24 AĞUSTOS 2017 PERŞEMBE

TESLA, UBER VE YERLİ OTOMOBİL

Geçen yüzyılda kişisel araç sahipliği üzerine kurulan otomobil endüstrisi, kısa zaman içinde farklı formlara gireceği gözükmektedir.

Geçen yazıda Nobel ailesinin petrol savaşlarındaki yerinden de bahsetmiştik. Petrolün yüzde 72'sı yakıt (fuel) olarak değerlendirilmektedir. Bunun büyük bir kısmı benzin (Gasoline), diğer kısımları ise dizel benzin ve jet yakıtı olarak kullanılmaktadır ve dünya yüzeyinde 25 yıllık petrol kalmıştır.

Taksi, otobüs, metro sistemine rağmen, araç sahipliği kişisel taşıma işleminin ana çözümü olarak günümüze kadar geldi. Onun için bu iş planı markaları yarattı ve marka marjı satış fiyatlarını belirleyerek bir şirketi diğerinden ayırdı. Elbette marka kalite, servis, imaj gibi her şeyi barındırmaktadır.

Şimdi ise otomobil endüstrisini zorlayan bir kaç dinamikten bahsedebiliriz. Bir yandan teknolojideki ve haberleşme alanındaki zıplama, araçları daha farklı donatarak sosyal hayatın içine sokmaya zorluyor. Diğer yandan da küresel ısınma ve petrolün azalması farklı bir araç anlayışını bize sunuyor. Bunların üstüne nüfusun ve insanlarının mantalitesinin değişmesiyle gelen şehirleşme farklı iş planlarına imkan tanıyor.

Amerika'nın bu konuda ne düşündüğünün emareleri yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. Amerika'nın otomobil endüstrisinin başkenti Detroit şehri kısa zaman önce 1 milyon 850 bin kişiden 700 bin kişiye düştü. Bunun en önemli nedeni araç sahipliği iş planında rekabete dayanamayan Amerikan otomobil markalarının üretimini Detroit dışına taşımalarıydı. Araba şirketleri battı ve iflastan kurtarma ile ayağa kaldırılmaya çalışıldı. Bu sürede rekabet içinde farklı yardımlar da sağlandı. Regülatif  verilen cezalar ile 2010 yılında Toyota'ya 9 milyon aracını geri çağırtıldı. 2015 yılına geldiğimizde Volkswagen egzoz ölçümleri ile ağır bir darbe yiyecek gözüküyor. Küresel araç satışlarının ilk üçünde olan bu Japon ve Alman devleri de dolaylı rekabette geri bırakıldı denilebilir.

Bunun yanında yeni bir endüstri yaratarak eski iş planlarını alt üst etmek  için de cesur adımlar atmaya başladılar. Risk yatırımcıları milyarlarca doları bu sektöre akıtarak insanların yaşantılarını kalıcı değiştirmek üzere denemelere başlangıç verdi.  

Örneğin, kişilerin kendi araçlarını kiralaması veya araçlarına başka yolcu alması dünya çapında kabul gören uygulamalar olarak kendini gösteriyor. Bu bir anlamda taşıma işlemi için araç sahipliği ihtiyacını ortadan kaldırmaktadır.  Bir akıllı telefon ile araç çağırabilmek belki gidilmesi gereken bir yol olarak geleceğin taşıma metodu olacaktır. Araç sahipliğini bir anlamda  gündemden düşürebilmek için algının değişmesi önemlidir. Sırf bu yaşam tarzını  insanların DNA'sına sokmak için harcanan paranın büyüklüğü korkutucudur. Sırf 2015 yılında örneğin UBER 5.9 milyar dolar risk yatırımı almıştır. Bu parayı ülkeleri fetih etmek ve rakiplerini öldürmek için kullanacağı aşikar.

  Daha emekleme döneminde kendi arabası ile bu şirkete taşıma hizmeti veren kişi bir cep telefonu ile UBER'i diğer cep telefonu ile de rakibi LYFT'i gözleyerek müşteri peşinde koşuyordu. Bu bir anlamda kaygan bir zemin yaratarak şirketlerin değerinin kaygan olmasını getiriyordu. Biri daha da büyüyerek diğerini yarışın dışına attığı zaman yaratılan değerin büyüklüğünün katlanarak artacağı malum.

Her TV dizisinde ve sinemalar da şirketin ismini duymaya başladık bile.  Uzun vadede bu taşımanın çoğunluğunu yaparsa da ileride araç sahipliği üzerine kendini kurgulayan otomobil şirketleri yerine marka marjının ortadan kalkarak, üreteceği aracın spesifikasyonunu UBER'den alan otomobil fabrikaları görebiliriz. Belki şimdinin Japon ve Alman devleri Amerikalı UBER'in bir taşeronu haline gelebilir. Belki UBER'in ilk taşeronu Tesla'dır.

