün bir siteye yayılan komşular farklı özellikler göstermekle birlikte ağırlıklı olarak üniversite mezunlarından meydana gelmektedir. Sosyo-ekonomik kriterler bağlamında orta sınıfları temsil ettikleri söylenebilir. Bundan olsa gerek türdeş bir yaşantının hâkim olduğu gözlenmektedir. Konumlar ve ilgiler bellidir. Herkes kendi hayatını yaşamaktadır görece. Ancak bununla birlikte küçük gruplar halinde sosyal ilişkilerini sürdürenler de az değildir. Komşuluklar küçülmüştür, herkes herkesle içli-dışlı değildir, aksine mesafe fazlasıyla belirgindir. Sıkı komşuluklar ve samimi dostluklar ancak dar bir çerçevede sürmektedir”.

“Türkiye'nin dönüşümü ile ilgili olan bir husus, komşuluk evresindeki değişmenin de ayırıcı vasıflarından birisini teşkil etmektedir: kadının konumunun değişimi. Bu sitede kadınların çoğu çalışmaktadır. Çalışan kadın sayısı ev hanımından fazladır. Narman ve İstanbul'daki ev çevremizde gözlenmeyen bir fark burada ortaya çıkmaktadır. Eşim bir öğretmen; yani çalışan bir kadındır. Artık o sadece evde ve mahallede değildir ve çarşının da bir aktörüdür. Komşuluk ilişkilerindeki ve komşuluk evrenindeki değişimi anlamak açısından kadının konumu ve rolü mühim bir faktördür. Çalışan kadın-çalışmayan kadın ayrımına meydan veren yeni yaşam biçimleri, ister istemez komşuluk ritüellerini de kökten etkilemektedir”.

Alver'den yaptığım uzunca alıntı burada sona erdi. Ama mahalleyi henüz bitirmedik. İldiğim tek bir şey var. Hayatı gerisin geriye sardıramayız. Yaşanan yaşandı ve bitti şimdi farklı bir hayatla karşı karşıyayız. Yeni hayatta bir Müslüman olarak nasıl yaşayabilirim sorusuna cevap bulmak zorundayız. Yoksa gelecek yıllarda söyleyecek sözümüz, insanlara verecek bir ümidimiz de olmayacaktır. Eskiye ağıt yakmanın, nostalji rüzgarları estirmenin ve dövünmenin hiçbir anlamı, faydası ve gereği yoktur.

Evleri tek katlı yapalım, pekâlâ. Mahalle konsepti oluşturalım, tabii ki. Peki, bunları yapınca eskisi gibi komşuluklar oluşacak mıdır? Ben yıllardır tek katlı 142 evden oluşan bir mahallede (eskiden mahalle 142 evden oluşuyordu. Şimdi ise koca mahallenin içerisinde bir vaha olarak kaldı) yaşıyorum. Ama lokal bazı komşulukların dışında kimse kimseyle sıkı bir ilişki içerisinde değil.

O zaman şu habere de bir bakalım: Toki'den 7 bölgeye “mahalle”. -Mahalle temasıyla düzenlenen 7 İklim 7 Bölge Ulusal Mimari ve Kentsel Tasarım Fikir Yarışması sonuçlandı. 123 eserin başvurduğu mimari fikir yarışmasında ödül alan 35 eser kendi bölgelerinde hayata geçirilecek. Yarışmanın ödül töreni Perşembe günü yapılacak.[2]

Çok halisane niyetlerle oluşturulduğuna inandığım bu proje(ler) ile gerçekten komşuluklar eskisi gibi olacak mıdır?

Haftaya da buradan…

 

[1] Köksal Alver, “Komşular ve Komşuluklar”, Komşuluk Kültürü, ed. Ahmet Koyuncu, Hece Yay., İstanbul, 2014, ss. 49-71.

[2] https://www.toki.gov.tr/haber/tokiden-7-bolgeye-mahalle (Alıntılama: 08.12.2018)

SELİM SÖZER - TERCÜMEİHÂL

SELİM SÖZER DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  096684

-