20 TEMMUZ 2019 CUMARTESİ

Hüseyin Yağmur

TARİHİ KAHRAMANLAR YAZAR! (1)

Hüseyin Yağmur

Bundan yıllar önce bir doktor dostum “Hayatta insanın karşına kahramanlık anı bir kere çıkar. O anı değerlendirip gereğini yaparsa tarihe kahraman olarak geçer. Aksi halde kendisi için de ülkesi için de çok ağır bedeller ödetebilir” demişti.

Okuduğum tarih kitaplarında karşıma bu anlamda kahramanlar çıkıyor. Bu kahramanlar da maalesef hem kendileri hem kahramanlıkları pek bilinmeyen şahıslar. Bu vesile ile tarih kitaplarının gizli sahifelerinde kalmış bu kahraman ecdadımızı sizlerle tanıştırmak istedim.

İlk kahramanımız Damat Ferit Paşanın Sadrazamlığı sırasında Saltanat Şûrası üyesi olarak bulunan Topçu Feriki Ali Rıza Paşa….

Topçu Feriki Ali Rıza Paşa: 1854 senesinde Artvin'de doğan Ali Rıza Paşa,Mühendishane-i Berrî-i Hümâyûn'da öğrenim gördü.Almanya'ya gönderildi. 1897 yılındaki Osmanlı-Yunan Savaşı'na Alasonya ordusu topçu komutanı olarak katıldı.İkinci Meşrutiyet'ten sonra Tophane ve Askeri Okullar Nazırlığı (Mekatibi Askeriye Nazırlığı), Harbiye nazır vekilliği, Bahriye nazırlığı yaptı. Trablusgarp Savaşı sırasında Çanakkale mevki komutanıydı. Balkan Savaşı'nda Çatalca ile İstanbul'un savunmaya hazırlanmasıyla görevlendirildi.I. Dünya Savaşı sırasında âyan üyeliğine getirildi, âyan başkan vekilliği yaptı (1920). Sultan Vahdeddin'in Sevr Antlaşması'nı onaylatmak için topladığı Saltanat Şûrası'na katıldı.

Ali Rıza Paşa'nın kahramanlık anı Sevr Anlaşmasının işte bu kabul toplantısında ortaya çıktı.Ali Rıza Paşa, Sultan Vahdeddin'in katılımıyla yapılan bu tarihi toplantıda bütün kabine üyelerinin ve Saltanat Şûrası üyelerinin aksine  tek başına Sevr Anlaşmasının kabulüne karşı çıkan oy kullandı.

Ali Rıza Paşa'nın bu tarihi reddiyesini aynı toplantıda Maliye Nazırı olarak bulunan Tevfik Biren şöyle anlatıyor: Ben bunları böylece zihnimden geçirmekte iken Padişah'ın birdenbire:"Kabul edenler ayağa kalksınlar!" diyerek  anî bir şekilde yerinden doğrulması ve fikirlerine ziyadesiyle i'timad ettiğim eski Sadrazam İzzet Paşa gibi zevat da dâhil olduğu hâlde herkesin paldır küldür ayağa fırlamak suretiyle Padişah'a ittibâ etmesi, sanki orada öylece oturmak ayıpmış gibi, beni de bu eşhasa iltihaka şevketti. Kendim de böylece ayağa kalktığım sırada Topçu Feriki Rıza Paşa'nın oturduğu yerden biraz kımıldandıktan sonra: "Ben müstenkifim.” Diyerek iskemlesine çöktüğünü gördüm.Padişahla beraber ayağa kalkan cemaat tekrar yerine oturmuştu. Böylece Muahedenâmenin büyük ekseriyetle kabulü takarrür etmiş oldu. (Biren,2006:428)

Ali Rıza Paşa Padişahın da bulunduğu ve anlaşmayı bizzat onayladığı bir toplantıda  tarihin akışına karşı durarak tarihi kayıtlarda yerini almıştır.

