21 KASIM 2019 PERŞEMBE

Hüseyin Yağmur

TARİHİ KAHRAMANLAR YAZAR! (2)

Hüseyin Yağmur

Okuduğum tarih kitaplarında karşıma çıkan tarih kitaplarının gizli sahifelerinde kalmış kahraman ecdadımızı sizlerle tanıştırmaya devam ediyoruz.

Bu günkü yazımızda bahsedeceğimiz kahramanımız Hüseyin Kazım Kadri Bey…

Hüseyin Kazım Kadri Bey: (1870-1934)

Hüseyin Kazım Kadri Bey,1870 yılında İstanbul Beylerbeyi'nde doğdu. Babası Trabzon valilerinden Kadri Bey'dir. Soğukçeşme Askerî Rüştiyesinde ilköğrenimini, Mülkiye Mektebini, İzmir İngiliz Ticâret Mektebini bitirdi. Kendi kendini yetiştirdi. Arapça, Farsça, İngilizce, Fransızca, Lâtince ile Grekçe yâni Rumca'yı öğrendi. Zirâat tahsili için Almanya'ya gitti. Dönüşünde, Aydın vilâyeti Muhâsebe Kaleminde, İstanbul Mâliye Nezâreti Mektûbî Kaleminde ve Hâriciye Nezâretinde memurluklarda bulundu. Dârüşşafaka Lisesinde astronomi öğretmenliği yaptı. Bir sene Manisa'daki çiftliklerine çekilerek çiftçilikle uğraştı. 1908'de Meşrûtiyet'ten sonra Tevfik Fikret ve Hüseyin Câhid ile Tanin Gazetesi'ni çıkardı. Samsun, Selânik mutasarrıflıklarında, Halep vâliliğinde, İstanbul Şehreminliğinde, vâli vekilliğinde, Selânik vâliliğinde çalıştı. 1912'de Meclis-i Mebusân'a Manisa mebûsu olarak girdi. İttihatçılar tarafından tekrar Selânik vâliliğine gönderildi (1912). Rumeli Balkan Harbi ile kaybedilince, İttihatçılarla arası açıldı ve Beyrut'a gitti (1914). Büyük Türk Lügati'ni hazırlamaya başladı. Sûriye'nin Osmanlı İmparatorluğundan ayrılması üzerine, yerliler tarafından Beyrut vâliliği teklif edildi. Fakat kabul etmedi. İstanbul'a gelerek yeniden siyâsî mücâdeleye başladı. Mütârekede Meclis-i Mebûsan'a Aydın mebûsu olarak girdi ve ikinci başkan oldu.İşgâl kuvvetlerince meclisin dağıtılması üzerine, aynı sene, Tevfik Paşa kabinesinde Ticâret, Zirâat ve Evkaf nâzırlıklarında bulundu. Ankara hükümeti ile olan anlaşmazlığı çözmek için Müşir Ahmet İzzet Paşa başkanlığındaki heyette bulundu. Bilecik mülâkâtında uzlaşmanın imkânsız olduğunu görerek istifâ etti.(biyografi.net)

Hüseyin Kazım Kadri Bey, Meclisi Mebusan'da bir milletvekili iken tarihi Misakı Milli'yi de bizzat kaleme alan şahıs olarak kayıtlara geçmiştir. Hüseyin Kazım Kadri Bey, Hatıralarında bu ayrıntıya şöyle yer verir: Ertesi günü Meclis-i Mebusan'da toplanıp müzakerâta başladık. Muahharen "Misak-ı Millî” denilen ve bir düstur-ı hareket ve siyaset addedilen mukarrerat da burada kararlaştırıldı. Meclis'in üzerine Anadolu'dan gelen mebuslar da bunu hemen olduğu gibi kabul ettiler. Bu misakın benim kalemimle yazılmış ilk müsveddesi Bursa mebusu Asaf Bey'dedir. Mustafa Kemal, bütün hakları ve faziletleri kendine hasrettiği mahut Nutuk'ta bu misaktan bahse lüzum görmemiştir. Muahharen riyaset vekâletinde bulunduğum sırada misakın Fransızcaya tercüme ettirdiğim nüshalarını, kendi imzamla Avrupa Mecalis-i âyan ve mebusânına göndermiştim. Kemal-i iftiharla söylerim ki bu "Misak-ı Millî' benim eserimdir ve benim ihtarımla vücuda gelmiştir. (Kadri,2000:163) 

 

Hüseyin Kazım Kadri Bey, Damat Ferit Paşa Hükümetinden sonra kurulan Tevfik Paşa kabinesinde Ticâret, Zirâat ve Evkaf nâzırlıklarında bulundu. İşte bu nazırlık görevi sırasında dönemin padişahı Sultan Vahdeddin ile tarihi bir görüşme yapar.

 

Şimdi Hüseyin Kazım Kadri Bey'in Hatıralarından o tarihi kahramanlık anını birlikte okuyalım: Bir dakika sonra kendimi Vahideddin'in karşısında buldum. Aramızda geçen muhavereyi aynen nakl ediyorum. Padişah, son derecede müteheyyic idi ve benim kendisini görmek istediğimden(!) dolayı da kızmış görünüyordu.

