21 EKİM 2019 PAZARTESİ

Hasret Yıldırım

TOPLUMSAL İSYAN GECESİ: YIL(AN)BAŞI

Hasret Yıldırım

“Geldi, çattı; hopladılar, zıpladılar, içtiler, …tılar, yediler, kustular… Ne değişti, aya mı çıktılar? Geriye KOSKOCAMAN bir günah gecesi kaldı ve ahiret hesabı…” diyerek girizgâh yapalım ve melanet gecesine dönüp, sözü Osman Yüksel Serdengeçti'ye bırakalım:


5_9“Başımız dönecek yine… Nice ocaklar sönecek yine... Yılbaşı geliyor!. Kışın ortasında başımızın belası geliyor. Yine millet delirecek, çılgınlık alametleri belirecek… İçecek, yerlere serilecek... Sambo-bambo, caz-saz, hindi-kaz... Yine Millet sarhoş olacak, bir hoş olacak… Elektrikler sönecek, çiftler dönecek... Oh, neler olacak neler!. Piyangolar çekilecek, kafalar çekilecek, paralar çekilecek… Yılbaşı bu; bu gece Hz. İsa doğdu, öyleyse biz de doğalım… İçelim, kendimizden geçelim. İşte Noel baba… Sırtında aba, hediyeler caba... Noel ağacı, çekilin değmesin. Eğilin dokunmasın!. Bak, herkes gülüyor… Oynayalım, gülelim… Bu hayat böyle geçer, bu hayat böyle geçer… Hem de Ramazan!. Aman!. Neymiş o Ramazan? Ha, bizim dairede bir Ramazan bey vardı; o olmasın!. Ha, ha, ha…

Yılbaşı gecesi; isteri nöbetleri, fenalıklar geçirenler, daha neler neler... Ay ne hoş çocuk, çok sempatik!. Oğlan sempatik, bayan manyetik... Oh, ne şeker… Ne şeker şey!. Çok içmiş olacak ki bin kusar. Çalgılar bir an için susar... Ayol kolonya getirin, kolonya… Her ne hal ise; Kolonya, Polonya, Çekoslovakya gelir... Demir perde arkası... Fakat burada perde yok!. Aman görmesinler bizi, buradan kaçalım, radyomuzu açalım, piyangoyu dinleyelim… Ümidimiz bunda!. Personel Kanunu, porselen kanunu oldu, “Kırat” porseleni kırdı, tepti!. Vademiz yetti!. Tamammm!.” (Yeni İstanbul Gazetesi-1 Ocak 1967)

Gelelim, yazımızı oluşturan suale; yıl(an)başı-melanet gecesi bize nasıl şırınga edildi? Tabii ki, evvela o devrin en çarpıcı silahları; gazeteler ve radyolar eliyle… Balolar, piyangolar ve birçok pislik; gazetelerde boy göstertilerek, radyolarda reklam edilerek, Millet sokak propagandasının esiri edildi. Mevzu ile alâkalı birkaç misal verelim ve “düşünelim!.” (Zaten bizim yazılarımız “düşünen insanlar” içindir, “slogancılar” için değil…)

 6 Sonkânun (Ocak) 1935 tarihli Ulus gazetesi, Milli Piyango bileti almanın neden ehemmiyetli olduğunu dünya gözüyle gayet teferruatlı aktarıyordu: “Para saadetin anahtarıdır. Mesut olmak için zengin olmak şarttır… Zengin olmak için de bir milli piyango bileti almak lazımdır.” Halbuki nice zenginlerin paralarının, huzurları ve maneviyatları için en ufak bir artı sağlamadığını defalarca duymuşuzdur. Hele ki, haramdan gelen milli piyango parasının… Nice talihli? kısa bir sürede piyango çıkmadan evvelki hallerini arar olmuşlardır. Demek ki neymiş, para (piyango) saadetin anahtarı değilmiş…

1 Kânunusani (Ocak) 1933 tarihli propaganda gazetesi Cumhuriyet; bin yıl İslam'ın bayraktarlığını yapan, yeryüzünde Allahu Teala'nın kılıcı olan bir milleti, alaya alırcasına bir görüntü ile yeni seneyi karşılamıştır. Yunan'ın çok tanrılı sisteminden sakallı bir tanrı, dünyaya uzaydaki bulutlar üzerinden bakarak, 1 Ocak tarihinde doğmuş bebek tanrının takvim yaprağı üzerindeki resmini izliyor!. Yeni miladi seneyi tasvir edecek başka bir görüntü kalmadı mı arkadaş, bu ne rezillik? Gâye, milleti “illuminati” üzerinden bir şeylere alıştırmak!. Ne yazık ki, başarılı da oldular…

