28 MAYIS 2020 PERŞEMBE

Hüseyin Yağmur

REFAH PARTİSİ NEDEN VE NASIL KAPATILDI?

Hüseyin Yağmur

Bundan 22 yıl önce 17 Ocak 1998 günü Refah Partisi'nin kapatılma günü olarak tarihi kayıtlarda yerini almıştı.

17 Ocak günü Refah-Yol'u deviren odaklar bir darbe daha vurarak topyekün yok etme amacıyla Refah Partisi'nin kapatılmasına, yöneticilerine 5 yıl siyaset yasağı getirilmesine karar vermişlerdi. 6,5 milyon seçmenin partisi kapatılmış, milli irade yok edilmişti.

 Kapatma davası sırasında Anayasa Mahkemesi Başkanı olan Ahmet Necdet Sezer, dava öncesi yaptıkları ön incelemede “Kapatma davasıyla suçlanan siyasilere verilecek cezanın, davadan sonra verilmesine karşı oy yazısı yazmış, siyasilere cezanın hemen verilmesi gerektiğini savunmuştu” (Heyet,1998:16).

 17 Şubat 1997'de kurulan Fazilet Partisi'ne, 41 eski RP'li milletvekili 23 Şubat tarihinde katılarak yeni adreslerini belli etmiş oldular.

 Peki ne olmuştu da Jakopen Darbeciler ülkenin siyasetinin bir parçası olan Refah Partisi'ni kapatmışlardı?

20 Ekim 1991 Genel Seçimleri

 20 Ekim 1991 seçimleri Özal ve ANAP için yeni bir milat olur. Çünkü bu seçimle 8 yıllık ANAP iktidarı sona ermişti. ANAP bu seçimlerde yüzde 23 oy alırken, DYP yüzde 26, SHP ise yüzde 20 oy almıştı. Seçimlere Refah Partisi çatısı altında katılan MÇP ve IDP ittifakı ise yüzde 16.4 oy alarak 62 milletvekili kazanmıştı.

 9 Şubat 1994 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Refah Partisi hakkında Libya'dan yardım aldığı gerekçesiyle inceleme başlatmıştı.

 27 Mart 1994 Yerel Seçimleri

 27 Mart 1994 tarihinde gerçekleşen yerel seçimler Türkiye'de Anadolu değerler sisteminin 20 yıllık aradan sonra yeniden iktidara kavuşmasına dair bir yürüyüş başlatıyordu.

 Oyların RP % 22, ANAP % 21, SHP % 19 şeklinde dağıldığı bu seçimin getirdiği en önemli sonuç İstanbul, Ankara, Konya, Sivas gibi büyük illerin başkanlıklarını kazanan Refah Partisi'nin kendi tarihinde ilk kez % 20'nin üstüne çıkmasıydı. Seçimin en büyük kaybedeni ise SHP idi. Çünkü SHP seçimlerden 3. parti olarak çıksa da Büyükşehirleri kaybetmişti.

 Tanju Tosun'un tesbitiyle aslında “Türkiye'de İslamileşen çevrenin yükselmesi vardı ve Refah Partisi sadece bunun temsilciliğini yapıyordu. Ona göre bu coğrafyadaki laik hayat tarzı ve kimlik inşa etme projesi iflas etmişti” (Tosun,1999:186).

 Refah Partisi'nin yükselişi bazı dış lobilerin dikkatini çektiği kadar siyasi rakipleri tarafından da ustalıkla kullanılıyordu.ABD'ye bir gezi yapan Başbakan Tansu Çiller “Türkiye'de İslamcı akımlar dinamik bir şekilde güçleniyor. Beni desteklemezseniz Şeriat tehlikesi var” (Ergin,1997). demişti. Çiller, Milliyet Gazetesi'nden Taha Akyol'a verdiği demeçte de “Ben gidersem Refah gelir” (Erel ve Bilge,1994:205). tehdidini savuruyordu.

 24 Aralık 1995 Genel Seçimleri

 İşte 24 Aralık 1995 bu siyasi atmosferde gerçekleşti. 24 Aralık seçimleri Refah Partisi'nin 158 milletvekili çıkartarak birinci parti olmasıyla sonuçlandı. % 21 oy alan Refah Partisi'nden sonra yüzde 19 oy alan ANAP 132 milletvekili ile ikinci parti, yüzde 19 oy alan DYP 135 milletvekili ile üçüncü parti olmuştu. DSP ve CHP toplam 125 milletvekili ancak çıkarabilmişlerdi. İki sol partinin bir sağ parti etmediği yeni bir dönem başlamıştı.

 Yoksul ve fakir insanların yeni umudu Refah Partisiydi artık. BBP ise ANAP çatısı altında parlamentoya girmişti bu seçimlerde.

 24 Aralık seçimlerinden sonra 6 Mart 1996 tarihine kadar yeni hükümet kurulamadı. ANAP ve DYP, RP ile koalisyon kurmayacaklarını açıklamışlardı. TÜSİAD da gazetelere ilan vererek DYP-ANAP koalisyonunu önermişti.

