31 MAYIS 2020 PAZAR

Hüseyin Yağmur

TARİHİMİZDE PATRONA HALİL GÖLGESİ

Hüseyin Yağmur

28 Eylül 1730 tarihinden bu güne 288 yıl geçmiş. 28 Eylül 1730, tarihimize bir büyük kara leke olarak geçmiş Patrona Halil İsyanı'nın başladığı gün…

Osmanlı toplumunda XVI. yüzyıl başlarından itibaren gerçekleşen yoğun nüfus artışı, enflasyonu, sosyal ve iktisadi problemleri beraberinde getirmişti. Coğrafi keşifler de ipek yolunu ve iktisadi hayatı olumsuz etkilemişti. Moral değerler yozlaşmış, devrin ahlak ve erdem anlayışı ciddi bir sorgulanmaya, tenkite başlanmıştı.

III. Murat ve onu takip eden devrede, III. Ahmet'e kadar içte ve dışta değişen sosyo-ekonomik şartlar Osmanlı Devleti'nin aleyhine tecelli etmişti. “Tarihi kaynaklar ve bu devirlere ait yapılan araştırmalar, genellikle içte bütün müesseselerin bozuluşundan ve bir medeniyet tükenişinden bahsederler.” (Şen, 1995:2)

İşte bu devirde Sadrazamlığa getirilen Nevşehirli Damat İbrahim Paşa, 1730'daki Patrona Halil isyanıyla devrilip öldürülmeden önce yeni ve reformist uygulamaları sahneye koyarak, dizleri üzerine çökmüş devleti yeniden ayağa kaldırmaya çalışmıştı.

İlim ve sanat erbabının himaye  edildiği, batılı eserlerin tercümesi için bir tercüme bürosunun kurulduğu, tıp ilminin uygulanmasında bazı esasların ortaya konulduğu, müsbet ilimlere ağırlık verildiği, mimaride kayda değer eserlere imza atıldığı, çinicilik sanatının önünün açıldığı bu dönem, kimi yazarlar tarafından bir sefahat dönemi olarak nitelense de Osmanlı Devleti için bir reform döneminin miladı sayılabilir.

İşte bu önemli kalkınma dönemi bir isyanla sona ermiştir. Patrona Halil idaresindeki bu ayaklanma 28 Eylül 1730'da başlayıp günlerce sürmüştür. Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa idam edilmiş; Padişah III. Ahmet tahttan indirilmiş ve yerine yeğeni I. Mahmut tahta geçirilmiş ve sonradan Lale Devri adı verilecek devir sona erdirilmiştir.

Tarihimizdeki 1718-1730 yılları arasındaki bölüm daha sonraki yıllarda tarih yazıcıları tarafından ‘lale Devri' olarak adlandırılmıştır. Yukarıda da zikredildiği gibi Lale Devri olarak tanımlanan ve bu tanımlama ile farklı çağrışımlar uyandırılan bu dönem aslında Osmanlı Devleti'nin bilim, sanat ve mimaride çok özel kazanımlar elde ettiği özel bir dönemdir. Dönemin padişahı 3. Ahmet ve Sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın uzak görüşlülüğü sayesinde Osmanlı Devleti savaşlardan bir nefes alarak ileriye dönük adımlar atmıştır.

Bu gelişme dönemi İstanbul'un lalelerle süslenmesi, sanat ve toplum hayatında bazı hafifliklerin gölgesinde kalsa da aşağıda zikredeceğimiz  bir çok önemli gelişmenin başlangıç tarihi olmuştur.

Trajikomik olan durum şudur ki; Türkiye'nin en ilerici geçinen kesimleri, ülkenin en çok ilerleme çabasının içine girdiği Sultan 3.Ahmet ve 3.Selim Dönemlerine ısrarla şaşı bakmaktadırlar.

