18 KASIM 2019 PAZARTESİ

Hasret Yıldırım

TÜRKİYE’DE İLK GÜZELLİK YARIŞMALARI VE KERİMAN HALİS-1

Hasret Yıldırım

Türkiye'de tertip edilen ilk Güzellik Müsabakası, bilinenin aksine 1925 ya da 1926 yılında yapılmıştır.  Birinciliği ise, Melek Sinemasında halka yer gösteren Matmazel Araksi Çetinyan isminde bir Ermeni kızı kazanmıştır. Tabii rejim klasik “ermeni saklama” taktiğini Matmazel Araksi'ye de yapmış, kendisi tarihin tozlu sayfalarında arka planda yok edilmiştir.

Evvelki hafta ilk Türk? Dünya Güzeli Keriman Halis'in vefatının sene-i devriyesi idi. 30'ların Türkiyesi'nde gündemi alt üst eden hanımefendi ile alâkalı; “birkaç çizik” ve sosyal medyadaki “birkaç paylaşım” dışında, yazılan-konuşulan pek bir şey olmadı. Hakikatte bu; aziz Milletin aslına, örfüne, varoluş sebeplerine savaş açanların kaderi idi. Biz de bu seri makalemizde; Dünya Güzeli Keriman Halis'ten ve cumhuriyetin ilk devrinde tertip edilen güzellik yarışmalarının teferruatından bahsedeceğiz. Tamamı kaynaklı araştırmamızın vicdanî muhasebesini “düşünen” insanların insafına bırakacağız…

Türkiye'nin İlk Güzellik Kraliçesi Bir Ermenidir

h-2Aktüel Dergisi'nin ilavesi olarak okuyucuların istifadesine sunulan, Araştırmacı-Yazar Gökhan Akçura'nın hazırladığı “Cumhuriyet Dönemi İçin Özel Tarih” isimli serinin 1. sayısında; Türkiye'de tertip edilen ilk güzellik yarışması ve bu yarışmanın birincisi Ermeni Araksi Çetinyan hakkında enteresan bilgiler yer almaktadır. Tabii rejim klasik “ermeni saklama” taktiğini Matmazel Araksi'ye de yapmış, kendisi tarihin tozlu sayfalarında arka planda yok edilmiştir. (Hâlbuki ‘Hepimiz Ermeniyiz' diye bağıranlar da, rejimin en ateşli müdâfileridir.) Gökhan beyin mevzu hakkında aktardıklarını okuyalım:

Aslında Türkiye'nin ilk güzellik yarışması, 1925 ya da 1926 yılında bir film şirketinin (İpek Film) aracılığıyla yapıldı. Bunu 1932 yılında yayınlanan Güzellik Kraliçeleri ve Güzellik Müsabakalarının Tarihçesi adlı broşürden öğreniyoruz:

“Türkiye'de ilk güzellik müsabakası, altı yedi sene evvel bir film şirketinin tertibi ile Melek Sineması'nda yapılmıştır. Bu müsabaka, ciddi ve muntazam bir şekilde tertip edilmediği için iyi olmamıştır. Sahneye çıkan kızların bazıları alkışlar, bazıları ıslıklarla karşılanmış, bir takım delikanlı grupları kendi tanıdıkları ve beğendikleri kızlar lehinde gürültülü nümayişler yapmışlar; nihayet birinciliği, aynı sinemada halka yer gösteren Matmazel Araksi Çetinyan isminde bir Ermeni kızı kazanmıştır. Bu müsabakanın mükâfatı, birincinin sinema artisti olarak Amerika'ya gönderilmesi olduğu halde; Matmazel Araksi Çetinyan'ın hâlâ İstanbul'da olması, maksadın müsabakayı tertip eden film şirketinin üste para da kazanarak kendisine reklâm yapmak isteyen bir açıkgözlülüğünden ibaret olduğunu göstermiştir. Bu ilk güzellik müsabakası halk ve gazeteler tarafından istihza ile (alay edilerek)  karşılanmıştır.”