 

— Beni görmek istemişsiniz. Ne söyleyeceksiniz?

— 'Evet, bazı maruzatta bulunacağım. Müsaade-i seniyyelerini istirham ederim.

Şiddetli ve münfail bir tarzda oturdu ve bana da karşısında bir yer gösterdi.

— Söyleyiniz, dinliyorum.

— Ferit Paşa'nın tekrar mevki-i sadarete getirileceğini işittim, Fakat ihtimal veremedim.

— Evet, karar verdim ve getireceğim!

 

— Meşrutiyetle idare olunan memleketlerde vükelâ tebeddül edeceği zaman mevki-i saltanatta veya riyasette bulunan zevatın Ayan ve Mebusan reisleriyle istişare etmeleri mutaddır. Tevfik Paşa hazretleri de dışarıda muntazırdırlar. Ferman buyurunuz da onlarda gelsinler. Efendimize bazı maruzat ve temenniyatta bulunmak istiyoruz.

— Tevfik Paşa'yı ne yapacaksınız? Siz ne istiyorsanız söyleyiniz.

— Efendimiz! Tevfik Paşa hazretleri Meclis-i Ayan reisi bulunuyorlar. Onların da huzurları lazımdır.

— Siz Tevfik Paşa'yı bırakınız ve bana ne söyleyecek iseniz onu söyleyiniz!

Ferit Paşa'nın tekrar mevki-i sadarete getirilmesi, bu memleket ve makam-ı saltanat için bir felaket olacaktır. Pek az evvel, memleketin her tarafından gelen telgrafları gördünüz ve milletinizle hemfikir olduğunuzu ve istenilmeyen bir adamı mevki-i iktidara getirmiyeceğinizi divan-ı riyaset azasına karşı ifade buyurdunuz. Bunların hepsini unutalım. Fakat Ferit Paşa ne yapabilecektir? Bu zatın kifayetsizliği fiilen ve maddeten sabit olmadı mı? Onun muhtaç olduğu kabiliyeti muhitinden iktibas edebileceğine ihtimal verilebilir mi? Yine birtakım münasebetsiz ve ehliyetsiz adamları yanına toplayacak ve istibdat ile iş görmek isteyecektir. O halde zat-ı şahanelerinin, onu mevki-i sadarete getirmekle, ona ait bütün mesuliyetleri iktiham etmeleri lazım gelecektir ki en büyük fenalığı da burada görüyorum. Daha sözümü bitirmemiş idim ki Vahideddin fena halde kızdı ve dedi ki:— Ben Ferit Paşa'yı mevki-i sadarete getirmek kararını verdim ve öyle de yapacağım!

— Evet ama bundan pek çok fenalık görülecektir!

     Ben Rum patriğini bile getiririm!

— Evet getirebilirsiniz, fakat maksat hasıl olmaz!

— Ben Ermeni patriğini de getiririm!

— Evet yine faidesi olmaz!

— Ben Hahambaşını da getiririm!

— Bunun da faidesi olmaz!

Artık muhavere mantıkî bir mecradan çıkmıştı. Bunun üzerine yerinden fırladı ve:

— Evet, ben böyle karar verdim ve getireceğim! Sözlerini söyleyerek eliyle bana kapıyı gösterdi.

— Bendeniz vazife-i resmiyemden başka vazife-i ihlas u sadakati de ifa ettim. Fakat efendimize işin vahametini anlatmaya muktedir olamadım. Zat-ı şahanelerinin kendilerini feda etmekte olduklarını görüyorum. Buna karşı diyecek bir sözüm yoktur. (Kadri,2000:170-171) 

Dönemin padişahına hakikatleri çekinmeden söyleyen Hüseyin Kazım Kadri Bey, bu kahraman tavrıyla tarihi kayıtlarda  yerini almıştır.

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

HÜSEYİN YAĞMUR
- 20.11.2019 - Lozan görüşmelerinde neler  yaşandı?                                                                 
- 15.11.2019 - DAĞLILAR ve ŞEHİRLİLER (İbni Haldun’dan Heidi’ye Dağlıların Halleri)                                                                           
- 13.11.2019 - CHP’nin YÜZKARASI: VARLIK VERGİSİ KANUNU                                                                                                                                             
- 08.11.2019 - Özal’lı yılların başlangıcı
- 06.11.2019 - Osmanlı saltanatı kaldırıldı öyle mi?                                                                    
- 01.11.2019 - Bürokratik oligarşi ve avlanma teknikleri
- 29.10.2019 - 1. Dünya savaşına giriş faciamız
- 26.10.2019 - Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın başına gelenler                                                                                       
- 23.10.2019 - Tenhalık, ıssızlık, coğrafyasızlık
- 18.10.2019 - Şeyh efendinin politik sırrı (7) muhteşem düğün
- TÜM YAZILARI

Yorum Yaz

  061413

-