İkinci kahramanımız yine Damat Ferit Paşanın Sadrazamlığı sırasında şeyhülislamlık vazifesini üstlenmiş Şeyhülislâm Haydârizâde İbrahim Efendi…

Şeyhülislâm, Haydârizâde İbrahim Efendi (1864-1933). Musul'un Erbil kazasında doğan Haydarîzâde, Maarif teşkilatının pek çok kademesinde ve vilayetlerde görev yapmıştır. 1918-1919 yıllarında Tevfik Paşa, Ali Rıza Paşa ve Salih Paşa'nın hükümetleri döneminde dört defa şeyhülislamlık vazifesini üstlenmiş, Kenan Rifâî'ye intisap etmiş, 1933'de Medine'de vefat etmiştir. “Haydarîzâde fukahadan olmamakla birlikte, İslami ilimlere ve Doğu edebiyatına vâkıf birisidir. Şuaradandır. 1916'da Medresetü'l-vâizîn'de mezâhib ve turuk-ı İslâmiyye tarihi dersi muallimliği sırasında verdiği ders notları İslam Mezhepleri ve Tarikatları Tarihi adıyla yayımlanmıştır (İstanbul 1981).

Amerika'daki içki yasağı dolayısıyla bu hususta İslâm dininin emirlerini anlamak için gelen Amerikalı bir gazetecinin İbrâhim Efendi ile yaptığı mülâkatın tercümesi Cerîde-i İlmiyye'de neşredilmiştir.

Şeyhülislâm, Haydârizâde İbrahim Efendi, Damad Ferid Paşa hükümetlerinin Anadolu'daki milliyetçi harekâta karşı olan icraatını özellikle padişahın şahsının sakınılması noktasında tenkit ettiğinden huzurda bulunduğu bir sırada İstanbul'daki askerle Anadolu'daki askerin birleşmiş olduğunu ifade ederek ‘eski sadrazamların padişah  uğruna kendilerini feda ettiklerini, şimdiki padişahın ise sadrazam uğruna kendisini feda etmekte olduğunu' söylemekten çekinmemiştir.(İpşirli ve Beydilli,2000:297)

Haydârizâde İbrahim Efendi, İstanbul Hükümetinin Anadolu'da kurtuluş savaşı veren Kuvayı Milliye'yi asi ilan etme girişimi üzerine Hükümet tarafından istenen bu fetvanın altına imza atmayarak görevinden istifa etmiştir.

Bu tarihi olayın şahitlerinden biri olan Eşref Edip Bey'den bundan sonrasını dinleyelim:Mehmet Âkif ve Ali Şükrü Ankara'ya gittikten sonra ben de İstanbul'da hazırlanmaya başladım. O sıralarda İngilizlerin baskısı iyice artmıştı. Anadolu'da gelişmeye başlayan Millî kıyama karşı türlü türlü engeller ihdas etmeye uğraşıyorlardı. Bu arada yine İngilizler, Anadolu'daki hareketin gayri meşruiyeti hakkında bir de fetva neşri için çok şiddetli tazyikte bulunuyorlardı.O günlerde Şeyhülislâm, Haydârizâde İbrahim Efendi idi. Âlim, faziletli, din ve millet sevdalısı edib bir zat... Çok ıztırap içinde idi. Öteden beri yakın dostumuz olduğu için büyük bir güvenle içini bana döküyordu. Anadolu'daki Millî Hareketin çok şiddetli taraftarı idi. Kendisini yakından tanıyanların hepsi onun bu vatanseverliğini biliyordu. İngilizlerin İstanbul hükümetine tazyikine karşı Şeyhülislâm Haydârîzâde direniyor, böyle bir fetvanın neşrindeki mahzurları, zararları anlatıyordu. Fakat bir türlü dinletmeye muvaffak olamıyordu. "Çekileceğim, başka çare kalmadı" diyordu. (Edib,2011:39)  

(…..) Şeyhülislâm Haydârîzâde merhumun bu hususta gösterdiği vatanperverlik ve fedakârlık cidden çok büyüktür. O, elden gelen her şeyi yaptı. Malum fetvanın çıkmasına hayli zaman mani oldu. Millî Mücadele tarihinde bu çok samimi vatanperverliğini takdirle kaydetmek icap eder. (Edib,2011:40)  

Hatırlanacağı üzere Şeyhülislâm, Haydârizâde İbrahim Efendi'nin görevinden istifa etmek pahasına vermediği bu fetvayı sonraki Şeyhülislam Dürrizade Abdullah Efendi vermişti.                                                                            

Tarihin kırılma anlarında, tarih yazılırken, insanların zor olan kararları vererek tarihe bir kahraman olarak yazılması ne büyük nimet…

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  819630

-