Altan Çetin

PROF. DR. MUSTAFA KAFALI HOCA

Altan Çetin

Prof. Dr. Mustafa Kafalı hocamız bir neslin değil nesillerin hocasıdır. Bir ocak gibi bu milletin çocuklarına bilginin, bilimin ve mefkûrenin sönmez ocaklarından biri olmuştur. Hocaların hocası olarak yetiştirdiği öğrencilerin tüttürdüğü ocaklar bu ülkenin dört bir yanında tütmektedir. Kendisi rahatsızlığı nedeniyle şu an tedavi görüyor. Kendisine Allahtan acil şifalar diliyorum.

20 Ocak 1934'te Konya'da doğan Mustafa Kafalı, ailesinde ve çevresinde gördüğü yüksek eğitim ruhuyla, kendi ruhunu ve zihnini besleyerek eğitim çağına gelmişti. Ankara Üniversitesi DTCF'de Tarih okuyan hocamız 1965'te doktorasını tamamladı. 1979'da ise profesör oldu. Prof. Dr. Mustafa Kafalı'yı üniversite öğrenciliğimin ilk yılında Türk Kültür Tarihi dersini alırken tanıdım. Gencecik ve saf akıllarımızı o sıcak ve bilge sözleriyle, bilgisiyle öylesine yakalamıştı ki sabah erken saatlerdeki dersleri yoklama almamasına rağmen tam kadro dolu oluyordu. Derse o azametli vakarıyla gelir, baba bakışlarıyla sınıfı ısıtır, hayatını vakf ettiği bilimin ışıklarıyla bizi aydınlatır ve giderdi. Akademik hayata intisabımızdan sonra da üniversiteye derse geldikçe ders öncesi kahvesini içerken bizler bulunduğu odaya doluşur milli ve ilmi aklımızı ve kimliğimizi hocamızın o sıcak, babacan, samimi ve dirayetli varlığı ile tahkime çalışırdık.

Bilsin cihan ki ben bu cihanın nesindeyim,
Bir ülkünün mehabetinin zirvesindeyim.
Dünya denen mezellete dalsın her isteyen,
Ben ırkımın şeref taşan efsanesindeyim.
Herkes bir özleyişle yaşar... bende öylece 
Altaylar'ın ve Tanrıdağ'ın çevresindeyim.
Merdanelikle şöyle bakıp ayrılıklara 
Son menzilin hüzün dolu kaşanesindeyim.
Artık veda zamanına pek fazla kalmadı;
Yorgun ve kimsesiz ölümün bahçesindeyim... Hüseyin Nihal Atsız

Prof. Dr. Mustafa Kafalı Türk tarihine bütünlük ve süreklilik içinde bakar. Anadolu'nun Fethi adlı çalışmasında, “Batı Hunlarının IV. yüzyılın ortalarından itibaren başlayan Anadolu seferleri, Sabarlar ve Hazarlar zamanında da Anadolu'yu tanıma seferleri şeklinde devam edecektir. Karadeniz'in kuzeyinden Balkanlara inen Türk illerinin bu Anadolu ilgisi, Abbasiye döneminde İslâm orduları içinde de devamlılık gösterir. Yaklaşık 700 yıl bu ilginin arkası kesilmeyecektir. 1016 yılında Çağrı Bey'in 3000 Oğuz atlısı ile Anadolu'ya yaptığı keşif akını, bu tanıma ve ilgiyi, vatan edinme, yani emel haline dönüştürecektir. 1048 Pasinler, 26 Ağustos 1071 Malazgirt ve 1176 Miryakefalon (Karamuk Beli) ve 26 Ağustos 1922 Dumlupınar Zaferleri, Anadolu'nun Türk vatanı oluşunun bin yıllık fermanları durumundadır.”, diyerek bahsettiğimiz bütünlüklü ve süreklilik içindeki anlayışını gösterir.

Prof. Dr. Mustafa Kafalı'nın olduğu bir mecliste oturduğunuz zaman en eski zamanlardan güncel en yeni köşelerine kadar Türklüğe ve Türk Dünyasına dair ne varsa orada seyahate çıkıp en sahih bilgilerle kendinizi tahkim etmeniz mümkündür. Türk Milliyetçiliğinin bu bayrak ismi sevgili eşi hocamız Sevgi Kafalı ile bir saygı ve sevgi numunesi olarak gençlere hep örnek oldular. Prof. Mustafa Kafalı Türklüğün ve Türklük araştırmalarının yaşayan en büyük hafızalarından biridir. Çağatay Hanlığı ve Anadolu'nun Fethi ve Türkleşmesi gibi pek çok kitap ve bilahare toplu olarak da yayınlanan yüzlerce makale yanında Mustafa Kafalı denince akla yaptırdığı ve Türkiye'nin muhtelif yerlerinde bir meşale gibi yanan pek çok yüksek lisans ve doktora tezleri gelir. Akademik dünyamızdaki tarih sahasındaki pek çok Prof. ve Doçent bugün onun öğrencisidir. Pek çok milliyetçi dernek ve dergide mefkûreye dair çalışmaları milletimizin hafızasındadır. Nihal Atsız, Prof. Dr. Zeki Velidi Togan, Prof. Dr. Fuat Köprülü, Prof. Dr. Osman Turan, Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu, Prof. Dr. Necmeddin Hacıeminoğlu gibi pek çok zirve şahsiyete dair en sahih malumatın kaynağı da hocamızdır, onun deruni malumatı ve davudi sesinden bu büyük şahsiyetleri dinlemek adeta onlarla yüz yüze gelmek gibidir.   

Bir mefkûre ocağı olan bu büyük Türk atasına gençlere tavsiyeleri sorulduğunda, Türklüğü idrak ederek, yaşayarak, inanarak hayatlarına devam etsinler. İslamı Türklükten ayırmadan mücadelelerine devam etsinler. Zaten Türk demek İslam demektir. Türkler Allah'ın ordusudur… sözleriyle nasihat eden Kafalı hocamıza Allah'tan şifa ve sevdikleriyle sağlık dolu bir hayat temenni ediyorum. Ellerinizden öperim sayın hocam…

Not: İsmet Özel'e de geçirdiğini öğrendiğimiz rahatsızlığından şifa bularak, mataramızdaki tuzlu suya muhteva katarak yolda kalmamızı sağlamaya devam etmesini diliyorum.

ALTAN ÇETİN - TERCÜMEİHÂL

ALTAN ÇETİN DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  877451

-