25 MAYIS 2020 PAZARTESİ

Hüseyin Yağmur

TURAN OLACAKTIK VİRAN OLDUK!

Hüseyin Yağmur

Türkiye'nin önüne bugün sorun olarak çıkan toplumsal meselelerin geçmiş zaman günlerine ait çok derin kökleri olduğunu biraz araştıranlar görürler.

 Geçtiğimiz yıllarda gündemde bulunan Ergenekon fikriyatı da hudayı nabit cinsinden bir vakıa değildir. Ergenekon fikriyatı üzerine gayrı meşru bir çeteleşme tesis ederek Türk Irkını ve Devleti'ni yüceltme davası, 1900'lülerin başlarında ortaya çıkmış Turan fikriyatının günümüze yansıyan bir izdüşümünden başka bir şey değildi aslında.

 Turan fikriyatının teorisyeni Ziya Gökalp gibi Türkçü aydınlar, 1 Numarası ise Harbiye Nazırı General Enver Paşa idi.

 Ziya Gökalp'in hayat tasavvurunda ‘Türk'ün hakkı yok, görevi vardı.' Enver Paşa ise hayalciliği aklının sınırlarını aşmış bir generaldi.

 Bir de Enver Paşa'nın kullandığı operasyon adamları vardı. Teşkilat-ı Mahsusa emrindeki Yakup Cemil, Kuşçubaşı Eşref gibi şahıslar bunlardandı.

 Biraz yakından incelediğinizde o günkü Turan yapılanmasının Ergenekon yapılanmasıyla ne kadar çok benzeştiğini şaşkınlıkla görürsünüz.

 Türkiye'nin o günkü İttihatçı yöneticileri turan fikriyatını hayata geçirmek için 1.Dünya Savaşına girdiler.

 22 Ekim 1914 günü Harbiye Nazırı Enver Paşa'nın Osmanlı Donanması Birinci Komutanlığı'na getirilmiş olan Alman Amiral Schonuan'a  çok gizli işaretli, kapalı bir zarf içinde gönderdiği emir şuydu: Türk donanması Karadeniz'de bahri hakimiyeti temin edecektir. Rus donanmasını  arayınız ve onu nerede bulursanız ilan-ı harpsiz hücum ediniz!

 Enver Paşa'nın Turancı maceraları ne yazık ki bir imparatorluğu derin bir uçuruma sürükledi. Afganistan'dan Ural Dağlarına kadar bütün Türkleri tek bir çatı altında toplayacak bir Türk birliği hayal ediyordu General Enver Paşa... Enver Paşa yaşadığı hayal kırıklığını hayatının son demlerinde ‘Turan olacaktık, viran olduk' şeklinde kısaca itiraf eder. İtiraf eder etmesine ama koskoca imparatorluk Enver Paşa'nın maceralarıyla darmadağın olmuştur.

 O günlerin yakın şahitlerinden Mehmed Selahaddin Bey, turan fikrinin Alman İmparatoru tarafından İttihatçılara empoze edilen bir fikir olduğunu iddia eder. Kafkasya'da Ruslara karşı savaşarak Almanlara yardımcı olacak Türkler için bir motivasyon lazımdır çünkü.

İttihatçılara duyurulan "Rumeli'nin devletlerce taksimi önceden planlanmıştır. Zaten size de Rumeli'nin bir faydası yoktur, sizin Anadolu'da kalıp büyük bir devlet halinde bulunmanız pek münasiptir. Buharaları, İran'ları, Türkistan'ları, Kafkasya'ları yedeğinize alır, bir “turan” devleti kurarsınız. İşte bu hükümet seksen-yüz milyonluk bir Asya devleti olur." sözlerini Almanya İmparatoru Wilhem hazırlamıştı. (Selahaddin,1989:85)      

 1.Dünya Savaşında Osmanlı Ordusunda görev yapan Alman Subay Paul  Leverkuehn Hatıralarında bu iddiayı şöyle doğrular: Kafkas halkları ve özellikle de Müslümanlar hareketin içine çekilebilir ve yeni devletler kurmaya zorlanabilirdi. Böylece Ruslar için yeni bir meşguliyet çıkarılmış olacaktı.(Leverkuehn,1998:18)

