30 MAYIS 2020 CUMARTESİ

ŞEYH EFENDİ’NİN POLİTİK SIRRI

-Bir Ütopya Denemesi-

 Evvel zamanlarda Anadolu'da bir şehirde bir Şeyh Efendi yaşıyordu.

 Büyüklerinden aldığı emanet ve görev gereği şehir halkını güzel ahlakla tanıştırıyor, kulları Allah'a ve Resulüne yaklaştırmaya çalışıyordu. Amacı; Allah'ı kullara, kulları Allah'a sevdirmekti

 Şehir halkı Şeyh Efendi'nin anlattıklarını o kadar çok benimsemişti ki şehir, ‘Çarşısında gül alınıp gül satılan, gülden terazi tutulan' bir huzur diyarı haline gelmişti.Hiç ihtiyaç olmadığı için şehirde inzibat karakolu bile yoktu.

 Her dönemin bir imtihanı vardır. O dönemin imtihanı da partiler ve seçimlerdi…

 Seçimler geldi yaklaştı…

 Şeyh Efendi'nin şehir halkı tarafından ne kadar çok sevildiğini bilen iktidar partisinin ileri gelenleri Şeyh Efendi'nin kapısını çaldılar.

 Şeyh Efendi misafirleri ağırladı, azizledi, güzel sözlerle uğurladı…

 İlla bir şey koparmak isteyen girişken bir politikacı kapıda bastırdı.

 - Efendim, oy desteğinizi de bizim partimize istiyoruz!

 Şeyh Efendi tebessüm etti. “Ben bu konulara girmiyorum” dedi.

 Politikacı ısrarlıydı. “Ama sizden önceki büyükler giriyorlardı.” dedi.

 Şeyh Efendi tebessüm etti. “Büyüklerimizden giren de var, girmeyen de… Benim tercihim girmemekten yana…”dedi.

 Haberi duyan ana muhalefet partisi yetkilileri, Şeyh Efendinin iktidar partisine verdiği cevaptan çok mutlu oldular.

 Şeyh Efendi, (Birçok nimeti de beraberinde getirebileceği halde) iktidar partisine oy desteği açıklamamıştı.

 Demek ki gönlü kendilerinden yanaydı. Ertesi gün koşturdular, Şeyh Efendi'nin kapısını çaldılar.

 Şeyh Efendi, misafirleri ağırladı, azizledi, güzel sözlerle uğurladı…

 İlla bir şeyler koparmak isteyen girişken bir politikacı kapıda bastırdı.

 - Efendim, oy desteğinizi bizim partimize istiyoruz!

 Şeyh efendi tebessüm etti. “Ben bu konulara girmiyorum” dedi.

 Politikacı ısrarlıydı. “Ama sizden önceki büyükler giriyorlardı.” dedi.

 Şeyh Efendi tebessüm etti. “Ben ihvanıma doğruyu, yanlışı, vefayı, cefayı, iyiyi, güzeli, öğrettim. Onlar ne yapacaklarını bilirler.” dedi

 Şeyh Efendi, dervişanının oy tercihlerine karışmadı.

 Kimse Şeyh Efendi, dervişanının oylarını ‘çantada keklik' oy olarak göremedi

 Şeyh Efendi böyle davranınca, seçim sathı mailinde, müridanı günlük politikalarla uğraşarak yorgun düşmedi.

 Şeyh Efendi dervişanını  “Efendim bu seçimlerde kime oy verelim?” sorusunu sordurmayacak kalite ve asalette yetiştiriyordu.

 İktidarı beğenen ihvan, muhalefeti karalama; muhalefeti beğenen ihvan, iktidarı karalama için gayret içine girmedi.

 Herkes kendi iç yolculuğuna devam etti.

 Şeyh Efendi ve dervişleri;

 Gönül aynasını sufi/Eder isen safi/Açılır bir kapı/Ayan Olur Cemallullah

 mısralarında anlatılan hakikatin peşindeydiler.

 Seçimlerin yapıldığı günün ertesi sabahı şehrin çarşısındaki iki komşu ihvan, kucaklaşarak ve birbirlerine hayır dualar ederek dükkanlarını açtılar.

 İkisinin de diğerinin hangi partiye oy verdiğinden haberi yoktu…

 Şeyh Efendi politik konulara hiç girmediğinden onun dahi kime oy verdiklerini bilmiyorlardı.

 Aralarına hiç güncel parti politikaları ve tartışmaları girmemişti.

 Onlar bu kapıya zaten kaliteli bir mümin olmak için gelmişlerdi.

 Partilerden biri iktidar oldu, biri muhalefet…

 Kimse Şeyh Efendi'nin adını seçim propagandalarına karıştıramadı.

 Kimse Allah'ın ulvi dinini, güncel politik ve fani hedeflerine malzeme yapamadı.

 Herkes gül alıp gül satmaya devam etti.

- TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  421443

-