Yeni Steve Jobs olarak da geçen Elon Musk geçenlerde yeni Tesla modeli olan Model X'i Steve Jobs gibi sahnede tanıttı.  Model T, Ford Şirketinin 1908 yılında dünya piyasasına sunduğu ilk herkesin satın alabileceği otomobildi. Orta gelirli ailelerin alabilmesi için seri üretimin yaratılarak el emeğinin azaltıldığı ilk üründü. Elon Musk, Tesla'nın yeni modeline Model X ismini vererek sanki otomobil endüstrisinde alfabenin sonuna gelerek nokta koyacağını söyler gibiydi!


Tesla, vizyonunu dünyayı sürdürülebilir taşımaya ulaştırmaya amaçlamış bir şirket olarak sunmaktadır. Sürdürülebilir olmayı burada anahtar kelime olarak alabiliriz. Herhangi bir dış etkenden bağımsız bir taşıma sistemi nasıl oluru düşünürken Tesla'daki bazı ipuçlarına bakmakta fayda var...

Model X'in ön kapıları sürücünün veya yolcunun geldiğini anlıyor ve kapıyı otomatik açıyor, binme işlemi bitince otomatik el değmeden kapatıyor.  Bunlara ek olarak arka kapıları kanatlı. Şahin (falcon) kanat ismini verdikleri kapılarda yandaki arabanın mesafesini anlıyor ve her hâlükârda yolcunun dışarı çıkmasını sağlayan genişliği yaratıyor. Kanatlı kapı bir anlamda yandaki mesafeyi anlayarak biniş ve inişi ona göre ayarlıyor. Bunlara ihtiyaç var mı, sormamız gereken bir soru. Bu özellikler şu anda en lüks arabalarda bile yok ama ortanın üstü kesime hitap eden Tesla'da var!  Araba endüstrisinde bir vidanın hesabı yapılırken sadece havalı olsun diyerek  bu tip yatırımlar yapılır mı! 

Daha bitmedi. Buna ek olarak arkadaki ikinci sıra ve üçüncü sırada oturulan yerlerin kullanımını sağlayacak başka bir otomasyon mevcut. Kişi sayısına göre arkadan öne doğru yolcular koltukların ileri ve geri gelmesiyle bindiriliyor. Artı, koltukların altı boş ve inanılmaz bir ekstra bagaj kısmı yaratıyor. Orta segment araçlarda bir buçuk bavul bile bagaja zor sığarken Model X'in sanki her yolcunun bir bagajı  olacakmış gibi tasarlanmış olması önemlidir.

Devam ediyoruz. Bunun yanında aracın elektrikten şarj edilmesi için elektrik kablosunun araca takılması gerekiyor. Bunun için de bir robot kol geliştirilmiş. Bu robot aracın park yerine göre otomatikman araç ile prizi bir araya getirerek insan gücünü devreden çıkarıyor.  

Ayrıca araçta çok ileri bir hava filtresi var. Neredeyse dışarıda biyolojik silah atılsa içeri almayacak bir sistem olduğu ile Tesla'nın övündüğü bir gerçek. Aniden zehirli bir ortama girdiyseniz telaşlanıp aracın seyrini değiştirmenize gerek yok çünkü korumadasınız.

Bu tip özelliklerin ARGE'sine parayı da normal bir şirket veremez ama risk yatırımı ile dönen bir şirket verebilir.  Çünkü risk yatırımcıları dünyayı değiştirmenin peşindedir.

Tesla bu atılım ile geleceğin sürücüsüz araçlarını ortaya çıkarmayı amaçlamakta olduğunu söyleyebiliriz. Sürücüsüz taksi veya kiralık araç belki ilk pazarı olacak.  Elon Musk bunları sunarken söylediği görünmez şoför tabiri buna atıftır diyebiliriz.  

İnsanlar niye Tesla alsın derken acaba bir araç sahipliği kısmında da bir geçiş mi yaşatacağını da sorabiliriz. Bu pahalı arabayı alan birileri kullanmadıklarında acaba araç garajlarından çıkarak başkalarını taşıyacak mı? Bir tuşla kiralama opsiyonunu açarak hem araç sahibinin para kazanacağı hem de Tesla'nın payını alacağı bir sistem olabilir mi? Çünkü araç sahipliğini tamamen bırakmanın zorluğunu görmeliyiz. Araç sahipliği biterse bu sefer park sahipliği başlayacaktır. Başkalarının araçlarını park edecek yeterli ortak park alanları bulunmamaktadır. Aksi halde şehirlerin tekrar dizaynı söz konusu olmalıdır.

