12 ARALIK 2017 SALI

TEKNOLOJİDE SCHUMPETERİAN YAKALAMA, İBN-İ HALDUN VE KORE

Hazır 5G gündemimizdeyken,  Savunma Sanayi Müsteşarlığının yerli baz istasyonu projesi ULAK hızla ilerlerken ve Ulaştırma Bakanlığı ARGE fonunu tekrar gündeme getirmişken, İbn-i Haldun'dan başlayarak Kore deneyimini hatırlamamızgerekir.

İbn-i Haldun 14. Yüzyılda yaşamış ünlü tarihçilerimizden biridir. Geçenlerde Facebook kurucusu ve CEO'su Mark Zuckerberg tarihçimizin meşhur Mukaddime eserini herkese ilk okunacak kitap diye tavsiye etmiştir.

Her ne kadar Mukaddime'yi Afrika'da bir küçük kasabada yaşadığı inzivada yazmışsa da,eser kuzey Afrika'da o zamana kadar gezmişliğinin bilgisi ve muhakemesinin ürünüdür. Toplum düzenini, insanların gelenek ve göreneklerini, yaşayış biçimlerini incelemiş, toplumlar arasındaki ayrılıkları görmüş ve tarih felsefesinin o zamana kadarki  anlayışını değiştirici bir bakış açışı ortaya koymuştur.  Aslında Mukaddime,El-İber (İbretler Kitabı) adlı İbn-i Haldun'un dünya tarihini anlattığı meşhur eserinin ilk kısmıdır. Fakat eserden daha fazla ilgi görmüş, ayrı bir kitap olarak basılmıştır. 

Mukaddime, siyaset, din ve bilim ağırlıklı olsa da aynı zamanda ekonomik öngörüleri de vardır. Adam Smith'in ünlü eseri Milletlerin Zenginliği'nin yazımından dört yüz yıl önce kaleme alınmıştır.Adam Smith gibi İskoçya'da el imalatından fabrika sistemine geçiş gibi analiz yapacak veri dahi yoktur. Analiz yerine öngörü ağırlıklıdır, ama bu öngörüler zaman içinde gelen verilerle doğrulanmıştır.

İbn-i Haldun'un bize söyleyeceği çok şey vardır,lakin bir konudaki görüşü bu yazı için önemlidir. Girişimci Kapital kitabımdaki girişimciliğin tanımında da bunu alıntılamış ve İbn-i Haldun'dan Shumpeter'e bağlantıyı kurmuştum.  İbn-i Haldun zengin olan ve batan ekonomileri incelemiş ve bunun bir döngü (cycle) olduğunu ve özellikle ani kargaşaların (disruption) işleri tersine döndürdüğünü söylemiştir.  Ve bu kargaşaları kazanca dönüştürenleri girişimciolarak tanımlamıştır.  Kaç yüz yıl sonra, 1934'de ünlü ekonomist Joseph Schumpeterdeparadoksal yaratıcı yıkım (constructive disruption) kavramını ortaya atar.

Yaratıcı yıkım kavramı, ülkelerin ekonomilerinden tutun, sektörlerin ekonomilerinden, hızla alt sektörlere kadar inmektedir. Özellikle İnternet sektöründe yaratıcı yıkımlarla, şirketlerin liderlik koltuğunu hızlıca başkalarına terk etmeleri bir örnektir. En yakın zamanda arama motoru Yahoo, daha önce sosyal ağ MySpace, şimdi de telefon devleri, Motorola, Blackberry ve Nokia. Belki bundan dolayı Facebook kurucusu için Mukaddime çok önemli. Onun için kendine rakip olacak WhatsApp ve diğer şirketleri hızlıca satın alıyor ve Snapchat gibi Los Angeles'taki küçük bir şirketin peşinden koşuyor. İnterneti olmayan dört milyar kişiye İnternet götürmek ve Facebook'a bağlayıp monopol olmak üzere yenilikçi İnternet teknolojilerine yatırım yapıyor.

İnsanlık, 20. ve 21. yüzyıllar boyunca, bu modelin nasıl dünya çapında yaygınlaştığına ve Japonya, İsrail, Kore, Tayvan, Çin ve Hindistan'ı da içine alarak genişlediğine tanık oldu. Birçok gelişen ekonomi, kapitalist dünyanın gelişmiş ekonomilerini "yakalama"(catch-up) stratejisinde,yaratıcı yıkım kavramıbir köşetaşı niteliğini hep korudu.

Gelişmekte olan ekonomilerin, gelişmişleri yakalama çabaları, bugüne kadar ekonomi başta olmak üzere, birçok disiplinin önemli araştırma konuları olagelmiştir. Örneğin, Kore özelinde, ölçeklenebilir ve kısa döngüsü (short cycle time) olan teknolojilere odaklanması ise araştırmalarda öne çıkan ana başlıklardan biridir.  Kore, bunu merkezi bir oyun planı ile gerçekleştirmiş, kısa zamanlarda çok teknolojik atılımlar denemiş ve başarılı oldukları ile dünya devleri çıkarmıştır. Bu noktada Daren Acemoğlu'nun "Ulusların Düşüşü" kitabındaki merkezileşmenin batışa götürdüğü teziyle de çelişir. Gelişmiş ve gelişmemiş ekonomiler için doğru gözüken tez, gelişmekte olan ve "orta gelir tuzağında" durgunlaşacak  ekonomiler bazında özellikle Asya özelinde doğrulanamamaktadır. Devletin etkin bir oyun kurucu olmasına ihtiyaç vardır. Başka bir ifadeyle, teknolojik hamlenin yürütülmesinde, devletin kolektif bir girişimcilik örneği sergilemesi, bakanlıkları organize etmesi, devlet desteklerini harmonize etmesi ve üniversitelerin vizyonlarını yönetmesi önemlidir. Tecrübeler, devletin eşitlikçi yaklaştığı veya devletin tarafsız kaldığı bir yöntemin başarısız olduğunu ortaya koymaktadır.

