21 EKİM 2019 PAZARTESİ

Hasret Yıldırım

TÜRKİYE’DE İLK GÜZELLİK YARIŞMALARI VE KERİMAN HALİS-5

Hasret Yıldırım

K.Atatürk: “Türk ırkının dünyanın en güzel ırkı olduğunu tarihî olarak bildiğim için, Türk kızlarından birinin dünya güzeli intihap olunmuş olmasını çok tabiî buldum.”KerimanHalis_AlmanGuzelle

Keriman Halis Dünya Güzeli seçilmiş, artık başımız göğe ermişti. Mahmut Esat Bozkurt'un “Atatürk İhtilali” isimli eserinde aktardığı hatırasındaki “fetih”lerden biri yapılmıştı: “Atatürk bir gün, lütfen bu husustaki (şapka inkilâbı) fikrimi sormuşlardı!. O sırada Musul işi, aleyhimizde sonuçlandığı için, rahmetli hayli sıkıntılı idi. Şu cevabı vermek cesaretinde bulundum: «Şapka giymek, bu millet hesabına bir Musul fethinden üstündür!» Atatürk hafifçe gülümsediler ve başlarını bir kaç defa eğerek beni taltif ettiler [İltifatta bulundular, övdüler]. (Sayfa:155)

K.Atatürk: ‘Türk Irkı, Dünyanın En Güzel Irkıdır'

Keriman Halis'in dünya güzeli seçilmesi, rejim tarafından başlatılan “Türklük” propagandasının basamaklarından birine çevrilmişti. Bu mevzuda en güzel misali, Tarihçi-Yazar Cemil Koçak Bey şöyle aktarmaktadır: “Keriman Halis'in 1932 yılında dünya güzeli seçilmesi vesilesi ile Cumhuriyet gazetesine verilen şu demeç [beyânat] dikkat çekicidir: ‘Türk ırkının necip [asil] güzelliğinin dâimâ mahfuz [saklı-korunmuş] olduğunu gösteren dünya hakemlerinin bu Türk çocuğu üzerindeki hükümlerinden memnunuz. Fakat Keriman, hepimizin işittiğimiz gibi, söylemiştir ki, o bütün Türk kızlarının en güzeli olmak iddiasında değildir. Bu güzel Türk kızımız, ırkının kendi mevcudiyetinde tabiî olarak tecelli ettirdiği güzelliğini dünyaya, dünya hakemlerinin tasdikiyle tanıttırmış olmakla elbette kendini memnun ve bahtiyar addetmekte haklıdır. Cumhuriyet gazetesi, bu meselede, Türk ırkının diğer dünya milletleri içinde mümtaz olan asil güzelliğini göstermek teşebbüsünü tâkip etmiş ve bunu dünya nazarında muvaffakiyetle intâc etmiştir [sonlandırmıştır]. Ondan dolayı bittabi [tabiatıyla-elbette] bu vesile ile de takdir ve tebriklerimize hak kazanmıştır. Şunu ilâve edeyim ki, Türk ırkının dünyanın en güzel ırkı olduğunu tarihî olarak bildiğim için, Türk kızlarından birinin dünya güzeli intihap olunmuş olmasını çok tabiî buldum." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri 1908-1938, Türk Tarih Kurumu Yayınları, I-III Cilt, Ankara: 1981, s. 92-93).'

Ardından Atatürk bir tavsiyede de bulunuyordu: ‘Müftehir olduğumuz [övündüğümüz] tabiî güzelliğinizi fennî tarzda muhafaza etmesini biliniz ve bu yolda bir tekâmülün mütemâdi tahakkukunu ihmâl etmeyiniz. Bununla berâber, asıl uğraşmaya mecbur olduğunuz şey, analarınızın ve atalarınızın oldukları gibi, yüksek kültürde ve yüksek fazilette dünyâ birinciliğini tutmaktır.'

K.Atatürk ‘Türk Irkında Geçmişin Anlamsız İzleri Kalmıştır'

Bu konuşmanın tarihine bakarak bu sırada bir hayli revaçta olan ve gün geçtikçe de yayılma eğilimi gösteren Avrupa'daki kan ve ırk nazariyelerinin tesiri olduğunu söylemek mümkündür. Belki. Ama daha erken bir tarihteki konuşmaya da kulak vermek ve Atatürk'ün 1926 yılında Türk sporcularına hitâbesine de yakından bakmak gerekir: ‘Bu kadar mühim olan spor hayâtı bizim için daha mühimdir. Çünkü ırk meselesidir. Irkın ıslâh ve küşâyişi [ferahlık] meselesidi., Istıfâsı [bir şeyin iyisini seçip ayıklamak] meselesidir ve hattâ biraz da medeniyet meselesidir. (...) Türk ırkında mâzinin meş'um [kötü, uğursuz], menfî [olumsuz], bîmânâ [anlamsız] izleri kalmıştır. Yalnız görüyorsunuz ki, târihlerde cihan hâkimi olmuş koskoca Türk milletine bugünkü neslimiz vâris olduğu zamanda, bu koca milleti biraz zayıf, biraz hasta, biraz cılız bulmuştuk. Efendiler, gürbüz, yavuz evlâtlar isterim." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri 1908-1938, Türk Tarih Kurumu Yayınları, I-III Cilt, Ankara: 1981, s. 242-246).

