21 KASIM 2019 PERŞEMBE

Hüseyin Yağmur

TARİHİ KAHRAMANLAR YAZAR! (3)

Hüseyin Yağmur

Okuduğum tarih kitaplarında karşıma çıkan tarih kitaplarının gizili sahifelerinde kalmış kahraman ecdadımızı sizlerle tanıştırmaya devam ediyoruz.

Bu günkü yazımızda bahsedeceğimiz kahramanımız Atatürk tarafından kurulan 2.Meclise tüm engellemelere rağmen Gümüşhane bağımsız mebusu olarak giren Kadirbeyoğlu Zeki Bey….

Konuya girmeden o günkü demokrasimizin ne halde olduğunu Prof. Dr Mete Tunçay'dan dinleyelim:Mustafa Kemal'e, Meclis namına yetki kullanma hakkı tanınmıştı. Yani, ‘diktatörlük hakları' tanınmıştı. Böylece M. Kemal'in ağzından çıkan her emir kanun kuvvetindeydi ve Meclis namına yetki kullanma hakkı, üçer aylık sürelerle uzatılıyordu. M. Kemal, 1922'de “Artık lüzum yok” dedi ve hak uzatıldı. Sadece, “Başkomutanlık, sonsuz olarak M. Kemal'de kalsın” diye bir karar verildi. Bunu söylerken, Kanun-i Esasi gereğince, başkumandanın padişah olduğunu da akılda tutmak lazım. Bu padişahlık yetkisi M. Kemal'e geçti. Zaten Cumhurbaşkanı olunca, Atatürk'ün sivil olduğunu düşünmek yanlış. Cumhuriyet'in cumhurbaşkanı mareşaldi ve askerdi. (Tunçay,2010)

Prof. Dr Mete Tunçay'ın bu anlatımından saltanatın kaldırılmış ve Cumhuriyetin ilan edilmiş olmasına rağmen, padişahlık yetkilerinin bu kez Atatürk'e geçtiği anlaşılıyor. Kadirbeyoğlu Zeki Bey bu yeni dönemin kahramanlarından biridir. Rauf Orbay'ın deyimi ile “dik bir adam” olan Zeki Bey “Hürriyet milletindir' sözünden hiçbir zaman taviz vermemişti.

Gümüşhane Mebusu Kadirbeyoğlu Zeki Bey: Osmanlı Devleti'nin önemli simalarından İbrahim Lütfü paşanın oğludur. Çocukluk yıllarından itibaren çok sıkı bir eğitim alan Zeki Bey Mekteb-i Sultani'den mezun olmuştur. Uzun yıllar ticaretle meşgul olmuş güney şehirlerinden aldığı malzemeleri Kafkasya üzerinden Rusya'ya kervanlar ile götürmüş bu suretle kendisine bir ticaret ağı kurmuştu. Gümüşhane'de çıkan değerli madenlerin Trabzon limanına ulaştırılması başta olmak üzere bölgedeki ticareti zamanla tekeline alarak bölgenin öne çıkan simalarından biri olmuştur.  Trabzon Kongresi Başkanlığı, Erzurum Kongre Üyeliği, Mebusluk ve TBMM II. Dönem Gümüşhane Milletvekilliği yapmıştır.Zeki Bey'i Cumhuriyet tarihinin önemli simalarından biri haline getiren ne ticari ilişkileri ne de içinde yaşadığı sosyal çevredir. Hilafetin kaldırılarak Osmanlı hanedanının ülke sınırları dışına çıkarılması hususunda yapılan 431 sayılı kanuna ret oyu veren tek vekildir.

Şimdi Kadirbeyoğlu Zeki Bey'in Hatıralarından o tarihi kahramanlık anını birlikte okuyalım: 3 Mart 1924 Pazartesi, Şer'iyye Vekaleti'nin ilgası, Efkân-ı Harbiye-i Umümiye Vekili'nin vekaletten ayrılması, Hilafet'in ilgası ile Hanedan-ı Saltanat'ın harice teb'idi kanunları Meclise geldi.Bunların hiçbirisi bir encümene havale edilmeden, doğrudan doğruya Hey'et-i Umümiye'ye sevk ile müzakeresine başlandı.

Her iki vekaletin iki dakikada ilgasından evvelce Hilafet ve Saltanat'ı yani umür-i idare-i devletin Hilafet'ten ayrılmış olması münasebetiyle sırf manevi bir şekilde kalmış olan Halife ve hanedanın milli hududlar haricine teb'idi müzakeresine geçildi. Mustafa Kemal Paşa da, meb'uslar arasında oturmakta idi. Bu mesele hakkında söz alan iki meb'us çıktı. Biri ben, diğeri Kastamonu Meb'usu Erkan-ı Harp Miralayı Albay Halid Bey idi. (İstiklal Harbi'nde cepheyi yarıp Yunan Başkumandanı'nı esir eden ve zaferi ordumuza temin eden Dadaylı kahramandır.)

Ben şahsen, altı yüz seneyi mütecaviz bir hanedanın perişan bir halde milli hududlar haricine atılıp kovulması ve sürülmesini Türk Milleti'nin ulüvvü cenablığıyla kabil-i kıyas görmedim ve bulamadım.