 Erbakan seçimler öncesi diğer partilere ağır sözlerle yüklenmişti. Diğer partileri ‘curuf' olarak niteleyen Erbakan, bu partilerin liderlerini de ‘gavur uşaklığı' ile suçlamıştı. DYP lideri Tansu Çiller ise seçim meydanlarında Refah Partisi'ni ‘PKK'dan daha tehlikeli' olmakla suçlamıştı. Refahlı kurmay Şevket Kazan'a da ‘Şerefsiz' şeklinde hitap etmişti.

 Bu arada askerlerin ve Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı'nın RP-ANAP koalisyonunu istemediği haberleri Başkentte yayılmıştı.

 Refah'ın İktidarı

 1995 yılında yapılan genel seçimlerde yüzde 21.38 oy alarak sandıktan zaferle çıkan Necmettin Erbakan, dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından hükümeti kurmakla görevlendirildi. Ancak Refah Partisi, Meclis'te güvenoyu alabilmek için yeterli milletvekiline sahip değildi. Erbakan'ın ilk denemesi başarısız olmuştu. Bunun üzerine Demirel, seçimlerde ikinci olan ANAP lideri Mesut Yılmaz'a hükümeti kurma görevi verdi. Yılmaz ve DYP lideri Tansu Çiller, 53. Hükümeti kurma konusunda anlaştılar. Fakat bu hükümetin ömrü sadece üç ay oldu.

 Demirel, hükümeti kurma görevini ikinci defa Erbakan Hoca'ya verdi. Bütün bu dirençlere rağmen Erbakan Başbakanlığında Refahyol Hükümeti kurulmuştu.Erbakan daha önce hakkında Meclis soruşturması açtırdıkları Çiller için şimdi artık ‘Çiller bizim için bundan sonra sütten çıkmış ak kaşıktır' ifadesini kullanıyordu.

 Erbakan, yapılan pazarlıkların ardından Çiller'le birlikte tarihe ‘Refahyol' olarak geçen 54. Hükümeti kurdu. Koalisyon protokolü çok netti: İlk olarak Başbakan, Erbakan olacaktı, iki yıl sonra ise Başbakanlık görevini Tansu Çiller alacaktı. Yani iki yıl arayla başbakan değişecekti. Cumhurbaşkanı Demirel'in onay verdiği Refahyol Hükümeti 28 Haziran 1996'da göreve başladı.

 1995 yılından itibaren yükselişe geçen Refah Partisi'nin şimdi de iktidar oluşu zinde güçlerin rahatsızlığını doruk noktasına çıkarmıştı. Refah Partisi'nin önünü kesmek için yapılan planlamalar Refah-Yol iktidarına yöneltildi bundan sonra.

 Başbakan Erbakan göreve gelir gelmez ülkenin parasının peşine düşmüş, Ziraat Bankası'nın 800 milyon dolarlık, Kalkınma Bankası'nın 600 milyon dolarlık parasının komisyon karşılığında başka devletlere kullandırıldığının farkına varmış ve bunun önünü kesmişti. İlk icraatı asgari ücreti yüzde 100 arttırmak olan Refah iktidarının ikinci işi memur maaşlarını % 50 oranında artırmak olmuştu.

 Amerikan Kongresi'nin Ortadoğu masası şefi Carol Migdalovitz tarafından hazırlanan raporda Refahyol Hükümetinin "düşmesi gerektiği", eğer bu gerçekleşmezse sonraki seçimlerde Refah Partisi'nin oy oranını gittikçe artıracağı, bu nedenle önlemlerin alınması gerektiği belirtilmişti.

Haziran 1996'da Türkiye'de resmi ziyarette bulunan İsrail Cumhurbaşkanı Ezer Weizman, RP'nin hükümet olmaması gerektiğini söyler ve sözlerini şöyle sürdürür: "Demirel, yakın dostum. Bunu engellemek için elinden geleni yapacağına eminim. Ordu da sessiz kalmayacak" (Ertunç,2010:483).       

Başbakan Erbakan ilk yurtdışı gezisini İran'a yaparak pusudaki düşmanlarına bulunmaz bir fırsat vermişti. 8 Ekim 1996 tarihinde  yaptığı Libya ziyareti  ise koalisyonu derinden sarsmıştı. Erbakan, Türk müteahhitlerin alacağını tahsil edeceğim diye Libya lideri Kaddafi tarafından ziyaret sırasında fazlasıyla oyalanmıştı. Başbakan Erbakan'ın, Kaddafi tarafından çadırda ağırlanması medyaya bulunmaz bir malzeme vermişti.

 Refah-Yol hükümetinin ilk üç ayı Refah Partisi aleyhtarı gazete ve televizyonların ağır bombardımanı altında geçti.Düğmeye basılmış, müsabaka başlamıştı. Heinz Kramer'in deyimiyle bu bir ‘siyasi egemenlik savaşıydı.' Gazeteci Arslan'a göre 28 Şubat için düğmeye eski General ve bürokratların oluşturduğu Encümeni Daniş isimli topluluk basmıştı. Encümeni Daniş, tekrar devreye girmiş, devletin çeşitli makamlarına irticanın önünü kesilmesi için mektup göndermişti.

