9 AĞUSTOS 2020 PAZAR

TÜRKLERE KARŞI SUNİ ALGILAR VE ÖNYARGI OLUŞTURULDU

Alman toplumunda yabancılara, özellikle de Türklere karşı büyük bir önyargı hakimdir. 80’li yıllardan bugüne kadar, farklı tarihlerde yapılan pek çok araştırma, Alman toplumunun Türklere karşı olumsuz kanaatlere sahip olduğunu, hatta ciddi anlamda düşmanlık beslediğini ortaya koymaktadır.


TÜRKLERE KARŞI SUNİ ALGILAR VE ÖNYARGI OLUŞTURULDU

Örneğin Allensbach ve EMNİD enstitüleri tarafından 1988 yılında Federal Almanya'da yapılan araştırmaya göre, Türkler Almanların %5'i tarafından sempatik, %46'sı tarafından antipatik bulunurken, bir yabancıyla dost olabileceğini söyleyen katılımcıların oranı %60 iken bu yabancı bir Türk ise oran %38'e düşmektedir. Bu tablo 90'lı ve 2000'li yıllarda da değişmemiş, 11 Eylül sonrasında ise İslam karşıtlığı da belirgin biçimde öne çıkmaya başlamıştır.

Öte yandan yakın zamanda yapılan bir araştırma bu algının devam ettiğini göstermektedir. Bertelsmann Vakfı tarafından yapılan araştırma, İslam'ın Alman toplumundaki algılanışına dair çarpıcı sonuçlar ortaya koymaktadır. Buna göre; katılımcıların %60'ı toplumdaki din çeşitliliğini bir zenginlik olarak görmekte, ancak yine de daha yüksek bir oran; yani %64'lük kesim, toplumdaki birçok çatışmaya din farklılığının sebep olduğunu düşünmektedir. Almanya'nın batısında araştırmaya katılanların %51'i, İslam dinini daha çok bir tehdit olarak görmektedir. Bu oran, eski Doğu Almanya kentlerinde %57'ye çıkmaktadır. Almanya dâhil 13 ülkede, 14 bin kişi üzerinde yapılan araştırmada katılımcılar yaklaşık 100 soruya cevap vermiştir. Almanya etabındaki katılımcıların %19'u Yahudiliği de bir tehdit olarak görmektedir.

Medya ve siyasî mercilerin yaklaşım ve uygulamalarıyla oluşturulan bu suni algılar toplum içerisinde kamplaşmalara sebebiyet vermekte, bu da şiddet olaylarına zemin hazırlayan en önemli faktörlerden biri olmaktadır.

EĞİTİM HAYATINDA YAŞANAN İHLALLER

Almanya'daki eğitim sistemi, göçmenler açısından büyük sosyal eşitsizliklerin yaşanmasına sebebiyet vermektedir. Çokkültürlü bir toplumda tekkültürlü bir eğitim politikasının uygulanması sebebiyle ülkede yaşayan milyonlarca göçmen sağlıklı bir eğitim hakkından mahrum kalmaktadır.

Siyasî merciler, göçmenlerin ülkelerine döneceği öngörüsü sebebiyle eğitim hayatında yaşanan çiftestandardın ortadan kaldırılması adına hayata geçirilmesi gereken politikaları sürekli ertelemiştir. Eğitim hayatında başarısızlık duygusu yaşayan ve bu sebeple dışlanan göçmen ailelerin çocukları kötü alışkanlıklar, şiddet, marjinal yaşam biçimi ve işsizlikle çevrelenmiş bir hayatın içine itilmektedir.

