31 MAYIS 2020 PAZAR

Hüseyin Yağmur

T.C.NİN İLK MUHALİF PARTİSİ TERAKKİPERVER FIRKA’NIN KAPATILMASI

Hüseyin Yağmur

SAKLI TARİHTEN SAYFALAR

Bugün; kuruluşundan yaklaşık 5 ay sonra  4  Haziran 1924 tarihinde İktidar tarafından cebren kapatılan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın hikayesini sizlerle paylaşacağız.

Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası

Cumhuriyet rejiminin ilk siyãsî muhalif partisi olma unvanına sahip Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası o gün olduğu gibi bugün de bedel ödemeye devam etmektedir. Cumhuriyetin ilk devrinde yok edilen muhalefete ait kaynaklar günümüz tãrih araştırmacılarının bulamayacağı kadar azdır. Partiyle birlikte, partiye ait olan her şey bir veba odağı gibi yokedilmiş, sonraki yıllarda resmî ideolojinin hedefi olmamak için, resmî ve hususi şahıslar bu netameli konuya yaklaşmamış, dolayısıyla o devir karanlık bir nokta olarak hafızalarda kalmıştır.

Esasen, bahis mevzuu devir ile ilgili belli başlı tek kaynak o günlere ait ‘basın'dır. Bunun dışında sayıları bir elin parmaklarını geçmeyen birkaç kaynak ancak mevcuttur. Devrin kaynakçası Türk siyasetinin hapsolunduğu entelektüel birikimi göstermesi bakımından da manidardır. İlk siyãsî partimiz ile ilgili tek çalışma ünvanına uzun yıllar Hollandalı araştırmacı Eric Van Zuhrer'in kaleme aldığı ‘Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası' isimli eser sahip olmuştur.

1990 yılına kadar süren bu uzun sessizliğin ardından Parti, Hacettepe Üniversitesi'nde bir doktora tezine konu olabilmiş, 1992 yılında Ahmet Yeşil tarafından kaleme alınan bu çalışma uzun yıllar sonra ancak yayınlanabilmiştir.

Konuyla ilgili bir diğer çalışma ise 1990'lı yılların sonunda yayınlanan ve mufassal bir çalışma olan ‘Türkiye Cumhuriyeti'nin Kuruluşu ve Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası' isimli eserdir.

Nevin Yurtseven Ateş tarafından İstanbul Üniversitesi'ne bağlı bir doktora tezi olarak hazırlanan eserin araştırma çalışmaları sırasında yazarın karşılaştığı manzara esasen Türk ilim ve siyaset hayatına ait ipucu teşkil eden manidar bir fotoğraftır:"TCF ile ilgili araştırmanın ilk yılında -1985- yararlanmak üzere, T.B.M.M. Arşivine gittim. Arşivde istediğim katalog numarası ile önüme küçük bir el arabası içinde, -ilk defa açılacaktı- tozdan gözükmeyen bir kaç torba getirildi. Orada bulunanların yardımıyla açılan bu torbalardan partiye ait üye kayıt defterleri çıktı. O günün koşullarında bunları değerlendiremedim. Öyle ki bu kaynak TPCF'nin yurt sathındaki şube ve üye dağılımını gösteren sistematik bir çalışma olabilirdi. Ancak 1989'da tekrar gittiğimde, bunları değil görebilmek, arşive dahi eskiden olduğu gibi kolaylıkla inemedim." (Ateş,1998:5)

Terakkiperver Fırka'nın neşvü nema bulduğu sosyolojik zemin, bilinen Anadolu gerçeğidir. Ağır vergiler altında ezilen, kendine ait değerleriyle birlikte yaşama sahası arayan Anadolu halkının gerçeği...

Ateş, bu atmosferi şöyle özetler:“Köylerde Aşar hala devam ediyor, şehir halkı ise köylünün ödediğinin yirmide birini ödüyordu. Henüz ekonomide halka yansıyan iyileştirmeler yapılmamıştı.” (Ateş,1998:106)

Anadolu Hareketi kurmayları arasındaki doku uyuşmazlığından kaynaklanan ‘yarılma' ile ortaya çıkan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kurulduğunda takvimler 17 Kasım 1924'ü gösteriyordu. Yani Cumhuriyet'in ilanından sonra neredeyse bir yıl olmuştu.

