TALİMAT DEVLET BAHÇELİ'DEN


TALİMAT DEVLET BAHÇELİ'DEN

Yeni Söz / Zihni Çakır / Mülakat

Mehmet Perinçek ve Öncü Gençlik ile ortaklaşa ‘Mehmetcik Coniye kalkan olamaz' mitingi düzenlediklerini söyleyen Ülkü Ocakları İstanbul eski İl Başkanı Levent Temiz; “Bu mitingde yer almamız Devlet Bahçeli'nin talimatıyla olmuştur. Aksi bir durum düşünülemez” dedi.

Mitinge katılan MHP Genel Merkez yöneticilerinin bir kısmı daha sonra 2011 seçimleri öncesi Amerikan taşeronu olan ‘Fetullah Gülen Örgütü'nün kaset komplosu düzenlediğini aktaran Temiz, Ergenekon sürecinde Fetullahçı hâkimlerin bu durumu MHP Genel Merkezine bir yazıyla sorduklarını açıkladı.

Levent Temiz, dönemin MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman'ın mitingin MHP organizasyonu olmadığı cevabını verdiğinde ve mahkemeye gönderilen görüntülerde mitingde konuşma yapan bazı arkadaşların görüntülerden çıkarıldığını gördüğünde şok olduğunu söyledi.

MHP'de yaşananları Yeni Söz Ankara Temcilscisi Zihni Çakır'a anlatan MHP'li Temiz, Bahçeli'nin Türkeş'in mirasına reddi miras yaptığını aktardı. Levent Temiz; Tuğrul Türkeş'in, Genel Merkez içinde yanlış politikalarını farkettiği için insiyatif aldığını ve seçim hükümetinin içerisine girdiğini de söyledi.

İşte şok sözler içeren mülakat

“Kızıl Elma Mitingi'nin talimatını Devlet Bahçeli verdi”

- Google'a Levent Temiz kimdir diye yazdığımızda karşımıza çıkan hemen tüm metinlerde mücadeleci bir biyografi çıkıyor karşımıza. Bu sadece Ülkücü olmanıza mı bağlı yoksa aileden gelen bir farklılık olduğu söylenebilir mi? Mesela dediniz Gazi Feyzullah Efendi ile iligili Kafkas cephesindeki kahramanlık hikayeleri çarptı gözümüze...

Bu mücadeleci ruha sahip olmam, sadece ülkücü gelenekten gelmiş olmama bağlı değil; aynı zamanda doğu Kafkas cephesinde vatan savunması yapmış olan dedelerimin aileme bıraktığı kültürel bir miras. Millici ve vatansever değerlere sahip bir ailede büyüdüm. İnandığım değerler ve savundugum dava uğruna mücadele etme karakterini önce ailemden ilerleyen yıllarda ise Ülkü Ocaklarının benim gençliğim zamanındaki ruhundan edindim. Şunu belirtmek isterim ki internette benim ismimi aratan insanların karşısına öfkeli agresif bir profil çıkıyor. Benim ortaya koyduğum öfke ve tepki inandığım milli ve manevi değerler uğruna. Sosyal ilişkilerimde bu tarz bir karaktere sahip değilim. Ancak mevzu bahis inandığım, kutsî kabul ettiğim değerler olunca sert tepki koyduğum dönemler olmuştur.

TÜRKEŞ'İN MIRASINA REDDİ MİRAS

- Yıllarca Ülkü Ocakları İstanbul İl Başkanlığı yaptınız. Alparslan Türkeş'in MHP'ye miras bıraktığı Ülkücü dünya görüşünün korunduğunu düşünüyor musunuz?

Doktrinler dönemseldir. İdeolojiler ise kalıcı. Merhum Türkeşin ortaya koyduğu parti örgütlenmesi Türk milliyetçiliğinin siyasal olarak teşkilatlanmış halidir. Türk milliyetçiliği fikriyatı kurulan partinin ana iskeleti ve çıkış noktasıdır. Oluşturulan parti programları, Türkiye'nin sorunlarına yönelik çözüm önerileri, dönemsel ve içerisinde bulunulan şartlara uygun olarak belirlenir. Merhum Türkeş'in dönemin şartlarına uygun olarak belirlediği araçlar elbetteki 21. yüzyılda değişkenlik gösterebilir. Burada sakıncalı olan araçlarda olan değişkenlik değil amaçta olan sapmadır. Siz partinin hareketin özü olan Türk milliyetçiliğine aykırı parti programı, yöntem, söylem veya politika geliştiremezsiniz. Bu Türkeşin mirasını reddi miras etmek olur.

