20 AĞUSTOS 2019 SALI

Can Kemal Özer

SAPIKLIK BUNLARIN KİMLİĞİ

Can Kemal Özer

FETÖ'nün gelini Elif Şafak kendi tabiri ile “biseksüel”, açık ifadesiyle cinsi sapık olduğunu açıklamış ABD'de.

Bu türler, bu türleri teşvik ve tebrik eden, yayınları ile destek olarak cürmümeşhut için söylenecek yegâne söz ‘Allah müstahakınızı versin' demek.

Bunun FETÖ firarisi Aydın Doğan'ın eski yayın yönetmeni, “eski” kocası Eyüp Can'ın yönettiği Radikal'de, “Yahudi sevgilim, ‘Müslüman' karım ve ben” başlıklı bir yazı kaleme almış ve şöyle demişti:

“Yıl 1996. Amerika'da öğrenciyim. O Yahudi, ben Müslüman. Birbirimize deliler gibi âşığız. “Evlenebilirim” dediğim ilk kadın.

Bir gün damdan düşer gibi sordu... “Eyüp, çocuklarımızın dini ne olacak?” Aslına bakarsanız ne o Ortodoks bir Yahudi, ne de ben geleneksel Müslüman. Ama dini kimlik bu, sormadan edemedi... Ellerini tuttum, “Gözlerimin içine bak” dedim. “Senin kadar Yahudi, benim kadar Müslüman olurlar.”

Ailesi izin vermediği için Aydın Doğan ve Gülen'in ortak elemanı Eyüp Can, bu Yahudi kızı ile evlenememiş...

Katalog evliliği midir, yoksa bir proje evliliği mi bilmiyoruz ama sapıklığını faş eden Elif Şafak'la ilişkisi ve onun imansızlığını şöyle anlatıyor aynı yazısında:

“İstanbul'a döndüm, ikinci kez sırılsıklam âşık oldum. Nüfus cüzdanına göre o da Müslüman, ben de. Ya da ben öyle zannediyorum. Hayatımda hiç kimse bana onun kadar dini kimliğimi sorgulatmadı. Doğacak çocuklarımızın dini kimliğinden emin olamadığı için evlenmeye cesaret edemeyen Yahudi sevgilim bile.

Bakmayın böyle anlattığıma. Çok kanlı geçti bu sorgulama. Gömlek değil, sonuçta kimlik bu, çıkar deyince çıkmıyor. Çıkarılabilecek bir kimlik bile olsa, siz fark etmeden derinizle bütünleşiyor. Tek tek soyduk kimliklerimizi, din-dil-ırk-sınıf-aile-çevre-tanrı-şeytan... Ve sonunda öyle bir noktaya geldik ki ya yok edecektik birbirimizi ya da yeniden var.

İkisini de yaptık. Tam iki yıl hiç görüşmedik Elif'le. Ve sonra ilk buluşmada evlenmeye karar verdik. “Karakterimiz kaderimizdir” derdi sürekli. Anlamam zaman aldı. ‘Yahudi sevgilim' beni kimliğime yapıştırdı, ‘Müslüman karım' beni hem kendisinden hem de üstüme giydirilmiş tüm kimliklerden uzaklaştırdı. Aşk bu, soymadan-soyunmadan olmuyor. Kimlikler bir bir dökülüyor, geriye sadece karakterimiz kalıyor.”

FETÖ'CÜ SAĞLIK, MÜSLÜMAN OLMADIKLARINI İTİRAF EDİYOR

Karısının ve kendisinin Müslüman olmadıklarını açıkça itirafla yetinmeyen FETÖ firarisinin söyleyecekleri bitmedi.

Nasıl bir midelerinin olduğunu, nasıl bir tiksinti tipler olduklarına dair itiraflarını ise şöyle sürdürmüştü:

“Karım, çocuklarla birlikte bir süredir Londra'da. Bir zamanlar evlenmeyi düşündüğüm Yahudi sevgilim, uzun uğraşlar sonucu sperm bankası aracılığıyla hamile kaldı ve Kudüs'te bir oğlan çocuğu doğurdu. Geçen hafta hem bana hem de Elif'e müjdeli haberi verdi. İlk fırsatta İstanbul, Londra ya da Kudüs'te çoluk çocuk buluşmaya karar verdik. Telefonu kapatmadan önce şöyle bir diyalog geçti aramızda. - Bankadan aldığın sperm Yahudi bir erkeğe mi ait?