Hemen hemen aynı tarihte kaleme alman ve okunan Nutuk'un bitiş cümlesi de gençliğe sesleniş açısından üzerinde durulmayı gerektirir: "Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!" (Cemil Koçak-Tarihin Buğulu Aynası/Efsaneler Çökerken, Timaş Yayınları, İstanbul, 2.Baskı, Sayfa: 190-191)

Ey Türk Gençliği/Ey Türk Ecesi

KerimanHalis_Belcikada

Bu minval üzerinden Yeni Akit Gazetesi Yazarlarından Asım Yenihaber Beyin aktardıkları da yabana atılmayacak cinsten: “Neden PKK'yı temsil eden partide kadın vekiller, diğer partilere göre yüksek nisbette? Türkiye'nin inkılâpçıları, gençleri ve kadınları kullanarak Türkiye'yi kendi istikametlerinde değiştirmeyi hedeflediler. “Ey Türk gençliği” bu projenin bir ifadesiydi. Bütün devrimci akımlar böyle yapmıştı, hatta Sovyet inkılapçıları bunu daha da ileri götürmüş ve babasını “karşı devrimci” olarak ihbar eden gencin/gençlerin heykelini dikmişti!.

“Ey Türk gençliği”nin muadili “Ey Türk ecesi” idi!. Yani kızlarımızı-kadınlarımızı kimliklerinden sıyırıp, değerlerinden soyup piyasaya sürmek. Bunun için neler yapılmadı? Çok şey yapıldı!. İslâm örtünmeyi gerektiriyordu, cumhuriyet, kadınları örtüsünden çıkarmayı hedefledi. Bunda başarı sağlamak için geliştirilen projelerden biri güzellik kraliçeliği yarışmaları idi. Bu yarışmaları rejimin İstanbul'daki sadık gazetesi Cumhuriyet tertipliyordu.

“Müslüman” kadın, ilk defa bu yarışmalar dolayısıyla mayolu olarak basında göründü, halkın önüne çıktı. Hicab, iffet, ismet, mahcubiyet kelimeleri böylece değersizleştirildi. (TDK'nun 1945'teki sözlüğünde “hicab” için “utanma anlamına olup pek az kullanılır” açıklaması vardır!) Dördüncü “güzellik” yarışmasında seçilen Keriman Halis, Belçika'da dünya güzeli seçildi. Bu seçilmenin muhtelif rivayetleri var.

Bir Müslüman kadının, Osmanlı kadınının, hadi “Türk kadınının” diyelim, soyunmuş olarak, mayolu şekilde Avrupalıların huzurunda arzı endam etmesi, az buz bir başarı değildi!. Onlar Müslüman kadınla asla karşılaşamazlardı. O yüzden de onları hep haremde tahayyül ederlerdi. Avrupa, Türkiye'nin inkılapçı projesine Keriman Halis'le büyük bir destek verdi. Yüz yıla yaklaşan hayatında Keriman Halis hep bu vechesiyle gündemde tutuldu. Kadınlar için “rol model”di o.

Sabiha Gökçen de öyle! Biri “dünyanın ilk savaş pilotu kadın” idi, diğeri dünya güzellik kraliçesi!. Türkçe'nin eski kelimelerinden “ece” bu vesile ile anlam değişikliğine maruz bırakıldı. “Ece” o zamana kadar, baş, reis, koca, ihtiyar, yaşlı kadın veya çirkin masal cücesi idi... Birden ve aniden “kıraliçe” oluverdi!. Ebedî Şef, Avrupa'nın Müslüman kadın üzerindeki zaferini tebcil eden bir konuşma yaptı. (…) Devir ırkçılık devri idi. Mussolini'nin, iktidarda olduğu, Hitler'in iktidara yürüdüğü devir... Ey Türk ecesi! Muhtaç olduğun güzellik damarlarındaki asil kanda mevcuttur! Fakat o ne? Keriman Halis “Ece” Çerkes bir ana ve babadan olmuş! Eğer mesele “ırk”sa, Keriman Halis Türk ırkının değil, Çerkes ırkının güzelliğinin timsali olmalı! Irka dayalı millet tahayyülünün duvara toslamaktan başka alternatifi yok!.” (Yeni Akit Gazetesi-31.01.2012)

