Semih Akşeker

RANT RİBA MIDIR, MEŞRU MUDUR?

Semih Akşeker

İnsanın geçimi çabasına bağlanmış, rızk için çalışmak ve emek sarfetmek gerekiyor. Kur'an “namaz sonrası yeryüzüne dağılın” derken müslümanlara geçim için çalışmaktan başka bir yolları olmadığına dikkat çeker...

Bütün peygamberler el emeği ve alınteri ile geçinmişlerdir, Hz. İdris terzi, Hz. Eyyüp çiftçi, Hz. Yakup çoban, Hz. Davut demirci, Hz. İsa marangoz idi...

Ancak bir de çalışmadan riba ile geçinenler var. Said Nursi yüz sene önce; "Bu devirde sû-i istimâlât o dereceye vardı ki, bir sermâyedar(kapitalist) kendi yerinde oturup bankalar vâsıtasıyla bir günde bir milyon kazandığı halde bir bîçare amele sabahtan akşama kadar yeraltında mâdenlerde çalışıp ölmeyecek kadar on kuruşluk bir ücret kazanıyor. Şu hal müthiş bir kin verdi ki avâm tabakası havâssa îlân-ı isyan etti” diyerek hem riba'yı tarif ediyor hem de riba'nın dinler tarafından yasaklanma nedenini ortaya koyuyor.

Kur'an'da ‘riba' kavramı dilimize (Farsça'dan) ‘faiz' olarak girmiş. Oysa faiz salt bir tefecilik/bankacılık terimi ve riba'nın yerini kesinlikle tutmuyor. Riba faizi de aşan bir anlam genişliğine sahip ve emek karşılığı olmayan her türlü kazancı ihtiva ediyor. Gayr-ı meşrû kazancın sadece faiz ile sınırlı olmadığını belirtmek üzere bu farka kısaca temas etmiş olduk.

Rant ve riba ilişkisine gelince;

Rant emeksiz kazanç olma noktasında riba'ya çok benziyor, zaten rant emek harcanmadan elde edilen gelir demek. Rantın ülkemizde yaygın birkaç çeşidi var, bunlardan biri arsa alım-satımı, yani arsanın ucuzken alınıp değerlendikten sonra satılması. (buna prim yaptı deniyor) Böyle bir rant, arsanın yerine, alındığı yıla, yola yakınlığa bağlı olarak bazen 2-3 kat, bazen 8-10 kat, bazen de 50-100 kata kadar kazandırabiliyor. Yüksek getirisi sebebiyle elinde parası olan birçok insan da haliyle arsa rantına yöneliyor. Bir meslektaşım bundan 16-17 sene önce mimarlığı bırakıp arsa işine girmişti, başlarken küçük sermayesi bugünlerde 15 trilyona ulaşmış. Hiç mi çalışmıyorsun dediğimde çalışmasına artık gerek kalmadığını söylemişti.

Rantın diğer bir çeşidi imarlı bir arsanın kat karşılığı yapsatçı müteaahitlere verilmesidir. Bu yöntemle arsanın yeri ve büyüklüğüne göre bazen 2-3, bazen 10-15 hatta 50-100 daire kazanmak bile mümkün. Kiracısı olduğum ev sahibimin kat karşılığı kazandığı 85 dairesi vardı. Yine 1990 yılında bir kamu bankasının büyük bir arsa sahibine kat karşılığı 2500 küsur daire verdiğine şahit oldum, burası şimdi herkesin bildiği bir uydu-kent.

Rant ülkemizde ilk defa Tanzimat ile birlikte kamusal arazilerin özel mülk haline getirilmesiyle görülmeye başlanıyor. Falih Rıfkı Atay ‘Çankaya' isimli hatıratında Cumhuriyet'in ilk yıllarında rant ile zenginleşen parazit tiplerden kızgınlıkla bahseder. Ancak bunca haksızlığa neden olduğu halde hiçbir hükümet rantı engellemeye teşebbüs etmemiş, aksine rant 1980'lerden sonra gittikçe yaygınlaşmıştır.

Bugün ülkemizde yüzbinlerce rantçı çalışmadan, üretmeden, ter akıtmadan arsa rantı... kat rantı... kiracılık rantı... gibi türlü rantlarla geçiniyor. Bu insanlara sorarsanız rant ticarettir ve ana sütü gibi helaldir, hatta rant ile elde ettikleri kazancı Allah'ın bir lütfu olarak görenler bile var...

Ben de şimdi soruyorum, bu nasıl bir lütûftur ki çalışana değil hiç çalışmayana yaramaktadır?

Ancak rant düzeni toplumun aleyhine sonuçlar doğuracak bir boyuta doğru hızla ilerliyor. Türkiye çalışmayan büyük bir rantçı kesim sebebiyle nüfus başına üretimi çok düşük bir ülke, 80 milyonluk ülke 4 milyonluk Norveç'in yarısı kadar bile üretim yapamıyor.

Diğer yandan rant farklı gelir grupları arasında uçurumun büyümesine de neden oluyor. Zenginler arsa rantı ile çalışmadan servetlerine servet katarken yoksullar ne kadar çalışırlarsa çalışsın yerinde sayacağını bilmenin kızgınlık ve burukluğunu yaşıyorlar. Ancak böylesi eşitliksiz bir kazanç ortamının ileride çatışmalara neden olabileceği gözden uzak tutulmamalıdır.

Rantın neden olduğu haksızlıklar, adaletsizlikler, fenalıklar elbette bunlarla sınırlı değil. Başka bir yazıda sırf bu konuya devam ederiz...

Rant'ın riba'ya benzediğini ve haksız bir gelir/geçim kapısı olduğunu umarım biraz anlatabilmişimdir, ancak bu iş benim söylememle bitecek değil, bunu fakihler/hocalar/âlimlerin söylemesi gerekir;

1) Rant'ın şer'i hükmü nedir?

2) Rant Allah'ın bir lütfu mudur, değil midir?

3) Riba (faiz) emeksiz kazanç olma noktasında yasaklandığı halde aynı yolla kazandıran rant hangi gerekçelerle meşru görülmektedir?

Bir cemaat/tarikat önderi (polemik olmaması için isim vermiyorum) Müslümanın Para İle İmt.... adlı eserinin 32.sayfasında arsa rantını Allah'ın lütuf ve ihsanı olarak değerlendirdiği düşünülürse bu sorularım nasıl cevaplandırılacak, doğrusu merak ediyorum. 

Son söz;

Bugün rantı siyasal iktidarlardan başka bitirecek bir başka kuvvet yok. Hükümet bir an önce rantı sonlandıracak yasaları meclise getirmeli ve milleti geçim için çalışmaya teşvik etmelidir. Adalet ancak böyle sağlanır, kazançlar ancak böyle bereketlenir...

 

SEMİH AKŞEKER - TERCÜMEİHÂL

SEMİH AKŞEKER DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  436071

-