31 MAYIS 2020 PAZAR

Hüseyin Yağmur

REFET BELE: KURTULUŞ SAVAŞI’NIN TANINMAYAN BİR GENERALİ

Hüseyin Yağmur

Resmi tarihçiler Kurtuluş Savaşı'nın miladı olarak 19 Mayıs 1919'da Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'a çıkışını göstermeyi seviyorlar.

2 Ekim 1963 tarihinde vefat eden Kolordu Komutanı Albay Refet Bele, Atatürk'le birlikte 19 Mayıs'ta Samsun'a çıkan 20 kişiden biridir.

Mustafa Kemal'in ne kadar seçici olduğu bilindiğine göre Selanikli olan Refet Bele'nin özel olarak seçilmiş bu ekipte yer alması 0'nun Mustafa Kemal'e yakınlığını gösteriyor.

Prof. Dr. Mete Tunçay bu vaziyeti şöyle anlatıyor: Kuruculara tek tek bakacak olursak, Cumhuriyet'i askerler kurdu. Mustafa Kemal Paşa da, İsmet Paşa da, Fevzi Çakmak da askerdi. Zaten Milli Mücadele'de ilk beşten söz edilir. Bir Atatürk, iki Kazım Karabekir, üç Ali Fuat Cebesoy, dört Rauf Bey, beş Refet Paşa. Karabekir ve Cebesoy, Milli Mücadele'ye başlamak için 1919'da Mustafa Kemal'den daha önce Anadolu'ya gittiler ve M. Kemal'e ısrarla gel dediler. (Tunçay,2010)

Sonraki günlerde Refet Bele, İstanbul'u düşman kuvvetlerinden teslim alan komutan olarak dikkat çekiyor.

Refet Bele'nin İstanbul'u işgalden kurtaran ordunun başında İstanbul'a girmişti. Ertesi günü, İstanbul tekrar heyecanlı tezahürata sahne olmuştu. Refet Paşa'nın maiyet Jandarma bölüğü Sirkeci'de karaya çıkmış, alkışlar ve yaşa millî ordu, avazeleri arasında Sultanahmet Meydanına doğru yürümüştü. Cuma namazı çok kalabalık bir cemaat ile Ayasofya Camii'nde kılınmış, cemaatin gösterdiği arzu üzerine Refet Paşa müezzin mahfiline çıkarak bir hitabede bulunmuş, hem cemaati ağlatmış ve hem de kendisi ağlamıştı. (Cebesoy,2007:156)

Padişaha saltanatın kaldırıldığını bildiren kişi de yine Refet Bele…Münevver Ayaşlı'nın naklettiğine göre Refet Bele, ziyareti sırasında son padişah Vahidettin'i makamında padişahın karşısında ayak ayak üstüne atıyor. Bir ara ayağını padişahın yüzüne getirecek kadar yakınlaştırıyor. Saltanata ve saltanat makamına bakışı da buradan anlaşılıyor.

General Refet Bele ve Ali Fuat Cebesoy kendilerinden sonra zoraki bir şekilde Kurtuluş Savaşı'na katılan Albay İsmet İnönü'nün Genelkurmay Başkanı yapılmasını kabullenemiyorlar. Hal böyle olunca Kurtuluş Savaşı'nın aktörleri arasında çeşitli konularda uyuşmazlıklar çıkıyor.

İlk kırılma Atatürk'ün İsmet Paşayı bir çok general varken henüz Albay olan ve Milli mücadeleye sonradan katılmış İnönü'yü Genelkurmay Başkanı yapmasıyla yaşanır.Bu sırada Kemal, İsmet'i Genel Kurmay Başkanı yapmıştı. «Ancak yaradılışları ondan çok ayrı olan Ali Fuat ve Refet'in İsmet'le araları açıktı. Kendileri ta baştan beri Kemal'in yanı sıra Anadolu'ya geçtikleri halde, bu göreve onun atanmasına, aralarına sonradan katılmış olduğunu ileri sürerek, şiddetle karşı koydular» Yine de Kemal bu atamada direndi. (Rustow,1984:459)