Bu kötü başlangıç, tüm olumsuzluklarına rağmen, güzellik yarışmaları ile sinema perdesi arasındaki güçlü ilişkilerin ne denli eskilere uzandığını açıkça görmemizi sağlamakta!. Şaka bir yana, dünyanın diğer ülkelerinde olduğu gibi, Türkiye'de de güzellik yarışmaları sinema ve tiyatronun yıldız potansiyeline her dönemde katkıda bulunacaktır.

Melek Sineması'nda yapılan yarışma, görüldüğü gibi, güzellik yarışmaları tarihinde kendine makbul bir yer edinemedi. İlk Türkiye Güzellik Yarışması olarak tarihe geçmek şerefi, 1929 yılında Cumhuriyet Gazetesi tarafından büyük bir kampanya ile düzenlenen yarışmaya ait olacaktı (Melek Sineması'nda düzenlenen yarışmayı o kadar da küçümsememeli, çünkü orada birinci olan Araksi Çetinyan, 1929 yılı yarışmasında da üçüncü güzel olmuştu.)

Cumhuriyet Gazetesinin düzenlediği -hükümet tarafından da pek destek bulan- bu yarışmanın birincisi 11 numaralı aday, Balıkhane Nazırı Mehmet Tevfik Bey'in torunu Feriha Tevfik oldu. Gönderilen fotoğrafların gazetede çok uzun bir süre tek tek yayınlanmasının ardından kurulan jüri, o sıra çevirdiği “Kaçakçılar” filmiyle dikkatleri üstüne çeken Feriha Tevfik'i birinci güzelimiz seçti. Feriha Tevfik sadece bir Türkiye güzeli olarak kalmadı. Sinema çalışmaları yanı sıra Şehir Tiyatrosu'nu kadrosuna da girerek oyunculuğu meslek edindi ve Cumhuriyet tarihimizin ilk yıldızı olarak tarihe geçti.

M.Kemal'in Emriyle Düzenlenen Güzellik Yarışması

h-1_1

Feriha Tevfik'ten az da olsa bahsederek giriş yaptığımız 1929 güzellik yarışması ile alâkalı olarak; Tarihçi-Yazar Ayşe Hür hanımın, 8 Mart 2015 tarihli, Radikal Gazetesi'nde aktardıkları işin en vurucu kısımlarından birini haykırması bakımından tarihi bir levhadır:

“Geniş katılımlı ilk, ‘yarı resmi' güzellik yarışması için çok beklemek gerekmedi. Yarışma fikrinin Mustafa Kemal'den çıktığı söyleniyordu. Gazetelerde ABD'de düzenlenecek yarışmadan söz edilirken ‘medeniyetin beşiği ABD ve Avrupa'da…', ‘Yunanistan bile…', ‘Balkan devletleri bile...' gibi ifadeler kullanılıyor, yani yarışmaya katılmak bir ‘milli görev' ve  ‘medenileşmenin işareti' olarak sunuluyordu. Şubat 1929'da, Cumhuriyet gazetesi yarışmaları düzenleme işini hevesle üstlendi. 4 Şubat tarihli gazetede “Bütün dünyada güzel kadınlar seçilir ve memleketin güzellik kraliçesi intihap edilirken [seçilirken], bizim böyle bir kraliçemiz niçin olmasın? Türkiye'nin en güzel kadını acaba kimdir?” diye soruluyordu. Ertesi gün Başyazar Yunus Nadi (sadeleştirilmiş Türkçe ile) “Bizim kadınlarımız bu müsabakaya niçin iştirak etmesinler, bizim ne kusurumuz var? Hâlbuki Türk kadını, dünyanın en güzel kadınlarından sayılmıştır. Hatta Avrupa'da Şark güzeli diye dillere destan olmaktadır. Avrupa'da imal edilen birçok kremlerin, losyonların ve tuvalete ait ilaçların üzerine reklam için ‘Şarkın güzellik tılsımı' cümlelerini daima görmekteyiz. O halde Türk kadını niçin Amerika ve Avrupa'da kendi milletinin güzelliğini göstermesin?” diye işin felsefesini ilan ederken güzellerin mayo ile jüri önüne çıkmalarının ‘gayri ahlakî' olduğu yolundaki eleştirilere cevap vermeyi de ihmal etmemişti.”

