24 AĞUSTOS 2017 PERŞEMBE

TWİTTER'İN GÜCÜ

Wall Street Journal gazetesi Google'un yeni CEO'su Sundar Pichai'yi tanıtırken, künyesinde doğduğu şehri, yaşını, eğitimini, Google'a giriş tarihini, önceki işlerini ve Twitter takipçilerinin sayısını verdi! Twitter'ın bir anda nasıl bir kitle haberleşme aracından etki aracına geldiği önemlidir.

Matbaanınicadıile bilgilerin sınırları aşarak dolaşması, dünya entelektüel ve siyasi hayatını sayısız kademe atlatan bir olaydır. Akabinde  telgraf geldi. Telgraf ile anlık haberleşme kıtalar arasına yayıldı. New York Üniversitesi profesörü Samuel Morse 1837'de telgrafı icat edip Amerikan Senatosuna sunduğunda zar zor yatırım fonu bulabildi. Devletin parasını bunlara harcatmam diyen yetmişe yakın senatör çıktı. Aldığı ödenek ile 1843'te Washington ile Baltimore arasına bir telgrafhattı kurabildi. Bu hat ekonomik olarak battı çünkü iki nokta arasındaki ekonomik getiri hattın maliyetini kurtarmadı. Daha sonraları telgraf hatlarının artması ile telgraf yaşantıyı hızlandırmaya başladı ve yatırım karlı hale geldi. Morse alfabesi standart haline geldi. O sıralar 62 farklı kişide telgrafı icat ettiğini söyledi lakin Morse'un öne çıkmasının sebebi, kendisini destekleyecek bir politik yatırımcı bulması ve kullandığı iş planının başarısıdır. Telgraf yaşamın her yanına dokundu, örneğin ilk olarak meşhur Pony Express adlı atlı posta taşıyıcı şirketi battı.  1858'lere gelindiğinde okyanuslara telgraf hattı döşenmesi  başladı ve 19. yüzyılın başına kadar okyanuslar bir ağ gibi telgraf hatları ile donatıldı. Birden Londra ile New York arası anlık haberleşme bir iki aydan dakikalara kadar indi. Bunun etkisi ile yaşam hızlanmaya başladı. Akabinde de iki tane dünya savaşı gördük! Acaba haberleşmenin hızlanmasının etkisi ne kadardır?

 

Telgraf öncesinde haberleşmenin tek kaynağı Gutenberg'in matbaasıydı. Uzak diyarlara bir haberi ulaştırmak günler, haftalar, aylar alıyordu. Yerel olarak da haberler günlük gazeteler ile yayılıyordu. Siyasi hayat bir birine bağlı olmayan adacıklar halindeydi. Uluslararası haberlerin sayısı neredeyse azdı. Telgraf ile haberler su gibi akmaya başladı.

 

Telgraf temenniler ile geldi. Dünya daha da küçülecek, ülkelerin sınır komşuları ile olan düşmanlıklar anlamsız olacak ve dünya barışına katkıda bulunacak denildi. Aynı temenniler, 1990 yılında İnternet'in ticarileşmesi ilede yapıldı.  Bu yüzden örneğin telgraf Victorian internet adlı kitapta esas haberleşme devrimi,  İnternet ise artçı devrim olarak anlatılır. 

 

Daha sonraları sırasıyla karşılıklı konuşmayı getiren telefon,  kitlelere tek yönlü ulaşmayı sağlayan radyo ve televizyon, akabindede İnternet gelerek kişileri birbirine bağladı.  İnternet ilk olarak haber kaynaklarını daha geniş kitlelere  yaydı, ikinci aşamada ise herkesi haber kaynağı yaparak eski haber kaynaklarını bir anlamda ikinci plana attı. Şimdilerde basın açıklaması yerine Twitter'dan açıklama yapanları ve bunu da eski kitle haberleşmesi olan televizyonların vermesini sık sıkgörüyoruz. Twitter en son Periscope adlı bir uygulama yayına sokarak herkesi TV habercisi yapma teknolojisini sundu. Birden TV haber kanalları yanında kişilerin kendi cep telefonları ile canlı yayınlar yaptığını görüyoruz. Periscope, 4 ayda önemli bir başarıya imza attı ve 10 milyon kullanıcıya ulaştı. Twitter'ın açıklamasına göre 1 günde yakalanan canlı yayın izleme süresiningeçen 40 yıla eşdeğer olması da yeni bir anlayışın habercisi olarak gözükmektedir.

