18 AĞUSTOS 2019 PAZAR

Hüseyin Yağmur

TARİHİ KAHRAMANLAR YAZAR! (4)

Hüseyin Yağmur

Okuduğum tarih kitaplarında karşıma çıkan tarih kitaplarının gizili sahifelerinde kalmış kahraman ecdadımızı sizlerle tanıştırmaya devam ediyoruz.

Bu günkü yazımızda bahsedeceğimiz kahramanımız 1.Meclis'e Trabzon mebusu olarak giren  ve boğularak şehid edilen Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey…..                                      

Konuya geçmeden önce Meclisteki o günkü şart ve atmosferden bahsetmekte fayda var. Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey'in de içlerinde bulunduğu 1.Meclisteki II. Grup, 1922 Temmuz'unda, Meclis'te oluşmuştu. Kuruluşunun başlıca amacı: Mustafa Kemâl Paşa'nın şahsî hâkimiyet kurmasını önlemekti. .Milletvekili mevcudu hakkında verilen rakamlar değişik olmakla beraber toplam üye sayısı 437 olan Meclis'te II. Grup'un mevcudu, 120 civarında gösterilmektedir.

Birinci Meclis'e büyük oranda demokratik vasfını kazandıran İkinci Grup, kişilere dayalı bir yapıya sahip değildi Resmî lideri yoktu. Ön plana çıkan isimle şunlardı:Erzurum mebusları Hüseyin Avni (Ulaş-hukukçu) ve Süleyman Necati (Güneri-hukukçu), Kayseri Mebusu Rıfat (Çalıka-hukukçu), Canik Mebusu Emin (Geveci-hukukçu), Sinop Mebusu Hakkı Hami (Ulukan-hukukçu), Mersin Mebusu Selahattin (Köseoğlu-Albay), Sivas Mebusu Kara Vasıf (Karakol-Albay) ve Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey (Binbaşı)…

Ali Fuat Cebesoy, Atatürk'ün ikinci gruba bakışını şöyle anlatıyor:Biraz hoş beşten ve aparatiflerimizi almağa başladıktan sonra mevzu günün ciddi meselelerine intikal etmiş, fasılasız sabaha kadar sürmüştü. Gazi paşa, ikinci grubun hareket tarzını tenkit ediyor, Grubun kendisine karşı cephe aldığı mânasını çıkarıyordu. “Ben, mücadele etmesini pekâlâ bilirim, Fakat şimdi zemin ve zaman müsait değil.” diyordu.(Cebesoy,2007:76)

Kılıç Ali de Atatürk'ten başka bir alıntı yapar:Gazi, “Halkın kurtardığı Türkiye devletinde diktatörlük yoktur, olmayacaktır, çünkü olamaz” diye bağırıp dururken, muhalif grup üyeleri Gazi'yi ‘Önüne Geçilmez, Korkunç Bir Diktatör' olarak tasvir ediyorlardı.(Kılıç-Turgut,2010:199)         

Bu konuda pek çok akademik çalışması bulunan Ahmet Demirel, İkinci Grup'un karakterini ‘kişi tahakkümüne karşı tavır' diye özetliyor.  (Demirel, 1994; 241).

Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey:1884 yılında Trabzon Vakfıkebir'de doğan Ali Şükrü Bey, Bahriye Mektebi'nde okumuş, İngiltere'de deniz hukuku eğitimi görmüş, deniz kurmay binbaşısı iken son Osmanlı Meclisi'ne Trabzon mebusu olarak katılır. Ancak, Meclis'in, 16 Mart 1920'de İtilaf Güçleri tarafından işgal edilip kapatılmasından sonra Ankara'ya geçer. Yeni kurulan Büyük Millet Meclisi'nde Trabzon Milletvekili sıfatıyla vazife alır. Bir süre sonra Mustafa Kemal'e çeşitli nedenlerle muhalefet edenlerden oluşan İkinci Grubun önde gelenlerinden olur.

Kendini yakından tanıyanların ifadesine göre, Ali Şükrü Bey hitabet yeteneği yüksek, kürsüde sözünü sakınmadan konuşan biridir.1920 yılında TBMM'nin kabul ettiği Men-i Müskirat (içki yasağı) Kanunu onun çabalarının bir sonucudur.

Ali Şükrü Bey, Mecliste şahıs hakimiyeti şeklinde ortaya çıkan yeni bir saltanata karşı çıktığı için hedef haline gelmiş ve canından olmuştur. Dönemin Meclis başkanı Ali Fuat Cebesoy, Onun Meclisteki faaliyetlerinden birini Hatıra kitabında şöyle anlatıyor:

Gazi Paşa konuşurken Meclise sinirli bir hava hâkimdi. Mustafa Kemal Paşa kürsüyü terketmiyor, sualleri cevaplandırıyordu. Mebuslardan bir kısmı bulundukları yerlerden ayağa kalkıyor ve konuşuyorlardı. Bir kısmı da kürsünün etrafına gelmişler, Gaziye cevap yetiştiriyorlar, sualler soruyorlar, tenkidler yapıyorlardı. Bunların arasında Ali Şükrü Bey de vardı. Paşa, sözlerini tamamladıktan sonra Ali Şükrü Bey'in:- Ben de söyliyeceğim. Demesi üzerine Gazi Paşa, hiddetli bir tavırla:- Bir haftadır söylüyorsunuz, memleketi zarardide ediyorsunuz.

Demiş ve elleri cebinde olduğu halde asabî bir halde kürsüden inmiş ve:- Memleketi zarardide ediyorsunuz, maksadınız nedir? Diye bağırarak Ali Şükrü Bey'in üzerine yürümüştü.

Bu sırada birinci ve ikinci grup azalarından bazıları Meclis salonunun ortasında birbirlerine bağırmakta olan mebusların etrafını almışlardı.Gürültüler, şiddetli ve asabî hareketler oluyordu.

Ali Şükrü Bey:- Kimseyi ithama hakkınız yoktur, diye bağırıyor, Sinop Mebusu Hakkı Hami Bey:- Mecliste emniyet yok mudur? feryadını basıyordu.

- Meclis her vakit emniyetini muhafaza eder. Şimdi de vardır. Susunuz, herkes yerine otursun.

İhtariyle müdahalede bulundum. Ali Şükrü Bey'in sesi yükseliyordu:- Emniyeti şahsiye mefkut mudur?(Cebesoy,2007:348)

Bu olaydan birkaç gün sonra Ali Şükrü Bey birden ortadan kaybolur. Ali Şükrü Bey 27 Mart Salı gecesinden beri ortalarda yoktur. Ne olduğu, nereye gittiği en yakın arkadaşları tarafından dahi bilinmiyordu. Bir cinayete kurban gitmesi ihtimalinden bahsediliyordu.

Bir kaç gün içinde korkunç gerçek ortaya çıkar. Ali Şükrü Bey, 1. Meclis'te yaptığı muhalefetin bedelini canıyla ödemiş, Çankaya Muhafız Tabur Komutanı Topal Osman'ın bir suikast tertibiyle öldürülmüştü.

İçten içe plânlanan senaryo Topal Osman eliyle hayata geçirilmiş, Ali Şükrü Bey, davet edildiği Topal Osman'ın evinde kendisini bir dost sohbetinde zannederken çay içtiği bir sırada üzerine çullanılarak öldürülmüştür. Şehid Ali Şükrü Bey, katillerine direnmek için o kadar gayret etmiştir ki yerdeki hasırın bir parçası yırtılarak avucunun içinde kalmıştı.

 

 

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  372224

-