Keriman Halis Türk Değil, Abhaz-Çerkez İdi

Asım Beyin de aktardığı gibi; Keriman Halis Türk değil, Abhaz-Çerkez bir aileye mensup idi. Aile, Abhazlar arasında ‘Bijnow' diye adlandırılan bir sülaledir. Bu aileden Muhlis Paşa ve oğulları Âgah, Hurşit, Şevket, Halis Beyler gibi askerler ve idareciler ile Muhlis Sabahattin Ezgi ve kardeşi Neveser Kökdeş gibi ünlü bestekârlar da çıkmıştır. Hatta Keriman Halis'in ölümünden sonra, Abhaz-Abazin Kongresi Genel Sekreteri Gennady Alamiya şu mesajı yayınlamıştır: “Değerli soydaşlarımız… 1932 yılı Kâinat Güzellik Yarışmasına, Türkiye adına katılıp birinci seçilen ‘Bijnow' Keriman Halis Ece'nin vefatını derin bir teessürle öğrenmiş bulunmaktayız. Kendileri, soydaşlarımızın bulundukları ülkeleri ve birlikte yaşadıkları toplumları her platformda ve layıkıyla nasıl temsil ettiklerinin en güzel örneğidir. Keriman Halis Hanımefendi, sadece göz kamaştırıcı güzelliğiyle değil; eğitimi, kültürü ve çağdaş yaşam tarzıyla da genç Türkiye Cumhuriyeti'nin dünyadaki yüzü olmuş ve bu gururu hepimize en üst düzeyde yaşatmıştır. Merhumeye Tanrı'dan rahmet, ailesi, sevenleri ve toplumumuza ise başsağlığı diliyoruz. Ruhu şâd, mekanı cennet olsun!.”

KerimanHalis_PodyumdaEvvelki senenin Temmuz ayında da, “Moskova Abhaz Diasporası” tarafından Keriman Halis Ece adına bir etkinlik düzenlenmiştir. Bu etkinlik ile alâkalı olarak Abhaz Haber sitesi şunları yazmıştır: “Moskova Abhaz Diasporası 23 Temmuz akşamı Keriman Halis Ece anısına bir gece düzenledi. Gecede Abhazyalı genç tasarımcılar bir defile ile takılarını ve giysilerini sergiledi. Geceye katılanlar arasında bulunan haber sitemizin yazarlarından Mahinur Tuna'da iştirak etti.  Kısa bir konuşma ile “Abhaz Bayrak günü dolayısıyla dünya durdukça Abhaz Bayrağı Bağımsız Abhazya'nın üzerinde dalgalansın” diyen Mahinur Tuna,  Keriman Halis'in kızı ile yaptığı görüşmeye dayanarak selamlarını iletti. Diasporanın, Abhazya temsilciliğin, bütün derneklerimizi temsilen federasyonumuzun ve Guaşe grubu adına selamlarını iletti. Moskova Abhaz Diasporası Başkanı Sayın Beslan R. Agrba Abhazfed Genel Başkanı Cengiz Aşba'ya bir teşekkür mektubu gönderdi. Moskova Abhaz Diasporası Başkanı Beslan R.Agrba imzası ile gönderilen mektupda; ‘Sayın Bay Ashuba… Moskova Abhaz Diasporası adına, 23 Temmuz'da Moskova'da ilk “Dünya Güzeli” Keriman Halis Ece onuruna düzenlenen etkinlik için sağladığınız destek ve yardımlarınız için minnettarlığımı ifade etmek isterim. İnanıyoruz ki bu girişim iki diaspora arasındaki entegrasyonu ve kültürel etkileşimi hızlandıracaktır. İlerdeki projelerde yapılacak olan işbirliklerini sabırsızlıkla beklemekteyiz. Saygılarımla…' ifadelerine yer verildi.” Şu satırları okurken, insan kendi kendine “Bu Millete yapılan ihanetlerin tamamında “Türk Milleti'nden olmayanlar” mı kullanılmış arkadaş?!.” demeden edemiyor…

Keriman Halis gibileri, kat'iyetle HAYIRla yâd etmenin gerektiğine bir tasdik mahiyetinde, Kulüpçü-Yazar İzzet Çapa'nın şu yazısı misal oluyor: “Bundan iki yıl önce kaybettiğimiz Keriman Halis, Batı tarafından, Osmanlı'nın bağnaz bir toplum olduğu ön yargısının kırılmasının ilk simgelerinden biridir. Hatta öylesine ki, onun öyküsü Japonları bile etkilemiştir. Bugün Japonya'daki ders kitaplarında "Kerime Halis Olayı” diye okutulan bölümde, Türkiye Cumhuriyeti'nde ilk kez bir güzellik kraliçesinin Türk kadınını erkek egemenliği baskısından manevi olarak kurtardığından söz edilmektedir.” Mübarek ve yazıklar olsun?!.

HASRET YILDIRIM - TERCÜMEİHÂL

HASRET YILDIRIM DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  803127

-