Terakkiperver Fırka'nın programında yer alan bazı hususlar hem Fırka kurucularının sahip oldukları misyonu hem de gelecek vizyonlarını göstermesi bakımından kayda değer:

“Madde 1- Türkiye Devleti halkın hakimiyetine müstenid bir Cumhuriyettir.

Madde 2- Hürriyetperverlik (Liberalizm) halkın hakimiyeti (Demokrasi) fırkanın esasisidir.Teşkilat-ı Esasiye Kanunu milletten vekalet-i sariha alınmadıkça tadil edilmeyecektir.

Fırka evkaf ve itikadat-ı diniyyeye hürmetkardır. Vezaif-i Devlet hadd-i asgariye tenzil edilecektir.

Şehreminleri diğer Belediye Reisleri gibi intihab usulüne tabi olacaktır.

 Hükümet Konakları, hapishaneler, kışlalar, mektepler, Belediye daireleri, hastaneler gibi sür'ati inşaaları icap eden umumi ve milli binaların şirketlere ihalesi ile masarraf-ı vakaları ait oldukları bütçelerden tedricen idfa olunacaktır.” (Ateş,1998:131)

Muhalif fırkanın kuruluşundan sonra kısa süren bir fırtına öncesi sessizlik olur. Ardından bir istifa sağanağıyla siyaset hayatı altüst olur. Bir anda 19 eski milletvekili Terakkiperver Fırka'ya iltihak eder. Bir kaç ay sonra ortaya çıkan bir netice ise geleceğin habercisi olarak bazı mahfilleri fazlasıyla rahatsız eder.Çünkü 13 Şubat'ta yapılan seçimlerde Halk Fırkası Tarsus, Sivas ve Kayseri Belediye seçimlerini kaybetmiştir.'

Terakkiperver Fırka'nın kurulmasının ardından Partinin idarecileri basın yayın aracılığıyla kamuoyuna siyãsî görüş ve düşüncelerini açıklamaya başlarlar. Bu düşüncelerin ülkenin mevcut siyãsî gidişatından ayrı olduğu, muhaliflerin farklı şeyler istediği alenen ortadadır.

Hedeflerinin; milleti millete idare ettirmek olduğunu, seçimlerin tek dereceli olması gerektiğini, bütün yetkilerin demokratik teamüllere uygun kullanılması gerektiğini açıklayan muhalifler, “Saltanat idaresinin sadece hanedanlarda değil, şahısların tahakkümüyle de doğabileceğini, Cumhuriyet idaresinin bir çok yerde olduğu ancak Meksika'daki gibi olmaması gerektiğini”  (Ateş,1998:115) müdafaa etmekte, bir yandan da ülke çapında hızla teşkilatlanmaktadırlar.

T.C.F.'nin Genel Sekreteri olan Ali Fuat Paşa'nın bir gazetecinin ‘İki partinin programı arasında ne gibi farklar var?' sorusuna verdiği cevap ise kayıtlara geçecek bir ironi örneği teşkil etmektedir: “İki Fırkanın programı arasında fark bulunup bulunmadığını anlamak için iki programı karşılaştırmak lazımdır. Halbuki Halk Fırkası'nın yazılı bir programı yoktur. Dolayısıyla mukayese imkanım da yoktur.” (Ateş,1998:187)

Tunçay  o günlerin  hiç bilinmeyen bir yönüne şöyle dikkat çeker:Mübadele sırasında İmar ve İskân Vekaleti'nin işlemlerine ait Meclis'te sorulan bir soru, gensoruya dönüşüyor. Terakki Perver'in 1925'te Meclis'te ortaya çıkışı da bu yolsuzluk tartışmaları üzerinden oluyor. (Tunçay,2010)

Ali Fuat Cebesoy da  siyasi atmosferden şöyle bahseder:Halk Fırkası pek umumî umdelerden başka hiçbir programı olmıyan bir teşekküldü. Herkes için kabulü tabiî olan bazı esaslı umdelere fırka programı demeye imkân yoktu. Fırkanın kapıları hususî kanaati ne olursa olsun, her vatandaşa açıktı. Fırkaya en ziyade mideciler hâkim olmuştu. (Cebesoy,2007:515)

22 Kasım 1924 tarihine kadar Halk Fırkası'ndan istifa edenlerin yekûnu 32'ye bâliğ olmuştu. Bunlardan dördü müstakil olacağına göre Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın milletvekili mevcudu 28'di.

