23 ŞUBAT 2020 PAZAR

RABBİN İÇİN KURBAN KES


RABBİN İÇİN KURBAN KES

Bugün tüm dünya Müslümanları, Hz Peygamber (s.a.v.)'in ihya ettiği Hz. İbrahim'in kurban sünnetini 1427'nci kez idrak ediyor. Dün Arafat'ta vakfe yapan milyonlarca Mü'min, bugün ise Müzdelife'de. Dünyanın her yerinde Müslümanlar

bayram namazı için camilere koştu. Konyalılar ise bayram namazını açık havadaki ‘Musalla Namazgâhı'nda kıldı. Milyonlarca Müslüman Rabbi için kurban kesecek, teşrik tekbirleri getirecek...

KURBAN HZ İBRAHİM'İN SÜNNETİ

Hz İbrahim'e indirilen koçun Hz İsmail'in yerine kurban edilmesiyle başlayan kurban ibadeti, daha sonra gelen insanlarda amacının dışına çıkarıldı. Hz Peygamber (s.a.v.) ise diğer cahiliye adetlerinde olduğu üzere kurbanı da cinayet, şirk, israf, hayvana zulüm ve çevre kirliliği gibi olumsuz unsurlardan arındırarak, taabbüdî, malî ve sosyal nitelikleri bir arada bulunduran bir ibadete dönüştürdü.

KURBAN İBADETTİR

Allah Rasülü (s.a.v.) Hz. İbrahim'in sünnetine uygun biçimde yeniden ihya ettiği kurban, mali bir ibadettir. Kurban etinden istifade etmek için değil, Allah'ın rızâsını kazanma ve isteğine boyun eğme gayesiyle kesilmelidir. Kişi kurban kesmekle Allah'ın emrine boyun eğmiş ve kulluk bilincini koruduğunu canlı bir biçimde ortaya koymuş olur.

ETİ VE KANI ALLAH'A ULAŞMAZ

Kurbanın kan ve etinin değil, kesenin Allah'a bağlılığı, itaati, şükrü, takvası Allah'a ulaşır. Her ibadetin şekil ve mahiyeti ayrı anlam ve hikmetler içerir.  Kurban ibadetinin yararı sadece sosyal dayanışma ve malî yardıma indirgenemez. Bu yüzdendir ki kurbanın parasının dağıtılması gibi kurban yerine başka bir ibadetin ikame edilmesini İslam caiz görmez.

KURBAN KARDEŞLİKTİR

Kurban toplumda kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışma ruhunu canlı tutar; sosyal adaletin gerçekleşmesine katkıda bulunur. Zengine malını Allah'ın rızası, yardımlaşma ve başkalarıyla paylaşma yolunda harcama alışkanlığı kazandırır. İnsanları cimrilik hastalığından kurtarır. İçindeki kan dökme dürtüsünü yok ederek vahşilikten uzaklaştırır. Zekât ve sadakada olduğu gibi, Fakirin de varlıklı kullar aracılığıyla Allah'a şükretmesini, dünya nimetlerinden payına düşeni elde etmesini sağlar.

164 ÜLKEDEN 3 MİLYONA YAKIN HACI

Hac farizasını yerine getirmek için 164 ülkeden yaklaşık 3 milyona yakın hacı adayı dün 1427. Kez Arafat'ta buluştu. Bugün ise Mina'da şeytan taşlayacak.

Suudi Arabistan Veliaht Prens Muhammed bin Nayif bin Abdulaziz, 2 milyon kadarının 164 ülkeden olmak üzere 3 milyara yakın insanın hac farizasını yerine getirdiğini duyurdu. , Mescid-i Haram'daki genişletme çalışmaları nedeniyle yurt içindeki hac başvurularında yüzde 50, yurt dışından gelen başvurularda ise yüzde 20 oranında kısıtlamaya gitmişti.

ARAFAT'TA ''DİRİLİŞ VE MAHŞER''

Kutsî topraklarda bulunan yaklaşık 3 milyon hacı adayı, ihramlarını giyerek Hz Âdem (a.s.) ile Hz Havva buluşma mekânı olan Arafat'a buluşarak ''diriliş ve mahşeri'' yaşadı. Hacı adaylarının kimi burada sabahlarken kimi ise vaktini sabaha kadar dua edip, Kur'an okuyup, namaz kılarak geçirdi.

 Namazgâh nedir?