3_17

Dedik ya, “illuminati” diye… Daha evvelki senelerden bir gazetenin yılbaşı resmi var ki, sormayın gitsin… 2 Kânunusani 1930 tarihli Akşam Gazetesi “yeni seneyi halkın büyük bir coşku? İle kutladığını, barların ve biranelerin oturacak yer kalmayacak seviyede dolduğunu” yazıyordu. Haberde geçen ve haber ile alâkalı olarak kullanılan resimdeki insanların, benim ve milletim ile uzaktan yakından alâkası yoktur. Hani 7-8 sene evvel 7 düvele karşı kanının son damlasına kadar dövüşenler? Bu resimdekiler mi? YAZIKLAR OLSUN, nasıl bu hale getirdiniz bu milleti?

1_19Gelelim dönemin balo-eğlence muhabbetine… Eee, yeni bir sistem ile aslını inkâr edince, bunu da kutlamak lazım değil mi? Hepsini bir araya getirsen hiçbir şey ifade etmeyecek günlere birer kutlama ve bayram günü belirle, üzerine yılbaşı gecesini ekle; al sana dünyevi zevkleri doruklara çıkaracak, nefsini zirve yapacak bahane!. Bu minvalde, sistemin kurucusu ile alâkalı; kimine göre gerekli olacak, kimine göre gereksiz olacak bir not aktaralım… Acaba, Kemal Paşa yılbaşı geceleri ve günlerinde ne yapmıştı? Muhtevasında, Cumhurbaşkanlığı nöbetçi yaverleri tarafından her 24 saatte bir hazırlanmış, bir nevi rapor keyfiyeti taşıyan ve Özel Şahingiray'ın Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Yayınları'ndan 1955 senesinde çıkan “Atatürk'ün Nöbet Defteri” isimli, Türk Tarih Kurumu Basımevi'nde basılmış kitabında bu bilgiyi elde etmek mümkün… Harfi harfine aktarıyorum:

31.12.1931: Reisicumhur Hazretleri saat 14:00'de kalkmışlar, saat 14:30'da Marmara Köşküne teşrif buyurmuşlar, saat 18:30'da avdet etmişler, misafir kabul buyurmuşlar, saat 8:30'da avdet etmişler ve yatmışlardır. İmza: M.Celâl

01.01.1932: Gazi Hazretleri saat 18:30'da kalktılar, saat 3:00'de yattılar. İmza: Naşit

31.12.1932: Gazi Hazretleri saat 12:00'de uyandılar, 22:15'de Hilâl-i Ahmer'in yılbaşı balosuna Ankara Palas'a gittiler, saat 6:00'da avdet buyurdular. İmza: Naşit

01.01.1933: Gazi Hazretleri saat 13:00'de uyandılar ve …… yattılar. İmza: Cevdet

31.12.1933: Gazi Hazretleri saat 9:30'da uyandılar. 21:30'da uyandılar, tekrar yattılar. İmza: Naşit

01.01.1934: Gazi Hazretleri saat 9:30'da uyandılar, 11:00'de çiftlikte ve civarında tenezzüh ve 15:30'da avdet buyurdular. 24:30'da yattılar. İmza: Cevdet

31.12.1934: Atatürk saat 14:00'de uyandılar, köşkte çalıştılar, 24:45'te sergi binasındaki Hilâl-i Ahmer balosuna gittiler. Bir müddet sonra Ankara Palas'a, saat 7:30'da Marmara'ya gittiler. 8:30'da Marmara köşkünde yattılar. İmza: M.Mengü

01.01.1935: Atatürk Marmara Köşkünde 17:30'da uyandılar, 18:30'da Çankaya'ya döndüler. 23:00'de General İsmet İnönü'nün evine gittiler, 5:30'da yattılar. İmza: C.Tolgay