Halbuki bu dönemde; Osmanlı devleti Avrupa'yı daha iyi tanıyabilmek için Paris, Londra gibi şehirlere elçiler göndermiştir. Bu devir;  sulh, sükûn, huzur, imar faaliyetleri, güzide sanat eserleri yapılması, ilmi eserlerin çoğaltılarak dağıtılması, ihtiyaç duyulan maddelerin ülkede imalatı için fabrika tesisi, askeri yenilikler, dünyada olup biten yenilik ve olayların takip edilmesi, ‘İstanbul'da itfaiye teşkilatının kurulması; âlim, edip, şair ve sanatkârların korunmasına ayrı bir itina gösterilmesi bakımından Türkiye tarihinde başkalık arz ettiğinden önemli bir dönem olarak kayıtlara  geçti.

Çiçek aşısı yaygınlık kazandı. Lağımcı ve Humbaracı ocaklarında ıslahatlar yapıldı. Mimarlık, resim ve minyatür sanatları gelişti. Sultan III. Ahmet, Topkapı Sarayı ile Yeni camii'de birer kütüphane, Ayasofya'da Bab-ı Humayun'un karşısında Türk sanat şaheserlerinden sayılan Sultan III. Ahmet Çeşmesi ve İstanbul'un su ihtiyacını karşılamak amacıyla da Deryayi Sim adlı bir su bendi inşa ettirmiştir.

Hal böyleyken koskoca bir gelişme döneminin İstanbul'u güzelleştirmek için dikilen lalelere indirgenmesi, daha ileri gidilerek dönemin mahkûm edilmesi tam bir talihsizliktir.

Talihsizliğin cinnete varan boyutu ise ülkemizde sonraki dönemlerde ortaya çıkan gelişme ve güzelleşme dönemlerine lale devri yakıştırması yapılarak dönemin karartılmaya çalışılmasıdır.

Lale Devrinde İstanbul'a dikilen laleler Patrona Halil isimli hamam tellağının başlattığı isyanın haklı ve meşru bir gerekçesi olarak sunuluyor gizli ellerce.

Bir ülkede refah ve konforun kontrolden çıkması sevimli olmayan, aklıselim sahiplerinin analiz etmesi gereken bir sosyal vakadır şüphesiz.

Ancak bu devire tümden safahat yakıştırmasının yapılması bilimsel mesnedi olmayan yüzeysel bir yaklaşımdan başka bir şey değildir.

Olayın internette yer alma biçimi topluma nasıl kabullendirildiğini net bir şekilde izah ediyor. Sanal ortamda yer alan kaynaklarda 25 bilgiden sadece ikisi ilk matbaanın, ilk kağıt fabrikasının, ilk dokuma fabrikasının, ilk kez çiçek aşısının, ilk kez tulumbacıların kurulduğu, Batı'ya ilk elçinin gönderildiği dönem olarak tanımlanırken, ‘Patrona Halil isyanıyla biten çiçek pasajı devri',  ‘felekten çalınan günlerin devri' şeklinde bilgiler doludur.

Bu dönem ‘Patrona Halil sevicilerinin' kaleminden kurtarılarak yeniden kaleme alınmalı; Avrupa'daki matbaanın 300 sene sonra ülkemize geldiği dönem olarak ders kitaplarına nakşedilmelidir.

İlaveten Batı'da olanları anlama çabasının ilk işareti olarak 1717'de Yirmisekiz Mehmed Efendi'nin Fransa'ya gönderilmesi, İbrahim Müteferrika isimli ünlü muhtedinin İstanbul'a getirilmesi, şarktan ve garptan orijinal eserlerin dilimize kazandırılması için bir Tercüme Encümeninin kurulması, ilk kağıt fabrikasının kurulması, yangınlarla kül olan İstanbul'un kurtarılması için ilk itfaiye teşkilatının kurulması gibi, faaliyetler dönem tekrar incelenmelidir.

Hepsinden önemlisi Sadrazam İbrahim Paşa o günlerde Yeniçeri Ocağını ıslah etmek için gizlice bazı faaliyetler başlatmıştır.

Bir büyük kalkınma ve ıslahat dönemine Nedim'in şiiriyle bakıp gözleri kararanlar, olaya bir de bu gözle baksalar.

Patrona Halil liderliğindeki yeniçeri ayaklanmasının ardında Sadrazam İbrahim Paşa'nın iyice bozulmuş Yeniçeri Ocağını ıslah etme çabası neden olmasın?

 

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  691166

-