MHP FEYULLAHÇILARA PEŞKEŞ ÇEKİLİYOR

- Buradan MHP'nin Türk milliyetçiliğine aykırı politikalar geliştirdiği sonucu mu çıkarmalıyız öyleyse? 20 Yüzyılda Türk milliyetçiliğinin tehdit algılaması komünizmdi. 21. yüzyılda ise küresel sermayenin dayattığı küreselleşme. Küreselleşmenin hedeflediği toplum yapısı milli değerlerin tamamından arındırılmış devletlerin zayıf olduğu bir Dünya. Amerikan derin devleti içerisine kamufle olmuş küreselcilerin, Türkiye'deki taşeronu Fetullah Gülen yapılanmasıdır. İşte bu yüzden, Fetullah Gülen Örgütü ile mücadele etmemek Türk milliyetçiliği duruşuna aykırı bir politik tavırdır. Genel Başkan Devlet Bahçeli Türkiye'de Fetullah Gülen tehdidini ilk farkeden siyasetçi olmasına rağmen, bugün siyasi hesaplar uğruna, hükümeti Fetullah Gülen Örgütü ile mücadelede yalnız bırakıyor. Hatta bu hain örgütün beyin takımıyla ortak parti politikası belirlenmesine sessiz kalıyor. Devlet Bahçeli'yi bu konuda yanlış yönlendiren Genel Merkez içerisindeki hain bir klik, Milliyetçi Hareket Partisini Genel Başkan'dan habersiz Fetullahçı yapılanmaya peşkeş çekmektedir. Devlet Bahçeli'nin bu hain ekibi çevresinden uzaklaştırması lazım. Aksi halde MHP özü ve ana iskeleti olan Milliyetçi vatansever duruşa aykırı bir siyasi söylem ile Türkeş'in davasından uzaklaşacaktır.

SİYASİ OLARAK IĞDIR'IN DEMOKRAFİK YAPISI DEĞİŞTİRİLDİ

- Iğdırlı bir ailenin ferdisiniz. MHP'nin bilhassa en stratejik bölgelerden biri olan Serhat kalelerinde şu an düştüğü durumu neye bağlıyorsunuz?

Iğdır, Türkiye'nin en stratejik noktalarından birsidir. Büyük Kürdistan planının önündeki en büyük engel MHP'li Iğdır şehri olmuştur. Bunu aşmak için bu planı kurgulayan küresel aktörler, Iğdır'ın demografik yapısını değiştirmeye yönelik planlar yaptılar ve bunda başarılı oldular. Demografik yapının değiştirilmesi tabirim etnik bir gruba yönelik tabir değildir. ‘Kürt nüfus arttırıldı' demiyorum. Iğdır'da MHP'ye oy vermiş binlerce Kürt kardeşimiz dava arkadaşımız var. Buradaki demografik oynama siyasi kimlik değiştirme amaçlı yapıldı. Bu meselenin makro plandaki boyutu. Mikro ölçekte ise MHP teşkilat içerisinde çok fazla küslük yarattı Iğdır'da. Bu durum sandıkta başarısızlık olarak geri döndü MHP ye. Bölünmez Türkiye'nin anahtarı Iğdır'dan geçmektedir. Iğdır'ı PKK sempatizanlarına teslim etmezseniz Türkiye'yi böldürtmezsiniz. MHP 2011 Genel Seçimlerinde sağladığı Iğdır başarısıyla büyük oyunları bozmuştu. Maalesef bugün gelinen nokta pek de iç açıcı değil.

‘80 TANE İRADESI İPOTEKLI KOL İŞÇİSİ'

- MHP'nin bugün durduğu fotoğrafı bir Ülkücü olarak nasıl betimlersiniz?

Türkiye 7 Haziran seçimlerinden sonra bambaşka bir siyasi koridorun içerisine girdi. Ortaya çıkan tablo itibariyle milletimiz siyasi partilerin hükümeti kurması için uzlaşmasını istedi. Malumunuz birinci parti olan Adalet ve Kalkınma Partisinin Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu Cumhurbaşkanından hükümeti kurma görevi alarak diğer partilerin kapısını çaldı. MHP'nin bu süreçte geliştirdiği tavrın yapıcı bir siyasi tavır olduğunu düşünmüyorum.