Kurucular:

Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kuruluşu kadar kurucuları da önemlidir.Bu kişiler Osmanlı İmparatorluğunun son seçkin devlet adamlarıdır.Cebesoy, Partinin kurucularını şöyle anlatır:Bundan sonra Mecliste, Vilâyet konağının arkasında eski telgrafhane civarında oldukça büyük bir evde toplanan arkadaşlarla temas ettim. Mevcutları yirmiyi bulmuştu. Aralarında Dr. Adnan (Adıvar) Bey, Refet, Rüştü Paşalar, Canbulat, Faik, Sabit, Halis Turgut, Zeki, Feridun Fikri, Halit Beyler gibi Halk Partisi'nin en güzide âzası vardı. Kâzım Karabekir, Cafer Tayyar Paşalarla Hüseyin Rauf, Bekir Sami Beyler gibi kıymetli arkadaşlarımız henüz Meclise gelememişlerdi. (Cebesoy,2007:510)

Taha Akyol da kuruculardan şöyle bahseder:Kişi idaresine karşı çıkıyorlar. Kazım Karabekir, Rauf Orbay da ikinci adam olabilirlerdi ama İsmet Paşa kadar Atatürk'e sadık ve itaatkâr olmazlardı. Çünkü onlar, Mustafa Kemal'in her dediğini yapacak adamlar değildi. (Akyol, 2009)

Tunçay, partinin bazı semboller üzerinden nasıl tasfiye edildiğini şöyle anlatır:Terakki Perver Fırka'nın tüzüğünde, “Bizim partimiz efkâr ve itikat-ı diniye saygılıdır” diye bir laf vardı. Bu, irticaya destek olarak gösterildi ama Terakki Perver Fırka aslında liberal bir hareketti. (Tunçay,2010)

Partinin Misyonu

Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın misyonu, uzun süredir  kronikleşmiş sorunlara çözüm arayan milletin bakış açısının özetinden ibarettir.Akyol bu misyonu şöyle özetler:Muhalefet modernleşme karşıtı değildi. Onlar da modernistti. Ancak onların modernleşme modelleri Mustafa Kemal'inkinden farklıydı. (Akyol,2009)

Tunçay, yapılan propagandanın aksine TCF'nin gerici değil ilerici bir parti olduğunu anlatır:Terakki Perver Cumhuriyet Fırkası'ndakiler mürteci değillerdi. O fırka sürdürülebilirdi. Ama çok kötü bir sistem olan terk parti sistemi tercih edildi. (Tunçay,2010)

İşte Terakki Perver Fırka'nın bu ilk aylarında öyle bir gelişme olur ki bütün siyasi dengeler altüst olur.Bu gelişme, Şeyh Sait İsyanıdır.İsyan sonrası Diyarbakır İstiklal Mahkemesi'ne 389 maznun gönderilmiş, bunlardan 28'i vicahen yargılanmış; 21'i idama mahkûm edilmiş, geri kalanlara da muhtelif cezalar verilmişti. Dönemin iktidarı ısrarla isyanı Terakki Perver Fırka'nın başlatıp organize ettiğini iddia etmişti.

Kapatılış:

Partinin Şeyh Said  isyanıyla irtibatlandırılmasının ardından devreye giren bir kısım basın artık bu partinin kendini dağıtması yahut hükümetçe dağıtılması gerektiği şeklinde sistemli bir propaganda içine girmişlerdi.19 Mayıs tãrihli Vakit, ‘Böyle bir fırkanın yapması gereken, kongresini toplayıp kendisini feshetmesidir' derken İkdam Gazetesinde "Cumhuriyet hudutları içerisinde bu kuvvetin bir daha tecrübesine teşebbüs edecek kadar gafil insanlar kalmadığına inanmak istiyoruz” iddia ve temennisinde bulunmaktaydı.

