27 ŞUBAT 2017 PAZARTESİ

TİMUR SURLAR VE KALE DAHİL BÜTÜN ŞEHRİ YAKIP YIKTI

1348’deki veba salgını pek çok kişinin ölümüne sebep olmuş, 1400’de de Timur surlar ve kale dahil bütün şehri yakıp yıkmış, üç gün süren yağmalama sırasında 20.000 kadar kişi öldürülmüştür. 1516’da başlayan Osmanlı yönetimine kadar devam eden Memlük döneminde Halep genel anlamda kalkınmışsa da açlık, kıtlık, bazan günde 500 kişinin ölümüne sebep olan veba salgını ve sık sık şehri harabeye çeviren deprem gibi felâketlerden de kurtulamamıştır.


TİMUR SURLAR VE KALE DAHİL  BÜTÜN ŞEHRİ YAKIP YIKTI

Tâlib Yâzîcî

İlim, Kültür ve Sanat. Seyfüddevle'nin sarayı filozof Fârâbî, edebiyat tarihçisi Ebü'l-Ferec el-İsfahânî, vâiz İbn Nübâte, dil âlimleri İbn Hâlûye (Hâleveyh) ve İbn Cinnî, şairlerden Ebü't-Tayyib el-Mütenebbî, Ebû Firâs el-Hamdânî ve Ebû Bekir es-Sanûberî gibi önemli kişileri barındırmaktaydı. Ancak Halep'in kültür durumu, Haçlı seferlerinin ve Moğol istilâsının sebep olduğu tahribattan etkilendi ve seçkin ilim, fikir ve sanat adamları Mısır'a gittiler. Bu olayların tabii bir sonucu olarak ilim ve sanat faaliyetlerinde büyük bir düşüş görüldü. Halkı Haçlılar'a ve Moğollar'a karşı cihada teşvik etme düşüncesi devrin edip ve şairlerinin eserlerine de yansımıştır. Edebiyatta İslâm beldelerinin uğradığı felâketleri konu alan akımlar ortaya çıktı; bunlar da özellikle mersiyelerle, tehlikelere karşı halkı uyaran ve şuurlandıran başka akımların doğmasına sebep oldu. Söz konusu mersiyeler felâketlerin tasvirini, İslâm beldeleri için göz yaşı dökmeyi, şikâyet ve nasihatı içeriyordu. Savaşlar müslümanların lehine sonuçlanınca da zafer ve övünme temaları işlenir, şairler ve edipler kahraman kumandanları ve askerlerini överler, bunun yanı sıra şehidlere de ağıtlar söylerlerdi. Halep hakkında çok mersiye yazılmıştır; bunlardan biri, Eyyûbîler'den el-Melikü'n-Nâsır'ın esir olarak buradan geçerken kaleme aldığı mersiyedir.

Halep'in parlak devri

Halep Zengîler ve Eyyûbîler döneminde çok parlak bir çağ yaşadı. Nûreddin Mahmud ilme ve âlimlere çok değer verirdi. Onun Suriye'de inşa ettirdiği medreseler şeriatın öğretildiği, fıkhî tartışmaların yapıldığı birer dinî enstitü haline geldi. Bu konudaki gayretler, özellikle o yıllarda yaygınlaşan Şîa'ya karşı Sünnîliği canlandırmaya yönelikti. Nûreddin Mahmud'un öldüğü 1174 yılında Halep'te üçü Hanefîler'e, dördü Şâfiîler'e mahsus olmak üzere toplam yedi medrese ile biri kadınlara ait üç hankah vardı. Halep Eyyûbîler ve Memlükler devrinde de Sünnî düşüncenin merkezi oldu. 1204'te şehirde sekizi Şâfiîler'e, dokuzu Hanefîler'e mahsus on yedi medrese, 1260'ta yirmi biri Şâfiîler'in, yirmi üçü Hanefîler'in olmak üzere toplam kırk dört medrese mevcuttu. Bu medreselerdeki hocalar ve öğrenciler maaşlarını ve burslarını medreselerin vakıflarından alırlardı. Zengîler'in ilgi ve ihtimamı yalnızca dinî ilimlere münhasır kalmamış, müsbet ilimleri de kapsamıştır. Özellikle bîmâristanlarda teorik ve pratik tıp öğretimi yapıldığı bilinmektedir. Tıp ilminde Halep'in en önde gelen siması, el-Kâfî fi'l-kuĥl adlı eserin müellifi olan Halîfe b. Ebü'l-Mehâsin'dir. Hayatının bir bölümünü Eyyûbîler'in veziri sıfatıyla Halep'te geçiren Ali b. Yûsuf el-Kıftî de önemli bir tıp tarihçisidir.