Siyaset alınan oyu ve yetkiyi en verimli şekilde kullanma becerisidir. Tuğrul Türkeş'in seçim hükümetinde yer almasının ardından yapılan eleştirilere cevaben dikkat çektiği çok önemli bir hususu yeniden hatırlatmak istiyorum. ‘Rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş 3 millet vekili ile 3 bakanlık alarak milliyetçi cephe hükümetinde yer aldı. Siz 80 vekil ile ne kazandınız?' sorusunu haklı olarak yöneltti Tuğrul Türkeş. MHP nin bakanlık alarak devlet yönetiminde temsil edilmesi mi hayal ettiğimiz Milliyetçi büyük Türkiye'yi kurmamıza katkı sağlar, yoksa parlamentoda 80 tane iradesi ipotekli kol işçisinin parmak indirip parmak kaldırmasıyla mı?

KIRMIZI PLAKA HAYALLERİ…

Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim ‘ben kırmızı plaka hayalleri kurup kapalı kapılar ardında koalisyon olması için yalvaran ama kameraların karşısına geçip koalisyon filan yapmayacağız bizim ilkelerimize ters' diyenlerden değilim. Ben MHP Genel Merkezi tarafından dışarıda bırakılmış bir teşkilat mensubuyum. Koalisyon kurulsaydı benim bu koalisyondan zaten şahsi siyasi ikbal olarak en ufak bir kazanımım olmayacaktı. Benim 7 Haziran sürecinin ardından MHP'nin hükümette yer alma iradesini göstermemesine olan eleştirim inandığım değerlerimizi iktidar ortağı yapma fırsatını tepmiş olmamızadır. Kırmızı plaka sevdalısı makamperestler benim yaptığım değerler siyasetini idrak edemez.

Türkiye'yi siyasi istikrarsızlık ve tıkanıklık içerisine sokmak ve herşeye hayır tavrı ile siyaset üretmek ne inanılan değerlere ne de Türkiye'nin bölgesinde bir güç merkezi olmasına yarar sağlamaz. Siyasi tıkanıklık ve kaosların olduğu her dönem Türkiye'nin ayağa kalkmasını istemeyen bütün güç odakları tarafından ülkemiz aleyhine kullanılmıştır. Kullanılmaya da devam edilmektedir. Umarım 1 Kasım sonrası oluşacak olan siyasi atmosferde bütün siyasilerimiz daha yapıcı daha uzlaşmacı ve siyaset kurumunu işletmeye yönelik tavır sergilerler.

- MHP'nin, seçim hükümeti davetine evet diyen merhum Alparslan Türkeş'in oğlunu ihraç kararı MHP tabanında nasıl bir etki yarattı?

Tuğrul Türkeş benim bu bahsettiğim yanlış politikaların tamamını Genel Merkez içerisinde farketmiş olacak ki kendisi parti yönetiminden bağımsız olarak bir insiyatif aldı ve seçim hükümetinin içerisine girdi. Siyasetin tıkanıklığını aşma gayretiyle parti içerisindeki siyasi kariyerini geleceğe yönelik silip attı. Tuğrul Türkeş'i babasının oğlu olmamak ve babasına ihanet etmek ile suçlayanlar acaba bir babayı oğlundan daha mı iyi tanıyorlar. Tuğrul Türkeş'in söylediklerine tamamen katılıyorum. Rahmetli Başbuğ yaşasaydı siyasetin önünü açardı. Karanlık odaların içerisinde karanlık lobilerle pazarlık yaparak politika belirlemezdi. Başbuğ Alparslan Türkeş'in oğluna verilen ihraç kararının haksız olduğunu ve MHP tarihine bir kara leke olarak bu kararın geçeceğini düşünüyorum. Taban Tuğrul Türkeş'in ihracına tepkisiz kaldı. Ben Başbuğun manevi evlatlarını Başbuğun biyolojik evladına sahip çıkmaya davet ediyorum. Tuğrul Türkeş babasının siyasi mirasına ters bir tavır sergilemedi. Alparslan Türkeşin davasını satan, oğlu Tuğrul Türkeş değildir.

MHP TABANI APTAL DEĞİL

- MHP tabanı Bahçeli ve yönetiminin uygulamalarını gerçekten destekliyor mu?

