Hüseyin Yağmur

SEÇİM SONUÇLARINI İLAN EDİYORUM!

Hüseyin Yağmur

Her ne kadar seçimlere giderken seçimlerle ilgili yapılmış anket sonuçlarının açıklanması yasaklansa da seçim sonuçları ile ilgili görüş ve kanaatlerin ilan edilmesi henüz yasak değil. Dolayısıyla ben de seçimlere 2 gün kala seçim sonuçlarını buradan ilan etmek istiyorum.

İmam Malik'in naklettiğine göre, Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur “Size iki şey bırakıyorum. Bunlara uyduğunuz müddetce asla sapıtmayacaksınız: Allah'ın Kitab'ı ve Resûlünün sünneti. (Muvatta, Kader 3, 2, 899)

Bu hadisi şerifin rehberliğinde yola çıkıp Kur'an ve Sünnet pusulasına bakıldığında pazar günü yapılacak seçim sonuçları ile ilgili ipuçları hemen karşımıza çıkıyor.

Şimdi o ipuçlarını takip edelim:

AK Parti hükümetinden önceki son hükümet pusulayı hepten şaşırmıştı. Bir gazeteci dönemin Başbakanı Bülent Ecevit'e “Efendim Ramazanda hastaydınız. Acaba oruç tutabildiniz mi? diye sormuş Başbakan Ecevit “Ben hayatımda hiç oruç tutmadım ki” cevabını vermişti. Müslüman Türkiye'yi o günlerde böyle bir başbakan yönetiyordu.

28 Şubat Darbesi günlerinde .Meclis Genel Kurulu'na yemin etmek üzere gelen Merve Kavakçı için Ecevit yüzü öfkeden kararmış bir vaziyette “Burası devlete meydan okuma yeri değildir. Bu hanımı dışarı çıkartın. Bu kadına haddini bildirin'' demiş, DSP milletvekilleri de hep bir ağızdan ‘Dışarı, dışarı' diye tempo tutmuşlardı.

Pensilvanya'daki şahıs bu Başbakan için “Mahşer günü bana şefaat hakkı verilirse şefaat hakkımı onun için kullanacağım” diye kol kanat germişti.

Pusulayı hepten şaşırmış son hükümet, Tekvir Suresindeki şu ayeti kerimeye  savaş açtıkları için tepetaklak gitmişti: Diri diri gömülen kız çocuğuna hangi günahtan ötürü öldürüldüğü sorulduğu zaman,…(Tekvir Suresi Ayet:8-9)

Müslüman ülkenin zalim hükümeti başörtülü kız çocuklarına karşı savaş açmış onları hayattan ve toplumdan dışlayarak diri diri gömmeye çalışıyordu. Sonları fena oldu. Tepeteklak gittiler.

…………….

Suriyeli Alim Cevdet Sait'in İnsan Yayınları'ndan çıkmış ‘Bireysel ve Toplumsal Değişmenin Yasaları' isimli kitabı "Bir millet nefislerini (kendini) bozmadıkça, Allah onların durumunu değiştirmez." (Ra'd, 13/11) ayeti kerimesini uzun bir şekilde açıklar.

Dolayısıyla birinci ilkemiz şudur ki; bir millet kendini değiştirmedikçe Allah da onları değiştirmiyor. İyiliğe ve hakikate doğru seyrü sefer halindeki toplumlara Allahu Teala destek veriyor. Kötü yöne doğru seyrü sefer halindeki toplumları ise Allahu Teala çeşitli yöntemlerle cezalandırıyor. Cezalandırılma yöntemlerinden biri o toplumun başına zalim yöneticilerin gelmesidir. “Davranışları sebebiyle zalimlerin bir kısmını diğer kısmına yönetici yaparız.” (En'am, 6/129)

Pazar gecesi Rad Suresi 11. Ayeti kerimesinin tecellisi tıpkı bir dolunay gibi karşımıza çıkacak. Bakalım hangi tecelli hasıl olacak?

Peygamber Efendimiz bir hadisi şeriflerinde “Siz nasıl olursanız yöneticileriniz de öyle olurlar. (Acluni, I / 146, II / 127) buyurmuştur.

Dolayısıyla Pazar günü çıkacak seçim sonucunun bizim ‘Allah nezdindeki halimize uygun' bir sonuç olacağı kesin olarak anlaşılıyor.

Allahu Teala'nın bir toplumda aradığı nirengi noktaları vardır. O nirengi noktaları yakalayan, o şifreleri çözen toplumlar daima yükselirler. Bazı misaller verelim:

Hani Rabbiniz şöyle duyurmuştu: “Andolsun, eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz, hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir.” (İbrahim Suresi Ayet:7)

Bir başka şifre… Peygamber Efendimiz bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurdu: Allah'a en sevimli eviniz, içinde ikram gören bir yetimin bulunduğu evdir.