31.12.1935: Atatürk saat 17:30'da uyandılar, 24:45'te Başbakan İsmet İnönü'nün köşküne gittiler; 1:45'te Ankara Palas'a gittiler, 5:00'de Sergi Evi'ndeki Kızılay Balosuna gittiler, 6:30'da Çankaya'ya döndüler, 7:00'de yattılar. İmza: Ş.Özer

01.01.1936: Atatürk saat 15:30'da uyandılar, bir yere çıkmadılar, 1:30'da yattılar. İmza: N.Mengü

31.12.1936: Atatürk saat 14:30'da uyandılar, 21:00'de Dolmabahçe Sarayı'na teşrif buyurdular, müteakiben Park Oteline gittiler. 6:00'da avdet buyurdular. İmza: N.Mengü

01.01.1937: Atatürk saat 16:30'da uyandılar, 18:00'de Pera Palas'a teşrif buyurdular. 3:30'da Pera Palas'ta yattılar. İmza: C.Tolgay

31.12.1937: Atatürk saat 17:00'de uyandılar, gezmeye çıkmadılar. 5:00'de yattılar. İmza: C.Tolgay

01.01.1938: Atatürk saat 15:00'de uyandılar, 17:00'de çiftliğe kadar bir gezinti yaptılar, 18:45'te Çankaya'ya döndüler, saat 2:00'de yattılar.

Ve bir gerekli-gereksiz bilgi daha: 1932-1933-1934-1935 senesinin Ramazan ayları, yılbaşı gecesine denk geliyordu… Sözü uzatmayalım, kapanışı yine Osman Yüksel Serdengeçti ağabeyin, müthiş üslubuyla yazdığı bir makale ile yapalım vesselam…

4_13

“Yılbaşı geliyor!. Başımızın belası geliyor!. Daha şimdiden herkes yılbaşını karşılamaya hazırlanıyor. Şu ayın ilk haftasında maaşını tüketen cebi delik memur, şu akşamdan sabaha kadar ter döken elleri nasırlı işçi, şu servet azmanı karaborsacı, şu bilmem hangi makam sahibi sayın bay!. En züğürdünden en zenginine, odacısından umum müdürüne kadar hepsi de o geceyi bekliyor!. O gece, İsa'nın doğduğu gece; nice çamlar, nice çiftler devrilecek. O gece servet ve şöhret azmanları bir kaç saat içinde, bir kumar masasının başında, bir fahişenin koynunda birkaç köyün gelirini harcayıverecekler!. O gece çıplak tarafları, kapalı taraflarından fazla; tüller, güller içinde, hot sosyeteye mensup bayanlar sükse yarışına çıkacaklar. O gece herkes ve her şey birbirine sarmaş dolaş!. O gece boynuzlar taa arş-ı ala'ya  çıkacak!. Sarhoş naraları gökleri yıkacak!. (Osman ağabey bu tabirleri, yapılan işin felaketini aktarmak manasıyla kullanmıştır.)

Yılbaşında kimi servetinden, kimi aklından, kimi iffet ve ismetinden olacak... Olsun!. Yılda bir defa gelir bu... Kafalar dumanlı, gözler dumanlı; "içelim, oynayalım, dans edelim.” Ötesinden bize ne? dünya var imiş, yahut yok imiş size ne!.

Amma, ötesi birkaç sabah olacaktır ve o zaman yılbaşı sevdalıları ayılacaklardır. Bir de bakacaklar ki; para bitmiş, sıhhat bitmiş, hatta kan da elden çıkmış, gitmiş!. Ya Milli Piyango? Bey, on kişiyi zengin etmesine mukabil milletin üstüne bir kabus gibi, milli bir felaket gibi çökmüş!. Hani milyonlar, yüzbinler, hatta binler ve hatta yüzler? Beyimiz amortiye de razı, ama o da yok!.

Bir peygamberin doğum gününü sarhoş kusmuklarıyla, sarhoş naralarıyla, kumarla, düşeslerle, para, ar-namus yağmalarıyla karşılamak dalaletlerin en büyüğü… Yarabbi! sen milletimi bir nevi ruh kanseri, frengi illeti olan bu türlü hastalıklardan, afetlerden koru-kurtar!. (Serdengeçti Mecmuası-Sayı:26 / 28 Aralık 1957)

 

 

HASRET YILDIRIM - TERCÜMEİHÂL

HASRET YILDIRIM DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  686986

-