20 TEMMUZ 2019 CUMARTESİ

TERÖR ÖRGÜTLERİNİ KIŞKIRTMAK İÇİN VİDEO

ABD Savunma Bakanlığı Pentagon’un İngiltere’de bulunan bir reklamcılık şirketine sahte El-Kaide videoları yapması için 540 milyon dolar ödediği ortaya çıktı. ABD yönetimi ve İngiliz şirket kendilerini savunmak içinse, yine yalanlara başvurdu, ancak kimseyi inandıramadı. DAEŞ’in kafa kesme videolarını inceleyen teknik heyetlerin bunların açık hafa görüntüsü olmadığını, aksine stüdyo çekimi olduğunu açıklamışlardı. Şimdi DAEŞ’e ait olduğu ileri sürülen kanlı infazlarla ilgili itiraflar bekleniyor.


TERÖR ÖRGÜTLERİNİ KIŞKIRTMAK İÇİN VİDEO

M. Tevfik Şahin / Yeni Söz

SAHTE TERÖR VİDEOLARINA YARIM MİLYAR DOLAR

Londra merkezli Araştırmacı Gazetecilik Bürosu'nun (TBIJ) dün sarsıcı bir rapor yayınlandı. Mezkûr rapora göre, ABD Savunma Bakanlığı, İngiliz PR (Halkla İlişkiler) şirketi Bell Pottinger'a 2007 ile 2011 yılları arasında sahte terörist propaganda videoları hazırlatmış. Dünyayı bu videolarla galeyana getiren ABD, bu sayede hem terörü beslemiş, hem de İslamofobiyi artırarak İslam'la ve Müslümanlarla savaşmış, Müslüman olmayan kitlelerin İslam'a ilgi duymasını engellemiş.

AMAÇ, ‘DÜNYA BARIŞINA HİZMET'MİŞ

Tek görevi küresel şeytanlar adına dünyayı kan gölüne çevirip sömürmek olan ABD, bu sahtekârlığı, “dünya barışına hizmet” için yapmış. Rapordaki ifadelere göre söz konusu stüdyoda yapılmış videolar, CD'ler halinde Irak'taki militanlara dağıtılarak izlemeleri sağlanmış. Videoları izleyen kişilerin bilgisayarına solucan yerleştirilerek militanlar izlemeye alınmış. Daha sonra ise bunları kendi amacı için kullanmaya devam etmiş. Kendi amacına uymayanları ise ortadan kaldırmış.

ŞEYTANIN HER YAPTIĞININ BİR DE KILIFI VAR

Yaptığı her şeytanlığa bir kılıf bulmakta oldukça mahir olan ABD, söz konusu videoları “teröristi tespit etmek, terörü önlemek ve dünya barışına hizmet” için yaptığını iddia ederek suçunu gizlemeye çalışıyor. Ancak Pentagon'un El Kaide tarzında terör propagandası içeren videoları hazırlaması için sözü edilen PR firmasına 540 milyon dolar ücret ödemesi, işleri biraz karıştırıyor. Çünkü artık bütün dünya biliyor ki, ABD hiçbir ‘teröristi' yok etmek için böyle bir masrafa girmez. Ya da en azından, o parayı çıkaramadığı sürece hiçbir teröristini harcamaz.

ABD, İNGİLTERE'NİN ŞEYTAN ORTAKLIĞINI İTİRAF ETTİ

İddia konusunda konuşan Bell Pottinger'in eski Başkanı Lord Tim Bell, iddiaları doğrularken şirketinin gizli askeri operasyonlar için çalıştığını ifade etti. Bell, şirketinin Pentagon, CIA ve Ulusal Güvenlik Servisi (NSA) ile bilgi akışı içerisinde olduğunu da itiraf etti. ABD için sahte video hazırlayan PR şirketi Bell'in İngiltere'nin ünlü Demir Leydi'si Margaret Thatcher başta olmak üzere siyasilere de PR hizmeti verdiği biliniyor. 