 (….) Burada söz konusu olan, Türk tarafında bunun için bir anlayış bulmak, Kafkasya'da Dağıstan'da bir ayaklanma hazırlamak ve desteklemek üzere Türklerle birlikte Kuzey İran'a ilerleme planı yapmaktı. ( Leverkuehn,1998:48) 

 (…..) Tüm bu gelişmeler genelkurmayın politik seksiyonunun idari denetimi altındaydı. Merkezi kuvvetlerin başlıca amacı Türkiye'deki çeper bir savaş bölgesinde mümkün mertebe büyük bir düşman gücünün bağlı tutmaktı. Askeri harekatlar bu amaca ulaştılar. İngiltere Afganistan'dan Hint sınırına kadar olan kesimde rahat değildi. Petrol yataklarını korumak amacıyla birliklerini Güney İran'a göndermişti. Rus birlikleri tuttukları noktalardan vazgeçerek İran içlerine geri çekilmişti. (Leverkuehn,1998:78-79)      

 Cephenin ortasındaki kuvvetlerin mücadelesi kapsamında Türkiye'ye üç esaslı görev düşüyordu: Tali savaş alanı olarak Türkiye'nin sınırlarında mümkün olduğu kadar çok düşman gücünü bağlı tutmak. Alman stratejisine karşı İngiliz İmparatorluğu'nun konumunu uzaktan zayıflatmak. Mısır ve Süveyş Kanalı'nı sıkı denetim altına almak ve giderek Rusya ile müttefiklerinin denizden ve karadan bağlantısını koparmak.

 1.Dünya Savaşında Cemal Paşa'nın kurmay subayı olan Binbaşı Ali Fuat Erden de Hatıralarında Almanya'nın askeri emellerine nasıl alet edildiğimizi şu alıntıyla ortaya koyuyor:Ordu Kurmay Başkanı von Frankenberg Deutsche Wehr Dergisinin  Mayıs sayısında şöyle demişti:Alman Başkumandanlığı 1.Dünya Savaşı'nda Türkiye'ye üç ödev vermişti.Çanakkale Boğazı'nı kapatmak, Kafkasya'ya taarruz,Kanal'a taarruz.(Erden,2003:29)

 Turancılarla Ergenekoncuların sosyolojik ve felsefik yapıları da bir hayli örtüşür. Turancılar, dini; kurallarına uyulması gereken bir olgu değil, sembolleriyle günlük hayata anlam yükleyen bir olgu olarak görürlerdi.

 Muhafazakârdılar ancak dinin emrettiği kuralları yerine getirme gibi bir alışkanlıkları yoktu.  Daha ötesi hayat tarzlarında kadın, içki, kumar gibi dinin reddettiği kavramlar da fazlasıyla yer alırdı. Türkçülükleri ve Turancılıkları onları Şamanizm'e kaydıracak kadar keskindi.

 ‘1. Dünya Savaşında Bir Yedek Subay'ın Anıları' isimli kitapta Turancılık uğruna askere yazılmış bir gencin hatıraları yer alıyor. Bu hatıraların satır aralarında Turan idealini gerçekleştirecek insanların ruh kökleri mevcut. Bu kitaptan birkaç alıntı yaprak o ruh köklerine bir mercek tutalım.

 “Bizde Turan marşları söylemek bir ibadet haline gelmişti. Şöyle başlıyordu marşımız: Ulu Tanrı sen sağlık ver Türk'e /  Hakan buyruğunu hep kardeşlere ilet / Yüce Uluğ yükselsin bir Bozkurt ihsan et.(Tonguç,1999:17)

 Bu marşla yola çıkan Turancı gençler Rusya'ya esir düşüp Sibirya'da esaret hayatı yaşarken en son Allah'tan şu talepte bulunurlar: Ey Allah var isen artık kendini göster.(Tonguç,1999:17)

Turancıların Dünyalarını da ahiretlerini de viran ettikleri anlaşılıyor yaşananlardan…

 

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  051493

-