- Hayır, genetik hastalık riskini minimize etmek için Yahudi olmayan erkeklerin spermi tercih ediliyor, ben de öyle yaptım.

- Peki, kime ait olduğunu biliyor musun?

- Kimliğini gizli tutuyorlar ama galiba spermin sahibi Arap Müslüman'mış...

Sol-sağ, laik-dindar, Türk-Kürt-Arap, Müslüman-Hıristiyan-Yahudi, hepsi üzerimize giydirilmiş birer kimlik. Aslolan kişiliğimiz...”

İşte kendi kaleminden kimlikleri bu soysuzların…

HÜRRİYET'TEN SAPIKLIĞA TEBRİK VE TEŞVİK

Aydın Doğan'ın eski elemanının karısına yine Doğan'ın arsız yazarı Arman'dan dün büyük bir destek geldi.

On numara arsız, müfsit Arman, sapıklığını ilan eden E. Şafak için “Bizimki gibi bir ülkede bu beyanatı için bir kadın cesaretinden dolayı ancak tebrik edilir” diyor.

Aydın Doğan da buna katılır mı bilmiyorum ama katılmasa yayınlanmasına izin vermezdi. “İyi de sizde gazetede çıkan her şeyden yayın yönetmenizin, patronun haberi olur mu?” diyebilirsiniz. Elbette olmaz. Bizde hiç olmaz.

Lakin böyle bir yazı bizde sehven çıksa, ne biz ne de patron, o yazarı ve o yazıya izin vereni orada barındırırız.

‘Patron Doğan ya da Fikret Bila bu yazının yayınlanmasını görmediler' diyelim, ama dün okudular, Ayşe Arman hâlâ sapıklığı teşvik edici köşesinde yazmaya devam edecekse (ki edecek), sapıklığın teşvik ve tebrikine Doğan da Bila da destek vermiş olmaz mı?

Bal gibi olur.

Ne mi demek istiyorum? Bu yazar kovulmaz ise, Hürriyet'e para verip okuyan, sitesine girip hitine destek veren de Arman'la, Doğan'la, Bila ile aynı cürmün, günahın ortağı olur.

İşte Arman'ın sapkını tebrik ve ülkemizdeki diğer sapıkları teşvik için kullandığı, cürüm hezeyanları:

“Demin izledim TED konuşmasını (E. Şafak'ın)

Şahane... Ki ne derse desin, bir tür devrim! Onlarca LGBT genci için bir rahatlama, hafifleme...

İkiyüzlülüğün tavan yaptığı, aslında dünyaya farklı renklerini, eşcinselliklerini haykırmak isterken, toplumsal baskılar yüzünden söyleyemeyenlere cesaret üflüyor.

Güç veriyor. Örnek teşkil ediyor.

“Herkesi olduğu gibi kabul edelim. İhtiyacımız olan biraz empati, biraz hoşgörü” diyor.

Allah aşkına haksız mı kadın? Bence şahane bir konuşma. Destekliyorum. Ve Elif Şafak'ı çok cesur buluyorum.”

Gördüğünüz gibi FEÖ'nün “hoşgörüsü” Arman'ın da satırlarında. Soros'un Satanistlerin sapkınlıkları Hürriyet'te teşvik ve takdir ediliyor.

Bütün işler Müslüman bir memlekette yapılıyor.

Ahlaksızlığın, sapkınlığın teşvik edildiği gazetenin yayın yönetmeni ve yazarlarını artık Reis'in uçağında görmek istemiyoruz.

Bu cürmün failinin patronunu Erdoğan'ın iftar sofrasında istemiyoruz.

Devletin kaynaklarının bu gazeteye aktarılmasına son verilmeli.

Bürokrasinin masasında, belediye başkanın masasında, bakanın masasında bu rezil teşvik ve tebriğin yer aldığı gazeteyi görmek istemiyoruz.

Yeter artık! Şimdi cesur olmayacaksak ne zaman olacağız?

BU SATANİST VE YAHUDİ PROJESİDİR

Eşcinsel denilen ve LGBT harfleriyle tasniflenen sapkınlığın asıl hedefi ise aile. FETÖ'nün gelininin de, Doğan'ın yazarının da hedefi aynı.

Bu sapkınlığın kurumsallaşma girişimini ilk başlatan Litvanyalı Yahudi bir ailenin oğlu olan esrarkeş Harvey Bernard Milk (1930-1978). Milk küresel baronların kendisine sağladığı büyük imkânlarla eşcinsel “hakları”nın geliştirilmesi konusunda çalışır. Eşcinsel hakları kahramanı ve ikonu ilan edilir. San Fransisko belediye başkanlığı yapan Milk, sonunda intihar eder.