MOORE HAKLI ÇIKTI

ABD'de Rockefeller'e ait ikiz kuleler, ABD'deki finansal terör belgelerinin saklandığı 7 numaralı bina ile Pentagon'un iç edilen paralarına ait belgelerin saklandığı bölüme yapılan 11 Eylül saldırısının bir kurgu olduğu Michael Moore'un yıllar önce yaptığı “Fahrenheit 9/11” adlı belgeselde de ortaya konulmuştu. TBIJ'in dün yayınlanan raporu, Moore'un haklı olduğunu bir kez daha gösterdi.

2006-2008 yılları arasında Bell Pottinger'da çalışan Martin Wells, şirketin El Kaide'yi karanlık bir terör örgütü olarak göstermek için reklamlar tasarladığını ve  ana karakterleri terörizmi kötüleyen yerel pembe dizilerin senaryolarının yazımıyla da uğraştığını itiraf etti. Bell Potinger'ın CIA ve Ulusal Güvenlik Konsey NSA, NSC, ve Pantagon'la ilişkilerinin Wells, şirketin karanlık ilişkiler içinde olduğunu dile getirdi. 

PULİTZER ÖDÜLLÜ GAZETECİDEN İTİRAF

Pulitzer ödüllü Amerikalı gazeteci Seymour Hersh, El Kaide liderinin öldürülmesi konusunda ABD'nin kamuoyunu yanlış bilgilendirdiği konusunda açıklamalar yapmıştı. The Daily Beast'in sitesinde çıkan 'sahte videolar' haberi, Hersh'in itiraflarının yeniden gündeme gelmesine yol açtı. ABD, El-Kaide liderini uzun bir süre tespit edemediğini iddia ederek kamuoyunu oyalıyordu. El Kaide'nin gündemden düştüğü bir anda Bin Ladin'i ele geçirip, denize attığını duyurmuştu. Ardında ABD'nin istihabrat örgütü Google devreye girerek binbir Ladin senaryosu ile dünya kamuoyunu yönlendirmişti.

SADDAM'IN ASILMA VİDEOSU BİR TIK ÖTEMİZDE

1990 yılında başlayan Birinci Irak İşgali nasıl ki ‘canlı yayın savaşları' olarak tarihe geçtiyse, İkinci Irak İşgali de ‘videolar savaşı' olmasıyla tanındı. ABD bir yandan cephede savaşan sözde ‘kahraman askerlerinin' videolarıyla kendi halkına propaganda yaparken, bir yandan da ‘cani teröristlerin eylemleriyle' dünyaya ‘Iraklıların ne kadar da öldürülesi insanlar' olduğunu anlatmaya çalışıyordu. Dünya, masum ABD askerlerinin kanlı infazlarına dramatik videolar sayesinde şahitlik ederken, Saddam Hüseyin'in son anlarını youtube'dan izleme fırsatı buldu.

540 MİLYONU KAPTI YENİ İŞ GELMEYİNCE ÇÖZÜLDÜ

Söz konusu rapor, Bell Pottinger şirketinin ABD için sahte video üretimini 2011 yılında bıraktığını iddia ediyor. Bu muhtemelen doğru. Yine muhtemelen, ABD'den 540 milyon dolar alan şirket misyonunun tamamladığı için bu raporu dışarıya sızdırdı. Asıl merak edilen ise, ABD'nin DAEŞ için hazırlattığı kanlı infaz videolarının ne zaman hangi firma tarafından itiraf edileceği. Çünkü Bell Pottinger'in köşeye çekildiği 2011 tarihi, aynı zamanda Arap Baharı rüzgârının esip, DAEŞ'in Irak ve Suriye'de doğmaya başladığı tarih olarak biliniyor. Irak ve Suriye'de (ve işbirliği yaptığı bazı Afrika ülkelerinde) tarihte eşi görülmemiş şekilde bir ‘terör devleti' kuran DAEŞ, bu yolda ABD ve Rus silahlarından sonra en büyük savaş aracı olarak video ve filmleri kullanıyor.