Bunlara ek olarak Apple ve Google'ın araba endüstrisi için hamleleri de konuşulmaya başlandı. Dünya genelinde cep telefon sahiplerinin neredeyse hepsini kendi akıllı telefon işletim sistemine bağlı hale getiren bu iki firmanın geliştireceği araç stratejisinin etkisi Tesla ve UBER'in dalgalarının üzerinde bir dalga olabileceği gibi araç sahipliğini artırıcı başka bir dalga da olabilir. Lakin, bu süreçte  eski otomobil endüstrisinin sarsılacağı ve bir boşluk yaratacağı kesin.

iuuq_NV_00xxx_SL_ftljtfijssficfsj_SL_dpn0dlgjoefs0vtfsgjmft0jnbhft0efwsjn_SL_kqh

Bu kırılım yaşanırken ülkemiz de Devrim, Anadol, Tofaş deneyimlerinden sonra yerlilik oranı yükselmiş yep yeni bir otomobil ile hamle yapmaya hazırlanıyor. Elinde yerli pazar kartı ve ulaşabileceği bir uluslararası pazar imkanı da var. Aniden bütün taksiler ve kamu araba pazarını yerli malı oranı ve fiyat avantajı ile kazanabilir ve kendi segmentinde müşteriye daha güçlü ulaşabilir.

Bunun yanında uzun vadede o aracın etrafında yaratabileceği bir ekosistem de olabilir. Bugün otomobil bir donanım değil bir işletim sistemine doğru gidiyor. Örneğin Tesla Model S 2500 dolar verenlere otomatik sollama mekanizmasını getirdi. Yani bu yazılım uzaktan arabanıza yükleniyor ve aracınız sollama işaretini verdiğiniz zaman gerisini kendi hallediyor. Ya da örneğin araçta acil haberleşmemizi sağlayacak ecall sistemi,  adaptif hız kontrol düzeni, otomatik dur kalk, şerit ve park yardımı, kooperatif çarpışma önleme, kablosuz motor ve sensör gibi irili ufaklı uygulamalar geleceğin araçlarında olacaklardan şimdiden öne çıkanlardır. Hatta bize özgü olabilecek metotlara  örnek olarak önde seyreden araçlardan trafik kurallarını ihlal edenleri otomatik trafik polisine yer, zaman ve fotoğraf ile gönderen uygulamaları yasallaştırabiliriz.

Hatta şimdilerde LED ışıklarla data gönderilmesi gündemde. Alt yapımız ve araçlarımız bu sistemlerle donatılarak araçlar far ve fren lambaları ile birbirleriyle haberleşirken,  trafik ışıklarından tutun, sokak lambalarına kadar araçlarla haberleşen bir sistem yaratılabilir.  Böyle bir yerli ekosistemin yegane uygulama yeri bu yerli araç olacaktır. Bu zamana kadar ekonomik olmasından dolayı araba fabrikalarının etrafında gelişen yan sanayi bir başka forma girerek daha yazılım  odaklı olarak otomobil endüstrimizin etrafında yeşerebilir.  Aksi halde bu uygulamaları dışardan satın alarak yüklüyor oluruz ve bizim trafik şartlarımıza uygun yazılım yapmaları için bekleriz.

 yerli-otomobil-saab_1

Bunun yanında hazır test edilmiş ve üretim metotları planlanmış bir araç modelinin fikri hakları satın alınarak üzerine bina edilmesi de olaya profesyonelce bakıldığının bir kanıtı  -  bu zamanlarda herkes garajında bambaşka görünüşte bir araç yapabilir önemli olan bu aracın üretim alt yapısını kurabilmek akabinde teknik servis ve malzeme tedariğini yapabilecek bir satış ağı süreci oluşturarak marka marjına sahip olabilmektir.  Zaten ülke olarak üretim, teknik servis ve satış konularında geçmişten gelen deneyimlerimizle ve yetiştirdiğimiz insan kalitesi ile güçlüyüz. Eğer bu sefer yerli karar mekanizmalarının hakim olacağı bu süreç tamamlanırsa müşteriye bugün bu araba verilir yarın başka bir aracın verilmesi için de aynı platform kullanılır. Bu zamana kadar marka marjı için yatırım zaten piyasaya yeni araba markalarının çıkmasını engellemiştir.

Uzun vadede bu yatırım küresel kırılımı da gözlemleyerek yerli araştırma geliştirme ve startup ekosistemiyle beslenerek gelişen bir lokomotif olabilir.

DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  327076