26 KASIM 2020 PERŞEMBE

Hüseyin Yağmur

SERBEST CUMHURİYET FIRKA'NIN KATILDIĞI İLK VE SON SEÇİM - 2

Hüseyin Yağmur

Kamçılı Demokraside Seçim Sonuçları

İşte bu devlet terörü ve tedhişi altında olağanüstü şartlar altında girilen seçimlerde her şeye rağmen SCF üstün bir başarı gösterir.

Seçimlerde SCF'li adayların kazandığı merkezler şunlardır:1930 Belediye Seçimlerinin sonucunda, Serbest Cumhuriyet Fırkası, toplam 502 seçim bölgesinden 31'ini kazanmayı başarmıştır. SCF'nin kazandığı bölgeler; Armutlu (Bursa), Bademiye (İzmir), Biga (Çanakkale), Bozdoğan (Aydın), Buca (İzmir), Burgaz (İstanbul), Çine (Aydın), Dikili (İzmir), Germencik (Aydın), Gördes (Aydın), Karapınar (Aydın), Keşan (Tekirdağ), Kınık (İzmir), Kuşadası (İzmir), Ladik (Samsun), Maltepe (İstanbul), Menemen (İzmir), Merzifon (Amasya), Pınarhisar (Kırklareli), Samsun, Silifke (İçel), Söke (Aydın), Şereflihisar (İzmir), Şirince (İzmir), Umurlu (Aydın), Urla (İzmir), Üsküp (Kırklareli), Vize (Kırklareli) ve Yenipazar (Aydın)'dır. (Ertem,2010:83)

SCF'nin kazandığı bu ilçeler arasında Menemen'in olması da bir başka manidar konudur.Menemen'e bu tercihinin karşılığı olarak sonraki aylarda ‘Menemen Vakası'şeklinde bir bedel ödetildiği anlaşılmaktadır.

Kemal Karpat'a göre yaşanan gelişme olağan bir siyasi gelişmeden başka bir şey değildir. Okyar'ın kurduğu Serbest Fırka büyük mitinglerle halkın karşısına çıktı ve belediye seçimlerinde zaferler kazandı. (Karpat 2007:267)

Hilmi Uran ise hatıralarında bu gelişmeyi havsalalarına sığdıramadıkları itirafında bulunur.

Serbest Cumhuriyet Fırkası, Halk Partisi'ni çok yormuş, çok yıpratmıştı. O günkü seçimlerden yirmi altı sene sonra yazmakta olduğum bu satırları, bugünün soğukkanlılığıyla ve çeşitli seçim mücadelesi görmüş olarak yazdığım için itiraf etmeliyim ki, halkın bu yeni partiyi destekleyişi candan olmuştu.Serbest Cumhuriyet Fırkası her türlü propagandasını ancak kanunun müsaadesi çerçevesi içinde yapmıştı. Fakat ben ve bütün Halk Partililer yeni partiye gösterilen bu umulmadık teveccühü havsalamıza sığdıramıyorduk.(Uran,2007:196)

Uran'ın bu tarihi itirafı bugün de her seçim sonrası yeniden gündeme gelmektedir.

Seçim Sonrası Hesaplaşma

Seçimler bitmiş ancak hesaplaşma henüz bitmemiştir.Aksine hesaplaşma daha yeni başlamaktadır.Seçim sonrası ilk hamle SCF'den gelir ve SCF, Belediye Seçimleri esnasında meydana gelen olayları Meclise taşır.

