30 MAYIS 2020 CUMARTESİ

Hüseyin Yağmur

TENHALIK, ISSIZLIK, COĞRAFYASIZLIK

Hüseyin Yağmur

İktidarlar sürekli değişse de halen okullarda okutulan ders kitaplarının ana çizgisi ve temel ideolojisi pek değişmiyor.1930'lu yılların Türkiye'sinin dünya algısı ve tasavvuruna göre kaleme alınmış kitapları okumaya, ezberlemeye devam ediyoruz.

2000'li yılların Türkiye'sinin hayattan beklentileri tabiî olarak o günlerde çatılan düşünce kalıplarıyla örtüşmüyor. O günlerin dünyasına göre dikilen gömlek dar geliyor. Anadolu insanı sıkışmış olduğu bu kalıptan sıkılıyor.

 Diğer ders kitaplarımız gibi Coğrafya kitaplarımız da işte bu hayat tasavvuruyla yazılmıştı. Ne biz, ne öğretmenlerimiz en yakın vilayet komşularımızı ülke komşularımızı hiç merak etmeden hayata dahil olduk.

 Hayata dahil olduktan sonra da coğrafi komşularımızı pek merak etmeden aynı fasit daire içinde dolandık durduk.

 Yıllar sonra; ‘Doğduğum Karadeniz ilçesinin karşı kıyısında, kimler, hangi isimle yaşıyor?' diye merak ettim. 40 Yıl sonra keşfettiğim karşı kıyıda ‘Lazarevski' isimli bizim gibi şirin bir ilçe vardı. Rusya Federasyonu'na bağlı bu şirin ilçede altı bin civarında da Çerkez kardeşimiz yaşıyordu.

 Benim 40 yıl sonra keşfettiğim karşı kıyıyı hiç merak etmeden fark etmeden ölüp giden nice ülke insanı var yazık ki…

 Çünkü; Çocukluğumuzdan beri hem ders kitaplarımızda hem de bulunduğumuz bütün ortamlarda ‘Etrafımızın ateş çemberi ile çevrili olduğu, bütün komşularımızın bize düşman olduğuna' dair bir söylem sürekli dolanır dururdu .

 İşte bilinçaltımıza iyice yerleşmiş bu kesif karartma propagandalarının tesiriyle insanımızın çevresiyle ve coğrafyasıyla  pek irtibatı olmadı.

 En yakın komşu köye, en yakın komşu ilçeye, en yakın komşu vilayete dahi merak edip gitmedik…

 Dikkatli bir gözle etrafıma bakınca çevremdeki birçok insanın komşu vilayetimiz de dahil olmak üzere birçok yakın şehri ziyaret etmediklerine hayret içinde şahit oldum.

Bu ıssızlık, bu tenhalık, bu coğrafyasızlık beni şaşırttı. Bir gün  babama tarihi özelliği de olan komşu vilayete gidip gitmediğini sordum. Yaklaşık 80 yaşındaki babam “Askerlik dönüşü oradan geçmiştim” cevabını verdi.

Yani babam da yaklaşık bir buçuk saat mesafedeki komşu vilayetimizi ve bu vilayetin tarihi bölgelerini gezmemiş, görmemiş idi.

Bu çerçevede  etrafımdakilere sormaya başlayınca  toplum olarak bir büyük tenhalık, ıssızlık ve coğrafyasızlık ile karşı karşıya kaldığımızı fark ettim.

Geçen haftalarda bir vilayeti ziyaret etmiştik. Orada minibüs şoförüne ‘tabelasını gördüğümüz komşu ilçenin kaç kilometre mesafede olduğunu' sordum.

Şoför, omzunu silkerek  “Bilemiyorum” dedi.

“Siz şoförsüz oraya hiç gitmediniz mi?” dedim.

“Yolum düşmedi” dedi.

Yaklaşık 60 kilometre mesafedeki bu tarihi komşu ilçeye altında sürekli arabası olan minibüs şoförünün gitmediğine hayretle şahit oldum.

Bir  tarihi vilayetimizde harıl harıl Ulu camiyi aradık. En yakınında oturan insanlar şehrin tarihi Ulu Camisini bilmiyorlardı.

Bu coğrafyasızlık zihnimizi, beynimizi, ruhumuzu ve  ufkumuzu küçültüyor

Yine işler Milli Eğitim Bakanlığı'na düşüyor…

Yeni nesiller, yaşadıkları şehirleri, komşu vilayetleri, buralarda kurulmuş medeniyetleri bilmiyorlar ve tanımıyorlar.

Okullara konulan coğrafya derslerinde o şehrin tarihi ve kültürel yerlerini  ziyaret etmek sonra şehri dört  tarafından kuşatan diğer komşu vilayetleri görmek  ve tanımak dersin bir parçası olmalı diye düşünüyorum.

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  203999

-