21 ŞUBAT 2019 PERŞEMBE

Can Kemal Özer

SENİ ASLA UNUTMAYACAĞIZ MUHAMMED ALİ

Can Kemal Özer

Bugün defnedilecek olan merhum Muhammed Ali'nin "koruman var mı" diye soran spikere verdiği cevap onun hem zekâsına, hem de imanının derecesine işaret ediyordu:

"Bir korumam var. Gözleri olmasa da görebilen, kulakları olmasa da duyabilen, hafızası olmadan her şeyi hatırlayan. Bir şey yaratmak istediğinde ona sadece 'ol' der. En gizli düşüncelerini bile duyandır. Tahmin et bu kimdir. O Allah (c.c.)'tır. O Benim korumamdır, o senin korumandır!" 

O, bir boksör değildi. Günümüz dünyasında bir delikanlı olsaydı belki asla boksla ilgilenmezdi bile. O, insanlığın yüz karası batılıların 6 asırdır köle olarak kullandıkları bir kavmin zeki çocuğu olarak dünyaya meydan okudu.

O, derisi kara ama yüreği imanla parıl parıl parlayan bir Mü'min ve vicdanları kapkara adamların zulmüne karşı hiçbir şeyden korkmadan başkaldırmış bir yiğit.

O, en güçlü yumruğunu Amerikan sömürü ve savaş makinasına indirmiş bir kahraman.

Müslüman olduğunu ilan ettiğinde dünyanın dört bir yanında binlerce insanın hidayetine vesilen olmuş Allah'ın sevgili bir kulu.

Boksa yönelik her türlü eleştiri haklıdır. Mesela Cemal Kamacı'nın boksunu eleştirebilirsiniz, ama Muhammed Ali'nin boksu bir istisnadır. İstisnalarda kaideyi bozmaz. Zira boks onun için bir “spor” dalı değil, küffara karşı kullandığı bir silahtı.

O boksu insanları dövmek için değil, küffarı nakavt etmek için kullandı. Elbette bir insan olarak hataları vardır. Peki, onu eleştirenler hatasızlar mı?

Bir ülke ve rejim düşünün sizi insan olarak görmüyor. Dedelerinizi önce Afrika'dan Avrupa'ya getirip köle pazarlarında satmış, aç ve açıkta bırakmış. Her türlü zulmü reva görmüş. Ardından da Amerika'ya götürüp zulmüne orada devam etmiş. İnancınızı değiştirmiş, alın terinizi, canınızı kanınızı çalmış. Otobüslerine, lokantalarının camlarına “köpekler ve siyah derililer” giremez yazmış. Eli bir yerinize değdiğinde gözünüzün önünde dakikalarca yıkamış. Alçaklığın her türünü üzerinizde denemiş ve demeye devam ederken siz olsaydınız ne yapardınız?

Muhammed Ali yumruğu ve sözleriyle onları dövmüş, çılgına çevirmiş, çok mu? Bir cana kast etmek mi, Allah muhafaza etsin. Ama Muhammed Ali ve ecdadına bu zulmü reva gören aynını bize yapsa, yumruk ne ki, biz soylarını kurutmak için her yolu denerdik.

Oysa o sadece eliyle ve diliyle dövmekle yetinmiş. Gâvursa buna bile tahammül edemeyerek, unvanını, pasaportunu, parasını elinden almış.

O, “Vietnamlılar bana hiçbir kötülük yapmadılar ki onlarla savaşayım. Louisville'de bize “zenci” deyip köpek muamelesi yaparak en basit insanî haklarımızdan bizi mahrum edenler niye benim üstüme üniforma geçirip evimden 10 bin mil uzakta Vietnam'ın kahverengi derili insanlarına bombalar atıp, kurşunlar sıkmamı istiyorlar? Beyaz köle sahiplerinin kara derililer üzerindeki dünya hâkimiyeti devam etsin diye evimden 10 bin mil uzakta başka bir fakir halkın yakılıp katledilmesine yardımcı olmayacağım” diyerek haksız bir savaş için verilebilecek en muhteşem cevabı vermekle kalmamış, hem Amerika adlı zulüm makinasının ayarını bozmuş, hem de mazlumların ümidini yeşertmişti.

Bugün Amerikan sisteminin kuklası siyah derili Obama, faillerinin gerekçesi ne olursa olsun başkan olabilmişse bunu, Malcolm X ve Muhammed Ali gibi yiğitlere borçlu.