 Refah Partisi ve Doğru Yol Partisi'nin kurduğu 54. Hükümeti devirme çalışmasında Refah Partisi'nden fire verdiremeyen cuntacılar, 135 vekilli DYP'yi 98 milletvekiline kadar düşürmüştü.

 Refah Partisi'nin Kapatılması

 21 Mart 1997'de Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş, Refah Partisi'nin laikliğe aykırı eylemleri nedeniyle kapatılması için Anayasa Mahkemesi'nde dava açmıştı.Dönemin Başsavcısı Vural Savaş, Refah ve Fazilet Partisinin kapatılması ve postmodern darbenin hukuki altyapısını hazırlayan isimdi. Kapatma iddianamesinde ‘kan içici vampirler' sözleri hukuk skandalı olarak kayıtlara geçmişti.

 RP'ye kapatma davası açan Vural Savaş, parti kapatıldıktan sonra Demirel'in kendisine söylediklerini şöyle anlattı: RP kapatılmasaydı darbe olurdu. Sonuçtan dolayı seni kutluyorum.“- Vural şöyle devam ediyor:19 Ocak 1998 tarihli not defterime şunları yazmışım: “Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel beni Köşk'e çağırdı. Sıcak bir karşılama.. ‘Refah Partisi kapatılmasaydı, askeri müdahale olabilirdi. Seni kutluyorum. Davayı sen açtın. Bu sonuçta yüzde 50'den fazla hakkın var” (Savaş,160).

 Bazı kişiler de Refah Partisi'nin kapatılması için gerekli bilgi toplama faaliyeti yapıyorlardı. Dönemin Şahitlerinden Şeref Malkoç bunu şöyle anlatır: Yalçın Küçük'ün kitabında ne yazıyorsa Refah Partisi'ni kapatma davasında iddianameye kondu. Küçük'ün Refah'la ilgili yazılarını başsavcılığın iddianamesinde gördük. Ergün Poyraz'a da Refah Partisi ile ilgili konuşma kasetlerini hazırlıyorlar, Poyraz'a veriyorlar, o da getirip dönemin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş'a veriyordu (Malkoç,2012).

 Çevik Bir, Refah Partisi'nin kapatılması için Anayasa Mahkemesi'ne yazı yazıp adeta talimat vermişti. Aynı yazıları diğer mahkemelere de göndermişti. Malkoç bu olayı şöyle anlatır: Genelkurmay Başkanlığı'ndan Anayasa Mahkemesi'ne gönderilen bir dosya vardı. Çevik Bir imzalı bir yazıydı. Yazıda Refah'ın kapatılmasına dair deliller ve ne kadar tehlikeli bir parti olduğuna dair cümleler vardı. Genelkurmay'da Refah'la ilgili dosya tutuyorlardı (Malkoç,2012).

 Çevik Bir'in 28 Şubat'ın hemen ardından Haziran ayında Genelkurmay Karargahı'nda organize ettiği “İrtica brifingleri”ne katılan emekli Yargıtay Hukuk Dairesi üyesi Ekrem Serim, o günleri şöyle anlatır: Brifingin amacı Anayasa Mahkemesi'ndeki Refah Partisi'ni kapatma davası ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde hakkında 312. maddeden açılan davalardı (Serim,2011).

 Anayasa Mahkemesi'ndeki dava sürerken, 17 Kasım 1997'de Fazilet Partisi kurulmuştu. Mahkeme, 17 Ocak 1998 günü  Refah Partisi hakkında kapatma kararı verdi ve Erbakan ile aralarında Şevket Kazan gibi isimlerin de bulunduğu yöneticileri için siyasi yasak getirildi.

 Partinin kapatılmasından sonra Refah Partisi milletvekilleri, Fazilet Partisi'ne katılmıştı. Yargıtay Başsavcılığı, 7 Mayıs 1999'da Fazilet Partisi hakkında da kapatılan Refah Partisi'nin devamı olduğu gerekçesiyle dava açmıştı.

 Aynı günlerde, kapatılan Refah Partisi'nin Genel Başkanı Necmettin Erbakan ‘Hazine yardımını teşkilatlara usulsüz olarak aktardığı iddiasıyla 2 yıl 4 ay hapse mahkûm edildi.' Kararda 68 adet Refah Partisi İl Yöneticisine de bir yıl iki ay hapis cezası veriliyordu. ‘Necmettin Erbakan ise artık muhtar bile olamayacak şekilde beş yıllık siyaset yasağı kapsamına alınmıştı'

 Trajik olan şuydu: Kapatma davası sırasında Anayasa Mahkemesi Başkanı olan ve “Kapatma davasıyla suçlanan siyasilere verilecek cezanın, davadan sonra verilmesine karşı oy yazısı yazıp, siyasilere cezanın hemen verilmesi gerektiğini savunan  Ahmet Necdet Sezer, Refah Partisi'nin yerine kurulan Fazilet Partisinin (ve onlardan ayrılan Yenilikçilerin) desteği ile Cumhurbaşkanı seçilmişti.

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  694455

-