 

 

Kişisel haberlerin yanında günümüzde Twitter'ı politikacıların merkezi yapan konumu git gide artmaktadır. Politik vizyonların 140 karakter ile verilmesi ne kadar doğrudur konuşabiliriz lakin o vizyonun milyonlarca kitleye anlık olarak ulaştırılmasının önemi artmaktadır. Politik liderler bir anlamda vizyonlarını zaman içinde kitlelere işleme şansı bularak,  halkın DNA'larını dönüştürebilme yeteneğine kavuşmaktadırlar.Buradan hareketle yeni bir yönetim şeklinin ve beraberinde getirdiği diplomasi şeklinin doğduğunu da söyleyebiliriz.

 

Yeni anlayışta dünya liderleri dijital haberleşme mecralarına ne kadar zaman ve para yatırırsa o kadar etkili olacağı gözükmektedir. Cep telefonlarından sıradan twitmiş gibi atılan mesajların arkasını destekleyecek bir akıl mekanizması gerekmektedir.

 

Twitter'ın etkisi bir kaç yönden incelenebilir. Örneğin takipçi sayısı en önemli etkendir. Pop starlar Katy Perry ve JustinBieber'den sonra Barack Obama altmış milyon takipçisi ile dünya sıralamasında üçüncü sıradadır. Obama'nın takipçi sayısının yanında etki gücüde önemlidir. Burada dokuz dilde yayın yapan Papa Francis hesabıyla retweet alan en etkili lider olarak gözükmektedir. Yirmi milyon takipçisi olan Papa, Dünya Ekonomik Örgütünün dile getirdiği Twiplomacy tarafından  yapılan bir araştırmaya göre her twit'ine karşılık on bin retweet almasına karşın Obama ortalama bin iki yüzretweet almaktadır.

 

Bunun yanında Twitter hesabından başkalarını da takip etmek önemlidir. Aynı araştırmaya göre kendisini takip edenleri takip edenlerin sıralamasında Fransız Dışişleri bakanı birinci sıradadır. Kendisini takip eden yüz kişiyi takip etmektedir.

 

Dünya liderleri sıralamasında ise Barack Obama ve Papa Francis'i Hindistan Başbakanı NarendraModion milyon takipçiile üçüncü sırada ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan@rt_erdoganaltı milyon kullanıcısı ile dördüncü sırada takip etmektedir. Obama'nın ABD gibi dünya devinin başkanı olması, Papa'nın kıtalara yayılan dini bir kitlenin ruhani başkanlığını yapması  ve Hindistan'ın milyarı aşan nüfusunun yanında ilk tweetini cumhurbaşkanı seçildiği 2015 yılında atan cumhurbaşkanımızın dünya liderlerinde ilk dörde girmesi önemli bir nokta olarak araştırmada yer almıştır. 

 

Politikacıların twitlerinin halkı nasıl etkilediği birçok araştırmanın konusudur. Hangi kitle Twitter'da politikacıları takip ediyor ve hangi nedenle etkileşime giriyor anlık olarak raporlanması gereken bir husustur. Atılan twittlerin kullanıcı sayısını artırma etkisi, politik görüşmeler öncesi görüşülecek kişilerin Twitter analizi, kitleleri hareket ettirebilme gücü,  artık bunu sıradan bir araç gibi kullanmanın ötesine taşımaktadır.  Araştırmalar, kısa sürede Twitter sayesinde kitlelerin politikaya katılmasının arttığını gözlemlemiştir. Bir anlamda takip ettikleri liderlerin aksiyon ajandasına uydukları ve harekete geçtikleri gözlemlenmiştir. Bunun yanında halkın isteklerinin doğru okunarak politikacıların cevaplarının ahengi önemlidir. Fikirlerin yayılma hızı, uzun vadede karizma ve etkinliği destekleme, retweet alma ve bilgilerinin yayılması takip edilmesi gereken hususlardır.