 Namazgâh, açık havada namaz kılmak için düzenlenmiş ibadet mekânına verilen addır. İslam'ın ilk dönemlerinde cuma ve bayram namazlarının topluca kılınabilmesi için oluşturulan açık alanlara musalla denilirdi.  Osmanlı zamanında yakınında cami bulunmayan şehir dışındaki alanlarda, namaz kılmak için oluşturulan mekânlara ‘namazgâh' denildi. Namazgâhta kıbleyi gösteren büyük bir taş bulunur. Bazı namazgâhlarda minber de bulunmaktadır. Malazgirt Meydanı da, alan olarak namazgâhtır. Namazgâhlardan bir tanesi Bursa'nın Yıldırım ilçesindeki Namazgâh semtindedir ve biraz bozulmaya uğramış olsa da günümüze kadar gelmeyi başarmıştır. Konya Büyükşehir Belediye'nin ihya ettiği ‘Konya Musalla Namazgâh'ında yıllardır teravih ve bayram namazı kılınıyor.

Görmez'den Arafat'ta dua

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Arafat'ta konuşma ve dua yaptı. Görmez hoca, "Bizler, silahın değil yüreğin, kılıcın değil kalemin daha güçlü olduğunu ispatlayarak barışı ve esenliği pekiştirelim. Evlatlarımızın, kardeşlerimizin, canlarımızın akan kanlarına dur diyelim. Ümitsizlik vadilerinde yuvarlanan insanlığa ümit olalım. Bayram sevincini evlerinden, yurtlarından, topraklarından ayrılmak zorunda bırakılarak ülkemize sığınan Suriyeli ve Iraklı kardeşlerimizden esirgemeyelim. Haccın birliğini, Arafat'ın bilincini, bir olma birlik olma kıvancını ülkemize taşıyalım" ifadesini kullandı.

Görmez, Kurban Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajında, içerisinde pek çok güzellikleri ve hikmetleri barındıran Kurban Bayramı'na bir kez daha ulaşmanın huzurunun, sevincinin ve bereketinin yaşandığını ifade etti. Kurban Bayramı'nın hem bayram sevincini hem de İslam'ın beş temel ibadetinden hac menâsikini getirdiğini belirten Görmez, şunları söyledi:

ALLAH'TAN BAŞKA SIĞINILACAK YOKTUR

"Hac ibadeti ve Kurban Bayramı bizleri Hazreti İbrahim, Hazreti İsmail ve Hazreti Hacer'in hayatına götürürken diğer taraftan İslam tarihini, Hazreti Muhammed Mustafa'nın örnek hayatını, Ehl-i Beyti, Ashab-ı Kiramı hafızalarımızda canlandırmamıza vesile olur ve Müslümanlara tarih sahnesinde süreklilik kazandırır. Kurban Bayramı ve hac, barışın, esenliğin, birlik içinde duanın, yakarışın, statülerden arınarak eşitlenmenin, kendini bilmenin, tefekkürün, tezekkürün, yenilenmenin, sabrın, nefisleri terbiye etmenin, hiçbir canı incitmemenin, yok etmemenin, çaresizliği gidermenin, yaşama bilincinin, kutlu yürüyüşün, tarihe tanıklık etmenin kutsalı ve geçmişi idrak etmenin, yoksula, kimsesize, çaresize yakınlaşmanın bayramıdır."

Hac nedeniyle Arafat'ı dolduran Müslümanların Allah ile misaklarını yenilerken, bütün dünya Müslümanlarının kurbanlarını sadece Allah'ın adıyla keserek ubudiyetlerini tahkim ettiklerini vurgulayan Görmez, "Arafat'ta ihrama bürünen Müslümanlar artık Allah'tan başka sığınılacak bir melcein olmadığına, farklılıkların birer Rahmet olduğuna, tutku ve isteklerin geçici olduğuna; buna karşılık asıl emek verilmesi gerekenin takva olduğuna bilfiil şehadet etmektedirler" değerlendirmesinde bulundu.

HAİN OYUNLARA DİKKAT

Görmez, bayramların Müslümanlar için sevinç günleri olması gerekirken, İslam Âlemi'nin son zamanlarda yaşadığı acılar sebebiyle hep buruk bir şekilde geçirildiğine dikkati çekerek, mesajını şöyle sürdürdü:

"İslam ve Müslümanlar zorlu bir süreçten, ağır bir imtihandan geçmekte ve derin hüzünler yaşamaktadırlar. Millet olarak bizi birbirimize düşürmek, gücümüzü zayıflatmak, kardeşi kardeşe kırdırmak için nice dâhili ve harici oyunlar sergilenmektedir. Annelerinin bağrından kızlarımız kaçırılmakta, babalarının dizinden oğullarımız koparılmakta, eli kalem tutması gereken gençlerimizin eline silah tutuşturulmakta, evlatlarımız hain emellere alet edilmekte ve barış topraklarına nefret tohumları ekilmeye çalışılmaktadır. Nice askerimiz, nice polisimiz, nice masum evladımız şehadet mertebesine ulaşmaktadır.

