19 TEMMUZ 2019 CUMA

Hüseyin Yağmur

TARİHİ KAHRAMANLAR YAZAR! (5)

Hüseyin Yağmur

Okuduğum tarih kitaplarında karşıma çıkan tarih kitaplarının gizili sahifelerinde kalmış kahraman ecdadımızı sizlerle tanıştırmaya devam ediyoruz.

Bu günkü yazımızda bahsedeceğimiz kahramanımız 1.Meclis'e Erzurum  Mebusu olarak giren  Hüseyin Avni Bey…                                   

Konuya geçmeden önce Meclisteki o günkü şart ve atmosferden bahsetmekte fayda var. 1.Meclis'teki İkinci Grup temel mesele hâline gelen üç sorunu çözdükten sonra Meclis kapanana kadar çok uyumlu davranmıştır. İki grup arasında Millî Mücadele konusunda fikir ve eylem birliği olsa da iç politika konuları uzun tartışmalara yol açabiliyordu.

Meclis içinde Mustafa Kemal Paşa'nın önderi olduğu Birinci Gurup (Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Gurubu), Meclis'te ekseriyeti temin etmesine rağmen, İkinci Grup, hatırı sayılacak ölçüde bir otokritik, çokseslilik ve denetim mekanizması oluşturabilmişti.

Ali Fuat Cebesoy da İkinci Grup'un, Meclis reisinin diktatörlüğe doğru gittiğinden şüphe ettiğini naklediyor. Birinci Müdafaa-i Hukuk grubuna karşı daima vaziyet alan ve ikinci grupla işbirliği yapan Trabzon Müdafaa-i Hukuk teşkilâtı Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey'in şehadetinden sonra merkeze karşı alenen muhalefete geçmişti.Garpta da İkinci Grup azasından Hoca Şükrü Efendi Afyonkarahisar'da birinci grup aleyhine nutuklar söylemişti.Hakikati söylemek lâzım gelirse, memleketin ekseriyeti şahsî saltanattan bıktığı kadar, fırka ve şahsî tahakkümlerden de o derece usanmıştı. (Cebesoy,2007:378)

Rauf Orbay, anılarında muhalefetin tavrının yetkilerin tek elde toplanmasından kaynaklandığını anlatıyor. “Muhaliflerin başında görünen Hüseyin Avni, (Çolak) Selahattin ve bilhassa Kara Vasıf Beyler, benim de, Mustafa Kemal Paşa'nın da arkadaşlarımızdı. Bunların başlıca muhalefetleri; ‘devlet ve hükûmet işlerinin meclis murakebesinden sıyrılarak, tek elden idare edilmeğe doğru gittiği' kanaatlerinden doğup, bunu önlemeğe matuf görünüyordu.” (Adlı,2010)

Erzurum Mebusu Hüseyin Avni Bey: 1887'de Elazığ'ın Karakoçan İlçesi'ne bağlı Kümbet köyünde doğdu. Erzurum Mülkiye İdadisi'ne kaydoldu. İstanbul-Vefa Sultanisi'nde okudu. 1912'de İstanbul Hukuk Fakültesi'ni bitirdi.I. Dünya Savaşında Kafkas cephesinde yedek subay, teğmen ve üsteğmen olarak, Ruslar'a karşı savaştı. 1918'de Bitlis ve Kars'ın kurtuluşuna katıldı. Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin kurucuları arasında yer aldı. Erzurum ve Sivas kongrelerine katıldı. Son Osmanlı Mebusan Meclisine seçilip Misaki Milli'ye imza attı. Meclis kapatıldıktan sonra Ankara'da toplanan ilk mecliste Erzurum Milletvekili oldu.

Birinci mecliste ilk muhalefet olan ikinci grubun oluşmasına öncülük etti. İkinci grubun desteği ile meclis başkan vekilliğine seçildi. Birinci mecliste Mustafa Kemal tahakkümüne karşı demokrasi mücadelesi verdi. Özellikle meclis yetkilerinin önce heyeti vekileye daha sonra başkomutanlık kanunuyla tek bir kişiye verilmesine şiddetle karşı çıktı. İlk meclisin feshinden sonra 1923'teki yeni meclise diğer muhalif vekiller gibi o da alınmadı.

İzmir suikastı soruşturmasında idamla yargılanıp, suçsuz bulunarak serbest bırakıldı. Siyasi mücadelede saf dışı bırakılan Hüseyin Avni Bey bir süre İstanbul'da avukatlık yaptı. Sürekli gözetim altında tutulmasından dolayı Avukatlık mesleğini gereği gibi icra edemedi.

Şimdi de Hüseyin Avni Bey'in 1.Mecliste yaptığı bazı kahramanca faaliyetlere göz atalım:

Yetkilerin kullanılış biçimiyle ilgili en  temel tartışma konularından biri de Başkumandanlık Kanunu'nun çizdiği hukuki çerceve olmuştur. Cephelerde durumun kötüye gittiği bir dönemde Mustafa Kemal Paşa, Meclis yetkilerini kullanma hakkı gibi olağanüstü yetkilerle donatılarak başkumandanlığa getirilmiştir. Muhalif mebuslar, Mustafa Kemal Paşa'nın başkumandanlığa getirilmesine karşı çıkmamışlar hatta destek vermişlerdir. Buna karşılık, Kanun'la Başkumandan'a, kanun yürürlükte olduğu süre boyunca, Meclis yetkilerini kullanma hakkı verilmesini hiç bir zaman kabul etmemişler, başından beri buna karşı çıkmışlardır.