Erkân-ı Harbiye Reisliği'ne (Genelkurmay Başkanı) Miralay (Albay) İsmet Bey getirildi.Ali Fuat (Cebesoy) ile Refet (Bele) Paşalar, İsmet Bey'in (İnönü) Genelkurmay Başkanlığı'na getirilmesine karşı çıktılar. Bunlar, kendilerinden sonra Anadolu'ya gelerek Ulusal Mücadele'ye katılmış olan İsmet Bey'in birden bire en yüksek askeri makama getirilmesini doğru bulmuyorlardı.(Kılıç-Turgut, 2010:128)

Cemil Koçak farklı bir ayrışmaya şöyle dikkat çeker: 'İzmir'in kurtuluşu sonrasında 'İslam' ortak paydasına ihtiyaç kalmadı. 'İzmir'in kurtuluşundan sonra maiyeti Mustafa Kemal'e Hacı Bayram'a gidelim ve şükür duası edelim diyorlar. Atatürk benim böyle bir borcum yok diyor.'Karabekir Paşa, Cebesoy Paşa, Refet Bele Paşa, Halide Edip ve eşi. Milli mücadelenin önde gelen isimleri bu duruma karşı çıkıyorlar." (Koçak,2011)

Cumhuriyetin diğer komutanlar sorulmadan ilan edilmesine itiraz edenlerden biri Kurtuluş Savaşı kahramanlarından General Refet Bele'dir. Refet Paşa, Cumhuriyet ilanından üç gün önce verdiği beyanatta, "Gelecekteki idare şeklimizde hiç kimse tek başına vatana zarar verebilecek bir kudrete sahip olmayacaktır" demişti. (Karaosmanoğlu,1993:61

Hakan Özoğlu ise halifeliğin kaldırılmasının zamanlaması konusunda bazı generallerin farklı düşündüğünden bahsediyor. ABD arşivlerindeki 25 Mart 1924 tarihli bir rapora göre, Refet Bele Paşa, halifeliğin kaldırılıp hanedanın yurtdışına sürülmesine değil ama zamanlamasına karşı. ABD elçiliğinde görevli Constaine Brown ile bir sohbetinde ‘Böyle büyük bir manevranın 1922'de saltanat kaldırıldığı zaman yapılması gerektiğini' söylüyor: “Şimdi yeni halifeyi seçtik, halife ve hanedan için ülkedeki genel görüş olumlu. Kendisi uygunsuz bir şey yapmadı. Bence ölünceye kadar makamında kalması gerekirdi. Öldükten sonra hanedan yurtdışına çıkarılabilirdi.” (Özoğlu,2012) 

Yine Münevver Ayaşlı'nın naklettiğine göre kendisine hatıralarını yazması söylenen Refet Bele 'Bu milletin bir istiklal savaşı var, hatıralarımı yazıp da onu da ben mi bitireyim?' diyor.

General Refet Bele Atatürk'ün yanından ayrılıp muhalefet saflarına geçince bunun bedelini ağır ödüyor. İzmir Suikastı sanığı olarak yargılanıyor.

Ali Çetinkaya başkanlığında toplanan mahkeme, içlerinde Terakkiperver Fırka'nın öne çıkan isimlerinden Erzurum Mebusu Rüştü Paşa'yı mahkum etmişti. Kuvayı Milliye kahramanları Kazım Karabekir, Ali Fuat, Refet, Cafer Tayyar ve Mersinli Cemal Paşalar son anda beraat ettiler. Yurtdışında bulunan Rauf Bey ise 10 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı.

Sonraki yıllarda İstanbul müstakil mebusu olarak Parlamento'ya giren Refet Paşa, CHP faşizmini eleştirdiği için bir partinin Genel Sekreteri Recep Peker tarafından sert bir şekilde cevaplanmıştı.” (Uyar,1999:164)

Refet Bele muhalif olduğu için yeterince tanınmayan ve tanıtılmayan bir komutan. Üniversiteler başta olmak üzere bu Türk generalinin hayatı sağlıklı bir şekilde incelenip yeni nesillere aktarılmalı.

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  956796

-