30 MAYIS 2020 CUMARTESİ

Hüseyin Yağmur

SULTAN 2.ABDÜLHAMİT VE DÖNEMİ (1876-1908)

Hüseyin Yağmur

Sultan 2.Abdülhamit'in Tahta Çıktığı Günler ve İlk İcraatları

Sultan 2.Abdülhamit, vefatının 101. yılı münasebetiyle devlet ve millet katında çeşitli faaliyetlerle anılıyor. Biz de bu vesile ile Sultan 2.Abdülhamit ile ilgili gözlem ve tesbitlerimizi sizlerle paylaşalım

Bu devir, 1876 da hal' edilen Abdülâziz'in yerine geçen V. Murad'ın ruhî hastalığı yüzünden üç ay gibi kısa süren saltanatım müteakip II. Abdülhamid'in padişah olmasıyla başlar. Sultan 2.Abdülhamit, veliaht iken Mithat Paşa ile aralarında geçen müzakereler neticesinde Meşrutiyet idaresi kuracağını vadetmiş, bu şartlarla tahta çıkmıştı.

Nitekim padişahın cülûsundan üç ay sonra Mithat Paşa Sadrâzam olmuş ve onbirinci kânun 1876'da Bâbıâli'de okunan Hatt-ı Hümayun ile Mithat Paşa, Ziya Paşa ve Namık Kemal'in de iştirakiyle hazırlanan Kanunu Esâsî ilân edilmişti.

1.Meşrutiyetin ilanı Osmanlı'daki ıslahat teşebbüslerinden biriydi.1. Meşrutiyet Mithat Paşa ve arkadaşlarının çabaları ve yeni padişah 2. Abdülhamid'in önceden verdiği söze sadık kalarak 23 Aralık 1876'da Kanun- i Esasi'yi ilan ettirmesi ile yürürlüğe girmişti. 1. Meşrutiyet ülke idaresinin tek bir kişinin inisiyatifinden çıkarılarak idare edilenlerin de vekiller aracılığıyla yönetime katılması arzulanan ilk açılımdı.Hukuk tãrihimizde ilk anayasa olarak kabul edilen 1876 tarihli Kanun-i Esasi,aynı zamanda meşrutiyetin de hukukî teminatı sayılmaktaydı.

Fakat aradan çok geçmeden Abdülhamid, Meşrutiyet taraftarına karşı vaziyetini değiştirmiş ve Mithat Paşa'yı, Ziya Paşa ile Namık Kemal'i İstanbul'dan uzaklaştırması için zorlamaya başlamıştır. Buna razı olmayan Mithat Paşa bir sene sonra sadaretten azil ve hudut harici edilmişti.

Sultan II.Abdülhamid, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nın sona ermesiyle birlikte 13 Şubat 1878'de Meclis-ı Mebusan'ı süresiz olarak tatil etti. Birinci Meşrutiyet l yıl l ay 21 gün sürmüştü. Milletvekillerinin vazifeleri sona ermesine rağmen, ayan azalarının vazifesine son verilmedi. Ayan azaları, hayatları boyunca ayan azası unvanını taşıdılar.

Sultan 2.Abdülhamit'in Meclisi fesih kararının gerekçesine dair çeşitli kanaatler mevcuttur.

Karpat'ın tesbitine göre; İkinci yasama dönemindeki bazı mebuslar Sultanı bürokrasinin başı olarak görmekte ve ülkenin içine düştüğü felaketlerden öncelikle onu sorumlu tutmaktaydı. İçlerinden biri, sultanı 1878'de Ruslara karşı kaybedilen savaştan bizzat sorumlu olmakla suçladı. Çok geçmeden Sultan 2. Abdülhamid parlamentoyu kapattı ve mebusları seçim bölgelerine geri gönderdi. (Karpat,2007:142)

Kabaklı'ya göre ise Birinci Meşrutiyet Meclisi'nde Müslüman olmayanlar, kendi ırk ve dinleri için çalışmayı devlete ihanet derecesine vardırdıkları için, Sultan Hamid o Meclis'i kapamak zorunda kalmıştı.(Kabaklı,1989:69)

Rumen Tarihçi Nikola Yorga'nın tesbitiyle; İşte bu şartlar içinde, melankolik göründüğü halde çok geçmeden gerçek anlamda bir devlet adamı olduğunu isbat eden II. Abdülhamit gibi mahir bir siyaset oyuncusu, Avrupa'nın ezici vesayetinden korunmak için birçok kaçamak yolları bulmakta güçlük çekmiyordu. (Yorga,1948:597)

Sultan 2.Abdülhamit Döneminde Yapılan İmar ve İhya Çalışmaları

İlk defa 1864 de İstanbul'da ve sonraları ancak mahdut vilâyet ve sancak merkezlerinde açılan rüştiyeler, Abdülhamit devrinde Arabistan, Arnavutluk ve bazı şark vilâyetlerinin kasabalarından mühim bir kısmı istisna edilmek suretiyle diğer vilâyetlerin, mutasarrıflıkların merkezlerinde ve kazalarında olmak üzere bütün imparatorluğa teşmil edilmiştir. Aynı şekilde o vakte kadar tek olmak üzere 1848'de İstanbul'da açılan Darülmuallimîn adedinin de bu devirde 31'e çıktığı görülüyor.

