14 AĞUSTOS 2020 CUMA

SOVYETLER, AFGANİSTAN’DA HEM AĞIR KAYIPLAR VERDİ HEM DE İTİBAR KAYBETTİ


SOVYETLER, AFGANİSTAN’DA HEM AĞIR KAYIPLAR VERDİ HEM DE İTİBAR KAYBETTİ

SİLAH TATBİK ALANI
Sovyetlerin bu işgal sırasında işlediği savaş suçlarının başında kimyasal silah kullanımı gelirken kanıtlanmış olan bu gerçeği eski Amerikan Başkan Yardımcısı Walter J. Soessel 1982'de Sovyetler'in hidrojen gazı, hardal gazı gibi kimyasalları kullandığını belirterek dile getirmiştir. Ancak bu suçlama karşısında ne BM ne de uluslararası kurumlar hiçbir adım atmamışlardır.
1979-1981 yılları arasında Afganistan'da 47 kimyasal saldırı gerçekleşmiş, bu saldırılarda 3 binin üzerinde insan hayatını kaybetmiştir. Muhammed Nabi ismindeki bir Afgan pilotu hava üslerindeki kimyasal madde depolarının olduğunu belirtirken Amerikalı Doktor Preston Darby, Sovyetlerin kullandığı kimyasal silahlardan birinin yapışkan ve aşırı derecede yakıcı bir madde olduğunu söylemiştir. 1984'ten itibaren kullanılmaya başlayan kimyasal silahların başında ‘Sarı Yağmur' (Yellow Rain) ve ‘Sıvı Ateş' denilen şok dalgalarıyla insanları öldüren ‘sıvı bombalar' gelirken Sovyetler masum halkın ve çocukların kıyımına yönelik birtakım stratejiler de izlemişlerdir. Uçaklardan attıkları kalemler, ağız mızıkaları, radyolar, kibrit kutuları v.s. gibi objeler dışında özellikle çocukların hoşuna giden oynar kanatlı kuşlar yüzünden sayısız çocuk hayatını kaybetmiştir. Çünkü radyoların düğmesi çevrildiğinde, mızıkalar çalındığında ve çocuklar kuşların kanadını oynattığında bu objeler infilak ederek aslî işlevini görmüş ve masum halkı katletmiştir.
İŞGALİN EN KANLI YÜZLERİ
85 bin kişilik bir orduyla havadan, karadan ve ağır silahlar ile başkenti ele geçirmesine rağmen ummadığı bir direniş ile karşılaşan Sovyet güçleri, halkı dizginleyebilmek ve mücahid gruplar ile mücadele edebilmek için sert tedbirler almışlardır. İşgalden sonraki ilk kanlı eylem 1980 Şubatındaki esnaf ve memurların ilan ettiği genel grevde gerçekleşmiş, kalabalığın üzerine ateş açan Afgan ve Sovyet birlikleri yüzlerce kişinin ölmesine sebep olmuştur. Afgan başkentindeki en büyük kanlı olay ise 1980 Nisanındaki öğrenci eylemidir. Öğrencilerin yaptığı eyleme halkın da katılımıyla giderek artan kalabalık karşısında açılan ateş sonucu yaşanan katliamın izleri başkent sokaklarından iki hafta boyunca silinmezken bu olay sonucu 2 bin öğrenci tutuklanarak Puli Çerhi Hapishanesi'ne gön-derilmiştir. Başkentte daha çok okul eylemleri olarak ortaya çıkan işgal ve Sovyetleştirmeye yönelik tepkiler mücahidler eliyle Afganistan'ın diğer kesimlerinde daha sıcak ve kanlı çatışmalara sahne olmuş, özellikle mücahidler karşısında ülkede egemenlik sağlayamayan Sovyet güçleri köylere bomba yağdırarak sivil halkın katledilmesine sebep olmuştur.
‘Lağman Katliamı' olarak tarihe geçen 1500 köylünün katledilmesi olayı ise Sovyet işgalindeki en acımasız katliamlardan biridir. 1984'te mücahidlerin bu bölgedeki askerî üsse saldırmasına misilleme olarak yapılan baskınla mücahidlere destek verdikleri gerekçesiyle 1500 köylü katledilmiştir. Benzer uygulamaları pek çok köyde gerçek-leştiren Sovyet birliklerinin köylerdeki hayvanlara varıncaya kadar giriştikleri katliamlar yağma hareketine dönüşmüş, köylülerin sahip oldukları eşyalar yağmalanmıştır. Yapılan tesbitlere göre 10 yıllık süre içerisinde; 1.5 milyon kişi hayatını kaybetmiş, 350 bin kişi sakat kalmış, köylerin 1/3'ü haritadan silinmiştir. 5.5 milyon Afganlı iltica etmiş, 200 bin kişi ülke içinde yerinden olmuş, 200 bin hektarlık orman, 1.500 km asfalt yol, 600 km elektrik hattı, 114 sağlık merkezi, 28 hastane yok edilirken 100 bin eğitim görmüş Afganlı ülkeyi terk etmiştir. İşgalin maddi açıdan uğrattığı kayıp ise 100 milyar Dolar olmuştur.
MÜLTECİ KAMPLARI