Eğitim hayatında yaşanan sorunların başında, ilkokul dördüncü sınıfta öğretmenler tarafından yapılan ve kişinin eğitim hayatında belirleyici olan yönlendirme sürecinde yapılan ayrımcılık gelmektedir. Bu konuda UHİM heyetinin Almanya'daki temasları çerçevesinde görüştüğü Avrupalı Türk Demokratlar Birliği (UETD) Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Hayrullah Özcan, kurumumuza şu bilgileri vermiştir:

“Eğitim hayatında yabancı kökenlilerin –Almanya'da bunların tamamına yakınını Türkler oluşturuyor- yaşadığı bölgelerdeki okullarda yabancı öğrencilerin %95'i akademik çalışma yapamayacakları okullara yönlendiriliyorlar. Almanya'da ilkokul 4. sınıfta öğrencilere bir yönlendirme yapılıyor ve bu yönlendirmeye göre eğitim hayatlarının ilerleyen safhalarında nerede olacakları belirlenmiş oluyor. İlkokulun ardından üç çeşit okul var. Bunlar; 1. Gymnasium, 2. Realschule, 3. Hauptschule'dir. Bu üç çeşit okuldan yalnızca gymnasiumlara yönlendirilen öğrencilerin üniversite okuma şansı yüksek, diğer iki tip okulda eğitim alıp üniversiteye girme yüzdesi çok düşük. Realschuleler daha ziyade meslekî alana yönelik eğitim veriyor. Hauptschuleler ise daha yetersiz görülen öğrencilere eğitim veriyor. İşte bu noktada Türk kökenli çocuklarımızın büyük çoğunluğunun bu hauptschulelere yönlendirildiğini söyleyebilirim.”

Eğitim sisteminde bu üç okul türü dışında bir de zihinsel ve fiziksel engellilerin eğitim gördüğü ‘sonderschule'ler bulunmaktadır. İşte bu okullarda da herhangi bir engeli bulunmadığı halde “öğrenme güçlüğü” gerekçe gösterilerek onbinlerce Türk çocuğu eğitim almaktadır. Bu noktada özellikle Almanca noktasındaki yetersizlik gerekçe gösterilmektedir. Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) yetkilisi Pedagog Halide Özkurt ise, “gizli ayrımcılık” olarak tanımladığı bu duruma dair UHİM heyetine şunları söylemiştir:

“Eğitim sisteminde ilkokul 4. sınıfta yapılan yönlendirmede ayrımcılık devreye giriyor. Özellikle Türk çocuklar özel eğitim sınıflarına tavsiye ediliyor. Yalnızca bilinçli aileler buna karşı çıkıyor. Özel eğitim sınıflarına tavsiye edilen çocuklar içerisinde benim tanıdığım birçok çocuk doktor oldu. Sadece Almancaları yetersiz görüldüğü için bu sınıflara tavsiye edilmişlerdi. Bu durumu ‘gizli ayrımcılık' olarak tanımlayabiliriz. Bu gibi durumlar uzun yıllar takip gerektiren durumlardır.”

Resmî veriler, Almanya'da eğitim çağındaki Türk çocuklarının çok büyük bir kısmının ‘realschule' ve ‘hauptschule'lerde eğitim gördüğü ve 30 bin civarında çocuk ve gencin de ‘sonderschule'lerde özel eğitim sınıflarında bulunduğunu ortaya koymaktadır. Buna karşılık nüfusla kıyaslanamayacak kadar az sayıda Türk çocuğu, kendisini üniversiteye taşıyacak ‘gymnasium'larda eğitim görmektedir.

Eğitim hayatında yaşanan bir diğer sorun ise ülkede bulunan ve farklı dine mensup olan milyonlarca insanın kendi inançları doğrultusunda din dersi alamamasıdır. Almanya'da 3 milyonu Türkiye kökenli 4 milyon civarında Müslüman yaşamaktadır. Bunların yaklaşık 1 milyonunu eğitim çağındaki çocuk ve gençler oluşturmaktadır. Bu rakamlara göre İslam Almanya'da Hristiyanlık'tan sonra en yaygın dindir. Buna karşın İslamiyet resmî din olarak tanınmamakta ve hiçbir kurum dini cemaat olarak tanınmamaktadır. Buna karşın Türkiye kökenli Alevîlere cemaat statüsü verilmiş ve din derslerini kendi inançlarına göre Almanca olarak vermelerine olanak sağlanmıştır. Aynı sorun üniversitelerin ilahiyat fakülteleri için de geçerlidir. Almanya'da Protestan ve Katolik ilahiyat fakültelerinin sayısı 40 civarındayken İslam ilahiyatı eğitimi veren tek bir fakülte bulunmamaktadır.

Yorum Yaz

  219564

-