Hepsi de HD yani yüksek kalitede çekilen, Hollywood filmlerini aratmayacak bir kurgu-ışık ve yönetmenlik kalitesine sahip olan bu videolarda, tarihin gördüğü en fantastik infazlar sansürsüz şekilde ‘sahneleniyor'. Kimi videolarda ‘cihatçılar' boyunlarına bağlanan bombalarla kafası koparılarak öldürülüyor, kimi videolarda ise domuz bağıyla bir zincirden sarkıtılan ‘düşmanlar' alttan yakılan ateşle ‘kebap' yapılıyor. Bazan da İngiliz ajanı olduğu bilinen Cihatçı John, birilerinin kafasını elindeki Rambo bıçağıyla kıtır kıtır kesiyor.

İzleyenin kanını donduran bu videolar, bugüne kadar pek çok tartışmaya neden oldu. Videoların nasıl bu kadar kaliteli çekildiği, profesyonelce kurgulandığı, hatta stüdyo ortamında bile çekilmesi zor sahnelerin nasıl kolayca sahnelendiği bir türlü anlaşılamadı. Ancak hiç rüzgar esmeyen çöl mekanları, gölgeleri yere düşmeyen insanlar, ütülü üniformalar, stüdyoda hazırlanmış müzikler ‘bu videolar profesyonel birilerinin elinden çıkıyor' tartışmalarını hep gündemde tuttu.

Öte yandan 2007 yılında bile CD'lere virüs yükleyerek terörist avlamayı akıl eden ABD'nin bugüne kadar ne bu videoları yapanları ne de internete yükleyenleri bulamaması, nasıl bir oyunun içinde olduğumuzu sorgulamamıza neden oldu.

Üstelik bu sorgulamayı yapan sadece dünyanın namuslu ve dürüst insanları da değil. ABD'nin –başına bir şey gelmezse- müstakbel başkanı Donald Trump, rakibi Clinton'la canlı yayında yaptığı düelloda bu konuyu gündeme getirerek sordu: “İnternet denen şeyi biz yönetiyoruz ama teröristlerin internet üzerinden propaganda yapmasına bir türlü engel olamıyoruz. Hayırdır?”

Trump'ın ve bu soruyu soran herkesin, muhtemelen arpası kesilen bir reklam şirketinin “ABD için sahte DAEŞ ve infaz videoları çektik” itirafını beklemesi gerekiyor.

HAÇLI VİDEOLARI

11 Eylül'ün ardından dönemin ABD Başkanı Bush'un ‘yeni bir haçlı savaşı' olarak nitelediği dönem başlamış, ABD önce saldırılardan sorumlu tuttuğu El Kaide lideri Bin Ladin'i sakladığı için Afganistan'a işgal operasyonu başlatmış, ardından da bugün hala oluk oluk kan akan Ortadoğu üzerindeki planlarını gerçekleştirmek için gözünü Irak'a dikmişti. Irak'ta ‘kitle imha silahları' olduğunu iddia eden ABD, 20 Mart 2003'te Saddam'ı devirmek için ‘Irak'ı Özgürleştirme Operasyonu'nun düğmesine basmıştı. Yıllar sonra bu ‘kitle imha silahları'nın aslında hiç var olmadığı ABD tarafından ‘üzüntüyle' itiraf edilse de, Amerikan askerleri Irak'ta kaldığı 8 yıl boyunca 1 milyona yakın insanı öldürmüştü.  Zaten bir savaşta ilk önce doğruların öldüğü biliniyordu. Ancak dün ortaya çıkan bir haber, ABD'nin kanlı işgal hareketlerinde kullandığı en büyük silahın ‘yalanlar' olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

04-YS-SYF01-r

Yorum Yaz

  262334

-