Osmanlı Devleti neden yıkıldı? Bu hadisi şeriften hareketle Ahmet Cevdet Paşa'nın şahitliği ile kaynağından aktaralım: Bu sırada ele alınan hayırlı işlerden birisi de yetim mallarının korunmasına dair olan yönetmelikti. Kanunî devrinde Sadrazam Lütfi Paşa yetim mallarının Padişah hâzinesine girmesini caiz görmemiş, Babı hümayunda bu iş için ayrı bir hazine, yaptırmıştı. Ölenlerin varisleri bulunmazsa, bütün terekeleri o hâzineye konur ve mühürlenirdi. Yedi sene zarfında hakiki varis zuhur ederse, tereke ona teslim edilirdi. Varis çıkmazsa bu paralar hayır işlerine harcanırdı. Sonradan, bu nizam bozulmuş yetim malları hâzineye katılır olmuştu. Bu suretle yetim malları yağmacıların eline geçiyordu. (Cevdet Paşa,1973:414-415)

Yetimine sahip çıkan milletler abad, yetimine sahip çıkmayan milletler ise berbad olur vesselam.

Bir başka şifre… Peygamber Efendimiz bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurdu:(Çoğu zaman) size, sizin zayıflarınız sayesinde rızık verilmektedir."

Müslüman milletler çoğu zaman idarecilerinin dehasından dolayı yükseldiklerini zannederler. Halbuki   zayıflara  gösterilen şefkat sebebiyle manevi kapılar açılır. Müslüman toplumlarının  ve idarelerin en güçlü noktası, aslında en zayıf halkasına tutundukları noktadır.

Biz Türk toplumu olarak zayıflarımıza ne kadar çok sahip çıkıyorsak işte öyle bir yönetim karşımıza çıkacak.

Müslüman idareciler, toplumda cevelan eden günahlara mani olmak için ne kadar çaba sarf ediyorlar? Eğer iktidardaki yöneticiler ‘seddi zerai' çabası içesindeyseler bir sorun yok. Eğer günahlara mani olmuyorlarsa o zaman şu Hadisi Şerifin tecellisi karşımıza çıkacak demektir.

Bir toplum günahkarlarından dolayı değil günahlara açıkça göz yumulmasından dolayı helak olur.

Bir başka şifre… Peygamber Efendimiz bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurdu: Allah rızâsı için alçak gönüllü olanı Allah yüceltir. Tevazu sahibi olanı Allah yüceltir, kibirli olanı da Allah alçaltır."

Müslüman toplumun yöneticilerinde tevazu mu daha çok gurur kibir mi daha çok pazar gecesi  bunun sonuçlarını göreceğiz.

Bir başka şifre… "Şüphesiz ki Allah¸ size emânetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman¸ adaletle hükmetmenizi emrediyor." buyurulmaktadır.

Bazı yorumcular¸ bu âyetin¸ özellikle yöneticiler¸ hâkimler hakkında indiğini söylemişlerdir.Her işin başına ehlini¸ erbâbını getirmek icap eder. Millet yapısında en büyük emânet¸ milleti idare edenleri seçerken işi ehline vermektir. Bu¸ devlet başkanından mahalle bekçisine varıncaya kadar idarî sistemin her kademesinde yasama¸ yürütme ve yargı organlarında geçerli ve tazeliğini hiçbir devirde kaybetmeyen ilâhî bir emirdir. Temel hakların korunmasıyla içiçe bağlıdır. Aslında devletin devamlılığının¸ milletin millet olarak varlığının ana felsefesidir.

Kur'an¸ bu felsefeyle devleti bütün kademe ve kuruluşlarıyla değerlendirir. Kendine sahip olamayan¸ ruhuyla bedeni¸ dünyasıyla âhireti¸ işiyle ibadeti arasında denge kuramayan; hayatı sadece yeme¸ içme¸ eğlenme ve para kazanma çerçevesinde düşünen kişilerin başa geçmesine¸ idarî işlerin ağırlığını yüklenmesine cevâz vermez. Çünkü bu vasıfları taşıyanlar iş başına getirildiği takdirde¸ önce o memleketin kıyâmeti kopar.

Bir defasında Hz. Peygamber'e soruldu: "Ey Allah'ın Peygamberi! Kıyâmet ne zaman kopacak?" Efendimiz bu soruya şu cevabı vermiştir: "İş¸ ehli olmayan kişilere verilince kıyâmeti bekle¸ kıyâmetin kopması pek yakındır."

Devlet yönetiminde makamlar emanet ve liyakat sahiplerine mi veriliyor yoksa mutemet kişilere mi veriliyor? Pazar gecesi bunun sonuçlarını göreceğiz.

Bir başka şifre…

“Ey insan! Seni yaratıp seni düzgün ve dengeli kılan, seni istediği şekilde birleştiren, ihsânı bol Rabbine karşı seni aldatan nedir?” (İnfitâr, 6-8)

Aldanıyor muyuz yoksa hamd ve şükür halinde miyiz? Bunun tecellisini göreceğiz.

Bir başka şifre…

“Biz insanı boş yere yaratmadık. İnsan huzurumuza gelip hesap vermeyeceğini mi zannediyor?” (Müʼminûn, 115)

Yaptıklarımızın hesabını  Allahu Teala  vermeye hazır mıyız?

Eğer iktidarımız boyunca yaptıklarımızın hesabını verebilecek vaziyette isek;

Ey huzura kavuşmuş insan! Sen O'ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak Rabbine dön. (Seçkin) kullarım arasına katıl ve cennetime gir! (Fecr Suresi: 27, 28, 29, 30) ayeti kerimesi tecelli edecek.

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  175374

-