Ülkemizde maalesef bunu bütün siyasi partiler için söyleyebilirim ki parti tabanlarının tavana etkisi çok düşük seviyelerde. Bu MHP içinde geçerli. Taban koalisyon konusunda veya paralel yapıyla mücadele meselesinde Genel Merkezin aldığı politik tutumları elbetteki kendi içerisinde sorguluyor. Ama parti tabanın sosyal yapısı parti yönetiminde temsil edilmediği için taban politika değiştirmede yaptırım uyguluyamıyor. Tabanın elindeki tek ve en büyük güç önüne konulan sandık. Taban 3 hilalli bayrağın hatrına MHP'yi sandıkta bugüne kadar cezalandırmadı ama kimse aptal değil. Genel Merkez tabana kulağını biraz daha tıkamaya devam ederse taban kendisine alternatif çıkışlar arar ki; bu MHP için siyasal anlamda sonun başlangıcı olur.

‘SARAY YÜRÜŞÜ' MİLLET SAYISIZLIK 

- Bahçeli ‘Büyük Saray Yürüyüşü kaçınılmaz olur' gibisinden bir açıklama yaptı. Bu açıklama bir davete dönüştüğünde MHP ve Ülkücü tabanda karşılık bulur mu?

Cumhurbaşkanını halk tarafından yüzde 52 oy ile seçilmiş millet iradesine dayanan bir Cumhurbaşkanıdır. Saray yürüyüşü diyerek Cumhurbaşkanını değiştirmeyi ima etmek halk iradesine ve sandığa saygısızlıktır. Cumhurbaşkanını beğenmek zorunda değilsiniz. Bir sonraki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde daha düzgün bir aday çıkartırsınız olur biter. Bu tarz söylemlerin yanlış ve tehlikeli noktalara varacağını düşünüyorum. Ve ülkücü tabanda bir karşılığı olmadığını biliyorum.

- Türkiye'nin bir iç savaş ortamına sürüklenmek istendiği açık. Bu aşamada yangını körüklemek için de Ülkücü taban üzerinde bir mühendislik çalışması yapıldığına dair ciddi emareler var. Ülkücülere bir abi olarak ne tavsiye etmek istersiniz?

Türkiye için yazılacak bir bölünme senaryosunda milliyetçi kesim dikkate alınarak bu senaryo yazılacaktır. MHP'ye rağmen Türkiye'yi bölemezsiniz. MHP olmadan da Türkiye'yi bölemezsiniz. Son dönemlerde ortaya çıkan bu gerginlik ortamı ve provakasyonlar Ülkücülere bölünme senaryosunda yer verme çabalarıdır.

Türkiye üç beş marjinal bölücü istedi diye bölünmez. Ama ülkücüler biz artık bir arada yaşamak istemiyoruz dediği anda Türkiye bölünür. Ülkücülere bunu yüksek sesle dedirtmeye çalışıyorlar. Ülkücüler sosyal medya paylaşınlarına katıldıkları toplantılara gösterilere yürüyüşlere dikkat etsinler. Kolektif hareket etsinler. Teröre lanet yürüyüşlerinde tanımadıkları şahısları kitlenin önüne yönlendirici olarak geçmesine müsaade etmesinler. Ben İstanbul İl Ocak Başkanlığı yaptığım dönemde sayısız sokak yürüyüşü ve protesto yaptım. Hiç bir provakasyona müsaade etmedim. Şuan görevde olan Ocak Başkanı kardeşlerimin de provakatif girişimleri engelleyecek meziyete sahip olduklarından şüphem yok.

- Türkiye, Levent Temiz adına, 2003 yılında Mehmet Perinçek ile ‘Mehmetçik Coni'ye kalkan olamaz' mitinginden sonra sık sık duymaya başladı. İşçi Partililerle Ülkücülerin aynı eylemde olması görülmüş bir tablo değildi çünkü. O mitingden Genel Merkez'in ve hatta Devlet Bahçeli'nin bilgisi var mıydı?

Bu Mitingin adı ‘Mehmetcik Coniye kalkan olamaz' mitingiydi. Kızılelma ismini İsmet Berkan taktı. Hangi merkezlerde bu algı operasyonu planlandı ve bir koalisyon imajı verildi bilemeyecegim. Şunu belirtmek isterim; Mehmet Perincek ve Öncü Gençlik ile ortaklaşa yaptığımız bu miting benim tek başıma organize ettiğim bir organizasyon değildi. MHP'de daha sonra kaset komplosuna kurban gitmiş bütün Genel Başkan Yardımcıları oradaydı. O miting Türkiye'de farklı dünya görüşlerine sahip siyasi oluşumların Ortadoğu'da Irak özelinde Amerikan emperyalizmine karşı tavır sergileyen bir tepki mitingiydi.

