26 KASIM 2020 PERŞEMBE

Hüseyin Yağmur

SUSAM YAĞI MAHKÛMU İSLAM ÜLKELERİ HALKLARI

Hüseyin Yağmur

Televizyonlardaki belgesel programlarını fırsat buldukça ibretle seyredenlerden biriyim. Farklı bir bakışla izlendiğinde tarihi ve turistik mekan ve olaylardan bile sosyolojik bazı mesajlar çıkarmanız mümkün.

Bir programda Tunus'u izlerken dar bir mekanda, gözleri bağlı bir devenin, gün boyunca su çıkarmak için bir kuyunun etrafında döndüğünü görmüş ve hüzünlenmiştim.

Her gün 80 basamaklı merdiveni çıkarak yıllarca kuyudan su çeken bu gözü bağlı develer verimden düşüp yaşlanınca mezbahaya gönderiliyormuş.

Tunus'taki gözleri bağlı devenin kaderini başta Tunus halkı olmak üzere bir çok Ortadoğu halkının kaderine ne kadar çok benzetmiştim.

Ortadoğu halkları da ömürleri boyunca gözü bağlı bir şekilde mevcut kötü rejimin  ve bürokratik oligarşinin  bir çarkı olarak bir kuyu etrafında dolaşıp duruyorlardı.

Tunus halkı, ancak kendini yakan bir genç aracılığıyla kırmadı mı bu kısır döngüyü?

Tek Parti döneminde Türk vatandaşlarının % 80'i köylerde yaşıyordu. Yani bir Türk, askerlik görevi dışında köyünden çıkmıyor, köyünde doğuyor, köyünde yaşıyor, köyünde ölüyordu.

Tek partinin bürokratik oligarklarının vatandaşa biçtiği rolün söylemi şuydu: Sakin olun, sakin ölün.

Önceki akşamlardan birinde yine bir belgesel programında bu kez Yemen'i izledim. Programda çok iptidai bir ortamda gözü bağlı bir deve dolanıyordu. Yemen'deki talihsiz devenin görevi susam  yağı çıkarmak imiş.

Susam yağı çıkarmaya hüküm giymiş deve günde altı saat gözü bağlı bir şekilde bu iptidai aletin etrafında dolanıyormuş. 1 saat arada yemek molası imiş. Programcı, altı saat sonra çıkan susam yağını gösterdi. İrkildim, elde edilen bir küçük bidon susam yağı idi. Programcı aynı dehşet içinde devenin başındaki görevliye sordu: Bunun için bir makine kullansanız daha pratik olmaz mı? diye.

Geri kalmışlığın otomatik cevabı namluya sürülmüş mermi gibi hazır bekliyordu: Böylesi daha lezzetli oluyormuş.

 Yemen'de geri kalmışlıktan kaynaklanan işkence metodunun mazereti de belli anlayacağınız.

Susam yağı çıkarılan iptidai tesiste bir de Yemen'i 40 yıl boyunca diktatörlükle yöneten Ali Abdullah Salih'in resmi vardı.

Zavallı Yemen halkı bir iptidai tesiste susam yağı çıkaran talihsiz deveden farksız bir kader yaşadı yıllar boyunca...

Ne zaman ki biraz gözleri açıldı, Salih onlara 'susam yağını lezzetli bir şekilde üretmekle aslında ülke için ne kadar önemli bir faaliyet yaptıklarını' anlatmaya çalıştı.

Birleşmiş Milletler raporuna göre Yemen'de temel gıda fiyatları geçen yıl % 50, içme suyu fiyatları % 200 arttı. Zaten ülke genelinde içme suyu bulma sorunu var.

Yine aynı rapora göre toplam nüfusu 22 milyon olan Yemen'de, 10 milyon insan temel gıda ihtiyaçlarını karşılayamayacak kadar fakir. Halkın yarısının günlük kazancı 2 doların altında. Halk açlıktan, çocuklar salgın hastalıklardan dolayı kırılıyor.

 

Bir ülke halkı, modern dünyanın balina sevgi ve merhameti henüz oraya ulaşamadığı için toptan yok olmak üzere

 

40-50 yıldır birer diktatörle yönetilen Suriye, İran, Irak, Mısır, Cezayir, Fas, Ürdün vs. gibi Ortadoğu ülkeleri halklarının, bir kuyu başında gözü bağlı, gün boyunca dolaşarak susam yağı çıkartan şu talihsiz deveye kaderleri ne kadar çok benziyor.

Türkiye'de çok şükür 'sakin olun sakin ölün' süreci bitti ancak, alınması gereken yol ile gidilmesi gereken menzil orantılı değil.

Hala belediyeler aslında halkın zaruri ihtiyaçlarına harcanılması gereken paraları yaz konserlerinde, festivallerde cömertçe har vurup harman savuruyorlar.

 

Bu anlamsız kirli oyunun durması için ille Cumhurbaşkanımızın bu olaya müdahale etmesi mi lazım?

Keşke diyorum, belediyeler şu festival ve konserlere harcadıkları paraları yoksulluğu yok etmek için harcasalar.

Türkiye'de 2019 yılı Yoksulluğu Yok Etme Yılı olsa...

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  205952

-