Ekonominin kısa süreli yüksek teknoloji hamleleriyle desteklenmesi ise, bir anlamda Washington Konsensüs gibi krize girmiş ekonomileri ayağa kaldırmak için öne sürülen ve IMF, Dünya Bankası ve ABD Hazine Bakanlığı tarafının rol oynadığı 10'a yakın politikanın devre dışı bırakılması demektir. Bunu Shumpeterian bir tarz olarak anmak mümkündür. Özellikle de, seçilen teknolojinin, kısa döngülü, kaldıraç ve çarpan etkilerinin dikkate alınması gerektiğinin altını kalın çizgilerle çizmeliyiz.

Kore'nin günümüzde ileri ve uzun verimli teknolojilere yönelebilmesinin altında yatanın, daha önce orta seviye ve hızlı geri dönüşü olan teknolojilerde kendilerini uzmanlaştırmış olmasına bağlayan birçok çalışma yukarıdaki bu tespitlerin temel dayanağıdır.

Teknoloji ve yol haritası seçiminin önemini ortaya koyan aksi yönlü bir tecrübe ise, doğrudan en ileri teknoloji katmanlarına yönelen ülkelerin kısa sürede yorulması ve gerisini getirememeleridir.Bu gelişmenin açıkça görülebileceği örneklerin başında Latin Amerika ülkelerinin tecrübeleri gelmektedir.Bunun yanında bazı ülkelerin sadece düşük teknolojilere ve bunlara dayalı bir yol haritasına (otomotiv montaj ve düşük seviyeli yazılım dahil) odaklanmaları, bu ülkeleri uzun süreli olmasa da, düşük teknoloji seviyesine kilitlemekte ve bir üst seviyeye çıkmalarını engellemektedir.Çoğu gelişen ülkenin yoksulluktan çıkmak için olgunlaşmış sektörlerden pay alma ve uzun vadeli gelir garantisi sağlama gayretleri, bir anlamda, ülkelerin gelişmesini engellemekte ve ekonomilerini "orta gelir tuzağına" itmektedir.

Kısa döngülü teknolojilerin getirdiği büyüme potansiyeli ve eski teknolojilere bağımlılığının az olması, bu teknolojilerin yerelleştirilmesini kolaylaştırır ve hızlandırır, diğer yandan da, güçlü ve yeni bir dalga bilgi birikimine olanak sağlar. Bu teknolojiler, pazara giriş bariyerleri dahil birçok konuda önemli avantajlar sağlar. Buna fikri mülkiyet hakkı avantajlarının yanında,ilk ve hızlı girenin yol alacağı mekanizmalar dahildir. Döngüperiyodu o teknolojinin ortaya çıkmasından, olgunlaşmasına veya geçersiz kalmasına kadar geçen süreyi gösterir ve bu süre oyuna yeni oyuncuların girmesi için bir imkân yaratır. Uzun döngülü teknolojilere, güçlü ülkeler zaten uzun vadeli programları sayesinde hâkimdirler. Kısa döngülü teknolojiler ise, çevik ve sübjektifdevlet mekanizmaları kuranlar için bir fırsattır. Kısa döngülü teknolojiler, çevikliğin getirdiği avantajların yanında, birden fazla teknolojiyi kısa süre içerisinde deneme ve ekonomik büyüklük yakalama fırsatı da verir. Bu, oyuna sonradan girmeye çalışan ülkeler için bir fırsattır. Mevcut güçlü yerleşik oyuncular karşısında yenilerin başarısı, özellikle Silikon Vadisi örneğinde, "Innovator's Dilemma" olarak kitaplaştırılmıştır. 

Piyasaya sonradan gelen ülkeler için, gelişmişülkelerde olgunlaşmışolmasına rağmen yerli pazar avantajı ile kendilerine yeni bir endüstriyi odak noktasına almaları önemlidir. Bu yaklaşım, gelişmekte olan ülkelere kısa döngülü teknolojik başarılara odaklanmalarını; bu sıçramanın ardından, gelişmiş ekonomilere de yeni olan alanlara girmeyi ve rekabeti güçlendirmeyi öğütler.

Bu düzlem ile açılan devlet teşviklerini ve seçilecek teknolojileri değerlendirmeye bir perspektif katabiliriz. Bunun yanında teknolojiyi ortaya çıkarırken insanı öne çıkarmalıyız. İbn-i Haldun her şeyin temeli olarak insanı ele alır. Bu arada, sosyal bilimciliği  ve tarihçiliği yanında,İbn-i HaldunSchumpeterkriterlerinde bir ekonomistve Mukaddemi de bir ekonomi klasiği olarak tarihte yerini almaktadır.

@mstfrgn


- ÖZGEÇMİŞ

-

DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  251339

-