KIZIL ELMA MİTİNGİNİN TALIMATI BAHÇELI'DEN!

Türkiye'deki Amerikan taşeronu olan Fetullah Gülen Örgütü anti-Amerikancı bu tutumu MHP içersinde tasfiye etmek için beni hedef seçti ve bedelini Ergenekonda sanık sandalyesine oturtarak ödetti. O mitinge gidip ‘Katil Amerika Irak'tan elini çek' diye bağıranlara, ve kamuoyunda anti-Amerikancı algı oluşturan siyasetçi veya kanaat önderi olan herkese Fetullahçılar Amerika hesabına itibar suikasti yaptı. O mitinge katılan MHP Genel Merkez yöneticilerinin bir kısmı daha sonra 2011 seçimleri öncesi kaset komplosuna maruz kaldı. MHP Genel Merkezi Genel Başkan Yardımcıları ve ben Amerikan çıkarlarına Türk milletinin çıkarları uğruna dur dediğimiz için MHP içerisinde tasfiye edildik. Bu mitingde bizlerin yer alması Devlet Bahçeli'nin talimatı doğrultusunda olmuştur. Aksi bir durum düşünülemez.

MHP GENEL SEKTERERİ YALAN SÖYLEDİ

Daha sonra benim bu mitinge sözde Ergenekon Örgütü talimatı ile organize ettiğim suçlaması yapıldı. Genel Başkan Devlet Bahçeli o süreçte kendi talimatı ile katıldığım bu mitingle ilgili çıkıp bir açıklama yapmadı. Bizim tasfiye olmamıza linç edilmemize sessiz kaldı. Ergenekon sürecinin Fetullahcı hakimleri bu durumu MHP Genel Merkezine bir yazıyla sordular.

Dönemin parti Genel Sekreteri İsmet Büyükataman böyle bir mitingin parti organizasyonu olmadığı cevabını verdi. Mahkemeye gönderilen görüntülerin bir bölümünün mahkemede makaslandığini gördüm ve şok oldum. Mitingde konuşma yapan bazı arkadaşlar görüntülerden çıkarılmış.

“GÜLEN BIR GLADYO ELEMANIDIR”

- Ergenekon soruşturmasının çuvala dönüştürüldüğü dönemde bu çuvalın içine siz de konulmak istendiniz, konuldunuz hatta. 2003'deki eyleminiz de Kızıl Elma Koalisyonu diye mahkeme zabıtlarına kadar geçti. Ne oldu o dönem de ucu Ergenekon soruşturmasına kadar gitti mitingin?

Fetullah Gülen pro-Amerikan dünya görüşüne sahip bir Gladio elemanıdır. Kendisinin bir numarası olduğu örgütün boyutlarının neler olduğunu ve Türkiye'de neleri tezgahladıklarını hep birlikte gördük.

Fetullah Gülen bu operasyonlar başlamadan önce bir gazeteye verdiği röportajda Türkiyedeki Ulusalcı dalga aşılmalı gibi bir lafı ağzından kaçırdı. Burada şunu irdelemek lazım; biraz hafızalarımızı zorlayalım ve o yıllara gidelim. 2003-2007 arası yıllarda Türkiye'de anti-Amerikancılık hiç olmadığı kadar üst seviyelere ulaştı. 4 Temmuz 2003 günü Süleymaniye'de askerimizin başına geçirilen çuval aydınlarımızda ve kamuoyunda milli ve anti-Amerikancı bir bilincin uyanmasına neden oldu. Türkiye'nin Entelektüel camiası ABD alternatifi oluşumları ve dış politika denklemlerini tartışmaya başladı. Bu tezler bazı askeri ve sivil bürokratlar tarafından kabul gördü. Fetullah Gülen'in Ulusalcı dalga dediği ve aşılmasını istediği dalgalanma işte budur. Bu saatten sonra Pentagon'un talimatı ve Gülen Örgütü'nün taşeronluğunda yeni bir süreç başlatıldı. Kamuoyunda bu anti-Amerikancılığı tetikleyen köpürten kanaat önderi siyasetçi asker sivil bürokrat iş adamı herkesi Ergenekon denilen torbanın içerisine tıktılar.

