8 ARALIK 2019 PAZAR

Bülent Acun

SOBA VE SOFRA

Bülent Acun

Yayınevleri ve kitapevlerine tarifsiz bir değer ve önem veririm. Kitabın yurdu, kültürün merkezi, irfanın ocağı, medeniyetin mektebi ve hakikatin nehri gördüğüm yayınevi ve kitapevlerinin sadık dostluğunda şehri görürüm… Şöyle güzel bir yayınevi ya da kitabevinde birkaç sadık dostla tavşankanı çaylar ve onlara eşlik eden kitap kokusu içinde gerçekleşen hasbi ve hararetli sohbetlerden aldığım hazzı anlatmaya kelimeler asla kifayet edemez. Kanaatimce İstanbul'u İstanbul yapan ve onu diğer şehirlere önder ve üstün kılan unsurlardan birisi de, Şehr-i İstanbul'un yukarıda zikrettiğim özelliklere haiz birçok müstesna mekâna sahip olmasıdır. İnsanın çıktığı ilim yolculuğunda karşılaştığı bu güzide mekânlar insanın hem önünü, hem yolunu, hem içini hem de ufkunu açıyor. Herhangi bir yayınevi ya da kitabevinde oturup zaman geçirmek insana, İstanbul'un bütün zorluklarını, hayat pahalılığını, gürültü kirliliğini, trafik çilesini bir anda unutturuveriyor. İnsanı yüreğinden tutup, kendine çeken kitap kokulu bu güzel mekânlar zamanla bağımlılık yapıp, tiryakilik meydana getiriyor. Bir kitabevinde birkaç dostla yaptığımız sıcak samimi ve hasbi bir sohbeti ve o sohbette konuştuklarımızı aktaracaktım. Bu vesile ile yayınevleri ve kitapevleri hakkında duygu ve düşüncelerimi beyan etmeden geçemedim.

            Zamanın yazdan sonbahara doğru akmaya hazırlandığı uzun ve sıcak bir cumartesi günü… Sevgili Davut Güler ağabeyin davetlisi olarak birkaç güzel dostla birlikte Çıra yayınevindeyiz. Hal hatır faslının hemen ardından sıcak gündemin tam içindeyiz. Ne olacak bu memleketin hali? sorusuna cevaplar arıyoruz. İslam âlemine ve ülkemize kurulan sinsi tuzaklar içimizi acıtıyor, asabımızı bozuyor. Gelişen ve gelişemeyen hadiseler üzerine epey kafa yoruyor, uzun uzun konuşuyorduk. Tavşankanı çaylar, Malatya kayısısı, Hayrettin ustanın çiğköftesi ve üstüne Antep baklavası sohbetin yönünü bir anda “Tatlı yiyelim, tatlı konuşalım.” menziline çeviriyor.  Aramızda bulunan uzman psikolog sevgili Hüseyin Şahin'in alanındaki özgün eser ve çalışmalarından istimdat niyetiyle sıcak ve güncel gelişmelerin, İnsan, Aile ve Toplum sağlığına(psikolojisine)  etkilerini konuşuyoruz. Kendisine “Bir dokunuyor, bin ah işitiyoruz.” Dünyaya, hayata ve hadisata psikoloji zaviyesinden baktığımızda, öncelediğimiz meselelerin ötelediğimiz meselelerin yanında devede kulak mesabesinde kaldığını görüyor üzülüyoruz. Meğer ne çok şey ötelemiş ve onlara adeta kör ve sağır kesilmişiz.

            Özel eğitime muhtaç çocuklar, sayıları milyonları bulan engelliler, bir hiç uğruna dağılıp giden aileler, içkinin, kumarın, şiddetin ve uyuşturucunun sinsi tuzağına düşen gençler, modern kentleşmenin yalnızlaştırdığı yaşlılar, yoksulluk, çile ve şiddetin kurbanı kadınlar, sosyal medyanın a-sosyal kıldığı insanlar ve bütün bu devasa sorunlarla ilgilenmesi gerekirken onlara adeta Fransız kalan İslami STK'LAR. Sevgili Hüseyin Şahin sadece sorunlardan bahsetmedi elbette, önce içimizi yaktı sonra da yüreğimize su serpti.

            Yukarıda zikrettiğim devasa sorunların her birine ayrı ayrı çözüm önerileri getirdi. Getirdiği çözüm önerileri öyle hayali ve afaki değil. İthal de değil. Hayatın tam içinden, inancımızdan, tarihimizden, geleneklerimizden artık klasikleşen ifadeyle “yerli ve milli”. İşte Hüseyin Şahin'in stresten, depresyondan, şiddetten, yalnızlıktan ve bağımlılıktan uzak bir insan ve toplum için getirdiği çözüm önerilerinden sadece bir tanesi: “Soba ve Sofra…”

            Şöyle diyor Sayın Şahin: “Biz sekiz kardeştik. Belki birçok sıkıntılar çektik, fakat hamdolsun sağlıklı ve huzurlu bir şekilde büyüdük. Ben bunu sobaya ve sofraya borçlu olduğumuza inanıyorum. Soba ve sofra her ikisi de ailenin bütün fertlerini bir araya getirir. Herkes o aile meclisinde özgürce hareket eder. Hep birlikte yenir, içilir, konuşulur, düşünülür, yaşanır. O mecliste ailenin hiçbir ferdi dışarıda kalmaz. Babanın bilgi ve tecrübesi, annenin şefkat ve merhameti, kardeşlerin birbirine olan sevgi ve muhabbeti, evde ve ailede tarifsiz bir huzura dönüşür.”

Ne diyelim, “soba ve sofra” etrafında huzurunuz daim, mutluluğunuz kaim olsun.

BÜLENT ACUN - TERCÜMEİHÂL

BÜLENT ACUN DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  377449

-