MESCİD-İ AKSA NAMUSUMUZ

Bu vesileyle ebediyete uğurladığımız aziz şehitlerimize Yüce Rabbim rahmet eylesin. Ailelerine, yakınlarına ve sevenlerine sabır ve metanet ihsan eylesin. Aziz milletimize güç ve kuvvet bahşeylesin. Unutulmamalıdır ki çatışmayı körüklemekten, insanları katletmekten ve insanların kalplerine korku salmaktan medet umanların başarı elde etmeleri mümkün değildir."

Kurban Bayramı'nı mahzun şekilde geçirmelerinin ikinci nedeninin ise Mescid-i Aksa'nın İsrail tarafından saldırıya maruz kalması olduğunu aktaran Görmez, "Mescid-i Aksa'ya yönelik müdahaleler, ihlaller, işgaller, İslam'ın ilk kıblesi ve üçüncü mukaddes mescidinin zamansal ve mekansal taksimi planları asla kabul edilemez. Şiddetle kınadığımız bu meşum saldırıda aralarında kadınların da bulunduğu yaralı kardeşlerimize acil şifalar diliyorum" ifadesine yer verdi.

İslam beldelerinin selam ve eman yurdu vasfını kaybetmesi nedeniyle Müslümanların çocuklarıyla canlarını kurtarmak adına başka dünyalara sığınmaya çalıştıklarının altını çizen Görmez, "Unutulmamalıdır ki Akdeniz sadece bir mülteci mezarlığına değil bir vicdan ve merhamet mezarlığa dönüşmüş, Akdeniz'e vuran çocuk cesetleri de vicdanlarımızın cesetlerine dönüşmüştür" değerlendirmesinde bulundu.

KÂBE'DE İBADET GÜVENLİĞİ SAĞLANMALI

Müslümanların Kurban Bayramı'nı mahzun bir şekilde geçirmelerinin bir diğer sebebinin de Kabe'de yaşanan vinç kazası olduğunu vurgulayan Görmez, "Vefat eden hacı adaylarımıza Yüce Allah'tan rahmet, yaralı olanlara acil şifalar niyaz ediyorum. Bu elim kaza göstermiştir ki yıllardır Mescid-i Haram'da, Kâbe'de devam eden inşaat bir an önce tamamlanmalı, ibadet güvenliği acilen sağlanmalıdır" ifadesine yer verdi.

Müslümanların yaşadıkları zor günleri aşması için üzerilerine düşen vazifeler olduğunu hatırlatan Görmez, şu önerilerde bulundu: "Daha ağır bedeller ödememek için her türlü hile ve tuzağın farkında olmalı, mümine yakışır bir şekilde basiret ve feraseti elden bırakmamalıyız. Allah'ın yardımıyla yaşadığımız acıların üstesinden gelecek, huzura ve sükûna yeniden kavuşacağız. Müslümanlar, merhametin ve adaletin olduğu bir dünyayı tüm insanlığa göstermelidirler.

TERÖR VAHŞETTİR

Bizler, silahın değil yüreğin, kılıcın değil kalemin daha güçlü olduğunu ispatlayarak barışı ve esenliği pekiştirelim. Evlatlarımızın, kardeşlerimizin, canlarımızın akan kanlarına dur diyelim. Ümitsizlik vadilerinde yuvarlanan insanlığa ümit olalım. Bayram sevincini evlerinden, yurtlarından, topraklarından ayrılmak zorunda bırakılarak ülkemize sığınan Suriyeli ve Iraklı kardeşlerimizden esirgemeyelim. Haccın birliğini, Arafat'ın bilincini, bir olma birlik olma kıvancını ülkemize taşıyalım."

Görmez, tüm Müslümanların bayramını şu ifadelerle kutladı: "Bu duygu ve düşüncelerle aziz milletimizin, yurtdışında yaşayan millet varlığımızın, gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimizin ve Alem-i İslam'ın Kurban Bayramlarını tebrik ediyorum. Kurban Bayramı'nın hemen ardından başlayacak olan yeni eğitim-öğretim yılının hayırlı ve başarılı geçmesi; terör, vahşet ve ölümlerin değil barış, huzur, güven ve kardeşliğin doyasıya yaşandığı, insanların mutlu olduğu bir dünyayı yeniden inşa edebilmek için Yüce Rabbime dua ve niyaz ediyorum."