 

Politikada Twitter devrimi bu gibi seçmen politikacı ilişkisinden daha geniş bir perspektife doğru ilerlemektedir. Belki şu aralar bu devrimin ilk fazınıyaşıyoruz. Twitter, her ne kadar muhalif kitleleri aktive etmek için kullanılmışsa da uzun vadede liderlerin kendi sınırlarını aşarak dünya lideri olması için kullanacağı bir araç olarak görülmelidir. İleride belki birleşmiş milletler müzakereleri bile açık ortamda yapılacak,   G5, G8, G20 gibi guruplar yerine herkesin katılımı ile konuşmalar gözler önünde gerçekleşecektir. Kitleleri mobilize eden,  idealleriyle her tür milleti heyecanlandıran veya icra yeteneği ile öne çıkan liderler dünya siyasetine yön verecektir. Bir anlamda ülkenin nüfusunun büyüklüğü, ekonomik zenginliği, askeri gücü gibi kriterlerden farklı kriterlere geçiş sağlanacaktır.  Şimdiden, eski anlayışla  kapalı kapılar ardında konuşan dış işleri bakanları kendini Twitter'da diplomasi manevraları yapar ve hashtag (#) ile kampanyalar açar halde bulmaktadır.Bunu destekleyecek en önemli neden kitlelerin ruh halidir. Ve hızla insanların DNA'ları değişmektedir.

 

Dilden ve sınırlardan bağımsız olarak kitlelerin ana ritimlerini tutturabilen liderler kendi sınırları da aşarak gerçek anlamda dünya lideri olacaktır. Bunun için günümüz popülasyonun ana hatlarını anlamamız önemlidir.  Günümüzde X, Y, Z jenerasyonları diye sınıflandırılanlar çoğunluktadır. Bu jenerasyonlar BabyBoomer diye sınıflandırılan ikinci dünya savaşından sonra doğan nesle göre bir çok kırılmayı içlerinde barındırmaktadır. BabyBoomer özellikle Amerika'da II. Dünya savaşının bitiminde başlayıp 1960 yılı başlarına kadar süren, yıllık doğum hızında büyük artış göstermiş kitleyi tanımlar.

 

X nesli ise 1965-1979 arası doğanlara denir. En yaşlısı 50 yaşındadır. Daha çok kurallara uyumlu, aidiyet duygusu güçlü, sadık ve çalışkan bir kuşak olarak tanımlanmıştır. Yaşam kavgası içinde olan nesillerden belki sonuncusudur. Teknoloji onların gözleri önünde hızlıca değişmiştir ve bu kesimi sürekli yeniliklere adapte olan bir yapıya zorlamıştır. Türkiye'nin neredeyse yüzde 20'si bu popülasyon kesimidir.   Akabinde gelen Y nesli ise 1980 ve 1999 arası doğan kuşaktır. Bir anlamda kırılmanın yaşandığı kuşak olarak gösterilmektedir. Daha bağımsız ve özgürlüklerine düşkün olmaları belkide onlarla beraber büyüyen internetin ve TV'nin etkisidir. Aşırı bireyci ve otoriteden ziyade  ruhlarına gıda veren kişileri takip etmeleri bir başka örnektir. Türkiye'de yüzde 35 civarındadır. Z nesli ise 2000 yılı sonrasında doğanlardır. Şu anda en büyüğü 15 yaşındadır. İnternetle doğmuştur. Sosyal ağlarda sosyalleşen çabuk tüketen bir kesimdir. Birden fazla konu ile aynı anda ilgilenebilen bir kesimdir aynı Y nesli gibi.

 

Telgraf,  telefon ve radyosessiz jenerasyon denilen depresyon zamanında ortaya çıktı. Birinci dünya savaşı öncesinde doğanlar bir anlamda sanayi devriminin sıkı katı üretim hatlarını barındırıyordu. İnsanların daha ekonomik yönden muhafazakar olduğu, yaşamda varolmaya çalışarak çocuklarına bir gelecek bırakmak istedikleri zamanların teknolojileridir. Daha milliyetçi ve eğlenceden önce çalışmayı yeğleyen, otoriteye bağlı yapıları olan kesimler  tek yönlü iletişim araçları ile yaşadılar.  İkinci dünya savaşı sonrasında ise ortak düşman, kitleleri gurup olarak hareket etmeye yöneltti. Soğuk savaş ve nükleer tehdit, belirsizliği ve korkuyu hayat ritimlerine işledi.  Hep bir erteleme ile yaşadılar, düşmanı yenene kadar her şeyi erteleme bir anlamda sosyal yaşantıyı oluşturdu.

 

Şimdiki nesil ise hızla "ben merkezli", ani tüketen ve anı yaşayan nesil olarak kendini göstermektedir. Zaman içinde de bu sayının dünya nüfusunda baskınolması beklenmektedir. Bu kesimin ritmininerkenden sistematik yakalanmasıönemlidir.

@mstfrgn

 


DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  328084