29 EYLÜL 2020 SALI

Ayşe Yıldız

SÖZE ÖZ MÜ LAZIM, KÖZ MÜ LAZIM?

Ayşe Yıldız

Söz üzerine ne sözler söylendi, söz üzerinden nice anlamlar elendi…

 

Söz gümüş ise sükût altındır" derler bilmiyorum niye. Gerçekten altın ise nerede harcanmalı, ne karşısında bozdurulmalı söz?

 

Söyleyecek sözü olan insanları sevdiğimi söyler dururdum, bunlardan biri olarak da kendimi görerek. Kendi dünyamda boyuna kelimeler örerek…

 

Sözün gümüş ile eş değer olması, aslında söyleyecek sözü olmayanların ironik bir durum tespitidir bence. Söz söylemek hayatın içinde olmayı zaruri kılar. Sükût ehli ya anlaşılmamaktan yada anlatamamaktan mustariptir.

 

Her iki halde durum hatip ve muhatabın aynı düzlemde seyr-ü sefer eylemediklerine delalet eder. Hani denir ya amiyane tabir ile " biri haya'ya diğeri Konya'ya" diye.

 

Kelam ile kemâl aynı dilde misafir olur ise her söz, özün yansımasıdır bir nevi.

Kemâlat ya zirveye çıkmak için tırmanılan sarp bir yokuşun adı yahut her yokuşun bir inişi vardır diyen bir zihniyetin hal-ü pür melalidir. Hal ehli sınanmadıkça sınıf atlamayacağını bilendir. Her ne kadar sınıfsız bir toplum arzulayanlar bu görüşü yadsısa da, bu sınıf iktisadi değil itibaridir. Modernitenin islamcıları bu konuda oldukça romantiktirler.

 

Hani adamın birinin canı yahni istemiş. Gitmiş kasaba. " Bir daha mı geleceğiz dünyaya. Ver oradan iki kilo et demiş" Yolda pür neşe giderken, bir alıcı kuş kapmış eti ve kanat çırparak uzaklaşırken, adam hem şaşkın hem üzgün: " Boşuna sevinme kuş, et sende ise yahninin tarifi bende." Tesellinin züğürtlüğü, modernitenin hassas romantizmine eş. Hem isyankâr, hem maraz dolu… Dünya haz bahçesi addedilirken, muhteris bir hayat nizamına bende olup; Ben de cennet ehliyim serenadı, cennetin huri, ehlinin nuri olduğunun ham ve yobaz  bir tefsiridir.

 

Sarıyer'de ihtiyar bir Ermeni kadın balık pazarına gider. Balıkçı bağırmaktadır. " Canlı bunlar! Canlı bunlar! " İhtiyar Ermeni kadın sadece sorar. " Evlat, balıklar tazedir? Suali pek bir anlamsız bulan balıkçı aynı nakaratı tekrar eder. İhtiyar Ermeni kadın tekrar sorar. " Evladım, balıklar tazedir? " Balıkçı çokbilmişliğin egosu ile sinirlenir ve döner kadına amma yaptın madam, tazedir diyoruz ya işte! Ermeni kadın cevap verir; “O başka evladım, ben de canlıyım, taze miyimdir? 

 

Bazı konular konuşulmadıkça vuzuha kavuşmuyor. Lakin sözün tamamı hamakat ehline söylenir. Sizleri tenzih ile, okuyanın yazandan daha arif olduğu hükmü ile,  Yunusca bir ahenk ile kelamı, kemâle avdet edelim.

 

" Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı." Diyen güzel demiş.

 

O halde bize düşen sözü doldurmak mı, oldurmak mıdır?

 

 

 

AYŞE YILDIZ - TERCÜMEİHÂL

AYŞE YILDIZ DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  786849

-