Bizim ilan edeceğimiz Cumhüriyet'e onlar mı manî olacaktı. O zavallılar ki, nan u nimetleriyle perverde olup vezirlik, paşalık rütbeleriyle taltif gören rical ve zadegândan bir ferd çıkıp da:'Efendiler Hükümet idaresinden bunları affediniz. Bari sürüp süründürmeyiniz.' Hangi hamiyetperver ve hangi kabadayı çıktı. Hey gidi dünya, biz ikbal dostuyuz ikbâl!.

Ben bu nokta-i nazarı müdafaaya kalkışıyorken, Gazi'nin sağa sola, vukü bulan işaretleriyle maiyet-i seniyyelerinden ilk evvel İstanbul Meb'usu Ali Rıza Bey karşımıza çıktı.

Birinci Harb-i Umumi'de meşhur levazım reisi İsmail Hakkı Paşa'nın sağ eli olan bu yadigâra,

“ -Siz Saray hafiyesi ve Saray'a mensubsunuz" demesini müteakib,

“ -Bana Saray hafiyyesi ve Saray mensubu diyen bu adam bunu isbat etmesi icab eder. Aksi takdirde en büyük namussuzdur, Zaten vazifesinde hırsızlıkla iştihar etmiştir" diye ağzının payını verdikten sonra (Bu Ali Rıza Meclis'te kestor olarak bulunduğu müddetçe yaptığı suistimalinden dolayı çıkarılmıştır)

Mustafa Kemal etrafına bakınarak, arkasında gördüğü Kozan Meb'usu Jandarma Zabiti Ali Saib'e işaret etmesi üzerine, elleriyle ne yapayım gibi bir işaret vererek: "-Zeki Bey, Zeki Bey, Hanedan bu müdafaanı görseler seni damad yaparlardı" diyerek yavan bir hezeyanla salondan çıktı. 

Cevaben: "-Damad-ı Şehriyari olmak, elbette bir şereftir. Burada kalmış olsalar sizlerden kimseye sıra kalmazdı. Değil Damad-ı Şehriyari olmak, fırkanızın edib-i muhteremi Celal Nuri Bey, Saray'a soğancıbaşlığına çoktan talib çıkmıştı."dedim

Onun peşine Gazi, Topçu İhsan'a işaret etti. Teşehhüd miktarı Bahriye Vekilliği yapıp, kendisiyle beraber Vekâleti de yıkıp meşhur Havuz-Yavuz meselesiyle mahkemeye sevkedilen şahs-ı maruf da payını alarak yerine oturması Gazi'yi büsbütün çileden çıkardı.

Yine etrafa işaret vermeye başladığı sırada, artık tahammül edemeyerek doğrudan doğruya kendisine hitap ettim: "-Paşa, paşa, ben ne Hanedandanım ne de mensubtum. Ben bir hakikati ve kendi görüşümü müdafaa ediyorken, siz boyuna işaret vererek karşıma adam çıkarmak istiyorsunuz. Ben senin gibi de, Bendegah-ı Hazret-i Şehriyârî'den değilim. Tard olunduğu halde, Erzurum Kongresi'nde Yaveran-ı Hazret-i Şehriyarı Kordonu'nu kemal-i fahr-i mübahatla sinene takarak geldin. Ve bugün de hala altın imtiyaz madalyasını göğsünde taşıyorsun. Mektebden çıkıyorken sadakat yemini ben değil sen yaptın. Kızaracak yüz benim de yüzüm değildir" diyerek kürsüyü terkettim. Zira müzakere çığırından çıkarılmıştı. (Beyyinat aynen bu şekilde cereyan etmişti. Matteessüf zabıt değiştirilerek birçok kelimeler çıkarılmıştır.)  (Kadirbeyoğlu,2007:197-201)

Kadirbeyoğlu Zeki Bey'in canını ortaya koyarak yaptığı bu tarihi muhalefet kayıtlara geçmiş, tıpkı Sultan Vahdettin'in yanında "Ben müstenkifim.” diyen Ali Rıza Paşa gibi, zamanın padişahının istediği, Kuvayı Milliyecileri asi ilan eden fetvayı vermeyen Şeyhülislâm Haydârizâde İbrahim Efendi gibi tarihin akışına karşı durarak tarihi kayıtlarda yerini almıştır.

 

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

HÜSEYİN YAĞMUR
- 20.11.2019 - Lozan görüşmelerinde neler  yaşandı?                                                                 
- 15.11.2019 - DAĞLILAR ve ŞEHİRLİLER (İbni Haldun’dan Heidi’ye Dağlıların Halleri)                                                                           
- 13.11.2019 - CHP’nin YÜZKARASI: VARLIK VERGİSİ KANUNU                                                                                                                                             
- 08.11.2019 - Özal’lı yılların başlangıcı
- 06.11.2019 - Osmanlı saltanatı kaldırıldı öyle mi?                                                                    
- 01.11.2019 - Bürokratik oligarşi ve avlanma teknikleri
- 29.10.2019 - 1. Dünya savaşına giriş faciamız
- 26.10.2019 - Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın başına gelenler                                                                                       
- 23.10.2019 - Tenhalık, ıssızlık, coğrafyasızlık
- 18.10.2019 - Şeyh efendinin politik sırrı (7) muhteşem düğün
- TÜM YAZILARI

Yorum Yaz

  575204

-