Yine yalnız İstanbul'da, ilk defa 1875'te açılan mülkiye idadisi sayısı da 1884'te bu nevi mektepleri açmak maksadıyla konan bir vergi neticesinde çoğalmıştır. Bu mektepler, yedi ve beş sınıflı olmak üzere imparatorluğun hemen bütün vilâyet ve sancak merkezlerinde açılmıştır. Sonra Bursa'da bir ipek böcekçiliği ve ziraat ameliyat mektebi, Ankara'da bir nümûne çitfliğiyle bir çoban mektebi, İzmir'de bağcılık ve ameliyat mektebi olmak üzere muhtelif meslek ve sanayi mektepleri açılmışdır. Bunlardan başka sayısı bir düzineyi bulan hususî mekteplerle mevcut yüksek mekteplere ilâve olmak üzere 1900'de yeniden tesis edilen Darülfünûnu Şahane dâhil, 18 tane yüksek tahsil, meslek veya ihtisas mektebi açılmıştır. (Turhan,2002:181)

Bernard Lewis, Tanzimat dönemiyle Abdülhamit dönemi arasındaki süreklilik öğelerine işaret ederek Sultan Abdülhamit dönemi hakkındaki aşırı olumsuz değerlendirmelerin yeniden gözden geçirilmesi gereğine dikkati çeker.Stanford Shaw ise Abdülhamit dönemini ‘Tanzimat'ın en üst noktası' olarak tanımlar. Feroz Ahmad da benzeri görüşler ileri sürer:"Politika dışında, Abdülhamit'in saltanatının ilk 15-20 yılı değişme ve reform bakımından yüzyılın başından bu yana herhangi bir dönemin olduğu kadar aktif bir dönemdi. Bütün bir Tanzimat hareketi hukuk, idare ve eğitim alanlarında reform hareketi doruğuna ulaşmıştı." (Ahmad,1999:8)

Karpat'a göre; Sultan II.Abdülhamid, Tanzimat reformlarını sürdüren ve eğitim sisteminde, bürokraside, iletişimde ve başka birçok alanda modern Türkiye'nin temellerini atan büyük değişiklikler getirmiş bir sultandı. (Karpat,2007:142)

Karpat, bir adım daha ileri giderek Sultan 2. Abdülhamid dönemini ‘hızlı bir gelişme dönemi' olarak niteler.Sultan 2. Abdülhamid'in uzun saltanatı (1876-1909) karanlık bir gerileme ve dağılma dönemi olarak hatırlanır. Oysa bu dönemde, eğitim ve okuryazarlık, kitap ve gazete yayını, sivil kurumların oluşturulması, kentleşme, haberleşmenin yaygınlaşması ve ticaret açısından hızlı bir gelişme yaşandı. (Karpat,2007:168)

Bu anlamda Hasan Bülent Kahraman da benzeri kanaatleri taşımaktadır:Sultan 2. Abdülhamid dönemi müthiş bir dönemdir.Osmanlı'da ilk defa  orta sınıf sahneye çıkıyor. Anadolu'ya giden tren yolları ortaya çıkıyor. Anadolu'ya giden telefon, telgraf hatları,elektrik çıkıyor. Galatasaray Lisesi'nden, eczacılıktan, Mekteb-i Mülkiye'den, tıp fakültesinden, mühendishaneden mezun olup Anadolu'ya giden insanlar ortaya çıkıyor. Dolayısıyla Sultan 2. Abdülhamid dönemi modernleşmesi olmasaydı 1908 devrimi olmazdı. (Kahraman,2010)

Sultan 2.Abdülhamit'in Yönetim Anlayışı

Bu konu esasen bir doktora konusu olmakla birlikte birkaç örnek sunalım. Sultan 2.Abdülhamit Dönemi valilerinden ve sonraki Dönem Dahiliye Nazırlarından Ahmet Reşit Rey Sultanın yönetim anlayışı ile ilgili bazı hallerinden şöyle bahseder: Sultan Hamid'in eğitime düşmanlığı, tıpkı kan dökücü bir zalim olması gibi gerçek dışıdır. (Rey,2007:49)

(...) Tahttan indirilmesinden sonra elinden alınan ve devlet hazinesine intikal etmiş olması lazım gelen dört milyon lira, işte bu Emlak-i hümayun hasılatından otuz senede biriktirdiği bütün serveti olsa gerektir. (Rey,2007:59)

Kelimenin bütün manasıyla iffetliydi; yani kimsenin ırzına ve kesesine göz diktiği görülmemişti. Resmi hayatında yorulmaz denilecek kadar çalışkan, özel hayatında örnek olacak derecede nefsine hâkimdi. Tutucu olmamakla beraber dindardı. (Rey,2007:61)

Sultan 2.Abdülhamit ile ilgili yaygın bir iftiraya da Taha Akyol şöyle cevap veriyor: İngilizler, Osmanlı hilafetinin gayrimeşru olduğunu, hilafetin Araplara geçmesi gerektiği propagandasını yaptırıyorlar. “Hilafet Kureyş'ten olur" hadisini yani Osmanlı'dan halife olmaz, İslam'ın başı Arapların içinden olur anlamına gelen bir hadisi çokça bastırıp dağıttırıyorlar. Abdülhamit de onu toplattırıyor, devletin egemenliği aleyhine saydığı için yaktırıyor. İşte Abdülhamit'in İttihat Terakki'ye göre suçlarından biri o hadis kitaplarını yakmak. (Akyol,2011:34)

Ahmet Reşit Rey,  kitabındaki  Sultan 2.Abdülhamit bahsini kapatırken şu tarihi tesbiti yapıyor: Talihin ne garip cilvesidir ki, pek çok meziyetten mahrum ve birçok eksik yönü bulunan bir adama,(Sultan Reşat) hal ve zaman gereği, kendisinde olmayan iyilikler isnat edilebilirken, bir diğeri, (Sultan Hamit)  ayıplarıyla birlikte bir hayli meziyetleri varken, bütün faziletleri göz ardı edilerek sadece eksik yanları görülür (Rey,2007:311)

 

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  666721

-