Medya Silahı Ateşleniyor, Ahlak Yerle Bir Ediliyordu

Ve düğmeye basılıyor, devrin en mühim silahı gazeteler-dergiler vasıtasıyla halk havaya sokularak; daha evvel yapılan birçok “inkilâp”larda olduğu gibi, yüzyıllarca İslam'ın Bayraktarlığını yapmış bir Millet aslından koparılıyordu.

Mizah Mecmuası Karagöz, 9 Şubat 1929 tarihli, 2181 numaralı sayısında mevzuu şöyle alaya alıyordu: "Cumhuriyet refikimiz Dünya Güzellik Müsabakasına Türk kadınlarının da girmesini istiyor. Öyle ya her millette güzel var da bizde yok mu? Yok ne demek! Öyleleri var ki bir gülüşle bin gönül fethederler, öyleleri var ki bir bakışla bin can yakarlar. Daha neler, ne fettanlar, ne dilberler, ne dilbazlar var, var ama bunlar bize, bizim gönlümüze göredir. Ölçüye uymaz, metroya, santime gelmezler. Malûm a, bizim bedenlerimiz alafranga değil alaturkadır, sporsuz, gelişi güzel büyüdüğümüz için hepimiz biraz göbekliyiz, vücudun ölçülü güzelliğine o kadar ehemmiyet vermeyiz, bizde güzellik şunlardır: Kaş, göz, gerisi söz. Müsabaka heyeti evvela ölçüp biçtikten sonra hesaba uygun olanları müsabakaya sokacaklar. Haydi efendim, haydi, onların arşınına göre bizde kumaş yoktur… "

Karagöz Mecmuası, 9 Mart 1929 tarihli, 2189 numaralı sayısında alay etmenin dozunu daha da arttırarak, güzelleri “ortalık malı” haline getiriyordu: “Cumhuriyet refikimiz güzellik müsabakası açmıştı ya, güzellerin resimlerini basmaya başladı, henüz bir hüküm verecek kadar olmadı ama, asıl güzeller resimleri basılmayanlar arasında olsa gerektir. Benim anladığım manada güzel, hiç insana kendi elceğiziyle resmini mi gönderir yahu!. Ben gazete idarehanelerine resim getiren güzelden bir şey anlamam. Ayıp değil a, bence güzel kendini dirhem dirhem nazla satmalı. O bizim ayağımıza gelmemeli, biz onun ayağına gitmeliyiz. Hediye diye bir resmini alabilmek için yalvarıp yakarmalıyız. Güzele naz, eda gurur yaraşır. Onlar ne biçim dünya güzelidir ki, gazeteye resim bastırmak için bizim ayağımıza gelmeye tenezzül ederler. Kimsenin hatırı kalmasın ama ben böyle güzellere bıyık büker geçerim!.”

Karagöz Mecmuası'nın, 23 Mart 1929 tarihli, 2193 numaralı sayısı “ortalık malları” ile alaya devam eder: “Cumhuriyet arkadaşımız bir müddetten beri Türk güzellerinin resmini basıyor. Bunların içinden bir tanesi Türkiye güzellik Kraliçesi olacak ve dünya güzellik müsabakasına girip birinciliği kazanacakmış. Güzele bakmak sevaptır derler, arkadaşımızın bastığı resimlere alıcı gözle bakıyoruz. Acaba biz mi kocadık da fark edemiyoruz, yoksa güzelliğin modası mı değişti? Bu resimlerin içinde dünya güzelliğini kazanacak gibisine rast gelmedik. Hatta içlerinde oldukça çehre züğürtleri de eksik değil!. Arkadaşımız bunların biraz ağzı burnu yerindelerini seçse ne olur? Bir şey değil, dünya güzelliğini kazanalım derken, bu resmileri gören yabancılar; Türkler de amma çirkin insanlarmış ha, diyecekler. Dimyata pirince giderken evde ki bulgurdan olacağız!.”

