23 EYLÜL 2019 PAZARTESİ

Hüseyin Yağmur

ŞEYH MUHAMMED HADİMİ’Yİ ANARKEN

Hüseyin Yağmur

Yakın zaman önce mutasavvıf ulemanın önemli isimlerinden biri olan Konya Hadimli   Ebu Said Muhammed Hâdimî ile ilgili bir kitap okudum. Halil İbrahim Şimşek tarafından kaleme alınmış bu kitapta (Şimşek Halil İbrahim, (2016)Osmanlı'da Müderris Bir Sufi Muhammed Hâdimi İstanbul, Enes Matb,) ayrıntılı bir şeklide anlatılıyor. Kamuoyunda pek tanınmayan bu sufi alimi bu günkü yazımda sizlerle paylaşmak istedim.

Ebu Said Muhammed (1701-1762):

Anadolu'da yetişen âlim ve velilerin en ünlülerinden birisi olan Ebû Said Muhammed Hadimi Hazretleri, 1701 yılında Hâdim'de doğdu. Babası da ulemadan Kara Hacı unvanıyla mâruf Mustafa Efendi'dir. Büyük babası Buhara'dan gelip Hâdim'in Karacasadık köyüne yerleşti.Muhammed Hadimi Hazretleri, ilk tahsilini Hâdim'de babasından gördü. Ve on yaşlarında iken hıfzını tamamladı. İlk icazetini babasından, ikinci icazetini Konya'da Karatay Medresesi müderrisi İbrahim Efendi'den aldı. Konya'daki tahsil hayatı beş yıl sürdü. Arapça ve Farsça'yı mükemmel bir şekilde öğrendi.

Bundan sonra Hadimi Hazretleri, Hocası İbrahim Efendi'nin tavsiyesi üzerine 1720 yılında İstanbul'a gitti. Sekiz yıl da, İstanbul'un en ünlü müderrislerinden olan Kazabadî Ahmet Efendi'nin derslerine devam ederek, ondan da parlak bir şekilde icazet almaya muvaffak oldu.

Kazabadî Ahmet Efendi'den icazetini almıştır. Sonrasında Hadim'e dönen Hz. Hadimi medresede Arapça, Farsça, fıkıh usulü, fıkıh, tefsir, kelam, hadis ve edebiyat gibi dersler vermiş; Anadolu'nun birçok yerinden gelen Müftüzade Muhammed Antakî, Ürgüplü Ahmet Efendi, Konyalı İsmail Hakkı Efendi, Kayserili Hacı İsmail Efendi, İsmail Gelenbevî, Mehmet Kırkağacî ve Hafız Hasan Üskübî gibi sayısız ismi yetiştirmiştir.

Hz. Hadimi'nin İslam hukuku, İslam ahlakı ve sosyal konularda birçok eseri vardır. Altmış üç eseri arasında, Tarikat-ı Muhammediye, Besmele Şerhi, Nakşibendi Risalesi, Mecmüat'ür Risale en çok bilinenlerdir. Mecami'ul-Hakayık eseri, Mecelle'nin küllî kaidelerine kaynak olmuştur. Ayrıca bir divanı dolduracak kadar şiir yazmış olduğu bilinmektedir.” dedi.

Nakşibendiliğin Anadolu'daki temsilcisi ve birçok keramet sahibi olan Hz. Hadimi'nin bu dönemde şanı bütün Anadolu'ya yayılmıştır. Hatta 3.Ahmet ve 1.Mahmut gibi padişahlar zamanında Ayasofya'da huzur dersleri vermesi için birkaç kez İstanbul'a çağırılmıştır. Padişahlar tarafından İstanbul'da kalması istense de memleketi Hadim'e dönmüş ve buradaki medresesinde müderrislik yapmaya devam etmiştir. Hz. Hadimi Hanefi mezhebindendi. Kendi el yazısı ile yazdığı bir yazıda; oniki imamdan olan Cafer- i Sadık neslinden, dolayısıyla Hz. Peygamber efendimizin neslinden gelmiş olduğunu yazmıştır. 

Ebu Said Muhammed Hâdimî'nin mühründe şu ibareler yazılıdır: "Ey Bâri Hüdâ be-hakkı hesti şeş cüz-i merâ meded firisti iman, emân, ten dürüsti ilim, amel, ferâh desti." Türkçesi şöyledir: "Ey Allah'ım! Varlığın hakkı için şu altı şeyi bana ver: İman, güven, beden sağlığı, ilim, amel ve el bolluğu. (Şimşek,2016:57)

Muhammed Hadimi ve Mecelle

Hâdimî Hazretlerinin yaşadığımız coğrafyanın önemli bir şahsiyet ve millî hukukumuz olan Mecelle'nin yazılmasında da katkıları olan önemli bir hukukçu olduğundan dolayı da günümüz genç hukukçularına hâlâ önderlik etmektedir.