Keyfî saldırılar karşısında hiçbir emniyeti olmayan halk yaşadığı köyleri terk etmek zorunda kalırken erkeklerin işgal güçlerine karşı savaşması nedeniyle daha çok kadın ve çocuklardan oluşan mülteciler Pakistan (3,5 milyon) ya da İran'a (1,5 milyon) giderken yollarda Sovyet askerlerinin hedefi haline gelmiştir. Rus pilotların ‘nişan tahtası' olarak kullandıklarını belirttikleri mültecilerden sağ kalmayı başaranlar ise Pakistan ya da İran'a sığınmıştır. Pakistan'da 342 mülteci kampı oluşurken bunlardan kendilerini mülteci olarak kaydettirebilenler BM'den aylık yardım almışlar, ancak bu uygulama da pek çok yolsuzluğun yaşanmasına sebep olmuştur. Kendilerini mülteci olarak kaydettiremeyenler ise çok daha zor şartlar altında yaşamaya mahkûm edilmişlerdir. Afgan mültecilerin sayısının Pakistan'da artması bu ülke için ciddi bir sorun haline gelmiştir. Pakistanlılar bu sorunun çözümü için dış destek almışlarsa da işgalle birlikte savaştan kaçan halk bu kamplarda yine siyasî çıkarlar uğruna kullanılmışlardır. Özellikle Pakistan hükümeti mülteciler arasındaki gençleri askerî eğitimden geçirmiş ve bu gençler vur-kaç taktiğinde kullanılmışlardır. Bunun altında yatan en önemli nedense İngiltere marifetiyle Peştunistan yüzünden iki ülke arasında meydana gelen sorundur. Pakistan güçlü bir Afganistan ile bu sorunu er-geç yaşayacağının bilincinde çıkarları doğrultusunda aldığı Amerika desteği ile hareket etmiştir. Bir şekilde bu işgal Peştunistan sorunu nedeniyle Afganlıları Afganlılar eliyle kırdırma operasyonu olarak kullanılmıştır.
ÇIKAR SAVAŞLARI!
Afganistan'ın Sovyet ordusu tarafından işgali dünya üzerinde kınamadan öte bir tepkiye sahne olmamışsa da bugün ve işgal sırasında yaşananlar aslında Afganistan üzerinden ciddi bir oyunun oynandığı gerçeğini göstermektedir. Öyle ki Sovyetlerin işgalinin Amerika tarafından biliniyor olması ve çelişkili açıklamalar, Amerika'nın Pakistan'ı daha önde tutması, İngiltere'nin klasik sınır çizimi oyunları bölgede Müslüman bir gücün ve birliğin sağlanmamasında etkili olmuştur. İşgal sırasında Pakistan üzerinden mücahidlerin Sovyet ordusuna karşı Amerika tarafından desteklenmeleri bir taraftan halkın direnişine destekmiş gibi gözükse de, aslında dış müdahalelerin son bulmasıyla ülkeden çekileceğini belirten Sovyetlerin işine gelmiştir. Ayrıca Sovyetler açısından merkezî yönetimin güçsüz olması, sürekli yapılan baskınlar Sovyetlerin 1950'lerden itibaren ülkenin doğal kaynakları üzerine yaptığı incelemeleri daha rahat sürdürme imkânı vermiştir. Zira yapılan doğalgaz anlaşması ile Sovyetler, Afgan doğalgazını dünya standartlarının çok altında temin etme imkanı bulmuştur.
ADIM ADIM ÇEKİLME
1979 sonunda başlayan işgal bir soykırım boyutuna dönüşmüşse de alınan ağır yenilginin acısı halktan çıkarılmıştır. Ama süreç içerisinde ekonomik anlamda ciddi bir kayıp yaşayan ve ordusunda çok büyük zayiat veren Sovyetler Birliği, 1985'te Mihail Gorbaçov'un bu yükten en olumlu şekilde kurtulma arayışına girmesine sebep olmuştur. Sovyetler öncelikle Karmel'i gözden çıkarıp yeni politikalarını en iyi uygulayabilecek kişi olan Dr. Necibullah'ı iktidara getirmeye ardından koşulsuz bir geri çekilme Sovyet itibarını zedeleyeceğinden kademeli olarak ve ülkedeki komünist rejimin sürmesine yönelik bir politika izlemeye karar vermiştir.
Necibullah, kendini sağlama alma politikası güderken askerî alandaki zafiyetten ötürü 18-50 yaş arasındaki tüm erkeklerin askere alınması için yasa tasarısı hazırlamış, Sovyetlere öğrenci gönderilmesi ve işbirliği çalışmalarını ihmal etmemiştir. Sovyetler tarafından hazırlanan bir barış planı ile yeni bir anlayışla Afgan halkına saygılı bir politika yansıtmaya çalışmışsa da mücahidler tarafından Sovyet temeline dayalı bu oluşumlar, yeni bir Sovyet stratejisi olduğu düşüncesinden dolayı kabul görmemiştir. Kademeli bir Sovyet çekilişine dayalı bu anlaşmaya mücahidlerin karşı olmasının en temel nedeni Sovyetlerin savaş alanında alamadığını masa başında alma isteği olurken mücahidler kesin bir çekiliş istemişlerdir.

Yorum Yaz

  715024

-