"BABAM YOK BAYRAM GELMİŞ NEYİME"

İslam dünyası Kurban Bayramı'nın sevincini yaşarken ülkelerinden uzakta çadır, baraka ve derme çatma evlerde yaşamlarını sürdürmeye çalışan Suriyeliler bayramın heyecanını hissedemiyor. Bir bayramı daha vatanlarından uzakta geçiren Suriyeliler, Esed'den kurtulup ülkelerine dönmenin hayalini kuruyor.

Tek istekleri doğdukları topraklarda özgürce yaşamak olan Suriyeli sığınmacılar, bayramı bayram tadında yaşayamıyor. Suriye'de yaklaşık 5 yıl önce başlayan çatışmalarda binlerce insan hayatını kaybetti, milyonlarca kişi de komşu ülkelere sığınmak zorunda kaldı.

Geçmişte birçok medeniyete ev sahipliği yapan Suriye toprakları, şimdi acı ve gözyaşıyla anılır hale geldi. Yetim çocuklar, eşini kaybetmiş kadınlar veya evladından haber alamayan annelerin anlattığı hüzünlü hikâyeler, ülkedeki dramı gözler önüne seriyor.

KELİMELER BOĞAZDA DÜĞÜMLENİYOR

İslam dünyası Kurban Bayramı'nın sevincini yaşarken ülkelerinden uzakta çadır, baraka ve derme çatma evlerde yaşamlarını sürdürmeye çalışan Suriyeliler ise bayramı buruk kutluyor.

Kahramanmaraş'taki çadır kentte barınan sığınmacılar için de bayram hüznün diğer adı. Suriyelilerin bir kısmı sessiz kalmayı tercih ederken, kimilerinin gözleri ağlamaklı, sözcükler boğazlarında düğümleniyor. Kimi babasını kaybetmiş kimi oğlunu. Eski bayramları hatırlayan yaşlı bir kadın ise hafifçe gülümsüyor, sonra ülkesi için dua ediyor.

Türkiye'de kendilerine her türlü hizmet sunulmasına rağmen yakınlarının hasretiyle yaşayan Suriyeliler, el öpecek bir büyük, ziyaret edecek bir mezar, hal hatır soracak arkadaş arıyor. Kendilerine sunulan yardım elinden mutlu olan sığınmacılar, bu dostluğun ömür boyu sürmesini temenni ediyor.

Bir bayramı daha Türkiye'de geçirmek zorunda kalan Suriyeli çocuklar, ülkelerindeki sokaklarda oynamanın ve yakınlarına kavuşmanın hayalini kuruyor.

Yaklaşık 17 bin Suriyeli'nin barındığı çadır kentte kalan Türkmen bir ailenin çocuğu 11 yaşındaki Fatma Muhammed, ülkelerinden ayrı bayramı geçirmenin hüznünü yaşayanlardan sadece biri.

"BABAM GELİRSE BANA GÜZEL BİR BAYRAM OLUR"

"Suriye'de başkaydı bayramlar" derken gözleri dolan ve bir umutla hapisteki babasının yolunu gözleyen Muhammed, çadırlarının önüne diktiği çiçekleri büyüterek gelecek hayali kuruyor.

Muhammed, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'de özgürce yaşamalarına rağmen mutlu olamadıklarını söyledi.

Suriye'de eskiden bir evlerinin olduğunu ve her bayram kurban kestiklerini dile getiren Muhammed, "Burası bizim memleketimiz değil ya bir başka geliyor burası. Bayram hiç güzel değil. Babam Suriye'de hapiste. Babamı çok özlüyorum. Keşke buraya gelebilse çok sevinirim. Babam gelirse bana güzel bir bayram olur. Babam yok, Suriye'den uzağım bayram benim neyime" diye konuştu.

Bayramda mutlu olmasalar da Türkiye'ye geldikleri için kendilerini şanslı gören Muhammed, çünkü ölümden kurtulup "Çok güzel ülke Türkiye" dedikleri kardeşlerinin yanlarına geldiklerini anlattı. Abdurrahman Şennal ise bayramın kendileri için bir anlamı olmadığını belirtti.

Suriye'de ölenlerin Müslüman olmasına rağmen Türkiye'nin dışındaki İslam ülkelerinin kendilerine sahip çıkmadığına dikkat çeken Şennal, "İnşallah Beşşar'dan kurtuluruz, bir gün ülkemize döneriz. Bunun için Allah'a dua ediyoruz" dedi. Basil Şennuk da bir gün ülkelerinde ailesi ve akrabalarıyla bayram geçirmek istediklerini dile getirdi.

 

 anasayfa

Yorum Yaz

  736752

-