Kraliçe'ye nazire olarak "Maçı alıp boksörlerin kralı olacağım" diyen Muhammed Ali, bir televizyon programında bir çocuğun “boksu bırakınca ne yapmak isterdin” sorusuna önce horlama taklidi yapıyor. Sonrada “Uymak, tek yapacağım şey bu. Hayat gerçekten kısa. 30 yaşındaysan aslında 7 yaşında bile değilsindir. Bunu ispatlayabilirim.  30 yaşındaysan her gün 7-8-9 saat uyuduğunu düşünürsek, yani uyuduklarını birleştirip bir seferde uyursan, uyandığında hiçbir şey hatırlamazsın. Neredeyse 8 yıl bilinçsiz kalmışsındır, 30 yıl boyunca ne kadar seyahat ettin? Git geller büyük ihtimalle 2 yılını almıştır. 10 yıl gitti. Okul 12 yıl sürer. 6'şer saatten 3 yılın da okulda geçer. Film izleme, maç seyretme, maça gitme… Bunlar da yaklaşık 2 yıl sürer.  Ev sahibi olana kadar yaşınız 60'ı bulur.  Yani hayat gerçekten kısa. 65 yaşına gelsen sadece 16 yıl üretken olabilirsin. İşte bundan sonra yapabileceğim en iyi şey Allah ile buluşmayı beklemek. Gayrimenkul edinmek, boks antrenörlüğü bunlar beni cennete sokmayacak…” diye devam eden bir cevap veriyor. Devamı da tümüyle tebliğ.

Bütün bunlar bize şunu gösteriyor. O güç ve şöhreti nefsani emellerini için değil, tebliğ için kullandı. O tek başına 1960-1970'lerin en ağır şartlarında dünyanın her yerinde Müslümanların dirilmesi ve özgüven sahibi olmasına büyük katkı sundu. İslam'ın dünya çapında görünür olmasına inanılmaz katkı sağladı. Tek başına meydan okudu karanlık mahfillere. O asla bir gladyatör değildi. İslam'ın kabul etmediği boksu meşrulaştırmak gibi bir derdi asla olmamıştı. Aksine antrenörlük yapmak istemediği ve yapmadığı da bir gerçekti. Onun yaptığı self-kolonizasyon hiç değildi. Onun iman kavgası veren bir mücahit olmadığı aksine lejyoner olduğunu iddia etmek basiret ve ferasetten uzak bir zan.

Merhum Muhammed Ali, hepimizi yüreklendirdi. Ulaşmayı dört gözle beklediği Rabbi'ne iltica etti. Onu asla unutmayacağız. Bizim evde Ramazan boyu hatim okunacak onun için. Sizlere de tavsiye ederiz. Allah (c.c.) O'nun bütün taksiratını affetsin. Cemali ve cennetiyle şereflendirsin. Hz Peygamber (s.a.v.) ile birlikte hepimizi Havzı Kevser'inde buluştursun. (Âmin!)

İşte onun bazı cümleleri:

Keşke insanlar herkesi, beni sevdikleri gibi sevselerdi. Dünya çok daha güzel bir yer olurdu. Birçok siyah insanın başı dertte. Ama onlar özgür olmadıkça ben de özgür olamam. Seni tüketen, önündeki tırmanılacak dağlar değil, ayakkabındaki çakıl taşıdır. Rüyalarınızı gerçekleştirmenin en iyi yolu uyanmaktır. İki siyahi adamın dövüşünü birçok beyaz adamın izlemesine boks denir. (Hakkında hapis cezası istendiğinde) Hükümet doğru olduğunu düşündüğü şeyi yaptı, ben de…

Aklım kesiyorsa ve yüreğim inanıyorsa, başarabilirim. Zevk mutluluk demek değildir. İnsanı takip eden gölgeden öte hiçbir önemi yoktur.

Evde iyi biriyim ama dünyanın bunu bilmesini istemem. Anladığım kadarıyla alçakgönüllü insanların önü pek açık olmuyor.

Ben Amerika'yım. Tanımadığınız yönüyüm onun. Alışın bana. Siyah, öz güvenli, kendinden emin... Benim adım bu, sizin değil. Benim dinim, sizin değil. Benim amaçlarım, sizin değil. Alışın bana..

Bir hayatımız var, yakında geçmişte kalacak; yalnızca Allah için yaptıklarımız sonsuza dek kalacak.

(Dünya Ticaret Merkezi'ne saldırının ardından CNN muhabirinin, “Muhammed Ali, bu dehşetin meydana gelmesine sebep olan teröristlerle aynı dinin bir mensubu olarak neler hissediyorsunuz?” diyerek sorduğu geri zekâlıca soruya Muhammed Ali'nin cevabı: “Siz Hitler ile aynı dini paylaşan bir mensup olarak neler hissediyorsanız aynısını."

“Kelebek gibi uçarım, arı gibi sokarım!”

Ruhu için Fatiha!

CAN KEMAL ÖZER - TERCÜMEİHÂL

Gazeteci, yazar… Yeni Söz Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni. Gıda Hareketi Başkanı. Yayınlanmış kitapları: Deccal Tabakta, Şeytan ye Diyor, Şeytan Çıplak, Organ Nakli Hakkında Gizlenen Gerçekler, Müslüman'ın Diyeti, Yediklerimizin İçinde N(E) Var, Hangi Suyu İçmeli, Ramazan Kitabı, İyi Gıda Kötü Gıda, Gülen Şeytanlar Tarihi

CAN KEMAL ÖZER DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  233116

-