15 ARALIK 2019 PAZAR

Bülent Acun

SANKİ DEDİM DİYEBİLMEK

Bülent Acun

“İşten artmaz, dişten artar ”düsturuna can suyu verircesine nefsinin arzularına gem vurarak, canının çektiği şeyleri yemeyip, bedelini biriktirerek, mütevazi tasarruflarından muhteşem bir cami meydana getiren, merhum Keçecizade Hayrettin Efendi; Sanki yedim anlayışıyla hareket ederek hareketini, büyük bir berekete dönüştürmüş. Merhum o zaman sanki yedim demiş, hayalindeki Camiyi inşa ettirmiş. Bendeniz de diyorum ki bugün biz ne yapıp edip Keçecizade Hayrettin Efendi'nin bu güzel yolunu takip etmeliyiz.

Fakat küçük bir farkla...

Merhum Sanki yedim demiş, biz de ‘‘sanki dedim'' diyebilmeliyiz.   Sanki yedim anlayışı nasıl bir cami inşa etmenin anahtarı ise ‘sanki dedim' anlayışı da çölleşip çoraklaşarak, yıkılıp harabeye dönen gönülleri inşa ve ihya etmenin anahtarıdır.

‘Sanki dedim' diyebilmek bugün hepimiz için son derece elzemdir. Yerinde susmasını bilmek, en az yerinde konuşmasını bilmek kadar erdemdir. İcap ettiğinde sükût etmeyi bilmeyen kimsenin, konuşmasının da herhangi bir kıymeti harbiyesi yoktur. Sözün gümüş, sükutun altın olduğu yer, işte tam burasıdır. ‘Sanki dedim' diyebilmek elzem ve erdem olduğu kadar bir kalkandır da.

Bu kalkan bizi evde, işte, okulda, sokakta, kuyrukta ve trafikte insanlarla yok yere atışmaktan, kapışmaktan, çarpışmaktan ve dövüşmekten korur.

Bu anlayışla dilimiz durur, dilimiz durduğu içinde başımız selamet bulur. Hoşumuza gitmeyen bir söz duyduğumuzda Hz. İsa Aleyhisselam'a atfedilen ‘hoşlanmadıklarına sabredemeyen, hoşlandıklarına kavuşamaz' sözünü hatırlayarak, dilimize hakim olup ‘sanki dedim' diyebilmeliyiz.

Canımızı sıkan bir yorumla karşılaştığımızda üslubu beyanın, ayniyle insan olduğunu bilmeli ve ‘sanki dedim' diyebilmeliyiz.

Maruz kaldığımız haksız ve yersiz eleştiriler karşısında ‘kem söz sahibine aittir.' demeli ve yine ‘sanki dedim' diyebilmeliyiz.

Bizde yazarken, konuşurken, överken ve yererken dikkatli olmalı, fikirlerimizi haddinden fazla şiddetle katarak, gayedeki hikmeti yok etmemeliyiz.

Elimize, dilimize, belimize sahip olduğumuz gibi kalemimize, klavyemize, kameramıza ve mikrofonunuza da sahip olmalıyız.

Rabbimizin Kerim Kitabımızda vasf ettiği gibi sözü dinleyeceğiz, duyacağız fakat en güzeline uyuyacağız. Dilimizin hakimi olamazsak, sözümüzün mahkumu olacağımızı unutmayacağız. Bu duruma düşmemek için Kainat Efendisine kulak verecek ‘Ya hayr söyleyecek,  ya da susacağız.”

‘Sanki dedim' diyebilmek kesinlikle bir mevzi kaybı değildir, hele hele zillet, yenilmek, teslim olmak hiç değildir!

‘Sanki dedim' diyebilmek dostlukların yerine göz diken küslüklere prim vermemektir. Kırmamaktır, kırılmamaktır, yormamaktır, yorulmamaktır, incitmemektir, incinmemektir.

‘Sanki dedim' diyebilmek düşmanlığa ket vurmaktadır. Azgın nefse gem vurmaktır. İhtilafa karşı dimdik durmaktır. Dostluğun kardeşliğin hukukunu korumaktır. Sabırla melun şeytanı kovmaktır. Metanetle bencilliği boğmaktır. Yaratılanı Yaratandan ötürü severek, sevgi ve barış dolu bir dünya kurmaktır.

Yazımı geçen hafta bir dost meclisinde yaptığım şu nükte ile hitama erdirmek istedim.

Çorlulu Ali Paşa Medresesindeki dost meclisinde uzun müddet sükût ettiğimi gören dostum, Muzaffer bey: ‘Hocam niçin sükût ediyorsunuz?” diye sorunca ona şu cevabı verdim:

 ‘Azizim sükûtu hayale uğramamak için, sükûta hayata geçirmeye çalışıyorum.'

BÜLENT ACUN - TERCÜMEİHÂL

BÜLENT ACUN DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  881740

-