“EDELMAN'IN GÖRÜŞME ISTEĞINI GERI ÇEVIRDIM”

Ben başımıza geçirilen çuvalın ardından Milliyetçi ülkücü camida ABD antipatisine benzin dökecek eylemler yaptım. Konuyla alakalı medyaya demeçler verdim. Hatta kamuoyuna ilk kez açıklayacağım bir olayı burada belirtmek istiyorum. Bu duruşumdan rahatsızlık duyan dönemin Amerikan Büyükelçisi Eric Edelman benimle görüşmek istedi. Milliyetçi gençlere anti-Amerikancı algı oluşturduğumu Amerika'nın Irak'ı işgali sürecinde yaptığımız açıklamalardan dolayı olacak engellemek istedi. Ancak ben durmadım o dönem haklı olarak savunduğum fikirlerden menfaat teklifleri uğruna taviz vermedim. Ben görüşme talebini geri çevirdim. Büyükelçi ile görüşmedim. Kendi camiam içerisinde koyduğum duruş ile bazı planları bozarak ABD'yi rahatsız etmiş olacağız ki; Ergenekon Davasının içerisine eklemlendim. Ergenekon Davası içerisine eklemlenmemin Fetullahçı taşeron örgüt tarafından hedef seçilmemin sebebi budur.  Ergenekon davasında üzerime atılan suçları birçok platformda anlattım. Delillerin sahte olduğunu zorlama niyet okumalarla uydurma senaryolar yazılarak iddianemeye eklendiğini anlattım. Kızıl Elma miting ile ilgili suçlamalar ve diğer hepsi teferruattan ibaret. Bizler hedef seçildik ve sahte delil ve suçlar üretmek bu hainler için o dönem sahip oldukları imkanlar bakımından çok basitti.

- Zannedersem avukatlık dışında bir de strateji kuruluşu kurdunuz. Buradaki temel amaç nedir?

Tarih siyaset dış politika ve Türkiye jeopolitiği alanında çalışmalar yapan arkadaşlarımızla birlikte bir düşünce kuruluşu kurduk. Amacımız Türkiyenin karar verici mekanizmalarına siyasi partilere ve kamuoyuna yaptığımız analizlerle hazırladığımız raporlar ile bir projeksiyon sunmak. Henüz yeni bir düşünce kuruluşuyuz. Ama hedef ve iddiamız büyük. Ülkesine hizmet etmek isteyen alanında uzman genç beyinleri tek bir çatı altında toplamayı ve ülkesine milletine devletine faydalı fikirler projeler üretmesini hedefliyorum.

20.yüzyılı Türkiye Cumhuriyeti insanımıza ve onun ürettiği fikirlere projelere değer vermediği için kaybetti. Biz aynısının 21. yüzyılda da olmaması için ‘Nesillerin Mücadelesi' sloganıyla yola çıktık. Hedefimiz Milli, Küresel güç olma vizyonuna sahip Türkiye'ye projeler üretmek. Ve bu projeleri karar verici merciilerin önerisine açık kaynaklar aracılığıyla sunmak. Orta asya, Balkanlar, Kafkaslar, Ortadoğu hatta Afrika'nın bütün mazlum milletlerinin gözü kulağı Türkiye'de biz bu asırda ya Küresel güç olacak mazlum milletlerin hukukunu zalimlere karşı koruyacağız. Ya da zalimin zulmü abad olacak. Bizim Türk Milleti adına verdiğimiz Nesillerin Mücadelesi işte tam olarak budur.

Tuğrul Türkeş'in seçim hükümetinde yer almasının ardından yapılan eleştirilere cevaben dikkat çektiği çok önemli bir hususu yeniden hatırlatmak istiyorum. ‘Rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş 3 millet vekili ile 3 bakanlık alarak milliyetçi cephe hükümetinde yer aldı. Siz 80 vekil ile ne kazandınız?'

Tuğrul Türkeş benim bu bahsettiğim yanlış politikaların tamamını Genel Merkez içerisinde farketmiş olacak ki kendisi parti yönetiminden bağımsız olarak bir insiyatif aldı ve seçim hükümetinin içerisine girdi.

yenisoz

Yorum Yaz

  253929

-