SCF, seçimlerin iptal edilerek daha uygun ve sağlıklı koşullarda yenilenmesi için harekete geçti. Seçimlere hile karıştırıldığı gerekçesiyle de İçişleri Bakanı hakkında gensoru önergesi verdi. (Aydoğan ve Mahmutoğlu,2013:140)

Devlet katında ise SCF'nin kalemi kırılmış artık infaz hükmü yazılmaktadır: Atatürk, benim kendisine getirdiğim notları inceledikten sonra İsmet Paşa'ya şunları söyledi:“İyi oldu. Memnun ol. Durumu anlamış olduk” (Kılıç-Turgut,2010:272)

Çok geçmeden bu infaz hükmü Fethi Okyar'ın yüzüne okunur. Atatürk Fethi Bey'e “Partini şimdi feshet!”dedi. Böylece Fethi, Bey'in Atatürk'ün emri ile kurduğu Serbest Fırka, Fethi Bey'in yanlışları yüzünden, yine Atatürk'ün tavsiyesiyle kapatılıyordu. (Kılıç-Turgut,2010:278)

Mustafa Kemal Paşa, Serbest Fırka'yı kapatmasının ardından bir yurt gezisine çıkar. ‘Limancı Hamdi' lakaplı Ahmet Hamdi Başar da bu geziye katılır. ‘Atatürk'le 3 Ay' isimli kitabında Hamdi Başar bu geziyle ilgili çok ilginç olaylara yer verir.Serbest Fırka'nın yerl seçimleri kazandığı Samsun'da yaşanan olay bunlardan biridir.

Ankara'dan Kayseri'ye giderken yanındakilere hep «Serbest Partiyi kapatmakla iyi mi ettik?» diye soruyor ve adetâ yanındakilerden, kabullenmeye hazır olduğu inandırıcı bir cevap gelmesini bekliyordu. Mustafa Kemal Paşa, 22.11.1930 günü, akşam karanlığında ve halkla karşılaşmadan Samsun'a varmış, sıkı güvenlik tedbirleri içinde kendine ayrılan yere gitmiş, o gece sadece belli kimselerin çağrıldığı ziyafette bulunmuştu. (Goloğlu,1974:5)

Ziyafette Belediye Başkanını göremeyen Mustafa Kemal Paşa, derhal çağrılmasını emretmiş, biraz sonra da Belediye Başkanı Samsunlu Boşnakzade Ahmet Bey ziyafete gelmişti. Mustafa Kemal Paşa, Belediye Başkanına kadeh kaldırarak «İçelim» demiş, herkes kadeh kaldırırken Başkanın su bardağını kaldırdığı görülmüş,bunun üzerine «Günah olduğundan mı içmiyorsunuz?» diye sormuştu. Belediye Başkanı Ahmet Bey; günah olduğu için değil, yemek yemiş bulunduğu için böyle yaptığını söylemiş, Mustafa Kemal Paşa'nın niçin ziyafeti beklemediği yolundaki sorusuna da, çağrılmamış olduğu cevabını vermişti. Bunun üzerine Mustafa Kemal Pasa sözü değiştirmiş ve öteki yerlerde yaptığı gibi, Serbest Parti'nin nasıl kurulup niçin kapatıldığını anlatmış, sonra tekrar Belediye Başkanına dönerek Partisinin feshedilmiş olmasına göre belediye başkanlığında kalmasının doğru olup olmadığını sormuştu.

Ziyafet sofrasında derin bir sessizlik ve korku vardı. Genellikle herkes. Samsunlu Ahmet Bey'in «Başüstüne Paşam» deyip hemen Belediye Başkanlığından istifa edeceğini bekliyor ve ancak böylelikle büyük bir olayın atlatılacağını sanıyordu.

Fakat durum hiç de böyle gelişmedi. Kendi halindeki Samsunlu Ahmet Bey, hiç istifini bozmadan ve tam bir soğukkanlılıkla; feshedilmiş bir partinin namzedi olmakla beraber, halkın güven oyu ile Belediye Başkanlığına geldiğini, kendiliğinden istifası halinde bu güveni kötüye kullanmış olacağını, bunu da yapamayacağını, bu nedenle istifa edemeyeceğini, fakat Paşanın gücünün büyük olduğunu, bir Danıştay kararı ile seçimi bozdurabileceğini söylemişti.