25 Nisan 1922'de, Hariciye Vekili Yusuf Kemal Bey, kanun hakimiyeti konusunun önemine değinerek  bu konuda Hüseyin Avni Bey'in eleştirilerini takdirle karşıladığını şöyle dile getirmiştir: Efendiler bizden  istenen bütün şey her gün burada Hüseyin Avni Bey Biraderimizin tekrar ettiği üzere, memlekette kanun hakimiyetini  kılmaktır. Memlekette kanunu hakim kılmazsak mesaimizin  hepsi boşa gider. (Demirel,1994:377)

İkinci grubun en önde gelen temsilcisi Hüseyin Avni (Ulaş) Bey'di. Hüseyin Avni Erzurumluydu ve Erzurum Kongresi'nden itibaren Milli Mücadele süreci içinde yer almıştı. İlkin İstanbul'daki Meclis-i Mebusuna gelmiş, ama işgal gerçekleşince Ankara'ya geçmişti. Grubun en bilgili ve tutarlı üyesi odur.Bu "liberallerin bir kısmı muhafazakârdı. Örneğin Hilafet'in devam etmesinden yanaydılar. Ama "padişahçı” değillerdi ve Vahdeddin'den nefret ediyorlardı.

İkinci Grup liderlerinden Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey 27 Mart Salı gecesinden beri ortalarda yoktu. Ne olduğu, nereye gittiği en yakın arkadaşları tarafından dahi bilinmiyordu. Bir cinayete kurban gitmesi ihtimalinden bahsediliyordu. Erzurum Mebusu Hüseyin Avni Bey 29 Martta Meclis kürsüsünden umumî heyete arzetmişti. Hüseyin Avni Bey sözlerine: - Bu şerefli kürsü, bugün elîm bir vaziyete sahne oluyor, bu şerefli milletin mebusları bugün kan ağlamış bir zavallı, bir biçare gibi birbirlerine bakıyorlar. Ey Kâbe-i millet, sana da mı taarruz? Diye başlamıştı. Çok heyecanlı bir hitabede bulunmuş. Meclisi de heyecana garketmişti.

- Ali Şükrü'ye tecavüz eden, milletin namusuna tecavüz etmiştir. Böyle namussuzlar yaşamamalı.

Derken mebuslar: Kahrolsunlar. Millet böylelerini yaşatmaz. Diye bağırmışlardı. (Cebesoy,2007:357)

Hüseyin Avni Bey'in yaptığı bu tarihi konuşma da bazı mahfiller tarafından uygun bulunmaz. Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey'in bir suikastle öldürüldüğü günlerde kürsünün tam karşısındaki kapının açıldığı koridorda saldırma işareti bekleyen cellat yamaklarının arasından, tepeden tırnağa kadar silahlı olarak Osman Ağa salona girdi ve Hüseyin Avni 'nin tam karşısında dikildi, durdu.

Bu cinayet tehdidi karşısında katilin çakal bakışları ile göz göze çarpışan Hüseyin Avni, bakışların bu tehdit anında, Yıldırımlarla Yavuzların ruhlarını şad eden şu sözleri düşmanının çehresine bomba gibi fırlatıyordu: "Katil! Ben kaleyim, beni devirmeden geçemezsin!” Katil bu kaleyi deviremezdi. Geri döndü ve silahlı güruhu ile beraber çekilip gitti. Bu, Kâbe-i Millette silahla zorbalık karşısında, hamiyetin zaferi idi. (Topçu,2001:50)

İşte bu kahramanca icraatların sahibi Hüseyin Avni Bey "Bir tek arkadaşım vardı, Mehmet Akif” dediği olmuştur. Dindarlığına bağlı bir genç 1.Mecliste bütün bu olanlar sırasında Mehmet Akif'e yaklaşarak, "Akif Bey nedir bunların yaptığı?” diye elemini istifhamla ortaya atarken İstiklâlin şairi, büyük  Müslüman başını önüne eğiyor, sol elini dimdik sol dizine bastırırken açık avucuna demirden bir yumruk gibi sağ elini bastırıyor ve boğuk bir sesle haykırır gibi cevap veriyor:"Hüseyin Avni insan! Çolak Salâhattin insan! (Şüphesiz kendini değil, hâşâ kendini değil, tabassus ve tekâpuya teşne olan hocaları kastederek) Biz şeytan-ı ahres mahlûklarız!”. (Topçu,2001:39-40-41)

Savaşın sonunda bu meclis kapanıp yenisinin seçimi için çalışmalar başlarken Atatürk, kollarını sıvayarak başta Hüseyin Avni Bey olmak üzere İkinci Grup'tan kimsenin yeni Meclis'e seçilmemesini sağlamıştır.

 

 

 

 

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  776959

-