22 KASIM 2017 ÇARŞAMBA

Kurşun Kalem

TÜRKİYE İRAN İTTİFAKI MECBURİYETİ

Kurşun Kalem

 

İran deyince, özellikle Suriye'deki tutumu ve mezhepçi yaklaşımı nedeniyle pek çok zihinde alarm zilleri çaldırdığının farkındayım.

Suriye politikalarında mezhepçi yaklaşımı ile her hal ve şartta Esed'in yanında durması, kendi vatandaşını katleden rejime koşulsuz destek vermesi İslam dünyasının genelinde İran karşıtı bir duruş meydana getirdi.

Türkiye özelinde ise her uzatılan elin arkasından iş çevirmesi ile ilgili karnesi kırıkla dolu.

Mesela, ABD Birleşmiş Milletler'de uranyum zenginleştirilmesi bahanesi ile İran'a büyük bir tecrit uygulamaya çalışmasını Brezilya ile birlikte engelleyen Türkiye'ye teşekkürü, Suriye'de köşeye sıkıştırmak olarak ettiğini hatırlatabiliriz.

Ancak…

15 Temmuz kalkışması ile İran'a sahip çıkması da dahil pek çok konuda mazlum dünyanın sözcüsü haline gelen yeni Türkiye ve lideri Tayyip Erdoğan'a yönelik alçak darbe girişimi başarılı olsaydı, azgın uluslararası sistemin sonraki hedefinde İran olacağı artık Tahran yönetimi tarafından da iyice anlaşılmış oldu.

Şimdilik Türkiye'deki doğrudan müdahaleye rafa kaldıran ABD öncülüğündeki uluslararası sistem, Orta Doğu'da kesinlikle mezhep temelli bir savaşın kıvılcımını çakmaya çalışıyor.

Suudi Arabistan'da olan bitenler de, Lübnan Başbakan'ının istifası da, Birleşik Arap Emirlikleri'nin densizlikleri de, PYD-YPG oluşumunun DAEŞ'in yerine ikamesi de bu büyük planın adımları.

Kuzey Irak referandumu İran tarafından bazı gerçekleri anlamasına yol açmıştır umarım.

Türkiye ve Irak ile birlikte hareket ederek bu bölgesel tehdit hamlesini şimdilik savuşturmuş görünüyor.

Tüm bu denklemi alt alta, üst üste, yan yana yazınca azgın Batı girişimi karşısında tek bir çıkar yol kalıyor; Türkiye ve İran'ın ittifak kurması.

Konjonktürel değil, kalıcı bir ittifaktan bahsediyorum.

İslam dünyasının bu iki önemli ülkesi bir araya gelirse, Sünni-Şii kavgası üzerine kurulan yakıcı stratejinin işleme şansı kalmaz.

Sizi bilmem ama bana göre Orta Doğu'yu kontrol etme üzerine kurgulanan tüm hesapların temelinde yatan mezhep temelli savaşın önüne geçmek, ihtimalini bile ortadan kaldırmak için Türkiye ile İran'ın bir arada hareket etmesi gerekliliğin ötesinde mecburiyettir.

Bu büyük birliktelik, sosyolojik olarak İslam ümmetinin de cepheleşmesinin önündeki en büyük engel olacaktır.

Bu ittifak başka hiçbir ülke arasında gerçekleşemez ve etkili olamaz.

İşgale uğramamış, doğrudan sömürge görmemiş iki İslam devleti olarak Türkiye ve İran'ın ümmetin geleceği açısından başka alternatiflerinin olduğunu düşünmüyorum.

Osmanlı ve Fars geçmişi önümüzde engel olmaktan çıkmalı.

Neticede yüzyıllar boyunca bu iki ayrı çizgi doğrudan savaş alanında karşı karşıya gelmemiştir.

Geçmişi mezhep savaşları tarihinden ibaret olan Batı, bu konunun ne kadar yıkıcı olduğunu farkında.

İslam tarihinde hiç oluşmamış bir fay hattı oluşturarak yok edici deprem üretme derdindeler.

Tüm bu felaket senaryolarının gerçekleşmemesinin yolunun Türkiye İran ittifakından geçtiğinin altını tekrar tekrar çizmekte yarar var.

KURŞUN KALEM DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  228512

-