24 TEMMUZ 2017 PAZARTESİ

Mustafa Çevik

SUN’İ GÜNDEMLERİN TUZAĞINA DÜŞMEK

Mustafa Çevik

Gündem kelimesinin kökünden de anlaşılacağı gibi güne ait ve günlük olan demektir. O güne ait değilse de yaşanılan günlere ait konular ve konuşulanlar “gündem”i oluştururlar.

 Gündemlerin büyük bir kısmı yönlendirilmiştir. Siyasal amaçla dünya veya ülkelerin gündemine getirilen konuların çoğu aslında “cambaza bak” kabilinden “asıl olayı” unutturmayı veya ondan dikkatleri kaçırmayı amaçlar.

 Meşhur sözdür: Küçük beyinler kişileri, vasat beyinler olayları ve büyük beyinler de düşünceleri konuşur.

 Sun'i gündemin kumpasına düşenler orada debelenip durur günlük kısır çekişmelerin içinde boğulurlar.

 Böylece asıl görülmesi gerekeni görmez, tartışılması ve düşünülmesi gerekeni kaçırmış olurlar.

Büyük projeleri olan İngiltere ve ABD gibi ülkeler 100 yıllık plan yapar ve o planlarının yürümesi için planın uygulandığı ülkelerde sergileyecekleri tiyatro oyunları hazırlarlar. Oyun sergilenirken insanlar kah mutlu kah hüzünlü kah öfkeli anlar yaşarlar. Perdenin arkasında neler olduğunu görme imkanı ortadan kaldırılmış olur böylece.

 Bu orta oyununda kimin haklı kimin haksız olduğu oyunu kuranlar ve yönetenler için hiç de önemli olmaz elbette. Çünkü onlar bilirler ki bu bir oyundur ve oyuncular da kendilerine verilen rolleri icra ediyorlar.

Bu gün İslam coğrafyasında yapılan savaşlar, sürmekte olan iç çatışmalar, kardeş ve mezhep kavgalarının tamamı sun'i gündemin ve kurgulanmış tiyatronun icrasından başka bir şey değildir.

 Hiçbir tarafı ne haklı ne haksız diyemeyeceğiniz kadar anlamsızdır. Yukarıya çıkıp tepeden gözlediğinde her tarafın haklı ve bir o kadar da haksız gerekçelerini görebiliyorsunuz. Ve bunun anlamsızlığını o zaman anlıyorsunuz.

 Ama oyunun içinde figüran olanlar ölümüne savunur ve karşı koyar durumdadırlar. Aydınıyla, politikacısıyla ve akademisyenleriyle İslam coğrafyasında icra edilen bu trajikomik oyunun tarafları için kendilerince makul söylemler ve meşruiyet kanıtları üretmeye çalışıyorlar.

 Yaşanan hangi olayı sayarsanız sayın onun örneğin beş yüz yıl sonra bir anlamı olmadığını anlarsınız. Bırakın beş yüz yıllık bir süreyi elli yıl sonra bile birçok olayın anlamlı olmadığını görürsünüz. Örneğin İran-Irak savaşı, DAEŞ, el-Kaide vs.

 Ülkenin aydın, yazar-çizer ve akademisyenleri bu kumpasa düştükleri sürece asıl insanlık sorunlarını tartışmak yerine ısmarlanmış konuları tartışmakla kendilerini heba ederler.

 İnsanlığın asli konularını gündemine almayı ıskalayanlar insanlığa bir şey öğretemezler. Aydın tali ve sun'i meseleler karşısında soğukkanlılığını yitirmeden moda ve gündem olmayan konuları gündeminde tutan kişidir.

 Resmin bütününü görmeyen parçaya ve tali olana dair gündem oluşturur. Oyunun sadece sahnesini veya oyuncularını değil perde arkasındakileri de görmektir aydın olmak.

 Aydın olmak çağın kendi ihmali sonucu düştüğü çukurdan çıkma gayreti göstermektir. Sun'i gündemin kumpasına düşenler ya gaflet ya da ihanet içindedirler.

 

MUSTAFA ÇEVİK DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  452370