1929 Senesinde 15 Yaşındaki Çocukları Soydular

h-3

11 Şubat 1929 tarihli Cumhuriyet Gazetesi'nde tefrika edilen güzellik yarışması şartnamesi; felaketin habercisi tarihi bir levha sıfatıyla, kapkara bir leke vesikası olarak tarihe geçmiştir:

“On beş yaşından itibaren hanım kızlarımız arasında açtığımız güzellik müsabakasına ait şeraiti bugün tekrar derç ediyoruz. Bu güzel Türk kızını bulmak ve güzellik Kralıçamızın (O devirde kraliçeye kralıça deniliyordu) Amerika'da yapılacak beynelmilel müsabakaya iştirakini temin etmek gayesini istihdaf eden müsabakamız, memlekette umumi bir alâka tevlit etmiştir. Her genç kız müsabakamıza iştirak hakkına haizdir. İştirak için (9x12) kıt'asında bir fotoğraf gönderilmesi lâzımdır. Aşağıdaki müsabaka şeraitinde kâfi izahat vardır:

Kimler iştirak edebilir?

  • Müsabakamıza sinni asgari (yaşı en az) 15 olmak üzere her genç kız iştirak hakkını haizdir.
  • Müsabaka yalnız yüz güzelliği müsabakası değildir. Endam tenasübü de şarttır.
  • Müsabakaya her namuslu Türk kızı iştirak edebilir. Irk, din ve mezhep farkı aranmaz.
  • Bar kadınları müsabakaya iştirak edemezler.

Nasıl iştirak edilecek?

  • Müsabakaya iştirak etmek isteyen hanım kızlar (9X12)'den küçük olmamak şartiyle başlarının bir fotografisini ve sarih adreslerini Cumhuriyet Müsabaka Memurluğu adresine göndereceklerdir.
  • İsim ve hüviyetlerinin neşrini istemeyenler; keyfiyeti bildirmeli ve resimlerinin neşri esnasında, altına yazılmak üzere müstear bir isim intihap etmelidirler.
  • Müsabakaya memleketin her tarafındaki hanım kızların iştiraklerini temin için fotoğraf gönderilme müddetini bir buçuk ay olarak tespit ettik.

Bu suretle Mart'ın 25inci günü akşamına kadar fotoğraf kabul edilecektir.

Hususiyetle “kimler iştirak edebilir” başlığı altındaki felaketin göze çarpan birkaç hususu vardır ki, insanın midesinin kabul edebilmesi için, ne yazık ki geniş bir meşrebe ihtiyacı var:

6 Şubat 1929 tarihli Cumhuriyet Gazetesi'nde yarışmaya katılma şartları içerisinde aktarılmış yaş haddi 16-25 iken, gözlerini çocuk yaştaki kızların namusuna dikmiş medeniyet budalaları; bu şartı 15'e indirmiş, hatta 31 Mart 1929 tarihli Cumhuriyet Gazetesi'nde yarışmaya katılan 15 yaşına “henüz girmiş” bir kız olan Ümit Hanımın fotoğrafını yayınlamışlardır. Hâlbuki bu yarışma sadece yüz güzelliği müsabakası da değildir, vücut güzelliği de ön plandadır. Yani yüksek medeniyet jürisi; 15 yaşındaki kızların göğüslerine, kalçalarına, bilmem nerelerine bakarak en güzel Türk kızını seçeceklerdir. Ve bu kızlarda namuslu olmak şartı da aranmaktadır, bar kızları yarışmaya katılamazlar çünkü… Hâlbuki bu kızların anneleri ve babaları, 7 sene evvel bir İmparatorluğun sahibi olarak, tüm olumsuzluklara rağmen, dünyaya kafa tutuyorlardı… YaRabbi!. Sen benim milletimi ne kadar büyük imtihanlardan geçirdin Allahım… Biz nefislerimize ve hevâlarımıza uyarak yanlışa düştük Allahım… Sen bizi, İslam'ın Bayraktarlığını yapmış dedelerimizin hürmetine affet Allahım… Bir daha “böyle kara günleri” yaşatma ve gösterme Allahım… (Amin)

HASRET YILDIRIM - TERCÜMEİHÂL

HASRET YILDIRIM DİĞER YAZILARI

  1. despotizm ne yazıkki cumhuriyetin daha ilk yıllarında bu topraklara zerk edilmiş bir düşünce akımı olmuş ancak tarihten hiçbirşey kurtulamaz ve yerini alır teşekkürler HASRET YILDIRIM.

Yorum Yaz

  718731

-