Taha Akyol, gelinen noktayı şöyle izah eder: “Atatürk, Şeyh Sait İsyanı çıkınca, Karabekir'in partisini kapattırmak zorunda kaldı” derler. Öyle değil. Terakkiperver Fırkası kurulur kurulmaz, Atatürk, Fethi Okyar'ı Karabekir'e gönderiyor. “Çok kötü şeyler olacak. Partinizi kapatın” diyor. Karabekir, “Biz cumhuriyet kurmadık mı? Partisiz cumhuriyet mi olur?” diyor. (Akyol,2009)

Cebesoy'un naklettiğine göre; Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kapatılmadan biraz evvel Halk Fırkası'nın İstanbul kongresi toplanmıştı. Bu kongrede Başmutemet Refik İsmail Bey, Terakkiperver Fırka'nın bir irtica fırkası olduğundan uzun uzadıya bahsetmiş, bunu da yeter görmiyerek isyana katılmak suretiyle memlekete ihanet ettiğini, bu fırkanın yakında kapatılacağını pervasızca söylemişti. (Cebesoy,2007:563)

Öte yandan Ankara egemenleri, Parti'nin kapatılması konusunda muhaliflere çeşitli kanallardan haberler göndermektedirler. Ancak T.C.F. yetkilileri bu baskıya ısrarla karşı çıkmışlardı.

Gönderilen haberler tesirli olmayınca bu kez Fethi Okyar, kurucuları davet ederek onlara şu tãrihi kararı tebliğ etmiştir:“Partinizi kapatmanızı tebliğe beni memur ettiler. Dağıtmazsanız istikbali çok karanlık görüyorum. Aksi halde kan dökülecektir.” (Özdemir,1995:112) 

Ancak Fırka mensupları bu tehditlere de itibar etmeyince Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası 4 Haziran 1925 tãrihinde iktidar tarafından feshedilmiştir. T.C.F.'nin kurulduğu günden itibaren bu partiye karşı çok aktif bir sertlik politikası izleyen İsmet İnönü böylece derin bir nefes daha alarak hijyenik bir siyaset zeminine kavuşmuştur.

Cebesoy partinin kapatılma öyküsünü şöyle anlatır:Fethi Bey Meclisten müttefikan itimat reyi aldıktan sonra, teftiş maksadıyla İstanbul'a harekete mecbur olduğum günlerde, Hariciye Vekili Şükrü Kaya Bey'i, Kâzım Karabekir Paşa'ya göndererek Paşa'yı beni ve Hüseyin Rauf Bey'i nezdine davet etmişti. Benim yerime Doktor Adnan Bey'i birlikte götürdüler. Fethi Bey 25 Şubat 1925 günü öğleden sonra heyeti makamında kabul etti ve şunları söyledi:- Size fırkanızı kendi kendinize dağıtmanızı tebliğe beni memur ettiler. Dağıtmazsanız istikbali çok karanlık görüyorum: Kan dökülecektir.

Kâzım Karabekir Paşa, bu tehdite şu karşılığı vermişti: Kanun dairesinde fırka teşkil etmek elimizdedir. Fakat bunu dağıtmak elimizde olmıyan bir şeydir. Hükümetsiniz. Her nevi kuvvetiniz, türlü vasıtalarınız vardır. Fırkamızı behemehal dağıtmak arzu ediyorsanız onu yapmak elinizdedir.

