Lütfi Bergen

ÜÇÜNCÜ TEKNOLOJİ

Lütfi Bergen

Glyn Ford, Müslüman toplumlara hangi teknoloji? diye bir soru sorar. Ford'a göre Batı'nın askeri teknolojisi İslâm kültürünü tahakkümü altına almadan önce bütün önemli bilimleri biçim ve metot olarak batılılaştırmıştır. Bu nedenle “geriye dönmeden, daha da ileri giderek denge ve süreklilik unsurlarına dayanarak hareket etmeliyiz” der. Ford'un yaklaşımında örneğin enerji kullanımında güneş, rüzgâr, dalga ve okyanus gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına dönülmelidir. Müslümanların teknolojisi, üretim sürecinde insanı makinelere kulluk etmeye zorlayan yolu kapatmalı ve insanı insana yabancılaştıran usulleri terk etmelidir. Glyn Ford'un çözüm teklifi şu: El emeği ödüllendirilmeli, değerlendirilmelidir. Makineleşme el emeğini yok edeceğine onları çoğaltmalıdır. Teknik kültürün makine egemenliğini kırmak için insanların küçük topluluklarda tabiata yakın yaşamaları sağlanmalı, onlara kendi hayatlarını kontrol etme ve yönetme gücü verilmelidir. Bu ise Müslümanların açlık ve susuzluktan kurtulmaları, ev edinmeleri ve hayatları için bir amaç belirlemeleriyle mümkündür.

Yazara göre Müslüman toplumlarda ileride kriz doğuracak bir hayal vardır: İslâmî toplumlar da Batı tarzında gelişme gerçekleştirebilir. Müslümanlar için de endüstriyel Batı toplumunun eserlerine, Batı'nın kültürel ve sosyal görünüşlerine, olduğu gibi (değiştirmeden) sahip olmak mümkündür. Fakat yazara göre bu hayal problemlidir; gelişmeye giden uygun bir yol seçilmezse, bu hayal Batı'nın kapısından girildiği andan itibaren bunalıma yol açacaktır. Petrol bittiğinde, son petrol damlaları boru hatlarıyla Batı tarafından emildiğinde Müslüman toplumlar Dördüncü Dünya ülkelerine dönüşecektir.

Glyn Ford, yazısını “Sanayi hem teknoloji hem de sanat demektir; Müslümanlar bunu uygulamalıdır” diyerek bitirir (Ford Glyn, Müslüman toplumlara hangi teknoloji? Çeviri: Taha Kılıç, İnsan ve Teknoloji kitabının içinde, İnsan Yayınları, 1992: 73-76).

Ford'un ‘enerji' vurgusu Ivan Illich'in Enerji ve Eşitlik başlıklı kitabındaki vurgusuyla bazı noktalarda kesişmektedir. Illich'e göre, insanlık enerji kullanımı bakımından iki yaklaşım geliştirmiş durumdadır: 1) Kıt ve çevreyi tahrip eden yakıtların sanayi adına sıkı bir denetimle yönetilmek; 2) Sanayinin termodinamik tasarruf lehine yeniden teçhizini sağlamak.  

Illich'e “Çevreyi kirletmeyen bir güç (enerji) mümkün olsa ve bundan bol miktarda bulunsa dahi büyük miktarda enerji kullanımının kendisi, toplum üzerinde zararsız ama fizikî bağımlılık yapan ilaç/uyuşturucu etkisi gösterir” der. Toplumlar yiyeceklerinin kalori muhtevasından olduğu gibi, âletlerinin enerjisinden de tehlikeli biçimde aşırı güç kazanabilir. Enerji bağımlılığının itiraf edilmesi, bıkkınlık verici bir diyete girmekten daha zordur. Illich'e göre günümüz toplumlarının krizinin nedeni ne petrol kıtlığı ne de mevcut enerjinin çevreyi kirleten müsrifçe ve akılcı olmayan bir şekilde kullanımıdır. Buhran, sanayilerin insanları mahrumlaştıran, hüsrana uğratan enerji miktarını topluma dayatmasından kaynaklanmaktadır.

Illich, kişi başına enerji seviyesi aşıldığında toplumun mutlaka teknokrasinin/makinelerin hâkimiyetine gireceği tezini ileri sürmektedir. Zengin ülkelerde enerji krizi, verimsiz, modası geçmiş sınaî süreçlerin yerine daha makul ve sosyal olarak daha öldürücü yeni endüstri aşamalarının ikamesinde gereklilik olarak belirmektedir. Zenginler krizlerini ihraç ederek ve püritan enerji ibadetinin yeni İncilini vaaz ederek geçmiş fabrika teknolojisini fakir ülkelere satmaktadır.

Fakir ülkeler ise enerjiye bağımlılıklarını artırarak sefaletlerini modernleştirmeyi seçmiş olurlar ve kaçınılmaz olarak maksimum sanayi ürünü üreteceklerine dair kabulleri nedeniyle enerji/makine köleleşmesi yarışına düşerler. Zira mümkün olan en yüksek enerji tüketimi, mümkün olan en yüksek toplumsal kontrolü ortaya çıkarır.

Illich'e göre enerji krizi daha fazla enerji girdileriyle bastırılamaz. Önce kişi başına enerji tüketiminde sınırlandırma yapılmasının mecburiyet olarak kabul edilmesi gerekir.

Üçüncü bir çözümden bahseder: Hız düşürülmelidir (Ivan Illich, Enerji ve Eşitlik, Ağaç Yayınları, 1992: 11-18).

 

LÜTFİ BERGEN - TERCÜMEİHÂL

2009’dan itibaren değişik internet sitelerinde ve Hece, Hece, Öykü, İdeal Kent, Düşünen Siyaset, Opus, Değirmen, Hak-İş Uluslararası Emek ve Toplum Dergisi, Kün Edebiyat, İtibar, Granada, İştirakî, Anadolu Gençlik, Çilingir, Diyanet Dergisi, Yolcu gibi dergilerde; Yeni Şafak ve Star gazetelerinin kitap eklerinde, Star Gazetesi Açık Görüş, Al Jazeera Türk, Arkitera Mimarlık gibi mecralarda makaleleri yayınlandı. 2012’de Eleştirel edebiyat- din- iktisat ilişkilerini temel alarak yöneldiği erken dönem Cumhuriyet hikâyesi incelemelerini “Edebî Metinde Din – İktisat” başlığı ile yayınladı. “Edebi Metinde Din- İktisat” başlıklı kitap 2012 TYB Edebi Tenkit Ödülü almıştır. Basılmış Eserleri: Azgelişmişlik Üstünlüktür (1996- 2012); Ahlâk Ayaklanması (1999- 2012); İsyandan Dirliğe: Anadolu’da Yerli Olmak (2011); Edebî Metinde Din – İktisat (2012) - TYB Edebi Tenkit Ödülü (2012); Kozmosta Yerlilik- Evlerimizi Kaybediyoruz (2013); Kenti Durduran Şehir (2013); Kent-İslâm ve Kapitalizm –Şehre Yürüyelim Batı Yıkılacak- (2014); İslâmcılık Söylem ve Eylem –Bir Şiddet Eleştirisi- (2014); Medeniyet – Müslüman Toplumsallığın İnşâsı- (2014); Devlet ve Allah –AnadoluSol Bakış- (2014); İnsanın Beşinci Zindanı (2015); Bilginin Kaynağı Nedir (2015); Kalın Anadoluculuk- İsmet Özel’e Bir Cuma Mektubu (2015).

LÜTFİ BERGEN DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  859513

-