Halep hakkında eserler yazıldı

Şehâbeddin es-Sühreverdî ile İmâdüddin en-Nesîmî Halep'in meşhur mutasavvıflarındandır. Memlükler dindar insanlardı. Bu hasletleri onları Haçlılar'a ve Moğollar'a karşı ihlâs ve samimiyetle mücadele etmeye yöneltmiştir. Aynı sebepten dolayı din âlimlerine değer vermişler, medreseler, camiler ve sosyal kurumlar inşa etmişlerdir. Bu çalışmaları kütüphaneler takip etmiş, Kur'an, hadis ve dört mezhebi ilgilendiren fıkıh, tefsir ve usul ilimlerine ait çok sayıda eser yazılmıştır. Halep hakkında pek çok eser telif edilmiş olup bunların en eskisi İbn Ebû Tay el-Halebî'nin (Yahyâ b. Ebû Hâmid) kitabıdır (geniş bilgi için bk. İǾlâmü'n-nübelâǿ bi-târîħi Ĥalebe'ş-Şehbâǿ, I, 10-67). Başta Ebü'l-Alâ el-Maarrî olmak üzere birçok şair de bu şehir hakkında methiyeler yazmıştır.

Bir İslam şehri haline geldi

Fetihten hemen sonra müslümanlar Halep'i bir İslâm şehri haline getirmiş ve çok sayıda mimari eserle süslemişlerdir; ancak felâketler sebebiyle Hamdânîler'den önceki döneme ait olanlar ortadan kalkmıştır. Halep, Kahire'den sonra birçoğu bugün de varlığını koruyan Eyyûbî ve Memlük yapılarının en bol bulunduğu ikinci merkezdir. Şehrin etrafı surlarla çevrilidir. Defalarca onarılmış olan bu surların bazı kısımlarıyla birkaç kapı ve burcu günümüze kadar gelebilmiştir; ayakta kalabilen kapılar şunlardır: Bâbü'l-Hadîd, Bâbü'n-Nasr, Bâbü Antâkıyye ve Bâbü Kınnesrîn. İzzeddin İbn Şeddâd, kendi zamanındaki kapıların sayısının on beş olduğunu söylemektedir.

Halep Kalesi İslam dünyası harikası sayıldı

İlkçağ Halep'ine ait 49 m. yüksekliğindeki oval biçimli höyüğün üzerinde yer alan iç kale bugün her yönüyle tam bir İslâmî eser hüviyetindedir. İyâz b. Ganm, Seyfüddevle ve Nûreddin Mahmud Zengî kaleye büyük özen göstermişlerdir. En parlak günlerini Eyyûbî Hükümdarı el-Melikü'z-Zâhir Gāzî döneminde yaşayan kale Hülâgû'nun ve Timur'un tahriplerinden sonra tekrar inşa edilmiş, son olarak da Kansu Gavri zamanında (1501-1517) yeniden yapılırcasına köklü biçimde onarılmıştır. Muntazam bir plana sahip bulunmayan kale ile içindeki saray ve diğer hizmet binalarının mimari teşkilâtı, üzerinde yer aldıkları tepenin oval şekline uygun tanzim edilmiştir. Kalenin en dikkat çekici ve en önemli kısmı, güneybatıdaki büyük kulelerle birleşen ana girişidir. Zengîler dönemine ait olan (1209) ve çeşitli onarımlar geçirmesine rağmen orijinal şeklini büyük ölçüde koruyan bu kısım, savunma ve gözetleme kulesi vazifesini gören iki burç ile uzun bir köprüden oluşmaktadır. Büyük ve geniş giriş burcunun altında yer alan kapıdan itibaren aşağıya doğru meyilli şekilde inşa edilmiş yüksek ayaklar üzerindeki köprü, kaleyi çevreleyen hendeğin üzerinden geçerek daha aşağıdaki diğer bir savunma kulesinde son bulmakta, giriş burcundan daha küçük ölçülerdeki kaleden bağımsız bu ön kuleden başlayan ikinci köprü de aşağıyla irtibatı sağlamaktadır. Bugün harap durumda olan kalenin içindeki binalar arasında dikkat çekenler ise 1367 tarihli bir hamam, dokuz kubbeli bir taht odası, XV. yüzyıla tarihlenen bir kapı ve bir minareden ibarettir. Halep Kalesi İslâm dünyasının harikalarından biri sayılmış ve bu yönüyle darbımesel olmuştur.

Devamı yarın...

Yorum Yaz