Herkes şaşkınlıktan ve korkudan ne yapacağını bilemezken Gazi, belediye başkanının doğru söylediğini belirtmiş ve konuyu o noktada bırakarak yiyip içmesine devam etmişti. Denilen gibi de olmuş, Danıştay kararı ile Serbest Parti'nin kazandığı belediye seçimleri bozdurulmuş. Serbest Partili artıklar görevlerinden alınmış ve Tek Partili Cumhuriyet düzenine doğru başarılı bir adım daha atılmıştı. (Goloğlu,1974:5-6)

Yaşananların Kısa Analizi:

Üç aylık Serbest Laik Fırka macerası incelendiğinde karşımıza örtbas edilmek istenen çıplak bir gerçek çıkar. Hilmi Uran bu gerçeği şöyle ifade eder:Bence, Serbest Fırka'nın feshine zaruret hâsıl olmasını, Atatürk başta olmak üzere, onun CHP ileri gelenleri arasına saldığı korkuda aramak doğru olur. Çünkü Atatürk, her iki partiyi de eli altında bulunduracağına kani iken hadiseler onu endişeye düşürmüştü ve ona yeni partinin umduğu gibi pek de uysal bir halde kalmayacağı ve idare edilir durumdan hemen çıkacağı müşahedesini vermişti. (Uran,2007:199)

Kemal Karpat'a göre; alt sınıflar ile üst sınıflar arasındaki kavgayı yine üst sınıflar kazanmıştır.

Serbest Fırka, 1930'da Atatürk'ün teşvikiyle kurulmasına karşın, aynı yıl, partiyi "gerici" ve "mürteci" olarak değerlendiren CHP yöneticilerinin memnuniyetsizliği nedeniyle, yine onun tarafından kapatıldı. Partinin temel desteği, tarımsal bölgelerden ve kentteki alt sınıf mensuplarından gelmekteydi.

Bu gruplar, CHP tarafından temsil edilen bürokrasinin iktidarını yeniden sağlamlaştırmasına yol açan devletçiliğin cumhuriyetçilik ve milliyetçilik yaftası altında yeniden diriltilmesine karşı harekete geçmişti. CHP, halkın desteğini kazanamamasını, doğal olarak, kendi icraatlarına ve çeşitli devlet tekellerinin denetimini elinde bulunduran parti üyelerinin gayri meşru yollardan zenginleşmesine değil; kırsal kesimdeki "gericilerin" iktidar hırsına ve servet edinme arzusuna bağladı. (Karpat,2007:146-147)

Hasan Bülent Kahraman ise Serbest Fırka girişiminin demokrasi anlamında baştan itibaren sahte bir çalışma olduğu kanaatindedir:Serbest Fırka, CHP'nin içinden çıkan, Mustafa Kemal'in birisini diğerine karşı kullanmayı öngördüğü bir modeldi. Bunun çoğulcu demokrasiyle ilgisi yoktu. (Kahraman,2010)

Olayın doğurduğu pratik sonuçları ise Kılıç Ali yalın bir şekilde şöyle ifade eder: Başbakan İsmet Paşa çok rahatlamıştı. Çünkü terakkiperver Fırka kapatılmış, mensupları dağılarak sahneden çekilmişti. İzmir Suikastı sanıkları yargılanıp mahkûm olmuş, böylece gerek İttihatçı ve gerekse Terakkiperverler tümüyle tasfiye edilmişti (Kılıç-Turgut,2010:255)

Özetle; Devletin demokrasiye tahammülü 95 gün kadar sürmüş, 12 Ağustos 1930 günü kurulan ‘Serbest Laik Cumhuriyet Fırka' 17 Kasım 1930 günü kapatılmıştır. Böylece Türkiye, yeniden çok partili hayatın başladığı 1946 yılına kadar 16 yıl sürecek kesif bir tek parti yönetimine yelken açmıştır.

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  524111

-