Netice de bu tür fiiller, yazılar, gündemlerin asıl amacı, gençlik ve aile.

Bonzai vs. üretip, satmak bu suça oranla daha hafif. Atom Bombası atmak bile daha hafif. Bu suç değil, suç ötesi bir şeytanlık.

CAN KEMAL ÖZER - TERCÜMEİHÂL

Gazeteci, yazar… Yeni Söz Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni. Gıda Hareketi Başkanı. Yayınlanmış kitapları: Deccal Tabakta, Şeytan ye Diyor, Şeytan Çıplak, Organ Nakli Hakkında Gizlenen Gerçekler, Müslüman'ın Diyeti, Yediklerimizin İçinde N(E) Var, Hangi Suyu İçmeli, Ramazan Kitabı, İyi Gıda Kötü Gıda, Gülen Şeytanlar Tarihi

CAN KEMAL ÖZER DİĞER YAZILARI

  1. Psikolojide ve kişisel gelişim deneylerinde meşhur büyük balığın küçük balığı yutma hadisesi vardır...bu hadiseye hayvani gözle ve içgüdüsel bakıldığında öğrenilmiş çaresizlik denebilir...ancak insani çerçeveden gönül gözü ile bakıldığında sonuç; insanı durduran ve zulme engel olan görünmeyen kurallardır...görünmeyen Allah’ın koyduğu kurallardır...bu ve benzeri çirkinliklerden Görünmeyen Allah’a sığındığınızdan bu gibi ensest gibi o gibi bu gibi çirkeflikleri bu milletin içinde değil öldükten sonra dirilmeye, ahirete...hesap gününe inanmayanların içinde arasınlar.....

  2. Demin izlemiş TED konuşmasını şahaneymiş....kim ne derse desin devrimmiş....bunlar devrimin ne olduğunu da bilmiyorlar....devrim..insanı ileriye götüren, insanın ve insanlığın hayatını artı katkı sağlayan eksi değil...insanca yaşamı destekleyen standardını yükselten hareketlere devrim diyebiliriz...bu mu devrim?...Lut kavminin yaptığı sapkınlıkları tekrar etmek, gerilerin de gerisine gitmek.... aynı çirkeflikleri tekrarlamak mı devrim? Kızım senin devrim dediğine bütün dinlerde ...insanlığın olduğu her yerde sapkınlık deniyor..nerden uyduruyorsunuz bunları?.

  3. Arman geç kalmış...ondan önce cesaretini keşfeden biri olmuş... bu talihsiz bir açıklama... Niye derseniz; kafalarının içindeki gerçeklerden....cinsel fantezinin dibine vurmuş gayri meşru çirkinliklerin normal bir şeymiş gibi açıklanması olsa olsa esaret olabilir. insanın Yaradanına karşı insanı saptıracağını ilan eden “ andolsun onların Yolları üzerine oturup arkalarından, önlerinden,sağlarından,sollarından saptıracağım...onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın “ diyene esir olabilir.......

  4. Elif’in E sine kurban olası Şafak’a “ sanat ve edebiyat şövalyesi nişanı” veren Fransız büyükelçi Laurent Bili Şafak’ın yazdığı romanda unutulduğunu düşündükleri Ermeni soykırımını (??????) büyük incelikle işlerken Türklüğe hakaret ettiği gerekçesiyle hakkında soruşturma açılmasından sonra şöyle diyor: “ ne mutlu bizlere ki, geçirdiğiniz bu zor zamanlar Türk toplumunun bilinçaltı üzerinde çalışmanıza devam etmek konusunda cesaretinizi kırmadı” Başka söze ne hacet....bu yazılarla meşhur olanları kimlerin meşhur ettiğinin de adeta delili.....

  5. 'Ahlaksızlığın, sapkınlığın teşvik edildiği gazetenin yayın yönetmeni ve yazarlarını artık Reis'in uçağında görmek istemiyoruz. Bu cürmün failinin patronunu Erdoğan'ın iftar sofrasında istemiyoruz.Devletin kaynaklarının bu gazeteye aktarılmasına son verilmeli.Bürokrasinin masasında, belediye başkanın masasında, bakanın masasında bu rezil teşvik ve tebriğin yer aldığı gazeteyi görmek istemiyoruz.Yeter artık! Şimdi cesur olmayacaksak ne zaman olacağız?'.

Yorum Yaz

  057841

-