Fethi Bey - Sizinle bu suretle konuştuğuma çok müteessirim. Bilirsiniz ki ben her türlü örfî muamelelerin aleyhindeyim. Ekalliyette kalacağımdan korkuyorum. (Cebesoy,2007:542-543)

Arvas'ın naklettiğine göre Terakkiperverler böyle bir netice ile ucuz kurtulmuşlardır.Çünkü devleti yönetenler  şöyle düşünüyorlardı: “Böylesine muhalif bir teşebbüsün başka memleketlerde cezası toptan idamdır. Onlar daha insaflı davranarak sadece partiyi kapatmakla iktifa etmişlerdir.” (Arvas,1946:51) 

Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası 4 Haziran 1925 günü mahkeme kararıyla değil, Takrir-i Sükun Kanunu mucibince heyet-i vekile kararıyla kapatıldığında, Serbest Fırka, parantezi hariç tutulmak kaydıyla Türkiye'de tek parti yönetimi de başlamıştı.

Sonuç:

Ankara zirvelerinde yapılan toplum  mühendisliği çalışmalarının neticesi olarak Parti, Şeyh Said İsyanı gerekçesiyle top yekün imha edilmiştir.

T.C.F. kurucularının, lâiklerin suçladığı mânâda irtica mefhumuna asla iltifat etmeyecek, serbest ve demokratik düşünceli muhalifler olduğunun sayısız delilleri mevcuttur. Bunlar bilhassa görmezden gelinerek yakın tãrih bir aldatmacanın perdesi altında ısrarla gölgelenmektedir.

Öncelikle şunu vurgulamak gerekir ki; mevcut rejim tarafından öteden beri muhalif hareketler ‘komünist, ırkçı, gerici' gibi  tepki toplayacak sembolik kavramlarla yaftalanmıştır.

Muhalif hareketler bu deli gömleğini üstlerinden çıkarmaya bir türlü fırsat bulamamıştır.T.C.F. için seçilen gömlek ‘gerici' suçlaması olmuş, bu suçlama muhalefetin bastırılmasında kolay bir yöntem olarak tercih edilmiştir.

Gerçek şudur: “Bu parti geniş ölçüde Atatürk çevresindeki iktidar rekabetinin neticesinde doğmuştur. Partinin kurucuları milli hakimiyet taraftarı olan cumhuriyetçilerdi. Partiden ayrılmalarının sebebi ise Atatürk'ün bir kısım çevresinin tutumuydu.” (Ağaoğlu Samet,1993:23) 

Prof. Dr. Kemal Karpat da benzeri görüştedir: “T.C.F.'nin dayandığı esas bir kaç kişinin oligarşik gayelerine karşı koyarak, ferdî hürriyetlerin korunmasıydı.” (Karpat,1996:119) 

ABD'nin ilk Büyükelçisi John Grew de şu tesbiti yapar: “Cumhuriyetin ilk yıllarında geçimsizlik çıkaran grubun muhafazakar olduğu kabul edilmişse de gerçekte bunlar Gazi'nin çevresinde toplanan ve ilerici olduklarını söyleyen birçoklarından daha muhafazakar değildiler. ‘O zamanki başlıca politik sorun parlamento rejimi ve diktatörlük tartışması idi.'” (Grew,2000:122) 

HAFTAYA:SADRAZAM MAHMUT ŞEVKET PAŞA'NIN BİR SUİKASTLE ÖLDÜRÜLMESİ

                                                                                                                                                                                                               

                                                     KAYNAKLAR

Ağaoğlu Samet, (1993), Siyãsî Günlük,İstanbul:İletişim Yay

Akyol Taha, (2009), Neşe Düzel, Taraf, 16-17-18.11.2009

Arvas İbrahim, (1946), Tãrihi Hakikatler, Ankara:Yargıçoğlu Matb

Ateş N. Yurtseven, (1998), T.C.'nin Kuruluşu ve TCF,  İstanbul:Der Yay

Cebesoy Ali Fuat,(2007),Siyasi Hatıralar, İstanbul:Temel Yayınları

Grew John,(2000), Türkiye Hatıraları,  İstanbul:Cumhuriyet Gaz. Yay.

Karpat Kemal,(1996),Türk Demokrasi Tãrihi,İstanbul:Afa Yay.

Özdemir Hikmet, (1995),Türkiye Cumhuriyeti,İstanbul: İz Yay.

Tunçay Mete, (2010), Neşe Düzel, 1-2-3.03.2010

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  644293

-