18 KASIM 2019 PAZARTESİ

Zihni Çakır

SÖMÜRGEYE EVRİLİŞİN TARİHDEKİ ADI CHP!

Zihni Çakır

Silemedikleri, yok edemedikler o Milli Mücadele ruhu uyandığından, bu ruh AK Parti etrafında kenetlenen bir toplumsal harekete dönüştüğünden, yeni bir denemenin içindeler. İçerdeki ihanet odakları ile terör gruplarını, CHP'yi işaret ettikleri bir blok etrafında birleştirip o ruhu yine zayıflatmak ve hatta yok etmek istiyorlar.

Malazgirt'te, İstanbul'un fethinde ve Çanakkale'de tecelli eden ruh, kadim bir geleneğin dünyaya hükmetmiş bir medeniyetin hiç sarsılmayan bağlarla nesilden nesile aktarılmış haliydi. Bu ruh, bu gelenek ve medeniyeti şekillendiren İslam inancı ve şuuruydu.

20.yüzyılın başında yeni bir Türk destanı yazdıran Milli Mücadele ruhunun galip gelmesinin arkasındaki sır ve inceliğin esprisi de buydu. Vatanın bütünlüğü tehlikeye düştüğü an sen, ben, o ve başkası değil, tek millet, tek inanç ve tek yüreğin bu ruh ve şuurla kükreyişiydi.

Bakın İstiklal şairimiz Mehmet Akif ne diyor:

“Sen, ben! Desin efrâd, aradan vahdeti kaldır;

 Milletler için işte kıyamet o zamandır.

 Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez;

 Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez.”

***

Derdim burada din sosyolojisi üzerine bir yazı yazmak değil. Ama bu ülkenin tam bağımsızlık savaşının adı İstiklal Mücadelesinin hamurunda var olan sosyolojiye atıf yapmadan, bağımsızlığı sömürgeleşmeye eviren damarı ortaya koymak da anlamsızlaşır.

Hiç kuşkusuz, milletlerin milletleşme sürecini tetikleyen kendilerine özgü değer yargıları vardır. Din de, bu değerlerin en başındadır.

Türkiye'ye son vatan topraklarını koruma ve kollama şuuru veren inanç, Milli Mücadele ruhunu sarsılmaz kılan değer yargıları, ne acıdır ki önce İstiklal Mahkemelerinde bu milletin din ve kültür hafızası darağaçlarına çekilerek, 1930'ların sonlarında başlayan süreçle de; sosyal ekonomik ve siyasal refleksleri küresel emperyalizme teslim edilerek yok edilmeye çalışılmış.

Ve bunun arkasındaki damar, ilginçtir ki; kendini bağımsızlıkçı ve ulusçu diye konumlandıran, bugün de küresel emperyalizmin ana aktörleri tarafından ülkeye iktidar alternatifi olarak dayatılmak istenen CHP damarı.

Peki ne yapmıştır CHP damarı?

Sadece din ve kültür hafızamız değil; kadim geleneğimizin ve medeniyetimizin tarih hafızasını da silip attıkları için resmi tarihe bağlı kalan nesil bilmez çoğunu...

Mesela; 19 Ekim 1939'da, küresel emperyalizmin ana aktörlerinden İngiltere ve Fransa ile “Üçlü Dayanışma Anlaşması” imzalayan İnönü'lü CHP'dir.

23 Şubat 1945'de İnönü yönetimi ABD ile Karşılıklı Yardımlaşma Anlaşmasını imzalayan da İnönü'lü CHP'dir.

12 Temmuz 1947'de sömürü ve müstemlekeleşmenin askeri boyuta taşındığında, ABD ile Askeri Yardım Anlaşması imzalandığında da aynı damar yönetiyordu ülkeyi.

En büyük darbe de Türk Milli Eğitimini ABD'ye teslim eden 27 Aralık 1947 tarihli “Fulbright Anlaşması”ydı.

Anlaşmanın özellikle 5. Maddesi müstemlekeci bir zihniyetin kabul edebileceği koşullar içeriyordu.

İşte o madde:

“Komisyon, dördü TC vatandaşı ve dördü ABD vatandaşı olmak üzere 8 üyeden kurulu olacaktır. Bunlara ek olarak Türkiye'deki ABD diplomatik heyetinin başı, (Amerikan Büyükelçisi) komisyonun fahri başkanı olacaktır. Komisyonda oyların eşit olması durumunda kesin oyu misyon şefi (Amerikan Büyükelçisi) verecektir”

NATO'ya başvurunun altında da o damarın imzası var!

Türkiye'nin askeri kabiliyetinin, savunma ve saldırı refleksinin küresel emperyalizme teslim edilişinin öteki adı olan NATO'ya ilk başvuru belgelerinde de İnönü'lü CHP imzası vardır.

Takrir-i Sükun'u çıkarıp İstiklal Mahkemelirini kuran ve bu mahkemeler eliyle ülkenin kültürel ve siyasal hafızasını silmeye yeltenen bir damardır CHP.

Toplumsal refleksin uygulanan kültürel asimilasyon ve dayatılan sömürgeleşme hamlelerine vereceği tepkiyi önlemek için 1936'de yeni TCK'yı faşizmle bezenmiş İtalyan Ceza Kanunu'nu esas alıp hazırlayan ve millete dayatan da CHP'nin ta kendisidir.

Mali olarak emperyal bloğa teslimiyetin miladı sayılan, 11 Mart 1947'deki IMF ve IBRD'ye (Dünya Bankası) üyeliğinin imza sahibi de CHP'dir. 

CHP'nin kanla çizilmiş sınırları, tam bağımsızlıkçı İstiklal Mücadelesi ruhunu, sömürge düzenine ve emperyal bloğa teslim etmedeki başarısı, büyük şeytan ABD tarafından 1947'de açıklanan Marshall Planı çerçevesindeki kredi ve yardımlarla ödüllendirilmiş, aynı zamanda da bu ödüllerle ülkenin sosyo-ekonomik aklı ve eğitim sistemi sömürgeci bir düzenin çarklarına teslim edilmiştir.

52 senedir kapısında beklediğimiz, toplumsal dokumuzu bile enjekte edilen hormonel fasıllarla erozyona uğrattığımız Avrupa Birliği'ne teslim oluşumuzdan başka bir anlam taşımayan üyelik başvurumuzda da CHP damarı vardı. 12 Eylül 1963 tarihli Ankara Anlaşmasını imzalayan CHP'ydi.

Silemedikleri, yok edemedikler o Milli Mücadele ruhu uyandığından, bu ruh AK Parti etrafında kenetlenen bir toplumsal harekete dönüştüğünden, yeni bir denemenin içindeler. İçerdeki ihanet odakları ile terör gruplarını, CHP'yi işaret ettikleri bir blok etrafında birleştirip o ruhu yine zayıflatmak ve hatta yok etmek istiyorlar.

1 Kasım için hedefledikleri şey tam da bu. Milli Mücadele ruhunun ana çatısına dönüşen AK Parti'ye tek başına iktidarı teslim etmeyip CHP merkezli hükümet formüllerine mecbur etmek istiyorlar Türkiye'yi.

Ama şükür ki bu kirli oyunu engellemek için bir oy yetiyor. 1 Kasım'daki 1 oy yüzlerce yıllık kirli planın sahnelendiği bu oyunu bozacak.

ZİHNİ ÇAKIR - TERCÜMEİHÂL

ZİHNİ ÇAKIR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  396943

-