 

Muhammed Hâdimî'nin ilim camiası tarafından tanınması ve meşhur olmasında bazı eserlerinin payı büyüktür. Özellikle onun fıkıh alanında geliştirdiği usûl ve bu meyanda yazdığı Mecâmiu'l-Hakâik adlı eseri zikre değerdir. Adı geçen eserde onun ortaya koyduğu görüşlerin ve belirlediği ilkelerin önemli bir kısmı Mecelle hazırlanırken kaynak                                                          olarak kullanılmış, hatta maddelerin önemli bir kısmı Hâdimî'nin eserinden aynen alınmıştır. (Şimşek,2016:45)

Muhammed Hadimi' de Şeriat Tarikat ve Hakikat

Muhammed Hâdimî tasavvufun ilk şartının kalbin Allah'ın zâtından gayrı her şeyden (mâsivâu'llah) temizlenmesi, anahtarının ise Allah'ın zikriyle kalbin doldurulması olduğunu ifade eder. Sûfi, Allah'ı ve sıfatlarını bulunduğu hâl üzere bilen, O'nun yolunda giden demektir. Yine ona göre tasavvuf, yerilen ahlâkın her türünden kurtulmak, övülen ve Hz. Peygamber'in sünnetine uygun ahlâka sahip olmaktır. Başka bir değişle o, toplulukta kalbini zikir halinde bulundurmak ve sünnete ittiba ile amel etmektir. Bu vesileyle kişi nefsini terbiye ederek kalbini kötülüklerden arındırır ve iyiliklerle kendini bezendirir. Muhammed Hâdimî, bazılarının şaşkınlaşarak utanç içine düşüp sözlerini hezeyanlarla karıştırabileceğine işaret eder. Onlar, batıl ve haddi aşan şeylerden konuşup söz konusu edilen türden yaldızlı laflar etmeğe başlarlar. Hakikate yönelenlerin bahsi geçen türden kişilere ve sözlerine itibar etmemeleri gerekir. (Şimşek,2016:103)

Muhammed Hâdimi ilk dönem sufîlerinden Bayezid el-Bistamî'den bazı sözleri naklederek kerâmetlerin nasıl algılanması gerektiğini ortaya koyar:

Bir gün Bayezid'e denildi ki:— Falan kimse bir gecede yürüyerek Mekke'ye gitti.

O şöyle cevapladı:Allah'ın lanetlediği Şeytan da bir anda doğudan batıya yürür.

Denildi ki: Falan kimse havada uçuyor.

O cevapladı:Sinek de aynı şeyi yapıyor.

Denildi ki:Falan kimse su üzerinde yürüyor.

O cevapladı:Balık da aynı şeyi yapıyor.

Bu sebeple mürşitler müritlerini açık olan kerametlere meyletmekten koruyarak onlara hakkı istemelerini, nefsin heves ve arzularını terkedip Hakk'a meyletmelerini öğütlemelidirler. (Şimşek,2016:184:185)

Muhammed Hâdimî  Anadolu tasavvufunun önemli ileri gelenlerinden biri olmasına rağmen bazı konularda tasavvufi kabulleri reddederek şeriatten yana davranmış, hatta Kadızadelerin bazı görüşlerine katkı sağlamıştır.18. Yüzyıl Osmanlı toplumundaki Nakşbendî-müceddidî şeyhlerden Mehmed Emin  Tokadi raks ve deverân konusunda karşıt görüşün yanında yer alan Nakşbendîlerin genel yaklaşımının aksine eleştirilen sûfileri savunurken aynı tarikatın mensubu olan Muhammed Hâdimî bu konuda karşıt tutum sergilemiştir. Onun bu yaklaşımı benimsemesinde şu tesirlerin etkili olduğu söylenebilir: Hadimî'nin; sûfîlerin bazı konulardaki görüşlerine karşıt tavır geliştirmelerinde Kadızâdeliler'e kaynaklık eden Mehmed Birgivî'nin et-Tarikatü'l-Muhammediyye adlı eserinin şârihi ve ona muhabbet besleyen bir şahıs olmasıdır. Arz edilen her iki neden de raks ve deverân konusundaki medrese geleneği ve genel yaklaşımının Muhammed Hâdimi üzerinde etkili olduğunu göstermektedir. (Şimşek,2016:194-195)

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  028057

-