Elif Sönmezışık

TEMAYÜL

Elif Sönmezışık

-Ruzname; Kelime Günlüğü'nden-

Ekranların herkesin biraz kafasını karıştırdığı malum. Bir kere,bizi daha fazla onunla muhatap etmek için kurgulanmışlar. Bu kurgulamanın gerisindeyse insanî olanın çıkarı için fazla bir şey yok.

Ekran bağımlılığının artışı ve buna bağlı olarak sosyal hayatın biçim değiştirmesi, ortak alanlarda da tekilliği mümkün kılan fizikî düzenlemelere sebep oluyor.

Çay-kahve mekânlarındaki tek kişilik masalar, şehirlerarası ve şehiriçi otobüslerdeki tek kişilik koltuklar, bireyselliği öne çıkaran pazarlama teknikleri, arkadaşlıklardaki benmerkezcilik her gün daha fazla alıcı buluyor. Ekranla ve içinde yerleştirildiği cihazla hayatını kurgulama ve kendine ekstra bir hafıza inşa etme işi herkesin işine geliyor ve bu yüzden sık sık onunla baş başa kalmak herkese “iyi” geliyor.

Dijital seçeneklerle biçimlediği tekilliğinde kaybolan insan, kafasını ekrandan kaldırıp gözlerini ondan ayırınca anlıyor bir metroda, bir durakta, bir sokakta, bir evde, bir ziyarette ve devamlı bir kalabalık arasında olduğunu…

Bu cazibenin kaynağı, sadece bireyselliği besleyen kurgu becerisi değil kanımca. Kalabalıklar içinde sonsuz ihtimallerle açılan hayat sayfalarını, kalabalığın bize yüklediği sorumluluklar olmadan sanal da olsa tadabilme imkânı. Zira elinizde tuttuğunuz, ortalama on santimetrekarelik ekran, milyonlarca ihtimalle dolu bir tavşan deliği gibi… Alice -ki “yabancısı” değiliz, aramızda onu bilmeyen yok- olabilmek, hiç şaşırmadığımız kadar şaşırabilmek, eğlenebilmek, öğrenebilmek ve bunu yalnızca kendi kendimize, kendi tercihlerimiz üzerinden yapmak imkanını veriyor.

Dahası, o ekrana söylenmişler, oraya vaat edilmişler, orada tanık olunmuşlar, orada verilmiş tepkiler gerçekmişçesine değer görmeye ve değer beklemeye başlıyor. Asıl kafa karışıklığı da bu…

Fizikî çaba, insan hafızasında kalıcı bir değer taşır. En çok üşüdüğünüz, en çok üzüldüğünüz, en yoğun acıyı ya da sevinci tattığınız anları unutamazsınız. Vuslat, açlık, müjde, kahır, yorgunluk ölümsüzdür. Hem fizikî iz bırakır hem de bilinçte yer eder. Çünkü fedakârlığınız ya da size yapılanlar somuttur, kaydadeğerdir.

Bütün bunlar sanalsa ya da “öyleymiş gibi” olduğunda bir handikap başlıyor. Gerçek bir fizik çabası olmadan yalnız kendi varlığınız eşliğinde ve bir makine aracılığı ile dünyaya bağlanıyorsunuz. Orada sergilediğiniz dişe dokunur durumların, o an için gerçek manada bir parçası olamıyorsunuz. Sonrasında iyi bir neticesi varsa, bu size büyük çabalarla büyük bir iş yapmış mutluluğu veriyor. Ama netice kötüyse sayısını bilmediğiniz ve asla bilemeyeceğiniz insanın hayatında bir şeyi ya da bir şeyleri değiştirmiş oluyorsunuz. Hem neyi ne kadar değiştirdiğinizi bilmiyorsunuz, hem de sonuçlarını kestiremiyorsunuz.

Yeni nesiller, çocuklar, gençler, genç yetişkinler ekranla buluştuğu anda bu ikilemle baş başa. Bugün imkân yetersizliği söz konusu değilse hiçbirini bu girdaptan kurtaramıyor ve onlara daha cazip gelecek herhangi bir şey sunamıyoruz.

Bazen gençlerle kitaplardan söz ediyoruz. Gençler, kendi kelime dağarcığına yakın olmayan bir kitabı okuma konusunda genellikle isteksiz. Jenerasyonların tamamını dijitale bağlayan bu süreçte, örnekler de teşvik konusunda yetersiz.

Temayül, yani eğilim hemen gerçekleşen bir şey değildir. Meyl etme, kökünden gelir. Zamanla gerçekleşen bir eğilime ve yönelime işaret eder. Bu bazen kısa sürelidir, fakat âna sıkışacak kadar da kısa sürede meydana gelmez.

Nitekim zihinlerimizin dijitalleşmesi de bugün vuku bulan bir hadise değil. Elde imkân varken de tekilleşmeye, sığlaşmaya, cüretkârlığa zorlayan bu sürecin sonlanması mümkün değil. Ama buna yeni temayüller eklenebilir. Eksik kalanların, özlenen çağrışımların, iyi hallerin ekranda yer bulmasını ve çoğalmasını sağlamak hepimizin elinden gelebilecek bir şey.

Bugün her tercih, eğilim/temayül üzerinden tanımlanıyor. İşin püf noktası burası. Çünkü size değişebileceğiniz, değiştirebileceğiniz  sinyallerini veriyor.

Zaten önüne geçemediğimiz ve neye yol açtığını henüz tam kesitiremediğimiz bu ekran bağımsızlığı ile yüzyüzeyiz; en azından yeni nesillerin temayülleri konusunda eşref-i mahlukat olan insandan yana bir çaba gösterelim…

***

Künye: Temayül, Arapça kökenli bir kelime olup bir tarafa doğru eğilme, bir tarafa meyletme; bir tarafa veya kimseye yakınlaşma, ilgi duyma, gönlü akma, anlamlarına gelir. (Kubbealtı Lugatı)

 

ELİF SÖNMEZIŞIK - TERCÜMEİHÂL

Yazar Elif Sönmez Işık, Türkiye Yazarlar Birliği 2017 yılı 'basın fıkrada' ödülü sahibi

ELİF SÖNMEZIŞIK DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  768751

-